Irak’ta yapılan altıncı parlamento seçimleri İran yanlısı milis ve siyasi grup/örgütlerin açık ara üstünlüğüyle sonuçlandı. 

Seçimin favorisi görülen Başbakan Muhammed Şiya Sudani’nin listesi birinci çıksa da oluşan sandalye dağılımı ikinci defa hükümet kurmasını oldukça zorlaştırmaktadır.  

Seçim sonuçlarına genel bakış 

Irak’ta 9 Kasım’da güvenlik güçleri ve yerlerinden edildikleri için kamplarda yaşayan vatandaşların oy kullandığı özel oylamanın ardından 11 Kasım’da yapılan Altıncı Dönem Milletvekili Genel Seçimleri, Şii lider Mukteda es-Sadr’ın boykotuna rağmen yüzde 56,11’lik katılımla gerçekleşti. 

Bu anlamda katılım yüzde 41 şeklinde gerçekleşen 2021’deki seçimlere göre 15 arttı ve Sadr’ın boykotu başarısız oldu.  

Seçimlerde dikkat çeken 3 önemli sonuç var:  

Bir, Kürt partilerin Kerkük’te sandalye kaybetmesi ve kotalara aşırı yüklenerek normal milletvekillerini çıkaramamaları.  

İki, Sadr’ın boykot çağrısının başarısız olması ve Şii liderin bu noktadaki toplumsal belirleyici rolünün aşınması.  

Üç, İran’a ideolojik ve organik olarak bağlı olan Şii ve Haşdi Şabi partilerinin bariz yükselişleri. Bununla bağlantılı olarak da İrancı kanatta yaşlandığı ve eski karizmasını kaybettiği için sivil bir siyasetçi olan Maliki’nin yerine radikal çıkışlarıyla dikkati çeken milis-asker Kays Haz Ali’nin ikame edilmesi.  

Sadr, ülkede değişime, kalkınmaya, refaha ve hizmete hasret “dip dalga”yı göremedi ya da halkın bu noktadaki yönelimlerini yanlış okudu. Şii lider, Irak halkının dini saiklerle kendisine olan bağlılığını politik açıdan doğru okuyamadı ve 2021 seçimlerinde kendisine yönelen oyların “değişim ihtiyacının” bir sonucu olduğunu anlayamadı.  

Mukteda es-Sadr

Sadr, “yolsuzluk, hırsızlık, çürümüşlük” diyerek “yolsuzluk, hırsızlık yapanlara oy vermeyin”  çağrısı yaptı fakat seçmen günlük olarak karşı karşıya kaldığı şartların değişmesini istiyordu ve Sudani’nin icraatları, vizyonu ve siyaset yapış şeklini de bu anlamda kendisine yakın bulduğu için bir şansı hak ettiği kanaatine vardı. Bir önceki yazıda dikkat çektiğimiz gibi Sadr, Sudani’ye bir şans vermek isteyen halk kesimiyle ters düştü ve seçmen onu dinlemedi.  

İran’ın Irak’taki artan etkisi, yolsuzluk, icraatçı hükümet ve ülkenin öncelikleri konusunda vizyonları uyuşan Sadr ile Sudani’nin seçimlerde ortak bir frekans tutturamamaları ortaya çıkan tabloya bakıldığında ikisine de kaybettirdi. 

Irak seçimlerinde İran yanlısı gruplar damga vurdu 

İran’a doğrudan ve dolaylı olarak bağlı olan partilerin, hareketlerin ve örgütlerin aldığı milletvekili sayısına bakıldığında şöyle bir tablo ortaya çıktı: Nuri Maliki liderliğindeki Kanun Devleti Koalisyonu: 28, Hadi Amiri liderliğindeki Bedir Örgütü: 18, Ammar el-Hekim liderliğindeki Devlet Güçleri Koalisyonu 18, Kays Haz Ali liderliğindeki Asaib Ehli Hak, Sadikun: 28, Şibli Zeydi liderliğindeki İmam Ali Tugayları, Hizmet: 8, Ahmed Humeydavi liderliğindeki Irak Hizbullahı, Hukuk: 6, Ebul Ala Velayi liderliğindeki Şeyiduş Şuheda Tugayları, Muntesirun: 4, Reyan Kildani liderliğindeki Babiliyon Hareketi: 2. Toplam 112. 

