İspanyolları Kuzey Afrika’dan Süpüren Mücadele: Rif Direnişi

Rif Direnişi'nin kahramanı Abdülkerim el Hattabi'nin İspanya ve Fransa'ya karşı mücadelesi, İspanyol hezimeti, Hattabi'nin uluslararası ve tarihsel etkisini yazar Mehmed Mazlum Çelik Fokus+ için inceledi.
Mehmed Mazlum Çelik
İspanyolları-Kuzey-Afrika’dan-süpüren-mücadele--Rif-Direnişi.jpg
11 Mart 2024

Manuel Fernandez Silvestre, İspanyolların muzaffer komutanlarından birisiydi. Oysa çürümüş cesedi iki haftadır yüz üstü yatmış, bedeni şişmiş bir haldeydi. Kimse tam olarak nasıl öldüğünü bilmese de neden öldüğünü biliyordu. Silvestre, muhtemelen canına kıymıştı; çünkü modern İspanya’nın en yıkıcı askeri mağlubiyetinin en büyük müsebbibi idi.

1921 yılı İspanyollar için bir kabustu. “Rif Savaşı” olarak bilinen tarihi mağlubiyetin iki önemli sonucu olacaktı. İlki Kuzey Afrika defteri İspanyollar için hemen hemen kapanmıştı.

Bir diğer sonuç ise İspanya’daki monarşi ülke içindeki tahakkümünü büyük oranda yitirmiş ve ilerleyen yıllarda askeri diktatörlüklerin darbelerine zemin hazırlamıştı.

İspanya tarihinin nehir akışını değiştiren, Kuzey Afrika’da sonraki yıllarda meydana gelecek bağımsızlık hareketlerine ilham kaynağı olan “Rif direnişine” yakından bakmak için filmin şeridini geriye sarmamız gerekiyor.

Çöldeki tek aslan Ömer Muhtar değildi

Kuzey Afrika ile ilgili Türk kamuoyunda Ahmet Senusi ve Ömer Muhtar gibi isimler yakından biliniyor. Libya halkının İtalyanlara karşı verdiği tarihi mücadele tüm coğrafyayı derinden etkilediği gibi bu isimlerin Teşkilat-ı Mahsusa ile ilişkilerinin olması ve hatta Türk askerleri ile omuz omuza savaşmış olması bizler için kıvanç nişaneleri arasında gösterilmektedir.

Fas’ın önemli kahramanları arasındaki Abdülkerim el Hattabi’nin mücadelesi ve Türk halkı ile olan derin rabıtası ise pek bilinmemektedir. Ömer Muhtar’dan önce çölü sömürgecilere adeta dar eden Hattabi, İspanyol istihbaratına göre Teşkilat-ı Mahsusa üyesidir. Bunu doğrulayabilecek belgenin elimizde bulunması doğal olarak mümkün değildir; ama Hattabi’nin Osmanlı Halifesinin çağrısına cevap verdiğini ve cihada katıldığını biliyoruz.

Ayrıca Hattabi’nin 1921 yılı sonrası Ankara’daki gelişmeleri yakından takip etmesi, Mustafa Kemal’in direnişini kendisine örnek aldığını belirtmesi de Hattabi ile olan rabıtamızı güçlendiren unsurlardandır.

Oysa tüm bu önemli unsurlara rağmen Hattabi kamuoyumuzda çok tanınmaz; öte yandan sol menşeili hareketlerde Hattabi’ye karşı bir teveccüh olduğunu görüyoruz. Bunda şüphesiz Che Guevara ve Mao Zedung gibi isimlerin Hattabi’nin mücadelesini öven ifadelerinin bulunmasından kaynaklanıyor.

Abdülkerim el Hattabi, 1882 yılında bugün Fas sınırları içerisinde bulunan Rif bölgesinde dünyaya geldi. Ailesi bölgedeki güçlü kabileler arasında gösterilen Vuryagellerdi.

İlk kez 1915 yılında Türk istihbaratına çalıştığı iddiasıyla tutuklanarak yaklaşık bir sene İspanyollar tarafından hapiste tutuldu.

Savaşın arka planı

Fas toprakları esasen Fransızların sömürge sahasıydı. 1912 yılından itibaren Fransız güçleri bölgede önemli yerleşimler kurmuş ve sömürge sahasını güçlendirmişti.

Fransızlar, Afrika’da güç havzasını genişletirken Birleşik Krallık ile doğrudan karşı karşıya gelmemeye özen gösteriyordu. Oysa Cebelitarık Boğazı, İngilizler için kırmızı çizgilerden birisiydi.  

