Adı Hep Irak İşgali ile Anılacak: Joe Lieberman Kimdir?  

Amerika Birleşik Devletleri'nin eski senatörlerinden Joe Lieberman, uzun ve çalkantılı siyasi kariyeri boyunca sağlık reformundan ulusal güvenlik politikalarına kadar geniş bir yelpazede etkili olmuş, ancak özellikle Irak işgaline verdiği destekle tartışmalara yol açmış bir figür olarak tanınıyor.
Kübra Can
Adı Hep Irak İşgali ile Anılacak: Joe Lieberman Kimdir?
23 Nisan 2024

1942'de Connecticut'ta doğan Joe Lieberman, uzun bir siyasi kariyere sahip. 1988'den 2013'e kadar Amerika Birleşik Devletleri Senatosu'nda görev yaptı.   

Lieberman, başlangıçta Demokrat Parti üyesiyken, daha sonraları bağımsız bir politikacı oldu. 2000 yılında başkanlık için aday olan Al Gore'un yaptığı kampanyada, Demokrat Parti'nin başkan adayı olarak gösterildi, ancak seçimi kaybetti. Bu seçimde, Amerika Birleşik Devletleri tarihinde başkan yardımcısı adayı olarak seçilen ilk Yahudi Amerikalı oldu.  

Politik kariyeri boyunca Lieberman, özellikle dış politika, ulusal güvenlik ve sağlık politikaları üzerinde önemli roller üstlendi. Özellikle 11 Eylül saldırıları sonrasında, güvenlik konularında etkili bir figür oldu.   

Lieberman, siyasi kariyeri boyunca tartışmalı kararlar almasıyla da tanınır. Özellikle Irak Savaşı'na verdiği destek ve bazı iç politika pozisyonları hem destekçileri hem de eleştirmenleri tarafından dikkat çekmekteydi.   

Irak işgaline desteği    

Lieberman, 2003 Irak işgaline giden süreçte ülkesini işgal konusunda cesaretlendirmiştir. Lieberman'ın Irak işgali konusunda söylediği en önemli sözlerden biri ise, 2002 yılında Senato'da yaptığı bir konuşmada dile getirdiği şu ifadelerdir:  

"Bugün Irak'ın nükleer, kimyasal ve biyolojik silahlar yapabilecek kapasitede olduğuna dair çok güçlü ve ciddi istihbarat bulunmaktadır. Eğer Saddam Hüseyin bu silahları geliştirmeye devam eder ve bunları terörist gruplara veya diğer düşmanlara sağlarsa, Amerika Birleşik Devletleri ve müttefiklerimiz açısından gerçek bir tehdit oluşturabilir."   

 

ABD’nin Irak işgalinin özeti    

ABD ve İngiltere liderliğindeki koalisyon güçlerinin gerçekleştirdiği işgalin üzerinden tam 21 yıl geçti. Saddam Hüseyin'in biyolojik silah ürettiği iddiasıyla başlatılan bu kanlı işgal, ülkeye vaat edilen "demokrasi" yerine, sivillerin büyük bedeller ödemesine ve siyasi, güvenlik alanlarında kaosa yol açtı.  

ABD, Irak'taki Baas rejimi lideri Saddam Hüseyin'i görevden almak için 1990'lardan itibaren hazırlıklar yapmaya başladı. İşgal öncesinde 13 yıllık bir ambargo uygulanan Irak, ekonomik ve yaşam standartları açısından büyük zararlar gördü.   

Ambargodan sonra ABD ve İngiltere, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi'nin kararını beklemeden Irak'ı işgal etme kararı aldı. İşgale "Irak'ı Özgürleştirme Operasyonu" adı verildi ve istikrar ile demokrasi vaat edildi. Ancak bu operasyon, yüz binlerce sivilin hayatını kaybetmesine, milyarlarca doların harcanmasına ve DEAŞ gibi terör örgütlerinin ortaya çıkmasına neden oldu.   

