ABD-İran arasında 25 Nisan’da İslamabad’da yapılması beklenen ikinci tur barış görüşmelerinin iptal edilmesinden dört gün sonra, Pakistan Ticaret Bakanlığı iki sayfalık bir düzenleme yayımladı.  

SRO (Yasal Düzenleyici Emir) 691(I)/2026 kapsamında derhâl yürürlüğe giren “Pakistan Topraklarından Mal Geçişi Emri 2026” isimli karar, Pakistan’ın ana limanlarını İran sınırına bağlayan altı kara koridorunu resmîleştirdi.  

Pratikte ise ABD’nin İran limanlarına yönelik deniz ablukasını ve Hürmüz Boğazı’ndaki dalgalanmaları baypas eden bir kara köprüsü oluşturdu.  

Söz konusu düzenleme, Tahran ile 2008’de imzalanmasına rağmen yaklaşık 20 yıl boyunca uygulanmayan ikili karayolu taşımacılığı anlaşmasını da fiilen hayata geçiriyor.  

ABD ile İran arasında çatışmanın sürdüğü ve Pakistan’ın arabuluculuğunda sağlanan kırılgan ateşkesin devam ettiği bir dönemde bu adımın atılması tesadüf olarak değerlendirilmiyor.   

Düzenleme aynı zamanda kriz yönetimi aracı, ekonomik fırsat hamlesi ve diplomatik mesaj niteliği taşıyan çok katmanlı bir adım olarak öne çıkıyor.   

İslamabad gerçekte ne yaptı?  

SRO kapsamında, Pakistan’ın güneybatısındaki Belucistan eyaletinden geçen altı güzergâh belirlendi. Bu hatlar, Karaçi, Port Kasım ve Gwadar limanlarını, Gabd ve Taftan’daki iki İran sınır kapısına bağlıyor.   

Koridorlar, Gwadar-Gabd arasındaki 89 kilometrelik kısa hatla İran sınırına ulaşım süresini iki-üç saate kadar indirirken Turbat, Pencgur, Khuzdar, Quetta, Dalbandin ve Nokundi üzerinden geçen daha uzun iç hatları da kapsıyor.  

Düzenlemenin en dikkat çekici yönlerinden biri, üçüncü ülke menşeli malların, yani Pakistan dışından gelip İran’a gönderilen yüklerin, Pakistan topraklarından transit geçişine izin vermesi oldu.

Bu süreç, 1969 Gümrük Yasası ve Federal Gelir Kurulu düzenlemeleri çerçevesinde gümrük denetimi altında yürütülecek.  

Tüccarlardan, İran’a giden malların Pakistan iç pazarına sızmasını önlemek amacıyla, geçerli ithalat vergilerine eş değer nakde çevrilebilir banka teminatı sunmaları istenecek. Belirlenen noktalarda konteynerlerin yeniden yüklenmesine ise tam gözetim altında izin verilecek.  

Öte yandan düzenleme, Hindistan menşeli malları açıkça kapsam dışı bırakıyor. Bu istisna, Mayıs 2025’te Hindistan ile Pakistan arasında yaşanan hava çatışmasının ardından getirilen yasağın sürdüğünü gösterirken İslamabad’ın bölgesel hesaplarının birden fazla çatışma dinamiği tarafından şekillendirildiğine işaret ediyor.  

Pakistan Ticaret Bakanı Cemal Kemal Han

Pakistan Ticaret Bakanı Cemal Kemal Han, girişimi “bölgesel ticareti teşvik etme ve Pakistan’ın kilit bir ticaret koridoru rolünü güçlendirme yolunda önemli bir adım” olarak nitelendirdi.   

İslamabad Ticaret ve Sanayi Odası Başkan Vekili Tahir Ayub ise düzenlemeyi lojistik, taşımacılık ve depolama sektörleri açısından “oyun değiştirici” olarak değerlendirdi.  

Ayub, söz konusu adımın hükûmetin Pakistan’ı bölgesel bir ticaret ve transit merkezi konumuna taşıma yönündeki stratejik vizyonunu yansıttığını vurguladı.  

Yeni çerçevenin üçüncü ülkelerden gelen malların Gwadar, Karaçi ve Taftan üzerinden belirlenen koridorlar aracılığıyla düzenlenmiş bir gümrük mekanizması altında İran’a taşınmasına imkân tanıdığını da ekledi.  