Fransızlar, Cihan Harbi’ne giden süreçte İngilizlerle sıcak temas hattı oluşmasındansa İspanyolların idaresinde bir tampon bölgenin oluşmasını tercih edecekti.

1909 yılında, İspanya Amerika kıtasındaki birçok sömürgesini kaybettikten sonra, ilgisini Afrika'ya çevirdi. Bu dönemde, Fransızlar İspanya'ya yaklaşık 22 bin metrekarelik bir araziyi kiralama yoluyla sundu ve İspanya bu teklifi hemen kabul etti. Aynı zamanda, İspanya, Fransızların kontrolünde olmayan diğer bölgeleri de yavaşça işgal etmek gibi bir strateji izleyecekti.

İspanyollara bırakılan Rif bölgesi, Berberilerin yaşadığı zorlu şartlara sahip bir topoğrafya idi. Kâğıt üstünde Fas’taki sultana bağlı olan halk ise Libya’daki Senusiler gibi son derece dindar ve tahakküm kabul etmeyen bir topluluktu.

1919 yılına kadar General Damaso Berenguer, bölge halkını İspanyollara itaat etmeleri adına ciddi çaba harcadı; ama istenilen neticeyi bir türlü elde edemedi. Berenguer’e göre; Rifler 1912 Trablus direnişi ile bölge halklarında meydana gelen özgüvenden fazlasıyla etkilenmişlerdi.  

İspanya, bu olaylar üzerine Küba gibi sorunlu bölgelerde deneyim kazandı ve General Manuel Fernandez Silvestre'yi Rif'in komutasına atadı, Silvestre'nin ana görevi Alhucemas Körfezi'nin güvenliğini sağlamak ve "basit vahşiler" olarak görülen Berberileri kontrol altına almak oldu.

Abdülkerim el Hattabi, babasının vefatının ardından aile lideri olarak görev aldı. İspanyolları çok iyi tanıyan Hattabi'nin tek planı onlara karşı savaşmak oldu. 1921 yılında başlayarak, Hattabi gerilla savaş taktikleri kullanarak İspanyollara önemli kayıplar yaşatmayı başardı.

1922 yılında General Silvestre'nin kuvvetlerini mevzilerinden çıkararak Rif'in zorlu coğrafyasında harekete geçirmesi, Hattabi'nin istediği bir hata olup, bu durum İtalyanların 1912'de Senusiler karşısında yaptığı ve ciddi kayıplara yol açan benzer bir hataydı; sonuç olarak İspanyollar, "Annual Faciası" olarak bilinen çatışmada 13 ila 20 bin askerini kaybetti ve yüzlercesi esir alındı.

Abdülkerim el Hattabi, Rif bölgesinde o kadar büyük bir zafer elde etmişti ki, bölgede ona karşı savaşacak İspanyol askeri kalmamıştı. Bu durumu fırsat bilen Hattabi, 1923 yılında harekete geçerek "Rif Cumhuriyeti" adında bağımsız bir devlet kurdu. İspanyollar bir süre yaşanan facianın gerçekliğine inanamadı. General Juan Picasso Gonzalez bölgeden gelen haberlerin doğru olup olmadığını araştırmak üzere sahaya gönderildi.

Rapor geldiğinde haberler sarsıcıydı. Amerika’dan sonra Afrika’daki hezimet İspanyol kamuoyunu sarsmış ve hayatta kalan İspanyol askerlerinin evlerine geri getirilmesi için ülke çapında büyük eylemler ve siyasi kampanyalar başlatılmıştı. Miguel Primo de Rivera adındaki bir asker, bu büyük yenilginin sorumluluğunu hükümete yükleyerek bir askeri darbe gerçekleştirdi ve yönetimi ele geçirdi. Rivera’nın ilk icraatı adeta Rif’te mahsur kalan İspanyol askerlerini güvenli bölgelere tahliye etmek oldu; ama bu tahliye sırasında da binlerce İspanyol askeri öldürülmüştü. Rif bölgesi, İspanyollar için adeta bir bataklığa dönüşmüş ve bu krizden bir türlü kurtulamıyorlardı.

İspanyolların geri çekilmesi sırasında Hattabi, onlara ağır kayıplar verdirmekteyken aynı zamanda boşalan bölgenin başka bir Batılı güç tarafından işgal edilmemesi için devlet oluşturma sürecini hızlandırıyordu. Bu süreçte, Cemiyet-i Akvam'a başvurarak Rif'in resmi bir devlet olarak tanınması için çabalarken, bölge içerisindeki aileleri de kendi tarafına çekmek için ikna etmeye çalışıyordu.

