Asurbanipal Kütüphanesi: Böylesi Ancak Bir Krala Yakışır

Asurbanipal Kütüphanesi, M.Ö 7. yüzyılda Asur İmparatoru Asurbanipal tarafından kurulmuş, tarihi eserler, devlet kayıtları ve edebi metinleri barındıran dünyanın en eski antik kütüphanesidir. 19. yüzyılda yeniden keşfedilen bu kütüphane, günümüzde British Museum'da sergilenmekte olup, Mezopotamya uygarlığının anlaşılmasında önemli bir role sahiptir.
Fokus+
Asurbanipal Kütüphanesi: Böylesi Ancak Bir Krala Yakışır
30 Mart 2024

Varlığı milattan binlerce yıl öncesine kadar uzanan kütüphanelerle ilk olarak bir Mezopotamya uygarlığı olan Sümerlerde karşılaşılmış, bölgedeki diğer uygarlıklarda da benzer şekilde kütüphane mefhumunun olduğu tespit edilmişti. Henüz kağıdın keşfedilmediği o günün dünyasında kütüphane objelerini ise çoğu kez işlenmesi de kolay olan kil tabletler oluşturuyordu. 19. yüzyıldan itibaren sıklık kazanan, tarihî eser bulma iştahıyla dolu olan özellikle de Avrupalı arkeologlar aracılığıyla yapılan çalışmalar bu konuda aydınlatıcı bulgular sunuyordu ki bunlardan özellikle aynı yüzyılda gerçekleşen bir keşif sahasında çok önemli bir yer tutmuştu. İngiliz arkeolog Austen Henry Layard ve beraberindeki; ileride Orta Doğu’nun ilk arkeoloğu olma sıfatını kazanacak olan Hürmüz Ressâm bu büyük keşfi Asur İmparatorluğu’nun başkenti olan ve bugün Irak sınırları içerisinde yer alan Ninevâ’da gerçekleştirmişti. Milattan önce 7. yüzyıla tarihlenen keşif ise muazzamdı: Otuz binden fazla kil tabletin yer aldığı, muktedir Asur imparatoru Asurbanipal’in dünyanın bilinen en eski sistematik olarak düzenlenmiş kütüphanesi. Peki kimdi bu Asurbanipal? 

Asurbanipal, kendisinden sonra yerine en büyük oğlu Sin-iddina-apla'yı seçen Asur kralı Esarhaddon'un ortanca oğluydu. Büyük kardeşi Sin-iddina-apla’nın milattan önce 672'de ölmesi üzerine baba kral ortanca oğlu Asurbanipal'i kendisine halef seçmişti. Babası Sanherib’in tahtı için kardeşleriyle yaptığı taht kavgalarının kendisinden sonra tekrar yaşanmasını istemeyen Esarhaddon, tarafları Asurbanipal'e bağlılık yemini etmeye önceden mecbur etmişti. Güçlü bir kadın olan Esarhaddon'un annesi Zakutu, Asur yönetimi altındaki tüm bölgeleri, ayrıca saray mensuplarını Asurbanipal'i Esarhaddon'un tartışmasız halefi olarak kabul etmeye zorlayan, kil tableti günümüzde British Museum’da bulunan Zakutu Antlaşması'nın imzalanması konusunda oğlunu ve torununu desteklemişti. Bunların bir neticesi olarak Asurbanipal, babası Esarhaddon'un milattan önce 669'daki ölümünün ardından tahta çıktığında hiçbir direnişle karşılaşmamıştı.  