500 bin çocuk hayatını kaybetti  

Irak'a yönelik ağır ambargonun sonucu olarak 500 binden fazla çocuk yaşamını yitirdi. BM Güvenlik Konseyi, Kuveyt'in işgalinden sadece 4 gün sonra 6 Ağustos 1990'da ekonomik yaptırımlar uygulama kararı aldı. Irak, Kuveyt'ten çekilmesine rağmen yaptırımlar 2003'e kadar devam etti.   

Irak’ta uygulanan ağır ambargolar en çok da çocukları etkiledi. Gıda yetersizliği açlık krizine yol açtı ve işgal sonrasında 500 bin Iraklı çocuk hayatını kaybetti.    

Irak'taki ağır ambargo nedeniyle ekonomik durum kötüleşti, halkın yaşam standartları dramatik bir şekilde düştü ve ülke altyapısı zarar gördü. BM Gıda ve Tarım Örgütü, ambargonun neden olduğu açlık krizine dikkat çekti ve 500 bin çocuğun hayatını kaybettiğini belirtti.   

4 bin ABD askeri öldü   

ABD ve İngiltere, Irak'ın işgali için diğer ülkelerin desteğini almak için Saddam Hüseyin'in nükleer silahlar geliştirdiği iddialarını ortaya attı. Ancak BM Silah Denetleme Komisyonu'nun raporları bu iddiaları çürüttü. Yine de BMGK'nin onayı olmadan işgal başladı, bu da uluslararası hukukun çiğnenmesine neden oldu.   

Irak'a yönelik işgal, binlerce sivilin hayatını kaybetmesine ve ülkenin kaosa sürüklenmesine neden oldu. ABD Başkanı Bush'un çağrısının ardından işgal başladı ve Saddam Hüseyin 2006'da idam edildi. İşgal sona erdiğinde Irak'ta binlerce sivil hayatını kaybetmiş, ABD'den 4 binden fazla asker ölmüş ve trilyonlarca dolar harcanmıştı.   

Lieberman’ın müdahale ısrarı  

Lieberman, Irak'a müdahaleye olan desteğini çeşitli şekillerde ifade etmiştir. Bu destek, askeri müdahalenin gerekli olduğu ve Saddam Hüseyin rejiminin silahlanma programları ve bağlantılarına dair iddiaları önlemek için harekete geçilmesi gerektiği şeklindeki inançlarına dayanıyordu. Irak'ın Saddam Hüseyin tarafından yönetilmesinin bölgesel ve uluslararası güvenlik için bir tehdit oluşturduğunu savundu ve bu nedenle Amerika'nın müdahale etmesi gerektiğini düşündü.  

Ancak, Lieberman'ın bu desteği, daha sonraları tartışmalı hale geldi. Irak Savaşı'nın sonuçları ve Amerika'nın bu müdahalesinin uzun vadeli etkileri, birçok eleştirmen tarafından sorgulandı ve Lieberman'ın politikaları hakkında eleştirilere yol açtı. Özellikle, Amerika'nın Irak'taki askeri varlığının uzun süre devam etmesi ve iç savaşın patlak vermesi gibi durumlar, Lieberman'ın desteklediği politikaların sonuçlarını değerlendirmek için kullanıldı.    

Joe Lieberman ABD iç siyasetinde nasıl tanınır?  

Sonuç olarak, Joe Lieberman'ın Irak işgaline verdiği destek, politik kariyerinde tartışmalı bir konu olarak kaldı ve Amerika Birleşik Devletleri'nin dış politikasındaki olaylarla ilgili birçok tartışmaya yol açtı. Joe Lieberman'ın Amerika Birleşik Devletleri iç siyasetindeki en önemli katkılarından bazıları ise şunlardır:  

