Türkiye ile İsrail arasında Afrika Boynuzu’ndaki rekabet hızla artarken, egemenlik, enerji ve deniz ticaret yollarına ilişkin dosyaların iç içe geçmesi nedeniyle, Somali bu çekişmenin merkez noktalarından biri haline geliyor.  

Bu gelişmeler, Kızıldeniz’de artan gerilimle aynı döneme denk geliyor. Söz konusu durum, Bab’ul Mendeb çevresindeki bölgesel hareketliliğin hassasiyetini artırırken, Ankara ile Tel Aviv arasındaki rekabete, siyasi boyutun ötesinde sahada da yeni boyutlar kazandırıyor. 

Somali sahası 

Somali, Aden Körfezi’ne kıyısı ve Babu’l Mendeb Boğazı’na yakınlığı nedeniyle Türkiye–İsrail rekabetinde giderek odak noktası haline dönüştü. 

Afrika Basın Ajansı’nın (APA) 23 Nisan tarihli haberine göre Somali hükümeti, Tel Aviv’in “Somaliland”ı tanıması ve buraya büyükelçi atamasına tepki olarak İsrail gemilerinin boğazdan geçişini yasaklama kararı aldı. Bu adım, anlaşmazlığın doğrudan egemenlik düzeyine taşındığını gösterdi. 

Kararın, Somali’nin Afrika Birliği nezdindeki Büyükelçisi Abdullah Muhammed Warfa da dahil olmak üzere yetkililerin, “ülkenin birliğine yönelik herhangi bir müdahalenin boğaza erişimin kısıtlanmasıyla karşılık bulacağı” yönündeki uyarılarının ardından gelmesi, coğrafi konumun bu rekabette bir araç olarak kullanıldığını ortaya koyuyor. 

Buna karşılık İsrail, “Somaliland” üzerinden karşı kıyıda bir varlık oluşturma yönünde adımlar atıyor. Bu da, tarafları aynı coğrafi alanda dolaylı bir çatışmaya sürüklüyor. 

Konuya ilişkin Fokus Plus’a konuşan  Afrika Araştırmaları ve Politika Çalışmaları Merkezi Genel Müdürü Muhammed Salih Ömer’e göre, İsrail’in Somaliland’a yönelmesi, Kızıldeniz’de bulunan bazı ülkelerdeki nüfuzunun azalmasının ardından yeniden konumlanma arayışını yansıtıyor.  

İsrail’in önceki hareket alanının daraldığına dikkat çeken Ömer, bu nedenle Babu’l Mendeb Boğazı’na yakın yeni bir dayanak noktası aradığını belirtti. 

Ömer, bu bölgede olası bir İsrail varlığının Afrika Boynuzu’nun güvenliği ve siyasi dengeleri üzerinde etkili olacak stratejik bir gelişme olacağını, bunun yanı sıra Güney Kızıldeniz ve Babu’l Mendeb Boğazı girişine de yansımaları olacağını ifade etti. 

Nüfuz araçları 

Somali’deki rekabet, sahada pragmatik bir boyut kazanmış durumda. Taraflar, askeri ve siyasi araçların birleşimiyle nüfuzlarını pekiştirmeye çalışıyor. Mevcut hamleler de, çatışmanın nüfuz mücadelesinden, sahadaki güç dengesinin test edilmesine doğru bir kaymayı yansıtıyor. 

Türkiye'nin Mogadişu’daki askeri eğitim üssü

Diğer yandan Türkiye, Mogadişu’daki en büyük denizaşırı askeri eğitim üssü üzerinden varlığını güçlendirmeyi sürdürürken, savunma işbirliğini de genişletiyor. 

Somali Haber Ajansı’nın haberine göre Somali Kara Kuvvetleri Komutanı General Sahal Abdullahi Ömer ile Türkiye Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Metin Tokel arasında üst düzey bir görüşme gerçekleştirildi. 

Görüşmede askeri kapasitenin geliştirilmesi ve operasyonel koordinasyonun artırılması ele alındı. 

Bu bağlamda, Muhammed Salih Ömer, 2024 başında Türkiye ile Somali arasında imzalanan ve Somali kıyılarının korunmasını öngören anlaşmanın, Mogadişu’ya egemenlik açısından ek bir boyut kazandırdığının altını çizdi. 

Söz konusu işbirliğinin, Afrika’nın 3 bin 300 kilometreyi aşan en uzun kıyı şeritlerinden birinin korunmasına katkı sağladığını da dile getirdi. 

