Osmanlı’da Ramazan’a Mahsus Bir Devlet Merasimi: Hırka-i Saadet Ziyareti

uğur ünal
Prof. Dr. Uğur Ünal, Osmanlı’da Ramazan ayında icra edilen Hırka-i Saadet ziyaretini; mukaddes emanetlerin sembolik-politik anlamı, teşrifat düzeni ve merasim pratikleri çerçevesinde Fokus+ için kaleme aldı.
osmanli-da-ramazan-a-mahsus-bir-devlet-merasimi-hirka-i-saadet-ziyareti.jpg
05 Mart 2026

Hz. Peygamber’in ashabından Ka‘b b. Züheyr’e okuduğu kaside (kasidetü’l-bürde) münasebetiyle ihsan buyurduğu ve İslam tarihinde “Hırka-i Saadet” olarak şöhret bulan mübarek hırka, Yavuz Sultan Selim’in Mısır Seferi’nin ardından İstanbul’a getirilen diğer Mukaddes Emanetler ile birlikte günümüzde Topkapı Sarayı bünyesindeki Mukaddes Emanetler Dairesi’nde büyük bir hürmet ve ihtimamla muhafaza edilmektedir.

Hırka-i Saadet’in yanı sıra, Hz. Peygamber’in Veysel Karani’ye hediye ettiği ve “Hırka-i Şerif” olarak bilinen hırka da İstanbul’dadır. Hırka-i Şerif, Veysel Karani’den kardeşi Şehabeddin el-Üveysi’ye intikal etmiş ve uzun yıllar boyunca Üveysi ailesi tarafından muhafaza edilmiştir. İlerleyen yüzyıllarda ailenin Kuşadası’na yerleştiği, nihayet Sultan I. Ahmed devrinde padişahın daveti üzerine İstanbul Fatih semtine taşındığı bilinmektedir. Önceleri aile hanelerinde halkın ziyaretine açılan Hırka-i Şerif, 1851 yılında Sultan Abdülmecid tarafından inşa ettirilen ve aynı adla anılan Hırka-i Şerif Camii’nde muhafaza altına alınmıştır. 

Tarihi kaynaklarda Hırka-i Saadet ve Hırka-i Şerif tabirlerinin sıklıkla birbirinin yerine kullanıldığı görülmektedir. Ancak tarihsel dönemdeki bu terminolojik karışıklığa rağmen, devlet merasimlerine konu olan ve Topkapı Sarayı’nda muhafaza edilen söz konusu kutsal emanet Hırka-i Saadet’tir. 

Osmanlı padişahları, Topkapı Sarayı’nda muhafaza edilen bu mukaddes emaneti hilafetin de bir sembolü olarak telakki etmiş, bu sebeple ona müstesna bir ehemmiyet atfederek daima derin bir hürmetle yaklaşmışlardır. Nitekim Yavuz Sultan Selim, boş vakitlerinde bizzat Hırka-i Saadet Dairesi’ne giderek mekanın duvarlarını kendi elleriyle temizlemiş; dairenin muhafazasının kimler tarafından sağlanacağı, temizliğin ne suretle yapılacağı ve burada Kur’an-ı Kerim’den hangi gün hangi surelerin okunacağına dair ilk kuralları da bizzat kendisi belirlemiştir. Manevi bağlılığın bir diğer nişanesi olmak üzere I. Ahmed de gittiği her yere Hırka-i Saadet’i beraberinde götürmüştür. 

Bunların yanında, Hırka-i Saadet ziyareti, Ramazan ayının on beşinci günü devlet erkanının katılımıyla gerçekleştirilen ve Osmanlı teşrifatında (protokol) yerini alan bir devlet merasimine dönüşmüştür. 

Ünlü gazeteci ve yazar Ahmet Rasim, Tayyarzade Atabey’in Tarih-i Ata isimli eserine atıf yaparak eski dönemlerde merasimin nasıl icra edildiğini teferruatıyla açıklamaktadır: 

