Yeni Suriye’nin Mutasyonu
2026 gelgitleri olan bir süreçle başladı. Bu medcezirin çatışmadan çok barış müzakereleriyle gerçekleşmesi bölge halkları açısından son derece tayin edici.
10 Mart mutabakatının güncellenmesi hayati öneme sahipken elektronik imzaların bir türlü ıslak imzaya dönüşememesi moral bozucu oldu.
Fokus+ Suriye üzerine yazı talep edince her saat değişen durum yüzünden makaleyi tamamlamak zor oldu. Bugün de hala yarın ne olacağı tam kestirilemiyor.
Suriye’nin yeniden yapılanmasında, bütün siyasi özneleri içerecek bir anayasal yapılanmanın önünde bir engel yok aslında. Hayvanlar alemi de dahil, şempanzelerden, kedi, köpeklere değin alan hakimiyeti rekabeti bütün türlerde belirleyici. Alan rekabetinden ortak alan savunusuna geçebilmek insanlık tarihinde de kolay bir iş değil.
Kürtlerin anayasal hakları başta olmak üzere bu süreci hızlandırabilecek adımlar hem uluslararası hem de bölgesel konjonktürün sağladığı imkanlardan geçiyor.
Peki o zaman niye süreç bu kadar zor işliyor?
Bu toplumsal ve siyasal entegrasyon sürecine alternatif bir B planı ortada yok. Hem küresel hem de bölgesel aktörlerin bir optimumda buluşmasının sağlanması şart.
Şiddet ortamının sona ermesi ve barışın tesisi için müzakerelerin devamından yana olanlara çok kızan da var. Ama Kürt halkını riske atacak her yaklaşım yanlış olduğu gibi, Kürt siyasi özneleri arasında rekabeti körükleyen çabalara da mesafe koymak gerekiyor. Öcalan’ın sunduğu yol haritasına tepki gösteren troller bu yüzden kendilerini ele veriyorlar. Öcalan’ın “Filistin’den beter oluruz” uyarısı sebepsiz değildi.
Kafaları karıştıran birkaç hususa açıklık getirmek gerekiyor:
- Suriye halkının Esed rejiminin yıkılmasından mutlu olması, mutlaka yıkan aktörlere sempati duymasını gerektirmiyor. Bu süreç iktidara gelen siyasi aktörlerin de dönüşüme tabi olmasını gerektiriyor. Mesela, ABD’nin Afganistan’ı terk etmesinden mutluluk duymanız Taliban’ı desteklemenizi gerektirmediği gibi. Ama dönüşümün senkronizasyonunun sağlanacağının bir garanti belgesi de yok.
- Esed rejimini yıkan halkı bypass ederek IŞİD ve HTŞ gibi kodlamak bir ajitasyon olabilir ama bu kanaat olgusal olarak doğru değil. Çünkü bu yapılar birbirinden farklılar ve rekabet halindeler. Yani “Katolikler de Ortodokslar da Hıristiyan değil mi?” demek gibi bir basitleştirmeden farklı değil bu toptancılık.
- Şam yönetimiyle SDG arasındaki görüşmeler sürecin anahtarı özelliğinde. Bir yandan aktörlerin görüşerek ortak metinlerde anlaşması, diğer yandan birbirlerini ağır ifadelerle tanımlaması da süreci zorlaştırıyor.
- IŞİD’e karşı uluslararası koalisyonun bir parçası olarak, Suriye’den Türkiye’ye IŞİD hedeflerine bombardıman yapılmışken, sözlerimizin tutsağı olmayı gerektiren bir durum yok.
- Çoğulcu ve demokratik bir “Rojava modeli”nin inşası yerel yönetimlerin yetkisini artırmak açısından bir pencere sunuyor. Adem-i merkeziyetçi yapılar tanım gereği merkezi yapıları da gerektirdiği için “o mu, bu mu?” gibi bir tercihle de karşı karşıya değiliz. Merkezi yapılar olacak ki adem-i merkeziyetçi yapılar da olsun.
- “Süleyman şah” modeli buluşması tarihi yok etmeye ant içmiş IŞİD vandalizmine karşı önemli bir ortak çalışmayken, geçmişin korunmasında anlaşanlar, neden geleceğin birlikte inşasında bir zeminde buluşmasınlar?
Birleşik bir anayasal cumhuriyet olarak Suriye yönetiminin varlığı, İsrail’in de güvenlik kaygılarını giderecek bir imkandır. Post Netanyahu döneminde bu fırsatları birlikte göreceğiz.
Mazlum Abdi ve Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara - 10 Mart mutabakatı döneminde gerek SDG, gerek Özgür Özel gibi aktörlerin, “Esed artıkları” derken ima ettikleri paramiliter güçlerle Suriye’deki Alevilerin net çizgilerle ayrıştırmış olmaları son derece önemli bir hassasiyettir. Şam yönetiminin bu merkezkaç serseri güçleri denetleyememeleri gibi bir facianın faturası çok ağır çıkmıştır. Bugün de o korkunç görüntülerden dersler çıkarılmalıdır.
