22 Ekim 2025
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, Umman Sultanı Heysem Bin Tarık’ın 28–29 Kasım 2024 tarihlerinde Türkiye Cumhuriyeti’ne gerçekleştirdiği ziyaret esnasında yaptığı davet üzerine 22-23 Ekim 2025 tarihlerinde Umman’ı ziyaret etmesi bekleniyor. Ziyaret, gerek Sultan Heysem bin Tarık’ın Kasım 2024’te Türkiye’ye yaptığı devlet ziyaretiyle hız kazanan stratejik ortaklık sürecinin ikili ilişkilerde doğal bir derinleşmeyi ifade etmesi açısından gerekse iki ülkenin vizyonlarının Umman 2040 ve Türkiye Yüzyılı çerçevesinde kesişmesi açısından önem arz etmektedir. Erdoğan’ın ziyaretini Türkiye’nin Umman açılımı kapsamında anlamlandırmak için iki ülke ilişkilerinin tarihine ve Sultan Heysem Bin Tarık’ın 2024’te Türkiye’ye gerçekleştirdiği ziyarete “Tarihsel Birliktelikten Stratejik Ortaklığa: Umman – Türkiye İlişkileri” başlıklı yazıdan göz atmak faydalı olacaktır.
Umman Sultanı Heysem Bin Tarık’ın Kasım 2024’te gerçekleştirdiği ziyarette iki ülke arasında vizyon birliği, ortak çıkarlar ve anlayış üzerine kurulu bir stratejik birlikteliğin temelleri atılmıştır. Söz konusu ziyaret sonrasında imzalanan ve gıda güvenliği, sanayi, turizm, tarım, sağlık hizmetleri, lojistik, yenilenebilir enerji, bilimsel araştırma, eğitim, kültür-sanat, inovasyon, girişimcilik, yükseköğretim ve teknoloji gibi hayati sektörleri kapsayan anlaşmalar, iki ülke arasındaki ticaret hacmini genişletmede ve karşılıklı yatırımları teşvik etmede önemli rol oynamıştır.
Diplomatik ilişkiler
Türkiye ve Umman dışişleri bakanlıkları arasında ikili ilişkilerde sürekli diyalog ve koordinasyon için kurumsal bir mekanizmanın oluşturulması adına; siyasi iş birliğinin sağlam bir çerçeveye oturtulması, bölgesel ve uluslararası meselelerde görüş alışverişinin güçlendirilmesi hedefleriyle 4 Mayıs 1999 tarihinde Siyasi İstişare Komitesi kurulduğu bilinmektedir. Komite, kurulduğu tarihten bu yana bir tarafta düzenli toplantılar gerçekleştirerek Orta Doğu ve Körfez jeopolitik gelişmeleri değerlendirirken diğer taraftan iki ülkenin ortak çıkarlarına uyumlu bir zeminin hazırlanması doğrultusunda çalışmalarını sürdürmüştür.
Son yıllarda Körfez’de çok yönlü diplomasi izleyen Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Umman ziyareti, Türkiye’nin körfez politikasında derinleşen iş birliklerini göstermektedir. Bu ziyaret, sadece Umman – Türkiye ilişkilerinin güçlendirilmesinde temel taş olma özelliğinde kalmayacak; Türkiye’nin Orta Doğu bölgesindeki stratejik nüfuzunu artırması, enerji güvenliğini çeşitlendirilmesi, yeni ve kapsamlı ekonomik fırsatlara erişimini genişletmesi gibi stratejik hedeflere ulaşmasına hizmet edecektir. Türkiye’nin son yıllarda BAE ve Suudi Arabistan ile ilişkilerini normalleştirmesi, Kuveyt ve Katar gibi bölge ülkeleri ile stratejik derinleşme sürecine girmesi, Umman’ın Ankara için önemli ve yeni bir diplomatik kaldıraç görevi üstlenebileceğine işaret etmektedir. Umman’ın Yemen meselesinden başlayıp ABD–İran müzakerelerine kadar bölgedeki birçok kritik dosyada sergilediği ölçülü ve dengeli tutumu, Türkiye’nin diplomatik yaklaşımıyla büyük ölçüde örtüşmektedir. Son dönemde iki ülke arasında artan siyasi temaslar ve Türkiye Dışişleri Bakanı Hakan Fidan ve Umman Dışişleri Bakanı Bedir el-Busaidi arasındaki kesintisiz iletişim, görüş birliğini ve diplomatik yakınlığı açıkça göstermektedir. Dolayısıyla ziyarette Filistin’de İsrail tarafından işlenen soykırıma ilişkin tutum başta olmak üzere, bölgesel ve uluslararası gelişmeler de masada olacaktır.
