Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacak!

Gazze'nin acıları, dünyanın gözlerini açıyor ve insanlık tarihin karanlık yönlerini yeniden sorguluyor. Yalanlar ve zulümler gün yüzüne çıkarken, bir yeniden uyanış ve insanlık adına daha aydınlık bir geleceğin filizlendiği bir dönem başlıyor. Gazze'nin zulüm ve dayanışmanın simgesi olarak, dünyayı iyileştirme mücadelesinde nasıl öncü rol oynadığını Gökhan Özcan Fokus+ için kaleme aldı.
Gökhan Özcan
Hiçbir Şey Eskisi Gibi Olmayacak Gökhan Özcan jpg.
15 Mayıs 2024

Çoğumuz üstümüze çöken duygu yükü sebebiyle meseleyi etraflıca düşünebilecek durumda değiliz ama bu halimizle bile görmeden edemediğimiz bir şey var: Dünyada geçen yüzyılın bütün yalanları kendini açığa vuruyor, on yıllar boyunca büyük güç, para, imkan kullanılarak oluşturulmuş kirli algılar Kabe'nin putları gibi bir bir yıkılıyor, yüz üstü düşüp parçalanıyor. 

Gazze, dünyayı kendisiyle yüzleştirdi. Sadece kardeşliğinin en ufak fiili gereklerini dahi yerine getiremeyen ve kalbindeki buğza sığınan bizim gibi içeriden olanların, olması gerekenlerin yüzlerine değil, dünyanın dört bir köşesinde, bir tür kurgusal/sanal gerçekliğe mahkum yaşayan milyonlarca dünyalının kalbine de ayna tuttu. Esaretimizi gösterdi bize. Sınırlarla, haritalarla, kıtalarla, kültürlerle ve hatta inançlarla başlamayan ve bitmeyen küresel işgalin çekti aldı yüzünden sırıtkan maskesini. 

Meğer gücünü paradan alan bütün dünyayı siyonizm yönetiyormuş. Yalanmış hükümetler, yönetimler, ittifaklar, paktlar vesaireler! Yalanmış birleşmiş ve ayrışmış milletler! Yalanmış demokrasiler, insan hakları, adalet, ayrımsız ve güvenli dünya! Meğer kundaktaki çocukları koruyamayacak, her yaştan binlerce sivilin katledilmesine seyirci kalabilecek, bir lokma ekmek için sokağa çıkan masum insanları bombalayanlara dur diyemeyecek kadar kalpsizmiş şu yalan dünya! 

Hangi dünya?  

Kendini dünya sanan dünya! 

Dünyayı kendi heva ve heveslerinden, kendi doymak bilmez ihtiraslarından, kirli menfaatlerinden ibaret sanan dünya! 

Bize ikide bir parmağını sallayıp, güya nasıl insan olunacağını, nasıl medeni davranılacağını, nasıl ülke yönetileceğini, nasıl hukuka uygun hareket edileceğini söyleyen dünya! Bütün kıtaları dolaşıp yeryüzünde sömürülmemiş bir avuç toprak bırakmayan ama dönüp eşitlikten, kalkınmadan, uygarlıktan dem vuran dünya! 

Biz o dünyanın birçok parçadan oluştuğunu düşünüyorduk, aslında hepsi birmiş! Hepsi siyonizme yakasını kaptırmış birer zamane kölesiymiş! Sesleri İsrail’in sesi, sözleri siyonizmin sözleriymiş. 

Gazze'nin uyandırdığı vicdanlar

Gazze bu ürpertici gerçeği gösterdi bize, bütün çıplaklığıyla. Biz zaten biliyorduk diyenler olabilir... Biliyor muyduk gerçekten? Biliyorsak, yazıklar olsun bize. Bile bile verdik o halde iplerimizi siyonizmin ellerine. Bilmiyorsak, bunun da affedilir yanı yok. Çünkü gaflet bu, en koyusundan gaflet! 

Zalimlerin dünyasını afişe etti Gazze, faş etti şeytanca günahlarını, döktü karanlık sırlarını orta yere. Zulüm o kadar açıktan işlendi, o kadar pervasızca açığa vurdu ki kendini, en uykuda olanlarımız bile uyandı derin uykusundan. İki cihan savaşının sonrasında, hayır aslında bunun çok daha öncesinden başlanarak bir büyük yalan, süslü idealler manzumesi olarak anlatılmıştı bütün insanlığa. Bir tür illüzyona uğratıldı insanlar, uyuşturuldu zihinleri tatlandırılmış modern masallarla. 

