Çölde Bir Türk Kraliçesi: İffet Hanım

Suudi Arabistan Kralı Faysal’ın eşi İffet Hanım, ülkenin ilk kadın kraliçesi olarak, Suudi kadınlarının eğitimine önemli katkılar sağladı. Bu saygın çiftin Türkiye ve Suudi Arabistan arasındaki kültürel bağları güçlendirmesini, Yazar Mehmed Mazlum Çelik Fokus+ için araştırdı.
Mehmed Mazlum Çelik
01HC_WEB_-_Çölde_bir_Türk_Kraliçesi_İffet_Hanım_Mehmed_Mazlum_Çelik.jpg
1 Nisan 2024

Kral Faysal bin Abdülaziz, gazetecilere çok güvenmiyordu ve bu yüzden medyaya fazla röportaj vermiyordu. Sade yaşamı ve ciddiyeti ile biliniyordu. Hulefa-yı Raşidin dönemini andıran tavırları ile alışılmamış bir portre çiziyordu.  

Eşi Kraliçe İffet Hanım’ın kardeşine sarayda yaşamak istemediğini söyleyerek bir ev yaptırdı ama yapımı tamamlanan konutun şatafatından rahatsız olarak oraya da taşınmadı. Suud Sarayı, Faysal bin Abdülaziz devrinde bir ahlak abidesiydi. Malcolm X gibi dünya Müslümanlarını sarayında ağırlayıp dertlerini dinliyordu. Merhum Kralın en büyük ukdesi ise Kudüs’tü. Tarihe meşhur Kudüs Konuşması olarak geçen çağrısındaki; 

“Kardeşlerim! Neden bekliyoruz?  

Dünyanın vicdana gelmesini mi bekliyoruz?  

Nerededir ki dünyanın vicdanı?  

Mukaddes Kudüs'ü Şerif sizi çağırıyor.  

Kendisini kurtarmanızı bekliyor.  

Neden korkuyoruz?  

Ölümden mi korkuyoruz?” sözleri bugün dahi önemini koruyor.  

ABD Dışişleri Bakanı Henry Kissinger Petrol Krizinin derinleştiği günlerde sorunu çözmek için Suudi Arabistan’a geldiğinde Faysal bin Abdülaziz’in Kudüs arzusunu şu sözlerle belirtti: 

“Kral Faysal oldukça sinirli görünüyordu, aramızda bir diyalog başlamasını umuyordu. Esprili bir dille ona, uçağımın yakıtı bitti, uçağın deposunu doldurmak için emir verirseniz uluslararası fiyatından ücretini vermeye hazır olduğumuzu söyledim. Kral gülümsemedi ve kafasını yukarıya kaldırarak sert bir şekilde bana şunları söyledi: Ben yaşlı bir adamım, ölmeden önceki tek dileğim Mescid-i Aksâ'da iki rekât namaz kılmaktır! Sen bu konuda bana yardımcı olabilir misin?” 

Yeğeni Faysal bin Musad, tetiği çektiğinde yalnızca Kral Faysal bin Abdülaziz’in hayatına kastetmedi. Filistin Mücadelesi büyük yara aldığı gibi Suudi Arabistan’ın siyasi bir enstrüman olarak “Petrol Siyaseti” de büyük oranda yok edilmişti. 

Kral Faysal bin Abdülaziz’in şehadetinden sonra Suudi Arabistan, petrolü siyasi arenada yalnızca ekonomik nedenlerle fiyat politikalarını belirlemek amacıyla bir enstrüman olarak kullanmaya başladı.   

Kral Faysal bin Abdülaziz’in petrol politikası 

Suudi Arabistan’ın petrol siyasetini 1975 yılına kadar şekillendiren üç önemli hadise söz konusuydu.  Bunlardan ilki Musaddık’ın mücadelesi ve Ajax operasyonuydu.  

İkincisi ise Mısır’da Cemal Abdülnâsır politikalarıydı. Son olarak İsrail’in bölgedeki yayılmacı siyaseti ve Kudüs işgali Suudi Arabistan’ın petrol politikasını belirleyen en önemli unsurdu. Kral Faysal bin Abdülaziz, 1964’te tahta oturduğunda Nasır’ın siyasi tavrından memnun değildi. 

1970 yılında Nasır’ın ölümüyle onun seküler milliyetçilik politikası yerine İslami hassasiyetleri önceleyen bir politikayı bölgede etkin kılmaya çalıştı. 21 Ağustos 1969 tarihinde Avustralyalı bir fanatik Micheal Danis Rohan'ın Mescid-i Aksa’ya yönelik kundaklama girişimi Arap olmayan Müslüman ülkelerin de Filistin meselesini sahiplenmesini sağladı. 

Kral Faysal bin Abdülaziz, Mısır’da yeni yönetimi elinde bulunduran Enver Sedat iktidarı ile nispeten daha iyi ilişkiler kurdu. Bölgedeki İsrail tehdidini ortadan kaldırmak istiyordu. Kral, bu süreçte petrol silahını sonuna kadar kullanmaya kararlıydı ve İsrail’in bölgedeki nüfuzunu kırmak konusunda elinden geleni yapacaktı. 