Jeopolitik hesaplar
Umman ve Türkiye birbiri için uzun vadede sağlam bir ekonomik ortaklık kurmaya elverişli çok geniş imkanlara sahip iki ülkedir. Bu doğrultuda, iki ülkenin jeostratejik konumları ticari pazarlara erişim için önemli avantaj sağlamaktadır. Türkiye, Afrika ve Asya pazarlarına ulaşmak için Umman’daki Dukm, Salala ve Sohar gibi serbest bölgelerden ve limanlardan yararlanabilir; Umman ise bu limanlardan Mersin ve İzmir limanlarına oluşturacağı bir hat sayesinde Avrupa ve Orta Asya pazarlarına açılmak için Türkiye’deki sanayi bölgeleri ve limanlarını kullanabilir.
İki ülke belirtilen stratejik limanlar sayesinde küresel ulaşım projeleri, uluslararası ticaret koridorları, yeşil enerji projeleri ve temiz teknolojilere dayalı sanayi yatırımlarında ortak çalışmalar yürütmesindeki yüksek potansiyel doğrultusunda, her iki ülkenin jeostratejik konumlarının, ticari pazarlara açılımda önemli bir avantaj sunduğu söylenebilir. Bu kapsamda Türkiye’nin, Umman üzerinden hem Körfez’e hem de Hint Okyanusu'na açılan jeostratejik bir hattı geliştirmeyi hedeflemesi, Türkiye’nin Afrika’yla entegrasyon ve Asya’ya açılım stratejileriyle ilgili bir hamlesi olarak da okunabilir.
Türkiye’nin enerji güvenliğinde alternatif tedarikçi: Umman
Enerji, Türk dış politikasının şekillenmesinde öncelikli bir alan haline gelmiştir. Bu kapsamda doğal gaz ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) tedarikinde Azerbaycan, İran ve Rusya gibi ülkelere bağımlı olan Türkiye özellikle sıvılaştırılmış doğal gaz ihracatında önemli bir oyuncu olan Umman’ı alternatif kaynak olarak görmektedir. Bunun yanı sıra Türkiye’nin gelişmiş LNG alt yapısını Umman’ın hizmetine sunarak enerji arz güvenliğini çeşitlendirme yollarını araması ekonomik ve stratejik olarak ön plandadır. Bu nedenle Erdoğan’ın ziyareti sırasında enerji iş birliklerinin masada olması Türkiye açısından son derece rasyonel bir adımdır.
Ticari faaliyetler
Umman ve Türkiye arasındaki ekonomik ilişkiler nedeniyle iki ülke arasındaki ticaret hacmi 1 milyar dolara yaklaşmıştır. Sultan Heysem’in Türkiye ziyaretinde iki ülkenin 500 milyon dolarlık ortak yatırım fonu kurması ve Türk şirketlerin Umman’daki varlığını hızlı bir şekilde arttırması ticari ilişkilere stratejik bir ivme kazandırmıştır. Türkiye, stratejik ortaklık kapsamında Umman’ın petrol dışı ihracatında Avrupa’daki bir numaralı ülkesi haline gelmiştir. Bunun yanı sıra Umman’da faaliyet gösteren şirket sayısı 2023’te 385 iken 2024 yılında %55 artarak 597’ye yükselmiştir. Genel olarak bakıldığında Umman’ın Türkiye’den ağırlıklı olarak elektrikli cihazlar, optik ve fotoğraf ekipmanları ithal ettiğini; Türkiye’ye ise kimyasal ürünler, gıdalar, plastikler ve kauçuk ürünleri ihraç ettiğini görülmektedir. Türkiye’nin; tekstil, gıda, savunma sanayii ve inşaat malzemeleri gibi Umman piyasasında talebi yüksek ürünleri üretmede öne çıkması, 1 milyar dolara yaklaşan Umman Türkiye ticaret hacmini artırma ve karşılıklı yatırımları güçlendirme adına önemli fırsatlar doğurmaktadır.