Bir muktedir kral 

İmparatorluğunun güney bölgelerini güvence altına aldıktan sonra babasının yarım bıraktığı işi tamamlamaya girişen Asurbanipal Mısır'ı ele geçirmiş, daha sonra günümüzde Lübnan sınırları içerisinde bulunan Sur'daki isyanları bastırmış, Urartuları yenmiş ve milattan önce 665-657 yılları arasında Anadolu'yu yeniden fethetmişti. Diğer taraftan her ne kadar önlem alınsa da taht kavgaları yine baş göstermişti. Asurbanipal’in küçük kardeşi Şamaş-şum-ukin Asur İmparatorluğu'nun kralı olmak için fırsat kolluyordu. Milattan önce 653'te, kardeşini devirmeleri halinde destek sözü vererek Elam Krallığı ile müzakerelere girmiş ve Elamlıların ordularını kardeşi Asurbanipal'e karşı harekete geçirmeye muvaffak olmuştu. Durumdan haberdar olan Asurbanipal'in buna olan tepkisi ise daha hızlı gerçekleşmişti. Detaya varacak tasvirleri tabletlerde gösterilen Ulay Savaşı’nda Asur İmparatorluğu’nun orduları kesin bir zafer elde etmişlerdi. Günümüzde İran’ın Huzistan eyaleti sınırları içerisinde bulunan tarihî şehirleri olan Şûş yağmalanmış, yakılmış, yıkılmıştı. Elam kralı Teuman'ın ve daha nicelerinin kafaları kesilirken milattan önce 3 binlere kadar uzanan Elam Krallığı’nın varlığı da Asurbanipal tarafından yok edilmişti. Kardeşinin asıl niyetini bir yıl sonra, 652’de öğrenen Asurbanipal nihayetinde küçük kardeşinin ölümüyle neticelenecek olan mücadeleye de girişmişti. 

kütüphane

Asur hafızası 

Siyâsî başarıları bir tarafa aynı zamanda eğitimli biri olarak kültürlü de bir isim olan Asurbanipal kısa bir zaman sonra gayretini büyük bir kütüphanenin oluşturulmasına adamıştı. Kraliyet kararnamelerini, yapılan anlaşmaların kopyalarını, toprak ve vergi kayıtları ile ticaret anlaşmalarını barındıran arşiv kütüphaneleri zaten mevcuttu. Asurbanipal’in yaptığı bundan çok daha fazlasıydı. O, geniş imparatorluğunun dört bir yanına gönderdiği elçilerle bilgiye değer ne varsa toplamayı hedeflemişti. Ele geçirdiği devletlerin kütüphanelerini de zimmetine geçiren Asurbanipal yazılı olan her şeyi, özellikle de geleceğiyle ilgili doğru seçimler yapmasına rehberlik edecek eserleri istiyordu. İstinsah edilip kontrol edilen her tablet, kütüphanenin duvarları boyunca bir rafa yerleştiriliyordu. Metinler ayrıca yalnızca kil tabletlere değil, aynı zamanda çivi yazısı olarak ahşap paneller olan yazı tahtalarına da geçiriliyordu. Ancak böylesi muktedir bir krala yakışır dev bir kütüphane bu şekilde vücuda getiriliyordu. Devlet idaresi, astronomi, astroloji, botanik, tıp, tarih, edebiyat ve daha nice başlıkta eserler burada yer alıyordu. Antik Mezopotamya'da yazılmış yaratılış mitine verilen isim olan Enuma Eliş, Adapa Destanı, Etana Destanı ve meşhur Gılgamış Destanı bu kütüphanede yer alan eserler arasındaydı. Aslen Babilliler’e ait olan Asurbanipal Kütüphanesi’nde yer alan Gılgamış Destanı bilindiği gibi içerisinde Nuh Tufanı’na dair detaya sahip olması cihetiyle tarihî bakımdan da büyük önem arzediyordu.