Bunlara ek olarak İran’ın desteğiyle kurulan çatı oluşumu Koordinasyon Çerçevesi içinde yer alan ve yukarıdaki siyasi yapılarla uyum içinde çalışan partilerin aldığı sandalye sayısı da şöyle: KYB: 18, Esas: 8, Ebşir: 4, İşrak: 8 ve Tesmim: 6 olmak üzere toplamda 44. Bu sayı da yukarıdaki sayıya eklendiğinde 156 oluyor. Elbette bunların dışında da 3-4 sandalyesi olan birçok grup var ve toplam sayının 180’i bulduğu ifade edilmekte.  

Öte yandan yaklaşık 35 milletvekili çıkarak Sünni gruplardan Takaddum Hareketi’nin Koordinasyon Çerçevesi’nin dışında hareket etmesi beklenmiyor. Azim Koalisyonu 15 ve Hasım Koalisyonu 6 sandalye ile bu ittifakın içinde yer alabilir.  

Bu durumda İran destekli Koordinasyon Çerçevesi, Sudani’nin ve ona yakın çevrelerin içinde olmadığı bir hükümeti kurmak için yeterli çoğunluğa çok rahat bir şekilde ulaşabilir. Bunun için de şimdiden kolları sıvamış durumdalar. Koordinasyon Çerçevesi’nin tüm liderleri seçim sonuçlarının açıklanmasından itibaren 3-4 gündür yoğun bir görüşme trafiği yürütüyor. Maliki, Hekim, Haz Ali, Amiri, Mendelavi, Şibli Zeydi ve diğer Şii liderler bir araya gelerek hükümetin geciktirilmeden kurulması gerektiğini dile getirdi. Bunlar yaşanırken Arap basınında Koordinasyon Çerçevesi’nin Sudani’nin liderlik yaptığı İmar ve Kalkınma Koalisyonu’nu dağıtmak için girişimlerde bulunduğu iddiaları yer aldı.    

Irak’ta gelecek projeksiyonları, hükümet kurma senaryoları

İran’a yakın gruplar hükümeti kurabilecek niceliğe ve seçimin galibi Sudani’yi devre dışı bırakma imkanı ve iradesine sahipler ancak bu noktada siyasal ve niteliksel güçlerinin yeterli olup olmadığına bakmak lazım. Tam olarak bu noktada ABD’nin Irak’taki belirleyici etkisi devreye giriyor.  

Meclis’te oluşan aritmetik ve siyasi güç dengeleri açısından bakıldığında ABD ve İran’ın kendi cephesinden bastıracağını ve o nedenle hükümet kurma sürecinin gecikeceğini öngörmek mümkündür.  

Şiiler kendi aralarında bir uzlaşı yolu bulamazsa -ki bu yol zor görünüyor- kabinenin kurulması çok zaman alacak. 

Şu an ABD'nin Irak üzerindeki etki gücü daha fazla ve "Şii milis grupların etkisinin artmasına izin vermeyeceğiz" diyor. Fakat seçimlerde ABD'nin "terör listesine" aldığı grupların çok sayıda milletvekili çıkardığını ve hükümette güçlü bir şekilde yer almak istediklerini görüyoruz. 

İran ve ona bağlı gruplar Irak'ta taviz vermez ve geri adım atmazsa ülke çok sancılı süreçlerden geçer. Çünkü Haşdi Şabi/Şii milis grupları konusunda çok kararlı, ısrarlı ve net. Trump’ın özel temsilcisi Mark Savaya, seçimler öncesi bu yönde uyarısını yaptı ve seçim sonuçlarının ardından yaptığı ilk açıklamada da “silahlı milis grupların ve dış müdahalenin sona ermesi çabalarına desteğimizi sürdüreceğiz” diyerek ABD’nin bu noktadaki duruşunu yineledi.  

Irak Dışişleri Bakanı Fuad Hüseyin de seçimlerden önce yaptığı konuşmada “ABD’nin Şii milis gruplar konusunda ciddi olduğunu ve Irak hükümetinin bunu dikkate alması gerektiği” uyarısında bulundu. Fuad Hüseyin burada hükümet derken asıl olarak karar verici odakları işaret ediyor. Başbakan Sudani’nin de Fuad Hüseyin gibi düşündüğünü geçen 2-3 yıldaki kritik olaylarda izlediği politikalardan biliyoruz. 

