Kıtlık Zamanlarında Uzanan Türk Eli: Buğdayın Sevki
Tarih çoğu zaman savaşlar, antlaşmalar ve siyasi dönüm noktaları üzerinden okunur. Oysa devletlerin karakterini ve dış dünyayla kurduğu ilişki biçimini anlamak için kimi zaman arşiv belgelerinde saklı daha mütevazı kayıtların ele alınması en az büyük hadiseler kadar anlamlıdır. Kıtlık yaşayan bir ülkeye gönderilen buğday, bu yönüyle yalnızca bir yardım kalemi değil; devlet aklının, diplomatik nezaketin ve insani sorumluluğun aynı belgede buluştuğu unutulmaz bir izdir.
Bu tarihî çizgi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın insani yardım geleneğine dair değerlendirmesinde de karşılığını her zaman bulmuştur. Cumhurbaşkanımız, milletimizin tarih boyunca dünyanın neresinde yaşarsa yaşasın zor durumda olan insanların derdine çare olmaya çalıştığını; kıtlıkta, yoklukta ve felaketlerde mağdur insanların yanında yer alma gayretinin geçmişten bugüne taşınan bir anlayış olduğunu vurgular. Bu değerlendirme, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan yardım belgelerini yalnızca geçmişe ait münferit örnekler olarak değil, tarihî sürekliliği olan bir insani sorumluluk mirası içinde okumaya imkân verir.
Osmanlı Devleti’nde buğday, yalnızca tarımsal üretimin önemli bir unsuru değil; ekmek üzerinden halkın gündelik hayatını, şehirlerin iaşesini ve devletin toplumsal düzen anlayışını doğrudan ilgilendiren stratejik bir üründü. Bu yüzden kıtlık yaşayan ülkelere buğday gönderilmesi, diplomatik ilişkilerle ve insani sorumlulukla iç içe geçmiş bir destekti.
[Seyfi Yıldırım; Toprak Mahsulleri Ofisi Tarihçesi 1938-2018, Ankara, 2019, s. 127]
Bu tarihî mirasın izleri, arşiv belgelerinde bütün açıklığıyla karşımıza çıkar. 1779’da İsveç’e gönderilen buğdaydan 1800’de İngiltere’deki tahıl sıkıntısına; Libya, Bangladeş ve Somali’ye Cumhuriyet döneminde yapılan yardımlara kadar tüm belgeler aynı anlayışın farklı dönemlerde nasıl tezahür ettiğini gösterir. Her belge, yalnızca bir yardım kararını değil; zor zamanlarda ekmeği paylaşan bir devlet geleneğini de anlatır.
Bu çerçevede kıtlık sebebi ile İsveç'e buğday gönderildiğine dair Osmanlı Arşivinde yer alan 21 Mayıs 1779 tarihli kayıt dikkat çekicidir. Osmanlı Devleti ile İsveç arasında geçmişten beri süregelen dostluk ilişkileri nedeniyle İsveç tarafına yarısı Selanik'te ve diğer yarısı Galos İskelesi'nde mevcut devlete ait yetmiş üç bin altı yüz İstanbul kilesi buğdayın verilmesine dair Padişah bizzat emir vermiştir. Selanik İskelesi’nde bulunan buğdayın İsveç’e ulaştırılması için Selanik’teki İsveç Konsolos Vekili Tercümanı devreye girdi. Belgede, öncelikle 12 bin 300 İstanbul kilesi buğdayın Venedikli tüccar Andon Nikola’nın kaptanlığındaki gemiye yüklenmesine ilişkin emrin, konsolos tercümanı Kostantin oğlu Ankele tarafından ulaştırıldığı ifade edilmektedir. [BOA. C.HR, 77/3817].
Yine kıtlık yaşayan İngı̇ltere'ye de bu şekilde buğday desteğı̇ verildiğini 26 Aralık 1800 tarihli belgeden anlamaktayız. Arşiv belgesinde 1800 yılında İstanbul'un buğday ihtiyacı göz önünde bulundurularak talep edilen kadar olmasa da uygun miktarda buğday satışına ruhsat verilebileceği ifade edilmektedir.
Osmanlı Devleti'nin o dönemde müttefiki olan İngiltere tarafından gönderilen yazının içeriğinden o günlerde ülkede tahıl kıtlığından kaynaklı ciddi sıkıntı çekildiği anlaşılmaktadır. Kıtlığın şiddeti halk arasında büyük sıkıntı ve ıstıraba sebep olmaktadır. İki devlet arasında yürürlükte olan dostluk hukukuna göre ve adı geçen devletin güçlü hatırına binaen Osmanlı Devleti bu talep edilen hususta yardımdan geri durmamıştır. Tekirdağ, Çanakkale ve Mora ile ayrıca mümkün olan diğer sahil ve bölgelerinden günlük rayici ile buğday satın alınarak İngiltere'ye gönderilmesi, İngiliz elçi tarafından talep edilmiştir. Elçi sözlü olarak Osmanlı Devleti'nden iki yüz bin kile buğday istemiş ancak o tarihlerde buğdayın bol olmaması nedeniyle İstanbul'un ihtiyacına zarar gelmemek şartıyla Rumeli ve Anadolu sahillerinin uygun olan yerlerinden kırk-elli bin kile buğdayın rayiciyle satılmasına izin verilmiştir. [BOA, HAT, 1478/16]
Sayısız örneklerini çoğaltabileceğimiz Türk devletinin tüm insanlar için temel besin kaynağı olan buğdaya erişim hususundaki hassasiyetinin Cumhuriyet döneminde de devam ettiği görülür. Osmanlı Devleti’nden aldığı mirasla Türkiye Cumhuriyeti de dünyanın çeşitli milletlerine yardım kapısı ve sığınağı olma geleneğinden taviz vermemiştir. Nitekim kuraklık nedeniyle tahıl sıkıntısı çeken Libya'ya yardım için 2.000 ton buğday gönderilmesi hakkında, Adnan Menderes döneminde, 20 Haziran 1954 tarihinde Bakanlar Kurulu Kararı yayımlanmıştır. [BCA, 30.18.01.02 - 136.52.3]
Benzer şekilde Etiyopya'da meydana gelen kuraklık nedeniyle açlıktan etkilenen halka yardım olarak 5.000 ton buğday gönderilmesi hakkında 06 Haziran 1979’da Bakanlar Kurulu Kararı alınmıştır. Söz konusu buğdayın Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) stoklarından alınarak Türk limanlarına (Mersin veya İskenderun’a) teslim edilmesi, taşıma masraflarının da Genel Bütçe’den karşılanması emredilmiştir [BCA, 30.18.1.2 - 379.238.4]. Bir yıl sonra da Somali'ye 5.000 ton buğdayın hibe olarak gönderilmesi kararlaştırılmıştır [BCA, 30.18.1.2 - 395.85.5].
