Müslüman Ülkelerde Ekonomik Eşitliğin ve Güvenliğin Sebebi Zekat mı?

Şener Aktürk
Prof. Dr. Şener Aktürk, Müslüman ülkelerdeki düşük cinayet oranlarını ve ekonomik eşitsizlikte zekatın rolünü Fokus+ için ele aldı.
musluman-ulkelerde-ekonomik-esitligin-ve-guvenligin-sebebi-zekat-mi.jpg
16 Mart 2026

Bir önceki yazımda (“Müslüman Ülkeler Neden Daha Güvenli?,” Fokus+, 9 Mart 2026), Steven Fish’in ufuk açıcı kitabındaki verilere atıfla, Hristiyan ülkelerde cinayet oranının Müslüman ülkelerin üç katı olduğunu ve üstelik en büyük 19 Hristiyan ülkede cinayet oranının en büyük 19 Müslüman ülkenin beş buçuk katı olduğunu vurguladım ve bu verilerden hareketle Müslüman ülkelerin neden daha güvenli olduğu üzerine yazdım. Bu yazımı paylaştığım ilk tweet bir haftada üç yüzün üzerinde kullanıcı tarafından paylaşıldı, bine yakın kullanıcı tarafından beğenildi ve 87 binin üzerinde görüntülenmeye ulaştı. 

Müslüman ülkelerde cinayet oranlarının Hristiyan ülkelere göre en az üç kat ve hatta beş buçuk kat daha az olduğuna ilişkin verilerden yola çıkan bu yazımın böylesi büyük bir ilgiye mazhar olmasının bir sebebi bazı okurlar tarafından sezgisel olarak bildikleri, bazı okurların ise Amerika’da ve Türkiye’de yaşamış olmaktan kaynaklı olarak bildikleri bir gerçeği niceliksel olarak da gözler önüne sermesi olabilir. Öte yandan bu ilginin bir başka sebebi de Müslüman toplumları mütemadiyen Batılı toplumlardan daha kötü gösteren veriler üzerinden değerlendiren sosyal bilimlerde egemen eğilimin açıklayamayacağı, Batı merkezcilerin beklentileriyle tam bir tezat oluşturan nesnel verilerin bu kadar apaçık bir şekilde kamuoyuyla paylaşılmasıydı. 

Müslüman ülkeler ekonomik olarak daha eşit

Steven Fish, Müslüman ülkelerde cinayet oranlarının çok daha düşük olmasının önemli bir sebebinin toplumsal “anomi”yi (Durkheim) engelleyen ve kültürel entegrasyonu sağlayan bir çeşit toplumsal dayanışmaya kaynaklık eden ortak değerlere dayalı güçlü bir “normatif sistem” olabileceğini yazmıştı (Are Muslims Distinctive? A Look at the Evidence, Oxford University Press, 2011, sayfa 130). Bu iddiaya göre Müslüman ülkeleri ayrıştıran “normatif sistem”in temeli olan ortak değerler de İslami değerler oluyor. Fakat Fish kitabında cinayet oranlarının nispeten düşüklüğünü açıklamakta nispeten soyut ve ölçümü zor olan “normatif sistem” ile yetinmiyor. Tam tersine siyasal ekonomi yazınında son derece önemli bir rolü olan ve ülkeler arasındaki karşılaştırmalarda rutin olarak kullanılan bir başka niceliksel veriyle cinayet arasındaki ilişkiye odaklanıyor.