Sadr’ın Sudani’ye bıraktığı kötü miras 

Sudani, seçimlerden sonra yaptığı açıklamalarda geniş tabanlı hükümet mesajları verse de bu İran yanlısı grupları tatmin etmeye yetmeyecektir. Bu kesimlerin ilk mesajları ile tavırlarına bakıldığında Sudani ile uzlaşma seçeneğini elediklerini görüyoruz. Söz konusu gruplar Sudani’siz bir hükümet senaryosu üzerinde çalışmaktadır.  

Muhammed Şiya es-Sudani

Sudani’nin yeniden başbakan olabilmek için Koordinasyon Çerçevesi’ni razı etmek ya da bazı grupların söz konusu çerçevenin dışına çıkmasını sağlamaktan başka seçeneği bulunmamakta. Kaldı ki Sudani bu blok ile zıtlaşırsa yanında görebileceği güçlerin sayısı da çok sınırlı.  

Sadr, bu noktada da Sudani’ye kötü bir miras bıraktı ve Koordinasyon Çerçevesi’ne rağmen onunla hareket eden Sünni gruplar Halbusi-Hancer ve Kürtlerden KDP’yi yalnız bırakarak siyasetten çekildi ve müttefiklerini çok zor durumda bıraktı. O yüzden KDP’den de Sünni-Halbusi’den de Sadr ile yaptıkları Üçlü İttifak benzeri bir senaryonun içinde yer almayacakları mesajları geldi.  

Halbusi’nin 14 Kasım 2023’te Federal Mahkeme tarafından “sahtecilik” gibi suçlamalarla görevden alınması ve ona bağlı üç bakanın görevlerinden istifa etmesinin ardından Sünni lider hakkında çıkan “İsrail ile işbirliği” ithamları da gündem olmuştu. Halbusi bu gelişmenin ardından siyasi tavrını değiştirdi ve İran’a yakın bir siyasi söylem kullandı. KDP ise Federal Mahkemenin İl Meclislerinin feshedilmesi, parlamentonun görev süresinin uzatılmasının iptal edilmesi ve kendisine yakın 11 kota sandalyesinin kaldırılması gibi kararlarıyla karşı karşıya kaldı. Barzani ve Halbusi’nin aleyhine çıkan bu kararlar Sadr ile kurdukları Üçlü İttifakın bir sonucu olarak değerlendirilmişti. 

Sadr ile ittifak kurarak İran yanlısı Şii gruplarla çatışa çatışa hükümet kurmaya çalıştıkları için bedel ödeyen Kürt ve Sünni grupların yeniden böyle bir yol izlemeleri beklenmiyor. Onun yerine Koordinasyon Çerçevesi ile uzlaşa uzlaşa gitmeyi tercih ettikleri mesajları veriyorlar. Bu durumda 45 sandalyeye sahip Sudani’nin Meclis’te Cumhurbaşkanını seçtirmesi ve ardından da hükümet kurma görevini alabilmesi için ulaşması gereken milletvekili sayısı 220. İran yanlısı Koordinasyon Çerçevesi’nin cepte olan 200 milletvekiline karşılık Sudani’nin 220 milletvekilini bulması mümkün görünmüyor.  

Yukarıda zikredilen nedenlerden dolayı Irak’ta hükümet kurma sürecinin sancılı geçeceği kanaati hakim. İran’ın Sudani’siz, ABD’nin ise Sudani’li hükümet beklentilerini dikkate aldığımızda ülkeyi istikrarlı bir dönem beklemiyor. Eğer şu an Ulusal Güvenlik Müsteşarlığı görevini yürüten ve hem İran hem de ABD ile en kritik konularda çalışarak makuliyetini kabul ettirmiş Areci gibi seçenekler çok zaman kaybedilmeden masaya gelirse krizin süresi de kısalabilir.  