Zamanlama mesajın kendisi  

Söz konusu duyuru, İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin, Başbakan Şahbaz Şerif ve Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir ile görüşmeler yapmak üzere İslamabad’ı ziyaret ettiği bir döneme denk geldi.   

Aynı zamanda açıklama, ABD ile İran arasında 11-12 Nisan’da gerçekleştirilen ve 1979 devriminden bu yana Washington ile Tahran arasında yapılan ilk doğrudan, üst düzey yüz yüze temas olma özelliği taşıyan görüşmelerin, 21 saat süren müzakerelere rağmen anlaşma sağlanamadan sonuçlanmasından yalnızca iki hafta sonra yapıldı.  

Savaşın ekonomik maliyeti, bu adımın aciliyetini ortaya koyuyor. ABD Donanması’nın 13 Nisan’da İran limanlarına yönelik ablukayı başlatmasından bu yana İran’a gitmek üzere yola çıkan 3 binden fazla konteyner Karaçi Limanı’nda mahsur kaldı.   

Savaş riski sigorta primleri, çatışma öncesinde gemi değerinin yaklaşık yüzde 0,12’si seviyesindeyken yüzde 5’e kadar yükselerek deniz taşımacılığını birçok operatör için ekonomik olarak imkânsız hale getirdi.  

İran ise 28 Şubat’ta ABD ve İsrail güçlerinin İran topraklarını hedef almasının ardından Hürmüz Boğazı’ndaki ticari geçişleri kısıtlayarak küresel ticaretin en kritik damarlarından birinde ciddi aksamalara yol açtı.  

The National’a konuşan ve İran politikasına doğrudan vakıf olan Pakistanlı bir diplomata göre, Tahran daha önce Pakistan ile yeni kara hatlarının açılmasına mesafeli yaklaşıyordu.   

Pakistanlı yetkililer, bunun nedeninin İran’ın, Çin destekli Gwadar Limanı’na 200 kilometreden daha kısa mesafede bulunan ve Hindistan tarafından desteklenen Çabahar Limanı’nın stratejik önemini koruma isteği olduğunu düşünüyor.   

Ancak ABD’nin Çabahar’ı da kapsayan ablukası bu dengeyi değiştirdi. Savaşın başlamasının ardından İranlı yetkililer, kara köprüsü projesine ilişkin görüşmeleri yeniden başlatmak üzere Pakistanlı mevkidaşlarıyla iletişime geçti.  

Gwadar: Stratejik sembolden operasyonel merkeze  

Yıllardır Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru’nun amiral gemisi olan Gwadar Limanı, daha çok jeopolitik bağlamda değerlendiriliyordu: Hürmüz Boğazı’na yakınlığı, Çin-Hindistan rekabetindeki rolü ve derin deniz askerî üs potansiyeli.   

Yeni transit düzenleme ise limana bugüne kadar eksik olan unsuru kazandırıyor: yani doğrudan ticari işlev.   

Gwadar-Gabd koridoru, İran’a uzanan en kısa kara hattı olarak yalnızca 89 kilometre uzunluğunda.   

Yetkililer, bu hattın Karaçi-Taftan güzergâhına kıyasla taşıma maliyetlerini yüzde 45-55 oranında azaltabileceğini, transit sürelerini ise yüzde 87’ye kadar kısaltabileceğini belirtiyor.   

Analistler ise koridorun yıllık milyonlarca dolarlık hizmet geliri yaratacağını, bunun da Pakistan’ın ekonomik olarak en geri kalmış bölgelerinden biri olan Belucistan’da lojistik, depolama ve taşımacılık sektörlerini canlandıracağını ifade ediyor.  

Gwadar Limanı’nı işleten China Overseas Ports Holding Company, limanın konteyner, dökme yük ve depolama kapasitesine dikkat çekiyor.  

Gwadar’daki yük hacmindeki her artış, Çin-Pakistan Ekonomik Koridoru’nun ticari güvenilirliğini ve dolayısıyla Pekin’in ‘Kuşak ve Yol’ altyapı yatırımlarını güçlendiriyor. Bu boyut, Washington ve Yeni Delhi’nin de gözünden kaçmıyor.   

Arabuluculuk getirisi  

Pakistan, İran ile yaklaşık 900 kilometrelik bir sınırı paylaşıyor. İslamabad’ın Washington ile Tahran arasında aktif arabuluculuk yürüttüğü bir dönemde, söz konusu transit düzenleme açık bir diplomatik anlam da taşıyor.   