  1. Sağlık Sigortası Reformu: Lieberman, sağlık sigortası reformu gibi önemli iç politika konularında etkili bir rol oynamıştır. Özellikle 2009-2010 yıllarında, Barack Obama'nın başkanlığı döneminde, sağlık sigortası reformu yasasının oluşturulması sürecinde önemli bir figür olmuştur.  
  2. Ulusal Güvenlik ve Dış Politika: Lieberman, Amerika Birleşik Devletleri'nin ulusal güvenlik politikaları ve dış ilişkileri üzerinde de etkili olmuştur. Özellikle Senato'nun Hükümetal İşler ve Ulusal Güvenlik Komitesi'nin bir üyesi olarak, bu konularda önemli kararlar alınmasına katkıda bulunmuştur.  
  3. Dini ve Kültürel Tolerans: Lieberman, dini ve kültürel tolerans konularında da aktif bir rol oynamıştır. Kendisi Yahudi kökenli bir politikacı olarak, dini azınlıkların hakları ve dini özgürlükler konularında çeşitli girişimlerde bulunmuştur.  
  4. Enerji ve Çevre Politikaları: Lieberman, enerji ve çevre politikaları alanında da önemli adımlar atmıştır. Özellikle iklim değişikliği konusundaki farkındalığı artırmak ve sürdürülebilir enerji politikalarını desteklemek için çeşitli önlemler önermiştir.  

 

Yahudi Lieberman’ın İsrail ile ilgili düşünceleri   

Joe Lieberman'ın Yahudilerle ilgili çeşitli çalışmaları ve İsrail-Filistin konusundaki görüşleri ise şöyle; Yahudi kökenli bir politikacı olarak, Yahudi toplumuyla sıkı ilişkiler içinde olan Lieberman, Amerika'daki Yahudi toplumunun çeşitli konulardaki temsilcileriyle etkileşimde bulundu ve Yahudi kültürü ve değerleri konusunda çalışmalar yaptı. Öte yandan Lieberman, Amerika Birleşik Devletleri Senatosu'ndaki kariyeri boyunca İsrail'in güvenliği ve çıkarları konusunda güçlü bir destekçi oldu. İsrail-Filistin çatışması ve İsrail'in bölgesel güvenliği konularında sık sık İsrail'in yanında yer aldı ve İsrail'e askeri, ekonomik ve siyasi destek sağlanmasını savundu. İsrail’in Filistinli sivillere yönelik saldırı ve katliamlarını çoğunlukla görmezden gelen Lieberman, genellikle Batı’nın diline pelesenk ettiği “İsrail'in güvenliği” üzerine yoğunlaştı. Tabii bu tavrı nedeniyle Filistinlilerle barış görüşmelerinde daha sert bir tavır takınmakla eleştirildi. 

Popüler Haberler
Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde Ordu, Darbe Teşebbüsünü Engelledi

Kongo Demokratik Cumhuriyeti'nde, ordu, sabah saatlerinde başlayan bir darbe girişiminin güvenlik güçleri tarafından bastırıldığını duyurdu.

Myanmar'daki Çatışmalar, Arakanlı Müslümanları Tekrar Yerlerinden Ediyor

Myanmar'da yerinden edilen ve Bangladeş sınırındaki Buthidaung kentine sığınan binlerce Arakanlı Müslüman (Rohingya), ordu ile etnik silahlı gruplar arasında artan çatışmalardan dolayı kenti terk etmek zorunda kalıyor.

İran Cumhurbaşkanı Reisi'nin Konvoyunda Bulunan Bir Helikopter Kaza Yaptı

İran Cumhurbaşkanı İbrahim Reisi'nin konvoyundaki helikopterlerden birinin kaza yaptığı bildirildi.

Kuveyt'in Turistik Cazibe Merkezi Üçüz Kuleler

Seyir küreleriyle süslenmiş benzersiz tasarıma sahip üçüz kuleler günümüzde Kuveyt'in simgeleri arasında yer alıyor.

Umman'ın Tarihine Tanıklık El Alem Sarayı'nın 200 Yıllık Hikayesi

Umman'ın başkenti Muskat'taki El Alem Sarayı, ülkenin tarihine şahitlik eden, kentin en önemli sembollerinden sayılıyor ve 200 yılı aşkın bir tarihi olan saray Sultan Kabus'un önemli misafirlerini ağırlıyor.