Ömer’e göre bu ortaklık, Babu’l Mendeb’in güney girişlerinin güvenliğini desteklerken, geçmişte korsan grupların yararlandığı güvenlik boşluklarını da azaltıyor. 

Öte yandan, Bloomberg’in 11 Mart tarihli haberinde, İsrail’in Somaliland’da askeri üs kurmayı düşündüğü ve buraya büyükelçi atadığı bilgisi yer aldı. 

Bu tablo, Ankara’nın Somali devletiyle doğrudan ortaklık kurarak hareket ettiğini, Tel Aviv’in ise ayrılıkçı bir yapı üzerinden ilerlediğini ve bunun da siyasi ve güvenlik dengelerini daha karmaşık hale getirdiğini ortaya koyuyor. 

Babu’l Mendeb’in önemi 

Bu rekabetin önemi, dünyanın en kritik deniz geçişlerinden biri olan ve Asya ile Avrupa arasında bağlantı sağlayan Babu’l Mendeb Boğazı ile doğrudan ilişkili olmasından kaynaklanıyor. 

Russia Today’in ABD Enerji Enformasyon İdaresi ve Uluslararası Enerji Ajansı verilerine dayanan haberine göre, küresel ticaretin yüzde 10 ila 15’i bu boğazdan geçiyor. Ayrıca günlük yaklaşık 6 milyon varil petrol de buradan taşınıyor. 

Oxford Enerji Çalışmaları Enstitüsü de her gün onlarca geminin toplam değeri 10 milyar doları aşan yüklerle bu hattı kullandığını bildirdi. Bu durum, boğaz çevresindeki herhangi bir nüfuzun yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda siyasi ve güvenlik açısından da stratejik bir araç haline gelmesine yol açıyor. 

Muhammed Salih Ömer’e göre Babu’l Mendeb Boğazı, stratejik açıdan Hürmüz Boğazı’ndan daha büyük bir öneme sahip.  

Zira, Hürmüz daha çok Körfez ülkeleriyle sınırlı bir nüfuz alanına sahipken, Babu’l Mendeb Körfez’den çıkan ve Doğu’dan Avrupa ile Afrika’ya yönelen tüm gemiler için kritik bir geçiş noktası görevi görüyor. 

Ömer ayrıca, küresel ticaretin yaklaşık yüzde 15’inin ve enerji arzının önemli bir bölümünün bu boğazdan geçtiğini vurguladı. 

Bu durumun boğaza kalıcı bir hassasiyet kazandırdığını vurgulayarak, özellikle de boğazın kapanması durumunda mevcut alternatiflerin daha maliyetli ve karmaşık olduğunu  da belirtti. 

Uluslararası Kriz Grubu ve Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü ise, bölgede çok sayıda aktörün rekabet etmesi nedeniyle boğazın potansiyel bir çatışma alanına dönüşebileceği konusunda uyardı. 

Buna karşın Ömer, kısa vadede doğrudan bir çatışma ihtimalini düşük gördüğünü söyledi. Somaliland’ın uluslararası alanda tanınan bir yapı olmaması ve Somali federal hükümetinden bağımsız egemenlik düzenlemeleri yapma yetkisinin bulunmaması bu değerlendirmede etkili oluyor. 

Ömer’e göre İsrail’in bu çerçevenin ötesine geçmesi, öncelikle Mogadişu yönetimiyle, ardından da Somali ile Türkiye arasındaki mevcut güvenlik ortaklığıyla çatışmaya yol açabilir. 

Bu nedenle Tel Aviv, mevcut aşamada doğrudan sahadaki adımlardan ziyade daha temkinli ve keşif odaklı bir yaklaşım izlemeye daha yatkın hale gelebilir. 

Sonuç olarak Somali’de Türkiye ile İsrail arasındaki rekabetin siyasi ve stratejik düzeyde daha da yoğunlaşırken, Babu’l Mendeb Boğazı bu rekabetin ana eksenlerinden biri olmayı sürdürüyor.  

Türkiye’nin Mogadişu ile kurduğu kurumsal ortaklığa karşılık İsrail, Somaliland üzerinden paralel bir nüfuz alanı oluşturmaya çalışıyor. 

Bu da tarafları açık bir rekabet sürecine taşırken, kısa vadede doğrudan bir çatışma ihtimali sınırlı görülüyor.