Areci, Irak siyasi dengelerinde Kürtlerle de Sünnilerle de iyi ilişkiler kurarak seçimler öncesi başbakan adayları arasında en fazla konuşulan isimlerden biri olarak öne çıktı. İbadi döneminde İçişleri Bakanlığı yapan Areci, Haşdi Şabi gruplarından Hadi Amiri liderliğindeki Bedir Hareketi kökenli olduğu için de Koordinasyon Çerçevesi’nden veto yemeyecek bir geçmişe sahip.   

Seçimlerde Sünniler, Kürtler ve Türkmenlerin durumu 

Sünniler arasında önceki dönem Meclis Başkanı iken görevden alınan Halbusi’nin Takaddum Hareketi 35 sandalye ile birinci olurken KDP-Halbusi-Sadr ittifakının karşısında yer alarak İran’a yakın Koordinasyon Çerçevesi ile hareket eden Musenna Samarayi’nin Azim Koalisyonu 15 vekil ile ikinci, KDP ve Sudani’ye daha yakın olan Hamis Hancer’in liderliğindeki Egemenlik Koalisyonu ise 10 milletvekili ile üçüncü oldu. Savunma Bakanı Sabit Abbasi’nin kurduğu Hasım Koalisyonu ise beklentilerin altında kalarak 6 sandalye alabildi. Siyaset sahnesinde ismi çok bilinmeyen lokal bazı gruplar da 2-3’er sandalye alabildi. Sünnilerin toplamda aldığı milletvekili sayısı yaklaşık 75. 

Propaganda sürecinde Sünnilerin yönetimde daha güçlü olmalarını savunan Halbusi’nin İran çıkarlarının aleyhine yeni bir koalisyonda yer almayacağı kanaati hakim. Zira Meclis Başkanlığından alınmasının ardından Halbusi’nin siyasi tavrının değiştiği belirtiliyor. Özellikle Kürtlere ve KDP-Barzani’ye karşı çıkışlarına dikkati çekiyor. Bu sayede de Kerkük’teki ve Musul’daki Arap oylarının çoğunluğunu aldı.  

Kürtlerde ise KDP ile KYB’nin halini en iyi anlatan şey “Dimyata pirince giderken evdeki bulgurdan olmak” deyimidir. Bunlardan KDP Hristiyan, Ezidi ve Feyli kotaları kazanmaya çalışırken Duhok, Musul, Erbil ve Kerkük’te sandalye kaybetti. KYB ise Haşdi Şabi’ye bağlı Hristiyan kota adayını destekledi ve Duhok’ta daha önce bir sandalye alabiliyorken bu kez hem kotayı kaybetti hem de kendi sandalyesini çıkaramadı.  

Irak Meclisi’ndeki 329 milletvekilinden 9’u dini ve mezhebi azınlıklara ayrıldığı için onlar kendi aralarında yarışıyor ve en çok oyu alan aday seçiliyor. Büyük partiler ise özel oylamada kendilerine bağlı güvenlik güçlerini destekledikleri adaya yönlendirerek seçilmelerini sağlıyor.  

KDP bir milyon oy hedefine ulaştı fakat sandalye sayısı 31’den 28’e geriledi. Bu kaybı telafi eden faktör ise Musul, Duhok, Erbil, Kerkük ve Vasıt’ta kendisine yakın 5 kota adayına kazandırdı. O yüzden KDP’nin sandalye sayısını müttefikleriyle birlikte 33 olarak saymak daha isabetli olacaktır. Zira 2021’de KDP’ye yakın hiçbir kota adayı kazanmamıştı.  

KYB ise tüm tartışmalara ve çalkantılı süreçlere rağmen Haşdi Şabi grupları ile kurduğu ittifaklar sayesinde 18 olan sandalye sayısını korudu ancak Duhok, Erbil ve Süleymaniye’de oy kaybetti.  

KYB ve KDP’nin yükselişini ve kaybını değerlendirdiğimizde bir gerçekliği göz önünde bulundurmak lazım: Kürtler arasındaki sosyolojik gerçeklik KYB'nin düşmesine izin vermiyor. Ne olursa olsun Kerkük-Süleymaniye hattı KDP'ye yönelmiyor, başka güçlü bir parti çıkmadığı için de KYB vazgeçilmez adres oluyor. KYB’nin özellikle Kerkük’te aldığı 4-5 sandalye ona KDP’ye karşı büyük avantaj sağlıyor.  