Kral Faysal bin Abdülaziz’in çabaları sonuç verdi ve 6 Ekim 1973'te Mısır- Suriye askeri birlikleri İsrail’e saldırdı. Sina işgalden kurtarıldı ve savaşın başlarında İsrail çok büyük zayiatlar verdi. Öte taraftan Enver Sedat, istediğini aldığını düşünerek birliklerine durma emri verince İsrail kısa sürede savaşı dengeledi. 

Kral Faysal bin Abdülaziz, bu gelişmelere hayli öfkelendi ve süreci geriden yürütmenin anlamsız olduğuna karar vererek harekete geçti. Kral Faysal yalnızca Batılı ülkelere değil, İsrail’e destek veren tüm ülkelere petrol sevkiyatını durdurduğunu ilan etti.  

Kral Şeyh Faysal, Batılıların tüm çabalarına rağmen geri adım atmadı; ancak Suudi Arabistan’ın elinde petrol dışında bir koz bulunmuyordu. Bu yüzden 1974 yılında Libya hariç tüm Arap ülkeleri petrol ambargosu konusunda geri adım attı. Bu gelişmelerden sonra Faysal bin Mesud’un kurşunu gelecek yıllarda Suudi Arabistan’ın petrol siyasetini büyük oranda şekillendirdi… 

Kral Şeyh Faysal dünyayı ve ülkesini bu şekilde idare edip bu uğurda canından dahi olurken arka planda pek konuşulmayan Kraliçe İffet ise ülkede kadına bakışı değiştiren simge bir profildi. 

Suud Sarayına Türk eli değdi 

Kralın eşi İffet Hanım, 1916 yılında İstanbul’da doğdu, anne tarafı Türk olan bir kraliçedir. Babası Osmanlı subaylarından Muhammed bin Saud Al- Saniyan (Thunayan) idi. İffet Hanım, dönemin İstanbul kızlarının hayallerini süsleyen muallimlik mesleğini yapmak istiyordu. Tesadüf eseri Prens Faysal ile tanışması onun hayat nehrinin akışını kökünden değiştirdi.   

İffet’in amcası olan Ahmet Bey, ailesinin mirasının peşini sürmek adına 1919 yılında Suudi Arabistan’a gitti. Burada Prens Faysal ile tanıştı ve onun yakın çalışma ekibine girdi. İffet’in teyzesini Hacca götürdüğü bir sırada Faysal ve İffet tanıştılar. Prens Faysal bu tanışmadan kısa bir süre sonra babasından izin dahi almadan İffet Hanımla evlendi ve Suud Sarayına durumu telgrafla bildirdi. Böylece Prens Faysal ve İffet Hanım 1932 yılında dünya evine girdi.  

İffet Hanım için hayat zordu; çünkü ülkenin dışişleri bakanı olan eşi Prens Faysal sık sık ziyaretler için ülke dışına gidiyordu. Yalnız kalan eşi İffet Hanım Arapça bilmediği için ciddi zorluklar yaşıyordu. Bu durumu fark eden prens Faysal, radikal bir kararla seyahatlerine İffet Hanım’ı da götürmeye başladı. Bu ziyaretler İffet Hanım’ın daha görünür ve güçlü bir kadın olarak öne çıkmasını sağladı. İffet Hanım, Prens Faysal’ın bu desteğini mütemadiyen faydalı işlerde kullandı.  

Eşi kral olduktan sonra ilk defa Suudi Arabistan’da bir kadın ‘kraliçe’ unvanını İffet Hanım ile aldı. İffet Hanım kraliçe olduktan sonra ülkede eğitim seferberliği başlattı. 1950 senesinde Kraliçe İffet’in çabaları ile Dar el Hanan okulu açıldı. Ülkede okuma yazma oranının bütün nüfus içinde dahi %5’i bulmadığı bir ortamda kız çocukları için muazzam bir okuldu bu. 

1999 yılında kurulan İffet Üniversitesi de bölge için devrim niteliği taşır. Tüm hocaları ve öğrencileri kadınlardan oluşan bu üniversite, İffet Hanım’ın adını taşıyor ve Kral olan eşinin vefatından sonra bile ülke içinde etkisini gösteriyor. “Kızların tek silahı eğitimdir” sloganıyla, bu okul hem kızları hem de erkekleri hedef alan iki ayrı Riyad İslam Eğitimi okuluyla birlikte Uluslararası el Manarat Okulları’nın kurulmasına öncülük etti. İffet Hanım, eğitim seferberliğini ülke dışına kadar ulaştırmakta kararlıydı. Suudi Arabistan Eğitim Bakanlığı’nın verilerine göre; ülkede okuyan kız çocuğu sayısının erkek öğrenci sayısını 2019 yılı itibariyle geçmiş olması İffet Hanım’ın başarısını göstermektedir. 