2025’in ilk sekiz ayında Türkiye’den Umman’a gelen ziyaretçi sayısının 11 bine ulaşması ile bir önceki yıla göre %10 arttığı gözlemlenmektedir. Bununla birlikte Umman vatandaşlarının turizm amaçlı Türkiye ziyaretlerinin her geçen yıl artması ticari faaliyetlere katkı sağlamaktadır. Ayrıca, Türk müteahhitlik firmaları Umman’da 6 milyar dolarlık balıkçı barınakları, limanlar, yollar, havalimanları, tüneller ile drenaj ve kanal gibi alt yapı projelerini gerçekleştirmesi iki ülke arasındaki ticari faaliyetlerde temel taşlardan birisi olma özelliği taşımaktadır. Türk ekonomisinin tekstil, gıda, otomotiv, savunma sanayii, maden ve inşaat malzemeleri gibi birçok sektörde büyük üretim kapasitesi ve güçlü ihracat performansına sahip olması, ayrıca bankacılık, inşaat, bilişim, lojistik ve uluslararası turizm gibi hizmet sektörlerinde tecrübe sahibi olması Umman -Türkiye arasındaki ticari ilişkilerde yeni kapılar aralayacaktır. Bu doğrultuda Türkiye’nin tecrübesi ile, ekonomisini petrol dışı alanlarda çeşitlendirmeye çalışan Umman için değerli bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
İki ülke arasında devam eden ticari faaliyetler kapsamında değerlendirilmesi beklenen savunma sanayii, Türkiye’nin son dönemde en çok gelişme gösterdiği alanlardan birisi olmuştur. Hisar hava savunma sistemleri, insansız hava araçları ve deniz platformları gibi ürünlerle Türkiye hem kendine yeterlilik hem de ihracat bakımından büyük bir sıçrama yaşamıştır. Güvenlik politikalarında temkinli davranan ancak modernleşmeye açık olan Umman için Türkiye’nin savunma ürünleri hem ekonomik hem de stratejik açıdan cazip olma ayrıcalığı taşımaktadır. Bu ziyaretle, savunma sanayiinde iş birliği anlaşmalarının gündeme gelmesi ve Türkiye’nin savunma ihracatına yeni bir kapı açılması olasılık dahilindedir.
İki ülke arasındaki ticari ilişkilerden bahsederken 2006 yılından bu yana faaliyet gösteren Türkiye–Umman İş Konseyi’nin, düzenli temaslarla ticari ilişkilerin geliştirilmesine önemli katkılar sunduğunu belirtmek gerekmektedir. Konsey tarafından, Nisan 2025’te yapılan duyuruya göre Aralık 2025’te Maskat’ta “Türkiye–Umman Ekonomi Forumu” ve “Türk İhraç Ürünleri Fuarı” düzenlenecek. Bu forum ve fuarın, iki ülke arasında tarım, enerji, sanayi ve yatırım gibi alanlarda ekonomik potansiyelin görünür kılınarak iş birliğinin arttırılmasını sağlayacağı düşünülmektedir. Dolayısıyla Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ziyaretinin forum öncesine denk gelmesi iki ülke iş çevreleri açısından önemli bir fırsat niteliği taşımaktadır. İki ülke ekonomilerindeki büyüme oranlarının dikkate alındığında, ticaret hacmini artırmaya yönelik geniş fırsatlar bulunduğu görülmektedir. Ancak, ticari ilişkilerin güçlenerek devam etmesi için ihracat ve ithalatın önündeki gümrük dışı engellerin kaldırılması önem arz etmektedir. Bu kapsamda, Körfez İş birliği Konseyi ile Türkiye arasında devam eden Serbest Ticaret Anlaşması müzakerelerinin olumlu bir şekilde sonuçlanması, iki ülke arasındaki ticaret, müteahhitlik, turizm ve sağlık gibi birçok alanda büyük kolaylıklar ve yeni yatırım imkanları ortaya çıkaracaktır. Bu bağlamda, Umman’ın devam eden müzakere süreçlerinde Türkiye’ye destek olacağı düşünülmektedir.