Düzenleme, gümrük mevzuatı diliyle ifade edilmiş bir güven artırıcı önlem niteliğinde.   

Başbakan Şahbaz Şerif ve Mareşal Asım Münir

Pakistan’ın arabuluculuk kapasitesi de dikkat çekici. İslamabad, Başbakan Şerif ve Orgeneral Münir’in yürüttüğü yoğun diplomasi trafiği sonucunda 8 Nisan’da ilan edilen iki haftalık ateşkese aracılık etti.   

Ayrıca 11-12 Nisan’da gerçekleşen, ABD Başkan Yardımcısı JD Vance’in başkanlık ettiği 300 kişilik ABD heyeti ile İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Galibaf ve Dışişleri Bakanı Arakçi’nin yer aldığı 70 kişilik İran heyetinin bir araya geldiği tarihî görüşmelere ev sahipliği yaptı.  

Pakistanlı yetkililer, söz konusu temasları tek seferlik bir girişim olarak değil, devam edecek bir “İslamabad süreci”nin başlangıcı olarak tanımlıyor.  

Öte yandan, Arakçi de Pakistan’ın rolünü övgüyle dile getirdi. Başbakan Şahbaz Şerif ve Mareşal Asım Münir’in “savaşı sona erdirmek için yorulmak bilmeyen çabalarına” teşekkür eden Arakçi, Tahran’ın “sonuç alınana kadar” İslamabad’ın arabuluculuğuyla yürütülen sürece bağlı kalacağını Pakistanlı yetkililere iletti.   

İran’ın Pakistan Büyükelçisi Rıza Emiri Mogaddam da İslamabad’dan IRNA’ya yaptığı açıklamada, Tahran’ın çatışmayı sona erdirmeye yönelik kapsamlı bir plan sunduğunu belirterek Pakistan’ın kolaylaştırıcı rolünü övdü.  

Transit düzenleme bu dinamiği daha da pekiştiriyor. Pakistan, İran’a en kırılgan olduğu bir dönemde ekonomik bir can damarı sunarak, Tahran’ın arabuluculuk sürecine olan bağlılığını artırıyor.   

Somut ekonomik rahatlama sağlayan bir arabulucunun devre dışı bırakılması, yalnızca diplomatik destek sunan bir aktöre kıyasla çok daha zor.   

Nitekim Pakistan, düzenleme resmen yürürlüğe girmeden önce yeni koridor üzerinden ilk ihracat sevkiyatını da gerçekleştirdi.   

Karaçi’den İran’ın Rimdan sınır kapısı üzerinden Taşkent’e gönderilen dondurulmuş et yüklü frigorifik kamyonlar, hattın işlerliğini sahada test etmiş oldu.  

Riskler: Yaptırımlar, güvenlik ve stratejik tepkiler  

Düzenleme önemli riskleri de beraberinde getiriyor.   

Pakistanlı bir hükûmet yetkilisi ve bir diplomat The National’a yaptıkları açıklamada, karar öncesinde Washington’a danışılmadığını belirtti.  

Pakistan’ın arabuluculuk sürecini yönlendiren ordunun, kara köprüsü konusunu ABD ile kapalı kapılar ardında görüşüp görüşmediği ise netlik kazanmış değil. Ordu sözcüsü, ticaret politikalarına ilişkin yorum yapmaktan kaçındı.  

ABD Başkanı Donald Trump’a 1 Mayıs Cuma günü Pakistan üzerinden açılan kara hatlarından haberdar olup olmadığı sorulduğunda verdiği kısa yanıt dikkat çekti: “Her şeyden haberim var.”   

Ancak Trump, İslamabad’ın Washington’a önceden danışıp danışmadığına ilişkin ayrıntı vermedi.   

Bir gazetecinin “Pakistan İran’la kara yollarını açtı, bilginiz var mı?” sorusuna Trump, “Her şeyden haberim var. Sen Pakistanlı mısın?” yanıtını verdi. Gazetecinin ABD’li olduğunu söylemesi üzerine Trump daha fazla açıklama yapmadan konuyu değiştirdi.  

Bu yanıt ne açık bir kınama ne de destek içermesi nedeniyle Pakistan medyasında örtülü bir onay olarak yorumlandı.   