Şimdi, Gazze'nin dürtmesiyle uyandığımız uyku işte bu derin uykudur. Gazze gizlenemez kahırlı gerçeklerin yaydığı karanlığı yırtan güneşimiz oldu. Bizim, hepimizin, bütün insanlığın. Gözler değil uyanan sadece bugün, özler, kalpler, vicdanlar... 

Sersemletilmiş zihinler, köreltilmiş kalpler, yaralı bilinçler uyanıyor bugün. İyi ve kötü, çok uzun süredir ilk defa yerli yerine oturuyor gözümüzde. Düşmanımızı bildik, apaçık ördük, teşhis ettik. Onun kötü kalpli bir ahtapot gibi her yeri saran ağulu kollarını, ülkelerimize, şehirlerimize, çarşılarımıza, dükkanlarımıza, kurumlarımıza, evlerimize, odalarımıza, ekranlarımıza, cüzdanlarımıza ve hatta zihinlerimize ve hatta kalplerimize uzanan kanlı ellerini gördük apaçık. Şimdi gözlerimizi sımsıkı kapatsak da gitmeyecek bu çok kollu, çok yüzlü, çok fonksiyonlu, çok hesaplı canavar gözlerimizin önünden. 

Gazze'nin gücü bu! Gazzeli kahramanların, masum bebeklerin, yiğit çocukların, aziz annelerin, vakur babaların, imanlı insanların, dirayetli bir halkın, insanlıktan eser taşıyan her kalbe fısıldadığı ve duyurmayı başardığı gerçek bu! 

Sanki göklerden bir ses yükseliyor ve yeryüzünün her köşesinde insanlık nöbeti tutan yeni uyanmışların yoklamasını yapıyor. Ne çok yerden ne büyük bir kararlılıkla yükseliyor "Buradayım!" sözü. Ne kadar da göğsünü gere gere söylüyor her söyleyen! İspanya'dan, Brezilya'dan, Japonya'dan, Yemen'den, Endonezya'dan, Fransa'dan, Cezayir'den, Güney Afrika'dan, İzlanda'dan, Avustralya'dan, Kanada'dan, Amerika'dan, evet Amerika'dan ne çok yankısı var bu çağ ağartıcı sesin. 

Meğer insanlık diye bir şey varmış da derin uykudaymış. Gazze yiğit bir prens gibi gelip öptü de alnından uyandırdı bütün insanlığı. Şükürler olsun; bugün kötü deyince bütün dünyalıların gözünde Netanyahu, Biden ve yardakçılarının yüzleri beliriyor birer birer. Bütün algılar yerle bir, düştü insanlığın gözünden gerçeği örtüp gizleyen o kalın, ışık geçirmez perdeler. 

Farklı kıtalarda, farklı ülkelerde, farklı şehirlerde, farklı kimliklerde ama aynı derde düşmüş milyonlarca kardeşiz bugün. Hepimizin gözünde aynı yaş, kalplerimizde aynı sancı. Özgür Filistin diye haykırıyor, zalimi lanetliyoruz. Gazzeli yüzlerdeki saflığın, masumiyetin, güzelliğin, kalplerindeki sabrın, dirayetin, inanmışlığın, tevekkülün, yıkıntılar arasında açan dünyalar güzeli çiçeklerin hayranıyız hepimiz. Bu sevgi sarıp sarmalıyor, birbirimize yaklaştırıyor bizi. Gazze gökyüzünün en yükseklerinde dalgalanan bir bayrak artık! 

Eski dünya, tozu dumanı, kiri cerahati, zifiri karanlığıyla çöküyor zalimlerin üstüne. Bu ayıplar, bu lekeler, bu cürümler asla bu yüzlerden çıkmayacak, zalimler her zaman yüzlerindeki bu damgalar, boyunlarındaki bu yaftalarla dolaşacaklar yeryüzünde. Bu günahtan asla temizlenemeyecekler. Yargılanacaklar mı? Evet elbette! Hatta yargılandılar bile ve sabit bulundu suçları, milyonlarca kalbe kurulan en adil mahkemelerde.  