Kamu diplomasisi faaliyetleri
Kamu diplomasisi, Türkiye–Umman arasında gelişen stratejik iş birliğinin derinleşmesinde önemli bir unsur haline gelmiştir. Bu kapsamda, iki ülke arasında eğitim, kültür, medya, dil ve iletişim alanlarında çeşitli faaliyetler yürütülmektedir. Eğitim diplomasisi çerçevesinde, Umman Sultan Kabus Üniversitesi’nde verilen Türkçe derslerine ilgi her geçen gün artmaktadır. Marmara Üniversitesi ile Sultan Kabus Üniversitesi arasında öğrenci ve akademisyen değişim programları uygulanmakta; iki ülkenin yükseköğretim kurumları ortak inovasyon ve bilimsel araştırma projeleri yürütmektedir. Sultan Kabus Üniversitesi’nde görev yapan Türk akademisyenler, Türkiye’nin eğitim diplomasisinin güçlenmesinde önemli bir rol üstlenmektedir. Bununla birlikte YTB aracılığıyla Ummanlı öğrencilere Türkiye’de öğrenim görme imkanı sunulmaktadır. Özellikle Türkiye Maarif Vakfı’nın Umman’da okul açma girişimleri kapsamında yürütülen çalışmalar, iki ülke arasındaki eğitim diplomasisinin güçlenmesi açısından ayrı bir önem taşımaktadır.
Kültürel alanda ise iki ülke arasında ortak sergiler, İslam sanatı etkinlikleri, geleneksel el sanatları programları ve Türk Mutfağı Haftası gibi faaliyetler düzenlenmektedir. Türkiye’nin Umman’daki Kültürel diplomasi faaliyetleri Yunus Emre Enstitüsü’nün Umman’da yürüttüğü çalışmalarla daha da pekişmektedir. Artan turizm etkileşimi iki halk arasında güçlü bir toplumsal bağ oluşturmakta; Umman’da sayıları yaklaşık 3 bin 600 olan Türk vatandaşları da bu kültürel etkileşime önemli katkılar sunmaktadır.
Türkiye’nin Umman’da yürüttüğü kamu diplomasisi faaliyetleri, iki ülke ilişkilerinin yalnızca siyasi ve ekonomik boyutla sınırlı olmadığını; toplumlar arası yakınlaşma, algı inşası ve uzun vadeli zihinsel uyum hedeflerine dayandığını göstermektedir. Eğitim ve kültür odaklı projeler, Türkiye’nin yumuşak güç kapasitesini devreye sokarak Umman kamuoyunda olumlu bir Türkiye algısı oluştururken; Umman’ın kültürel mirası ve barışçıl diplomasi anlayışı da Türkiye açısından güvenilir ortak imajını güçlendirmektedir. Bu çerçevede, kamu diplomasisi iki ülke ilişkilerini Körfez’de sıkça görülen kısa vadeli çıkar temelli ilişkilerden ayrıştırmakta; toplumsal temeli olan, duygusal bağlarla desteklenen kalıcı bir ortaklık inşa etmektedir. Bu yaklaşım, gelecekte dış politika koordinasyonunun, yatırım tercihlerinin ve ekonomik kararların toplumsal meşruiyetle desteklenmesini kolaylaştıracak; Türkiye’nin Körfez’de yapıcı ve medeniyet taşıyıcı aktör imajını güçlendirirken, Umman açısından da Türkiye’yi Batı dışı dünyada en güçlü stratejik ortaklardan biri konumuna getirecektir. Sonuç olarak kamu diplomasisi, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın derinleşmesini hızlandıran düşük maliyetli ve etkili bir güç çarpanı niteliği taşımaktadır.
Sonuç
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Umman ziyareti, Türkiye’nin Körfez bölgesine yönelik benimsediği çok yönlü ve “kazan–kazan” ilkesine dayalı stratejiye önemli katkılar sağlayacaktır. Bu ziyaret ile Türk şirketleri için yeni yatırım alanlarının açılması, Türkiye’nin enerji tedarik kaynaklarının çeşitlenmesi, savunma sanayii ihracatının genişlemesi ve kamu diplomasisi araçlarıyla Umman halkıyla daha derin bağlar kurulması beklenmektedir. Erdoğan’ın Umman ziyareti, bu yönleriyle Türkiye’nin yalnızca diplomatik değil, aynı zamanda milli çıkarlarını gözeten somut kazanımlar hedeflediği stratejik bir adım olarak değerlendirilmelidir.