Bir de KYB iktidar ortağı olmasına rağmen tüm olup bitenlerden KDP sorumlu tutuluyor. Bafel de muhalefetin söylemini kullanıyor ve hiçbir şeyden sorumlu değilmiş gibi bir imaj çiziyor.  

Netice olarak hükümetin başı ve iktidar gücü olarak KDP, tüm eksikliklerin sorumlusu ve itiraz-şikayet-rahatsızlıkların adresi oluyor. Buna rağmen KDP'nin sandalye sayısını koruması başarı olarak görülebilir.  

Kürt cephesinde siyaset sahnesinden silinen, eriyen ve çıkış yakalayan partiler bu seçimde de dikkati çekmekte.  Yeni Nesil gibi popülist hareketlerin 1-2 seçimlik ömrü olur ve iyi çıkış yakaladıktan sonra inişe geçerler. Goran Hareketi örneğinde aynı şey yaşanmıştı. Şimdi de Yeni Nesil’in yerini yine onun gibi popülist söylemlerle sürpriz yapan Duruş Hareketi (Halwest) aldı. Duruş Hareketi’nin kurucusu ve yönlendiricisi (isimlendirme de genel sekreter ya da başkan yerine çekip çeviren ifadesi tercih edilmiş) Ali Hama Salih, Goran Hareketi’nde milletvekili iken hükümete yönelik “yolsuzluk” eleştirileri ile öne çıktı ve medyada ekonomiye dair sürekli datalarla konuştuğu için toplumda karşılık buldu.  

Seçimlerde dikkat çeken bir diğer gelişme ise Irak Türkmen Cephesi (ITC) liderliğinde Birleşik Irak Türkmenleri Cephesi Listesi ile seçimlere giren Türkmenler Kerkük’teki 2 sandalyelerini koruyarak Musul ve Bağdat’tan da birer sandalye kazandı. ITC liderliğindeki liste bu sayede Irak Meclisi’de 2 olan sandalye sayısını 4’e çıkarmış oldu.  

Sonuç

Netice olarak Irak seçimleri, İran yanlısı grupların ezici çoğunluğu ile neticelenmiş ve 3 yıldır Sudani liderliğinde sağlanan kısmi istikrar riske girmiştir. Sudani’nin istikrardan yana ortaya koyduğu siyasi çizgi halkın teveccühüne mazhar olmuş ve Sadr’ın sert boykotuna rağmen seçimlere katılım yüksek olmuştur.  

Sadr’ın tabanda oluşan beklentileri ve Sudani’ye yönelik olumlu yaklaşımı doğru okuyamaması, hem siyasi açıdan hezimet yaşamasına hem de rakip ve hatta düşman gördüğü Maliki’nin bulunduğu cephenin mutlak üstlüğüne yol açmıştır.  

Şii lider, halkın Sudani’ye vermek istediği şansı vermemiştir. Sudani bu nedenle birinci parti çıksa da koalisyonu kuracak nicelikten ve kendisiyle beraber bedel ödemeye hazır müttefiklerden yoksundur. Sudani’nin kararlı müttefiklerden yoksun olmasının nedeni de yukarıda saydığımız gibi Sadr’ın bıraktığı mirastır.  

Buna karşılık Koordinasyon Çerçevesi kabineyi oluşturacak niceliğe sahip olsa da ABD’nin kabul etmeyeceği İran yanlısı bir isme kabineyi kurdurma imkanına sahip değil. Böyle bir girişimde bulunmaları hem kendileri açısından riskler doğuracaktır hem de İran bunu tercih etmeyecektir. Bunun Irak halkına olan etkisi ise güvenlik, istikrar ve ekonomik açıdan olumlu olmayacaktır.  

Irak’ta mevcut kısmi istikrarın devam etmesi, Sudani ile Koordinasyon Çerçevesi’nin uzlaşmasına ve ABD ile İran’ın onay vereceği, Sünni ve Kürtlerin de kabul edeceği bir aday üzerinde mutabık kalmalarına bağlıdır. Sudani’nin kendi adaylığını, Koordinasyon Çerçevesi’nin ise Sudani’yi devre dışı bırakacak bir formülde ısrar etmesi ülkeyi sonu belirsiz bir krize sürükleyecektir.