Fish’in kitabının sosyo-ekonomik “sınıfsal eşitsizlik” konusuna odaklandığı bir başka bölümünde, ekonomik eşitsizliğin en yaygın ölçümü olan “Gini katsayısı” verilerine dayanarak Hristiyan ülkelere göre Müslüman ülkelerde ekonomik eşitsizliğin daha az olduğunu gösteriyor. Fish bu verilerin son derece şaşırtıcı olduğunu da özellikle vurguluyor çünkü genelde kişi başına ortalama gelirin daha yüksek olduğu “kalkınmış” ülkelerde ekonomik eşitsizliğin de daha az olduğu gözleniyor. Kişi başına gelirin daha yüksek olduğu ülkelerde ekonomik eşitsizliği düşük tutmanın daha kolay olduğu, esas zorluğun yoksul ülkelerde ekonomik eşitsizliği düşük tutmak olduğu anlaşılıyor. Hristiyan ülkelere göre Müslüman ülkelerde göre kişi başına gelir daha düşük olduğuna göre Müslüman ülkelerde ekonomik eşitsizliğin de daha fazla olması bekleniyor. Bir başka deyişle, eğer Müslüman ve Hristiyan ülkelerde ekonomik eşitsizlik aynı seviyede olsaydı bile bu Müslüman ülkelerin lehine başarı sayılırdı çünkü Müslüman ülkeler çok daha yoksul.

Ekonomik eşitsizliğin en yüksek olduğu ülkeler Hristiyan

Gini katsayısının yüksekliği ekonomik eşitsizliğin de yüksekliğine karşılık geliyor. Gini katsayısı herkesin tam olarak eşit olduğu 0 ile ülkedeki tüm gelirin tek bir insanın elinde toplandığı 1 arasında değişiyor. Bu iki uç da pratikte imkansız olduğundan somut olarak Gini katsayısı eşitsizliğin en düşük olduğu Japonya ve İskandinav ülkelerinde 0.25 seviyelerinden başlayarak eşitsizliğin en yüksek olduğu ülkede Protestan Hristiyan Namibya’da 0.74 ile zirveye ulaşıyor. Ekonomik eşitsizliğin en yüksek olduğu ülke 0.74 . Ölçümü sadeleştirmek için katsayıyı 100 ile çarparak yaklaşık 25’den 752.

Fish’in karşılaştırmasına göre en büyük Müslüman ülkelerde Gini katsayısının ortalaması 39.0 iken en büyük Hristiyan ülkelerde Gini katsayısının ortalaması 42.3. En büyük nüfusa sahip beş Müslüman ve beş Hristiyan ülkenin Gini katsayılarını karşılaştırdığımızda da daha zengin ve kalkınmış oldukları halde Hristiyan ülkelerde ekonomik eşitsizliğin daha yüksek olduğu açıkça görülüyor: Sırasıyla Endonezya (34.3), Pakistan (30.6), Bangladeş (33.4), Mısır (34.4) ve Türkiye’den (43.6) oluşan en büyük nüfuslu beş Müslüman ülkenin Gini katsayıları 30 ila 43 arasında değişirken, sırasıyla ABD (45.0), Brezilya (57.0), Rusya (39.9), Meksika (46.1) ve Filipinler’den (44.5) oluşan en büyük nüfuslu beş Hristiyan ülkenin Gini katsayıları 44 ila 57 arasında değişiyor. En büyük nüfuslu Hristiyan ve Müslüman ülkeleri eşitsizlik katsayılarına göre sıraladığımızda, ilk 5 ülke Hristiyan olduğu gibi ilk 10 ülkenin de 8 tanesi Hristiyan ülkeler… 

Özetle, cinayet oranlarında olduğu gibi, ekonomik eşitsizlik katsayılarında da Hristiyan ülkeler Müslüman ülkelere göre bariz bir şekilde daha kötü durumda. Genel ortalamalara bakıldığında böyle olduğu gibi daha anlamlı olan nüfus büyüklüğüne göre ülkeleri sıraladığımızda da durum böyle hatta aradaki farklar daha da açılıyor. Steve Fish cinayet oranları ve ekonomik eşitsizlik arasında da bir ilişki olduğuna atıfta bulunarak, Müslüman ülkelerde cinayet oranlarının daha düşük olmasının da (en azından kısmen) ekonomik eşitsizliğin daha düşük olmasına bağlanabileceğini yazıyor. Öte yandan Türkiye’nin ortalama bir Müslüman ülkeye göre hem cinayet oranları hem de ekonomik eşitsizlik seviyeleri açısından daha kötü durumda olduğunu da bir kez daha vurgulamakta fayda var. Fakat Fish’in ortaya koyduğu veriler ışığında cevaplanmayı bekleyen büyük soru Müslüman ülkelerde ekonomik eşitsizliğin neden daha düşük olduğu.