- Suriye’nin toprak bütünlüğü konusunda bütün ülkelerin göstermesi gereken hassasiyet önemlidir. Ama bu çağrının aynı zamanda bütün küresel aktörlere de yönelik olması gerekir. ABD’nin Suriye’deki bin askerini çekeceği yazılıyor. ABD açıkça tercihlerindeki farklılaşmayı ortaya koyduğu halde hala hayali bir kurtarıcı ABD imgesine sarılmanın bir karşılığı var mı artık? “Paranızı verdik ya, daha ne istiyorsunuz” diyebilen Trump zihniyeti, hayatı alım satım konusu gibi algıladığı için tepkiyi hak ediyor.
- Bu yeni süreçte Kürtlerin Suriye’nin şekillenmesinde katkıları çok önemli bir potansiyel. Silahları bırakmak teslim olmak değil, silahlardan özgürleşerek demokratik siyasete birlikte yönelmektir. ABD’nin IŞİD’lileri Irak’a kaydırmasından, SDG’nin, Arap aşiretlerinin tutum değiştirmesiyle daralması gibi temalar bölgedeki hızlı dönüşümü ve siyasi mutasyonu ortaya koyuyor.
- Türkiye’de çözüm sürecini riske atmak doğru olmaz. Suriye’deki mutabakat arayışına CHP’nin mesafeli davranacağını varsayanların yanıldığını gördük. Özgür Özel’in bu konuda yaşanabilecek bütün duygu kırılmalarına karşı empati yapan tutum alması çok önemliydi.
Devlet Bahçeli de geçen yıl “Öcalan yapabileceği her şeyi yaptı, şimdi sıra devlette” demişti. Bundan sonra atılacak hukuki ve siyasi adımlar süreci hızlandırarak, güven iklimini pekiştirebilir. Anayasal eşitlik gibi kazanımlar güven eşiğinin aşılmasını sağlayabilir. Yeter ki karşılıklı zannımızın kurbanı olmayalım.
Biz karınca değiliz ki kolonimizin dışında ayakta duramayalım. Fikirlerimizin kölesi değil, efendisi olmamız, her bir bireyin toplumsal demokrasiyi inşa mücadelesine omuz vermesini gerektiriyor.
Netanyahu modeli bu coğrafyanın kültürel kodlarıyla uzlaşmaz. Savaş değil, barış için mücadele cesaret ister. Çift odaklı (bifocal) bir perspektifle acil eylem planlarını birbirini tamamlar kılmalıyız.
Meclisleri çözüm adresi olmaktan çıkaran her yaklaşım yanlıştır. Ne yapılacaksa siyaseten mutabakat alanlarını büyüterek gerçekleşecek. Siyaset yufka açmak gibidir, yufkayı yavaşça inceltmeyi gerektirir.
Siyaset birbirini kolaçan ederek yapılmaz, ortak vatan, ortak bayrak, ortak gelecek gibi müşterek hedeflerde buluşarak bir arada yaşamın harcını kırabiliriz.
Görüş farklılıklarımız olsun, yeter ki dar görüşlülük olmasın. Asla kalpleri katılaşanlardan olmayalım.
B. Russell’ın “iki tür ahlak var, söyleyip uygulamadığınız, uygulayıp söylemediğiniz” gerçeği, hep karşımıza çıkıyor. Bu dilemmayı aşacak güven ortamını birlikte oluşturalım, duygu kırılmalarından ortak bir duygudaşlığa yelken açalım.
Başka türlü tarihe sığınanlardan kendi ortak tarihini inşa edenlere geçemeyiz.
Takva sahipleri tarihin seyrini değiştirecektir. Sakınırlıktan ayrılmayanların sakınacağı bir şey olmaz!
Entelektüel, sadece düşünen insan değil, başkalarının düşünmediğini düşündürtebilen insandır. Fikri şamandıralarımızdan kurtulmak hepimizin üstüne farz olsun.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
Araştırmacı Emirhan Yörük, Kazakistan Cumhurbaşkanı Kasım Cömert Tokayev’in Sovyet diplomasi geleneğinden başlayıp ülkenin yeni güç mimarisini kuran liderliğe uzanan siyasal serüvenini Fokus+ için kaleme aldı.
APP plaka rehberi yayımlandı ve plaka değişim süreci netleşti. Emniyet Genel Müdürlüğü, hangi plakaların değiştirileceğini ve 1 Nisan 2026’ya kadar denetimlerin nasıl işleyeceğini açıkladı.
Araştırmacı Mehmet Emin Cengiz, İsrail-İran geriliminin gölgesinde Lübnan’ın artan çatışma riskini, Hizbullah’ın konumunu ve ülkenin iç savaşa sürüklenme ihtimalini Fokus+ için kaleme aldı.
Araştırmacı Esin Güzel, Orta Doğu’da ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarıyla tırmanan gerilimin petrol fiyatları, ticaret rotaları ve tedarik zincirleri üzerinden Afrika ekonomilerine etkilerini Fokus+ için inceledi.