Tarihî süreklilik içerisinde geçmişten günümüze mağdur ve mazlumlara sahip çıkma esasına dayalı mirasa son yıllarda daha da önem verilmektedir. Artık Türkiye tarafından daha kurumsal ve organize olarak yürütülen insani yardımlar, dünyanın dikkatini daha çok çekmekte ve milletimize karşı duyulan güven iklimini artırmaktadır.
Türkiye, 2000’li yılların başından itibaren dünyada sıkıntı yaşayan devlet ve milletlere her geçen yıl yardım alanındaki etkinliğini artırmıştır. Gıda malzemesi tedarikinde karşılaştığı sıkıntılar nedeniyle yapılan yüzlerce yardımdan sadece ikisini burada anmak isterim. İlki 17 Mayıs 2006 tarihinde alınan kararla ve TMO aracılığıyla temin edilen 10.000 ton ekmeklik buğday ununun Filistin’e hibesidir. Bu kapsamda TMO tarafından temin edilen ekmeklik buğday unu, Filistin’e ulaştırılmak üzere Türk Kızılay’ına teslim edilmiş; Türk Kızılay’ı, Filistin Kızılay’ı ve diğer kurum ve kuruluşlarla iş birliği hâlinde ekmeklik buğday ununun nakliyesini ve dağıtımını gerçekleştirmiştir. TMO’nun bu görevle ilgili olarak yaptığı ve yapacağı her türlü iş ve işlemlerden kaynaklanan mali yük Hazine’ce karşılanmıştır. [Resmî Gazete, Sayı: 26191, Karar No:2006/10469 Dosya No:196-29/624]
İkinci örnek ise 2017 yılında buğday sıkıntısı yaşayan ülkelere yönelik genel bir yardımdır. Afrika ülkeleri başta olmak üzere ihtiyaç sahibi ülkelere yardım amacıyla 70.000 tona kadar ekmeklik buğday karşılığı un, 29 Mayıs 2017 tarihli Bakanlar Kurulu Kararı’yla hibe edilmiştir. [Karar Sayısı:2017/10331 Dosya No:196-111/679].
Sayısız örnekten de anlaşılacağı üzere zengin arşiv birikimimizden bize miras kalan tarihî belgeler, geçmişte yaşanan kıtlık ve kuraklıkların Türkler tarafından yalnızca ilgili ülkelerin iç meselesi olarak görülmediğini ortaya koymaktadır. İsveç, İngiltere, Etiyopya, Libya ve diğer örneklerde görüldüğü üzere buğday, ihtiyaç anında sınırları aşan bir destek aracına dönüşmüştür. Tarih boyunca ecdadımız birçoğu farklı inanç ve kültüre sahip olmasına karşın zorda kalana yardım geleneğini esirgememiştir. Belgelerde yer alan miktarlar, limanlar, gemiler, karar tarihleri ve resmî yazışmalar ise bu yardımların tesadüfi değil, belirli bir idari düzen ve sistematik içinde yürütüldüğünü göstermektedir.
Bu yönüyle arşiv kayıtları, tarihin yalnızca büyük olaylardan değil; insanların ekmeğine dokunan kararlarla da şekillendiğini hatırlatır. Bugün bu belgelerden geriye kalan en güçlü mesaj, zor zamanlarda temel ihtiyacı paylaşmanın devlet hafızasında kalıcı bir iz bıraktığıdır.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Öncü Keçeli, Yunanistan'ın, öğrenci sayısının yetersizliği bahanesiyle Batı Trakya Türk Azınlığı'na ait 8 ilkokulu kapatma kararını kınadı.
Venezuela’daki çifte depremin ardından enkaz altında kalan 38 kişiyi kurtaran Türk vatandaşı İbrahim Eser, Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodriguez tarafından Kahramanlık Nişanı ile ödüllendirildi.
HAVELSAN’ın komuta kontrol, güvenli veri aktarımı, sistem entegrasyonu ve veri paylaşımı alanlarında geliştirdiği dört yazılım yeteneği, Polonya’da düzenlenen CWIX Tatbikatı’ndaki testleri başarıyla tamamlayarak NATO sertifikasyon sürecine dahil oldu.
İran Atom Enerjisi Kurumu, ABD'nin ülkenin güneybatısındaki Huzistan eyaletine bağlı Darhovin'de yapımı devam eden nükleer santral sahasına saldırı düzenlediğini bildirdi.