Kraliçe İffet Hanım, çoğunlukla eşi ile anılıyor; ama ailesini de adeta ilmek ilmek dokuyordu. 9 çocuğu olan Kraliçe İffet Hanım’ın çocukları Suudi Arabistan’ın istihbarat, ordu ve iş dünyasına varıncaya dek birçok sahada etkili olmayı başardılar. Oğlu Prens Suud el Faysal 1975 yılında Hariciye Bakanı oldu ve bu görevi 2015 yılına kadar sürdürdü. Kraliçenin üvey kardeşi Kemal Edhem, Suud istihbaratının başına kadar yükseldi. 

İffet Hanım ailesi ve Türkiye ile münasebetleri 

İffet Hanım’ın dedesi Abdullah el- Saniyan, 1843 yılına kadar Necid Emirliğini idare eden soylu bir kişidir. Bu tarihte Faysal el Türki isyanı ile Saniyanlar bölgedeki iktidarlarını kaybederek maaile Mısır’a göçtüler. 

Emir Abdullah, tekrar bölgede iktidar elde etmek için bu kez payitahtın yolunu tutarak İstanbul’a geldi. 1880 yılında başkente gelen Abdullah, Sultan Abdülhamit tarafından hürmetle karşılandı ve paşalık payesi ile onurlandırıldı. Abdullah Paşa, İstanbul ikametinde Taze Ruh isimli Çerkes bir kadınla evlenerek şehre kalıcı olarak yerleşti. 

Taze Ruh, dünyaya dört çocuk getirdi. Bunlardan birisi İffet Hanım’ın babası olan Muhammet Suud Bey idi. Muhammet Bey de babasının izinden giderek bir Çerkes olan Asya Hanımla evlendi. Kraliçe İffet Hanım bu evliliğin sonucunda dünyaya geldi. 1918 yılında İffet Hanım henüz 4 yaşında iken babası Muhammet Suud Bey şehit düştü. İffet Hanım Türk ordusu için savaşırken hayatını kaybeden şehit bir babanın kızıdır. 

İffet Hanım Kraliçe olduktan sonra da anavatanı olarak gördüğü Türkiye ile münasebetini kaybetmedi. Arapçayı akıcı şekilde öğrendi ama kral kocasına ve çocuklarına Türkçe öğretmeyi ihmal etmedi. Ayrıca 1966 yılında Kral Faysal Türkiye’yi ziyaret ettiğinde Kraliçe İffet Hanım’ın annesi Asya Hanım’ın Akyazı’da bulunan köyüne cami yaptırılması için bizzat Kral Faysal’ın bağışta bulunması süregelen irtibatın en canlı deliliydi. 

Kraliçe İffet Hanım, kral eşinin suikastla öldürülmesinden tam 25 sene sonra, yani 2000 yılında, hayatını kaybetti. Eşi Kral Faysal, bölge insanının gönlünü kazanıp Suud siyasetine damga vurdu. Türk kökenli eşi İffet Hanım da Arap kızlarının hayatlarını değiştirdi. Ne yazık ki İffet Hanım hala Türk kamuoyunda yeteri kadar tanınmamaktadır. 

Popüler Haberler
İsrail, Bölge Ülkelerine İran'a Karşı Misillemeden Zarar Görmeyeceklerine Dair Teminat Verdi

İsrail devlet televizyonuna göre, İsrail hükümeti İran'a karşı yapılacak misillemelerden zarar görmeyeceklerine dair bölge ülkelerine güvence sağladı.

Dışişleri Bakanı Hakan Fidan Katar’a Gidiyor

Türkiye Cumhuriyeti Dışişleri Bakanlığı, Bakan Hakan Fidan'ın 17 Nisan 2024 tarihinde Katar'a yapacağı resmi ziyareti duyurdu.

15MANS_WEB_-_İran-_İsrail_İlişkilerinde_Kontrollü_Gerilim_Sistem_Hatası_Verdi_Mustafa_Öztop (1).jpg

İran ve İsrail arasındaki "kontrollü gerilim" Kasım Süleymani suikasti ile yeni bir döneme girdi. İran'ın stratejik sabrı ve bölgedeki inandırıcılık kaybı yeni zorlukları beraberinde getirdi. Bu gerilimin somut gerçeklerle yüzleşme…

Türk Kızılayından Gazze’ye İyilik Köprüsü

Gazze Şeridi’ne gidecek olan 3 bin 774 tonluk insani yardım malzemesi, Türk Kızılayın “9. İyilik Gemisi” ne yüklendi. Mersin’den yarın hareket edecek gemi, 40 saatlik bir yolculuğun ardından El-Ariş Limanı’na varacak ve malzemeler Filistin Kızılayına…

İç Savaşın Yaşandığı Sudan'da Her Gün 20 Bin Kişi Evini Terk Ediyor

BM Uluslararası Göç Örgütü (IOM) iç savaşın yaşandığı Sudan'da yarısı çocuk olmak üzere 20 bin kişin evlerini terk etmek zorunda kaldığını bildirdi. Ülke liderleri ise “harekete geçme” çağrısında bulundu.