“Ziyaret öncesinde bir meşin sofra üzerine gül suyu ile dolu iki kase ve altmış kadar yeni ve temiz sünger konulur; Silahtar Ağa bunlardan birkaçını gül suyuna ıslatıp verirdi. Padişah da Hırka-i Saadet sandığını bu süngerle silerdi. Bu sırada Çuhadar ve Rikabdar Ağalarla gedikli ve mansıplı ağalar, mabeynciler ve has odalılar da birer sünger ıslatarak duvarları, kapıları, dolap ve pencereleri silerlerdi. Ramazan’ın on beşinci günü Hırka-i Saadet Dairesi’nde cemaatle sabah namazı kılınır; öğleye iki saat kala Has Odalılar, Hırka-i Saadet’in gümüşten yapılmış yaldızlı büyük sandukasını gümüş sehpa üzerinden alarak satranç gibi birbiri üzerine konulmuş som sırma yastıklar üzerine koyarlardı. Sanduka, padişahın yanında bulunan altın anahtarla açılırdı. İçindeki yedi adet ağır ipek yeşil kadife üzerine som sırma ve inci işlemeli bohçaların enli şeritleri çözülür ve iki kanadı üzerinden açılırdı. Ardından halis altından yapılmış çekmece, yani ikinci muhafaza, yine padişahın yanında bulunan altın anahtarla açılırdı. Hırka-i Saadet’in yaka düğmesi bir kase içine konularak bir parça ıslatıldıktan sonra derhal amberli bir ateşdana (ocağa) gösterilir; kurumak üzereyken kasede kalan sudan testilere konularak bazı seçkin kişilere hediye edilirdi."

Hırka-i Saadet’e gösterilen eşsiz ihtimamın ritüellere ve devlet bürokrasisine yansıyan izlerini, arşiv kaynaklarımızda da ayrıntılarına kadar görmek mümkündür. 

Bu bağlamda 8 Ağustos 1761 tarihli belgede, Hırka-i Saadet Odası’nın zeminine serilen hasırların mutat-ı kadim üzere her yıl değiştirildiği ve Hasırcılar Ocağında işlenecek hasırlar için sazların (ince kamış, hasır otu) Manyas Gölü’nden temin edildiği ifade edilerek gereği hususunda ödeme emri yazılmıştır.

Mekana dair hazırlıkların tamamlanmasının ardından, sürecin bir sonraki aşamasını merasime iştirak edecek isimlere yönelik davet protokolü oluşturmaktadır. Hırka-i Saadet ziyaretine kimlerin hangi şekilde katılacağı Osmanlı Devleti’nin yüzyıllar içerisinde geçirdiği idari değişim ve devlet teşkilatındaki dönüşüme bağlı olarak farklılık arz etmiştir.

Sadrazam tarafından 27 Kasım 1773 tarihinde Padişah III. Mustafa’ya sunulan arzda, merasim davetlerinin yerleşik usullere göre nasıl icra edildiğine dair kıymetli detaylar yer almaktadır. Sadrazam arzında; Devlet-i Aliyye’nin en güzide geleneklerinden biri olan Hırka-i Saadet ziyareti münasebetiyle, devlet ricaline ve ilgili kişilere mutat olduğu üzere tezkireler (resmi yazılar) gönderileceğini belirtmiştir. Ayrıca, ziyaretin gerçekleştirildiği gün kadim bir adet üzere ocaklı kullarına (Yeniçeriler ve diğer ocaklara) baklava dağıtılacağı hususunu da ifade etmiştir. 

Hırka-i Saadet ziyareti için devlet adamlarına tezkire yazılıp âdet üzere ocaklılara (Yeniçerilere ve diğerlerine) baklava dağıtılacağı hakkında Sultan III. Mustafa’ya sunulan arz (27 Kasım 1773)

Sultan Abdülmecid’in 19 Haziran 1853 (h. 12 Ramazan 1269) tarihli iradesi, Ramazan ayının on beşinci günü resmi bir törenle icra edilen Hırka-i Saadet ziyaretinin teşrifat kurallarına dair yine önemli ayrıntılar vermektedir. Buradaki Teşrifat Pusulasında merasime iştirak edecek devlet erkanının listesi ve protokol hiyerarşisi yer almaktadır. Merasimde devlet protokolü uygulandığından katılım da buna göre çok kalabalık olmuştur. Bu durum, özellikle kış ayları gibi günlerin kısa olduğu dönemlerde birtakım düzenlemeleri zorunlu kılmıştır. Nitekim 13 Aralık 1902 (h. 12 Ramazan 1312) tarihli Sadaret tezkiresinde bazı askeri erkan hariç tutulmasına rağmen ziyaretçi sayısının 628’e ulaştığı, günlerin kısalığı sebebiyle bu yoğunluğun merasimin ifasını imkansız kılacağı belirtilmiştir. Sorunu aşmak adına Teşrifat-ı Umumiye Nezareti, belirli rütbenin altındaki görevlilerin her yıl yarı yarıya dönüşümlü olarak davet edilmesini teklif etmiş ve törenin bu usul dairesinde gerçekleştirilmesi kararlaştırılmıştır.