Müslüman ülkelerin Hristiyan ülkelerden daha eşit olmasının sebebi zekat mı?

Fish ekonomik eşitsizlik katsayılarını açıklayabilecek pek çok istatistiki kontrol de uyguluyor. Kişi başına düşen gelir ve eski komünist ülke olmak gibi ekonomik eşitsizliği düşürebileceği düşünülebilecek pek çok etkeni kontrol ettiği halde Müslüman ülkelerin Hristiyan ülkelere göre sınıfsal eşitsizlikleri düşük tutma konusundaki başarısı ortadan kalkmıyor; hatta bu kontroller uygulandığında aradaki fark bilakis daha çarpıcı hale geliyor. Hatta Fish’in uyguladığı modelde bir ülkede nüfusundaki Müslüman oranı ekonomik eşitsizlikle ters orantılı gözüküyor. Fish ilgili bölümün geri kalanında ekonomik eşitsizlik konusundaki bu büyük ayrışmanın dini sebebi olabileceğini düşündüğü büyük farklılığa odaklanıyor. Fish’e göre Müslüman ülkeleri Hristiyan ülkelerden daha eşit yapan unsur İslam’ın temel şartlarından birisi olan zekat. Fish, zekatın muadilinin Hristiyanlıkta olmadığını ve Hz. İsa’nın takipçilerine tüm mal varlıklarını bağışlamaları gibi herkes tarafından uygulanamayacak kadar radikal bir mutlak yoksulluk tavsiye ettiğini iddia ediyor. Böylesi bir mutlak yoksulluğun ötesinde Hristiyan bireylerden beklenen hayırseverliğin bağlayıcılığı olmayan ve muğlak bir çerçevesi olduğunu, oysa İslam’da asgari varlık birikimi şartını taşıyan her Müslümanın her yıl birikmiş varlıklarının %2,5’luk kısmını mutlaka ihtiyaç sahiplerine dağıtılması gibi son derece spesifik ve katı bir şart olduğunu belirtiyor. Fish’in değerlendirmesi zekata odaklanmakla birlikte, daha genel olarak Müslüman toplumlarda sadakanın ve hayırseverliğin merkezi bir önemi olduğunu ve ekonomik adalet boyutu olan bir İslami toplumsal adalet anlayışının çok güçlü olduğunu vurguluyor.

Zekat azaldıkça, eşitsizlik ve cinayet oranları artar mı?