Eski dünyanın sırları döküldü, eski dünya hükmünü yitirdi. Yeni bir dünya filizleniyor bugün. O meşhur sözde söylendiği gibi; artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak! Gerçekten olmayacak! Çünkü oyun bitti. Zalimler suçüstü yakalandı. Kötülerin ağzından çıkan hiçbir yalana inanan olmayacak yeryüzünde. İyilerin üstüne atılan hiçbir iftira da tutmayacak eskisi gibi. Yeni bir insanlık, yeni bir anlayış, birbirini çok daha iyi anlayan yeni fikirler ve birbirine çok daha yakın yepyeni duygular...   

Gazze kazandı. Şanlı bir zaferle kazandı. Zamana yeni bir milat bıraktı Gazzeliler... Gazze'den önce ve Gazze'den sonra diye başlayacağız anlamı olan bütün paragraflara... Batılı insanın uyanışıdır bu. Doğulu insanın yeniden doğuşudur. Yeni bir dünya kuruluyor. Her şeyin gerçeğini arayan, soran, sorgulayan ve entrikaya, düzenbazlığa, sahtekarlığa, hokkabazlığa pabuç bırakmayan yeni bir insanlıkla süsleniyor dünya. 

Gazze'nin insanlık dersi

Kolay olmayacak elbet, güç hala kötülerin elinde. Bombaları atan, ölüm emirlerini veren, yıkım tuşlarına basan, işkenceleri yapan, ters kelepçeleri takan, coplayan, baskılayan, tutuklayan, yasaklayan eller hala onların kirli elleri. Ama bütün bunlara karşı gülümseyen, özgürlüğe, Gazze'ye, insanlığa, iyiliğe, hakkaniyete sonuna kadar inanan da biziz, biz, yani kalbi olan bütün insanlar! 

Kazanacağız demiyorum, kazandık bile! Yaralarımız onurlu yaralar, kayıplarımız kayıp değil, şehitlerimiz şahit! Evleri yıkan, şehirleri tarumar eden, canları alan, malları talan eden, zulmeden, soykırım yapan, kötülük namına bildiğimiz ve bilmediğimiz her türlü pisliği yapan o işgalci terör devleti, tek bir Gazzeli'nin kalbinden çıkaramadı insanlığı. Bunca güç, bunca silah, bunca canavarca plan, bunca nüfuz, yenemedi tek bir kalbi. Hiç yenemez artık milyonlarcasını! 

Gazze'yi Gazze yapan şeyi merak edecek insanlar, bugün yaşayanlar, yarın yaşayacaklar... Bu sabrın, bu metanetin, bu fedakarlığın, bu vakarın, bu imanın, bu adanmışlığın, bu cesaretin nereden geldiğini bilmek isteyecekler. Gazze bir hikmetler kitabı, feyyaz bir okuldur artık. Karanlığın bastıramadığı bu aydınlığın kaynağını mutlaka anlamak isteyecek her dünyalı. 

Gazze'nin acıyla karılmış küllerinden doğacak yeni insanlık... Buna inanalım, bütün kalbimizle sarılalım bu fikre... Kaybedecek hiçbir şeyimiz yok bizim ama kazanılacak o kadar çok şey var ki hala!

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Popüler Haberler
Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde Ordu, Darbe Teşebbüsünü Engelledi

Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde, ordu, sabah saatlerinde başlayan bir darbe girişiminin güvenlik güçleri tarafından bastırıldığını duyurdu.

Myanmar'daki Çatışmalar, Arakanlı Müslümanları Tekrar Yerlerinden Ediyor

Myanmar'da yerinden edilen ve Bangladeş sınırındaki Buthidaung kentine sığınan binlerce Arakanlı Müslüman (Rohingya), ordu ile etnik silahlı gruplar arasında artan çatışmalardan dolayı kenti terk etmek zorunda kalıyor.

İran Cumhurbaşkanı Reisi'nin Konvoyunda Bulunan Bir Helikopter Kaza Yaptı

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin konvoyundaki helikopterlerden birinin kaza yaptığı bildirildi.

Kuveyt'in Turistik Cazibe Merkezi Üçüz Kuleler

Seyir küreleriyle süslenmiş benzersiz tasarıma sahip üçüz kuleler günümüzde Kuveyt'in simgeleri arasında yer alıyor.

Umman'ın Tarihine Tanıklık El Alem Sarayı'nın 200 Yıllık Hikayesi

Umman'ın başkenti Muskat'taki El Alem Sarayı, ülkenin tarihine şahitlik eden, kentin en önemli sembollerinden sayılıyor ve 200 yılı aşkın bir tarihi olan saray Sultan Kabus'un önemli misafirlerini ağırlıyor.