Hattabi, İspanyolları büyük oranda yenilgiye uğratmıştı; ancak Fransızların devreye girmesiyle Rif bölgesine ağır bir ambargo uygulandı, bölgenin tüm ikmal yolları kesildi, halk açlığa sürüklendi ve Hattabi'nin uluslararası meşruiyet kazanma çabaları Fransızlar tarafından engellendi.

Rif Devleti için Fransa engeli ortadan kaldırılmadığı müddetçe kesin bir kurtuluş imkânı bulunmuyordu. Hattabi bunun üzerine Fransızlardan önce harekete geçti ve ikmal yollarını tutan Fransız birliklerine 1925 yılında büyük bir askeri operasyon başlattı.

Sonuç gerçekten muazzamdı. Binlerce Fransız askerinin öldürülmesi ve yüzlercesinin esir alınması sonucu büyük bir başarı elde eden Hattabi'nin operasyonu, Fes ve Rif gibi bölgeleri ciddi bir tehlike altına sokmuş ve bazı güçlü ailelerin desteğini kaybetmesine yol açmıştı. Fransızların toparlanmasının ardından, 1926'ya kadar İspanyollarla iş birliği içinde Rif'e şiddetli askeri harekatlar başlatıldı. Hattabi, içeride desteğini kaybederken, karşısındaki güçler hatalarından ders çıkararak üzerine gelmeye başladı. 1925 yazında İspanyollar, Fransız desteğiyle 18 bin kişilik bir ordu kurarken, Fransızlar da güneyden 20 bin askerle saldırıya geçti. Hattabi, 1926'nın mayıs ayına kadar iki yönlü saldırılara dirense de daha fazla kan dökülmesini önlemek adına teslim oldu.

Fransızlar onu alarak Hint Okyanusu’nda bulunan bir başka sömürgesi Reunion adasına götürdü. Burada Mısır’a kaçana kadar yaklaşık 20 yıllık bir hapis hayatı başladı. Rif Direnişi sonucunda sömürgeci devletlerinin rakamlarına göre 45 bin civarında İspanyol ve 15 binin üzerinde de Fransız askeri Hattabi güçleri tarafından yok edilmişti.

Hattabi, 1963 yılında Mısır’ın başkenti Kahire’de hayatını kaybetti. Fas bağımsızlığını kazanmış olmasına rağmen ülkesine dönmemiş olması da son derece tuhaf gelişmelerden birisiydi. 

Popüler Haberler
İsrail, Bölge Ülkelerine İran'a Karşı Misillemeden Zarar Görmeyeceklerine Dair Teminat Verdi

İsrail devlet televizyonuna göre, İsrail hükümeti İran'a karşı yapılacak misillemelerden zarar görmeyeceklerine dair bölge ülkelerine güvence sağladı.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Katar’a Gidiyor

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Bakan Hakan Fidan'ın 17 Nisan 2024 tarihinde Katar'a yapacağı resmi ziyareti duyurdu.

15MANS_WEB_-_İran-_İsrail_İlişkilerinde_Kontrollü_Gerilim_Sistem_Hatası_Verdi_Mustafa_Öztop (1).jpg

İran ve İsrail arasındaki "kontrollü gerilim" Kasım Süleymani suikasti ile yeni bir döneme girdi. İran'ın stratejik sabrı ve bölgedeki inandırıcılık kaybı yeni zorlukları beraberinde getirdi. Bu gerilimin somut gerçeklerle yüzleşme…

Türk Kızılayından Gazze’ye İyilik Köprüsü

Gazze Şeridi’ne gidecek olan 3 bin 774 tonluk insani yardım malzemesi, Türk Kızılayın “9. İyilik Gemisi” ne yüklendi. Mersin’den yarın hareket edecek gemi, 40 saatlik bir yolculuğun ardından El-Ariş Limanı’na varacak ve malzemeler Filistin Kızılayına…

İç Savaşın Yaşandığı Sudan'da Her Gün 20 Bin Kişi Evini Terk Ediyor

BM Uluslararası Göç Örgütü (IOM) iç savaşın yaşandığı Sudan'da yarısı çocuk olmak üzere 20 bin kişin evlerini terk etmek zorunda kaldığını bildirdi. Ülke liderleri ise “harekete geçme” çağrısında bulundu.