Müslüman ülkelerin, nispeten yoksul ve çok çeşitli siyasi, ekonomik ve jeopolitik belalarla boğuştukları 21. yüzyılda bile Hristiyan ülkelerden daha eşit bir sınıfsal dağılımı olmasının sebebi zekat mıdır bilinmez. Fakat cinayet oranlarında olduğu gibi ekonomik eşitsizlik katsayıları konusunda da Müslüman ülkelerin Hristiyan ülkelere göre daha iyi durumda oldukları somut niceliksel verilerle ortaya konulmuş. Bu verileri kabul edip etmemek bilimsel verileri kabul edip etmemeye eşdeğer… Tartışılabilecek tek konu Müslüman ülkelerin bu üstünlüklerinin sebebinin ne olduğu konusudur. Eğer Fish’in iddia ettiği üzere Müslüman ülkelerde ekonomik eşitsizliği düşük tutan önemli bir unsurun zekat olduğunu kabul edersek, zekatın daha az verildiği ülkelerde ekonomik eşitsizliğin ve dolaylı olarak cinayet oranlarının da artacağını beklemek doğaldır. Bunun böyle olup olmadığını elbette bilmiyorum, fakat Fish’in büyük ölçüde niceliksel (istatistiksel) yöntemleri ve kısmen de niteliksel yöntemleri (Endonezya’daki saha çalışması, önemli dini ve siyasi / parti metinlerine referanslar, vs.) kullanarak ortaya koyduğu kuramsal çıkarımlardan memnun olmayanların ampirik ve yöntembilimsel olarak daha güçlü açıklamalar ortaya koyması gerekir. Burada önemli bir husus elbette vaka seçiminde bariz hilelere ve önyargıya düşmemek: Fish dünyadaki tüm Hristiyan ve Müslüman ülkeleri karşılaştırmış. Elbette örneğin Hristiyan ülkeleri iyi göstermek isteseydi Hristiyan ülkeler arasında en iyi cinayet ve eşitsizlik oranlarına sahip az sayıdaki Batı Avrupa ülkesiyle tüm Müslüman ülkeleri karşılaştırabilirdi. Fakat Batı Avrupa Hristiyan alemi içinde çok küçük bir azınlığı oluşturuyor. Hristiyanlık en başta boydan boya tüm bir Amerika kıtasının dini. En büyük Protestan Hristiyan ülke olan ABD ve en büyük Katolik Hristiyan ülke olan Brezilya Amerika kıtasında olduğu gibi en büyük Ortodoks Hristiyan ülke olan Rusya da Doğu Avrupalı ve kısmen Asyalı. En büyük nüfusa sahip bazı diğer Hristiyan ülkeler de Afrikalı (Güney Afrika ve Kenya gibi) veya Asyalı (Filipinler gibi). Üstelik Fish bu şekilde karşılaştırmıyor olsa da gelir seviyesine göre eşleştirilerek karşılaştırılacak olsa Müslüman ülkelerle benzer gelir seviyesinde olan Hristiyan ülkeler çoğunlukla Batı Avrupa dışında. Karşılaştırmanın mantığı gereği makul olan aynı gelir seviyesindeki birer Müslüman ve Hristiyan ülkenin cinayet oranlarını ve ekonomik eşitsizlik katsayılarını karşılaştırmak ki böylesi bir karşılaştırmada tam da Fish’in ortaya koyduğu şekilde Müslüman ülkeler lehine bariz ve büyük farklılıklar görülebiliyor. Cinayet oranları ve ekonomik eşitsizliğe dair bu kitapta sunulan somut karşılaştırmalı verilerden ve değerlendirmelerden öğrenilecek çok şey, alınacak çok dersler var.

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Popüler Haberler
Türkiye’de Sigara Satışı Yasaklanıyor mu 2040 Hedefi Gündemde

Sağlık Bakanlığı destekli yasa teklifi, sigara kullanımına yeni kısıtlamalar getirirken açık alan yasaklarını genişletmeyi ve 2040’ta tam yasak hedefini öngörüyor.

ATM’den Para Çekme Limiti Artıyor Bankalar Yeni Limitlerde Anlaştı

Bankacılık sektöründe ATM günlük para çekme limitlerinin 30 bin TL’ye yükseltilmesi planlanıyor. Bayram öncesi devreye alınması beklenen düzenleme, nakit talebindeki artışa yanıt olarak kademeli şekilde uygulanacak.

Trafikte Yeni Dönem Araçta Video Kullanımına Düzenleme

İçişleri Bakanlığı’nın hazırladığı yeni trafik düzenlemesiyle, araç içi multimedya sistemlerinde sürüş sırasında video oynatımı yasaklanıyor. Navigasyon ve eller serbest kullanım serbest bırakılırken, kurallara uymayan araçlar muayeneden geçemeyecek ve…

Yemek Siparişlerinde Şeffaf Dönem Restoran Giderleri Açık

1 Nisan 2026’da yürürlüğe giren düzenlemeyle yemek siparişi platformlarında ücret ve komisyon kalemleri şeffaflaşırken, restoranlardan ek ücret alınmasının da önü kesildi.

Dünyadaki Tüm Para Birimleri Neden Dolara Bağlı

Bretton Woods’tan Nixon Şoku’na, petrodolar düzeninden SWIFT sistemine uzanan süreç, ABD dolarını küresel ekonominin merkezine yerleştirdi. Rezervlerin yarısından fazlası hala dolarda tutulurken, emtia fiyatlamasından ticaret ödemelerine kadar sistem…