Asurbanipal, milattan önce 627'de doğal nedenlerle öldüğünde arkasında da büyük bir imparatorluk bırakmıştı. Ne var ki babasının aksine o, taht kavgalarının önünü alacak bir zemin bırakma konusunda eksik kalmıştı. Oğlu Aşur-etel-ilani onun yerini almış ancak tahta geçtikten kısa bir süre sonra kardeşi Sin-şar-işkun'un tahta talip olmasıyla Asur İmparatorluğu iç savaşa sürüklenmişti. İki kardeş birbirleriyle savaşırken; Babilliler, Kimmerler, Medler, Persler ve İskitler de dahil olmak üzere Asurluların düşmanları bu fırsatı değerlendirmeyi ihmal etmemişlerdi. Medler ve Babilliler liderliğindeki bir koalisyon ordusu, milattan 612 yılında Asur şehirlerine saldırmış ve taş üstünde taş bırakmamıştı. 

gılgamış destanı

Başkent Ninevâ’daki büyük kütüphane de bu yıkımdan nasibini almıştı ama ne var ki kütüphanenin yıkılan duvarları bu hazineyi düşmanlarının gözünden korumuştu. Duvarlar, Layard ve Ressâm’ın bu keşfi gerçekleştirdikleri 1850’lere varıncaya kadar, 2000 yıl boyunca altındaki bu kil tabletleri muhafaza etmişti. Tabi yıkılmanın etkisiyle parçalanan tabletler de olmuştu. Gılgamış Destanı’nı okumayı başaran George Smith bunu ancak kırık tablet parçalarını bir araya getirerek yapabilmişti. Hürmüz Ressâm sonrasında kazılara devam etmiş ve 1852'de ikinci bir saray ve içinde başka bir büyük tablet koleksiyonu keşfetmişti. Koleksiyonun keşfi bir hayli önemliydi. Zira kütüphanenin keşfinden önce, Asur hakkında bilinen hemen hemen her şey İncil'deki hikayelerden veya klasik tarihçilerden geliyordu. Kütüphanenin keşfiyle birlikte onların hikayesini kendi sözleriyle anlatan binlerce yazılı metin ele geçirilmiş oluyordu. Keşfedilmelerinden bu yana güvenli bir şekilde British Museum'da sergilenen kütüphane tabletleri bu konuda çalışma yapmak isteyen araştırmacılara zengin bir içerik sunuyordu. 

Popüler Haberler
İsrail, Bölge Ülkelerine İran'a Karşı Misillemeden Zarar Görmeyeceklerine Dair Teminat Verdi

İsrail devlet televizyonuna göre, İsrail hükümeti İran'a karşı yapılacak misillemelerden zarar görmeyeceklerine dair bölge ülkelerine güvence sağladı.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Katar’a Gidiyor

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Bakan Hakan Fidan'ın 17 Nisan 2024 tarihinde Katar'a yapacağı resmi ziyareti duyurdu.

15MANS_WEB_-_İran-_İsrail_İlişkilerinde_Kontrollü_Gerilim_Sistem_Hatası_Verdi_Mustafa_Öztop (1).jpg

İran ve İsrail arasındaki "kontrollü gerilim" Kasım Süleymani suikasti ile yeni bir döneme girdi. İran'ın stratejik sabrı ve bölgedeki inandırıcılık kaybı yeni zorlukları beraberinde getirdi. Bu gerilimin somut gerçeklerle yüzleşme…

Türk Kızılayından Gazze’ye İyilik Köprüsü

Gazze Şeridi’ne gidecek olan 3 bin 774 tonluk insani yardım malzemesi, Türk Kızılayın “9. İyilik Gemisi” ne yüklendi. Mersin’den yarın hareket edecek gemi, 40 saatlik bir yolculuğun ardından El-Ariş Limanı’na varacak ve malzemeler Filistin Kızılayına…

İç Savaşın Yaşandığı Sudan'da Her Gün 20 Bin Kişi Evini Terk Ediyor

BM Uluslararası Göç Örgütü (IOM) iç savaşın yaşandığı Sudan'da yarısı çocuk olmak üzere 20 bin kişin evlerini terk etmek zorunda kaldığını bildirdi. Ülke liderleri ise “harekete geçme” çağrısında bulundu.