Hırka-i Saadet ziyaretinde bulunacak devlet erkanına iletilecek davet tezkireleri genellikle Ramazan-ı Şerif’in on dördüncü günü düzenlenerek gönderilmiş, katılımcıların ne şekilde giyinecekleri de aynı yazıda bildirilmiştir. Örneğin, 14 Ramazan 1312 (m. 11 Mart 1895) tarihli Sadaret tezkiresinde, mübarek oruç ayının on beşinci günü mutat olduğu üzere Hırka-i Saadet ziyaretinin icra olunacağı belirtilerek, saat altı buçukta üniforma, şeritsiz lacivert pantolon ve kordonsuz nişanla, daha öncekilerde olduğu gibi Topkapı Sarayı Enderun-ı Hümayun Dairesi’nde hazır bulunulması istenmiştir. Merasim son dönemlerde gazeteler aracılığıyla ilan yoluyla da duyurulmuştur. Bu uygulama ise protokolden bağımsız halkın haberdar edilmesi gayesiyle gerçekleştirilmiştir.

Devlet erkanının Hırka-i Şerif ziyareti için sabah altı buçukta Topkapı Sarayında hazır bulunmalarını bildiren sadaret tezkiresi (11 Mart 1895)

Hırka-i Saadet ziyaretiyle özdeşleşen ve merasimin kamusal yüzünü temsil eden önemli bir unsur ise Hırka-i Saadet Alayları’dır. Bu alay, Topkapı Sarayı’nda muhafaza edilen Hırka-i Saadet’i ziyarete giden padişaha refakat etmiş, böylece merasimin daha ihtişamlı bir veçhe kazanmasını sağlamıştır. Evvelki dönemlerde Yeniçeri Ocağı ve diğer askeri ocaklara dağıtılan baklava geleneğinin bir devamı yahut farklı bir yorumu olarak, alaya iştirak eden asker, zabitan ve sair görevlilere pide dağıtılması da adet haline gelmiş, söz konusu ikramın masrafları bizzat padişah tarafından karşılanmıştır. Bununla birlikte, bir alay geleneği mahiyetinde buradaki görevlilere merasimin akabinde atiyye-i seniyye (padişah hediyesi) olarak nakdi ödeme yapılmıştır. 

İstanbul’a getirilişinden itibaren devletin en üst kademesinde derin bir ihtiram ve ihtimamla muhafaza edilen Hırka-i Saadet, zamanla devlet protokolü çerçevesinde icra edilen resmi bir merasimin merkezine yerleşmiştir. Bu çerçevede korunmasından teşhirine, davet usullerinden ikram ve atiyyelere kadar pek çok unsur, Ramazan-ı Şerif ile bütünleşerek devlet nezdinde mukaddes bir gelenek ve merasim kültürü meydana getirmiştir. Bu kültürün temelinde ise Hz. Peygamber’e duyulan derin hürmet ve samimi muhabbetin yer aldığı muhakkaktır. 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Popüler Haberler
Türkiye’de Sigara Satışı Yasaklanıyor mu 2040 Hedefi Gündemde

Sağlık Bakanlığı destekli yasa teklifi, sigara kullanımına yeni kısıtlamalar getirirken açık alan yasaklarını genişletmeyi ve 2040’ta tam yasak hedefini öngörüyor.

ATM’den Para Çekme Limiti Artıyor Bankalar Yeni Limitlerde Anlaştı

Bankacılık sektöründe ATM günlük para çekme limitlerinin 30 bin TL’ye yükseltilmesi planlanıyor. Bayram öncesi devreye alınması beklenen düzenleme, nakit talebindeki artışa yanıt olarak kademeli şekilde uygulanacak.

Trafikte Yeni Dönem Araçta Video Kullanımına Düzenleme

İçişleri Bakanlığı’nın hazırladığı yeni trafik düzenlemesiyle, araç içi multimedya sistemlerinde sürüş sırasında video oynatımı yasaklanıyor. Navigasyon ve eller serbest kullanım serbest bırakılırken, kurallara uymayan araçlar muayeneden geçemeyecek ve…

Yemek Siparişlerinde Şeffaf Dönem Restoran Giderleri Açık

1 Nisan 2026’da yürürlüğe giren düzenlemeyle yemek siparişi platformlarında ücret ve komisyon kalemleri şeffaflaşırken, restoranlardan ek ücret alınmasının da önü kesildi.

Dünyadaki Tüm Para Birimleri Neden Dolara Bağlı

Bretton Woods’tan Nixon Şoku’na, petrodolar düzeninden SWIFT sistemine uzanan süreç, ABD dolarını küresel ekonominin merkezine yerleştirdi. Rezervlerin yarısından fazlası hala dolarda tutulurken, emtia fiyatlamasından ticaret ödemelerine kadar sistem…