ABD Başkanı Donald Trump, Pakistan Başbakan Şahbaz Şerif ve Genelkurmay Başkanı Mareşal Asım Münir

Trump, daha önce de Pakistan liderliğine duyduğu kişisel güveni dile getirerek Başbakan Şahbaz Şerif ve Mareşal Asım Münir’i “harika iki isim” olarak nitelendirmiş, Münir’i “istisnai bir lider”, “büyük bir savaşçı” ve “favori mareşalim” sözleriyle övmüştü.  

Pakistanlı bir kaynak, Trump’ın Pakistanlı liderlere yönelik bu olumlu yaklaşımının, Washington’ın şu ana kadar İran’la ticaret nedeniyle Pakistan’a yönelik cezai tarifeler uygulamaktan kaçınmasının nedeni olabileceğini öne sürdü.   

Beyaz Saray, Şubat ayında Tahran ile ticaret yapan tüm ülkelere ek tarifeler uygulanacağını duyurmuştu.   

İran’ın sessizliği ne anlama geliyor?  

Sürece ilişkin dikkat çeken unsurlardan biri de İran’ın transit düzenlemeye yönelik kamuoyuna karşı sergilediği nispeten sessiz tavrı oldu.  

Al Jazeera, Tahran yönetiminin söz konusu adım hakkında kamuoyuna açık bir değerlendirme yapmadığını ve İslamabad’daki İran Büyükelçiliği’ne yöneltilen soruların da yanıtsız kaldığını bildirdi.  

Başta Press TV ve IRNA olmak üzere İran devlet medyası, Nisan ortasında koridor üzerinden gerçekleştirilen ilk sevkiyatı bölgesel bağlantı açısından olumlu bir gelişme olarak haberleştirdi, ancak SRO’nun geneline ilişkin sınırlı yorum yaptı.  

Bu sessizlik, başlı başına öğretici bir durum. Tahran, ekonomik açıdan fayda sağlayan bu mekanizmanın, Washington tarafından yaptırımların aşılması olarak nitelendirilebileceği bir tartışmayı tetiklemek istemiyor olabilir.  

Aynı zamanda, ciddi askerî ve ekonomik kayıplar yaşadığı (İranlı yetkililere göre doğrudan ve dolaylı zarar toplam 270 milyar dolar) bir dönemde, Pakistan’a olan bağımlılığının boyutunu açıkça vurgulamaktan kaçınmayı tercih ediyor olabilir.  

Pakistan basınında ise tablo oldukça farklı.   

Dawn, The Express Tribune, Business Recorder ve Pakistan Today gibi yayın organları düzenlemeyi geniş şekilde ve büyük ölçüde olumlu bir çerçevede ele aldı. Haberlerde ortak vurgu, Pakistan’ın artan stratejik önemine dikkat çekilmesi oldu.   

Buna göre ülke, bir sınır devleti olmanın ötesine geçerek, Güney Asya ile Orta Doğu arasında bağlayıcı bir köprüye dönüşüyor. Bu anlatı hem ticari çıkarları hem de ulusal prestiji besleyen bir çerçeve sunuyor.  

Baskı altında çoklu denge politikası  

Sonuç olarak transit düzenleme, Pakistan’ın uzun süredir izlediği çoklu denge politikasının güncel bir örneğini oluşturuyor.   

İslamabad bir yandan Washington ile güvenlik iş birliğini sürdürürken, diğer yandan Pekin ile ekonomik entegrasyonu derinleştiriyor.   

Aynı zamanda coğrafi zorunluluklar gereği Tahran ile ilişkilerini koruyor. Ancak bunu yaparken hiçbir gücün stratejik ajandasına tam anlamıyla angaje olmamaya çalışıyor.  

Bu denge oldukça hassas. Pakistan, coğrafi konumunun, ekonomik ihtiyaçların ve bölgesel ticaret mantığının dış baskılardan daha ağır basacağına ve kontrollü transit erişimin stratejik meydan okumadan ziyade istikrar unsuru olarak savunulabileceğine güveniyor.  

“İslamabad süreci” sekteye uğrarken, ABD Başkanı Donald Trump 26 Nisan’da temsilciler Steve Witkoff ve Jared Kushner’in planlanan ziyaretini iptal etti.  

İran ise 1 Mayıs’ta Pakistan’a görüşmeleri yeniden başlatmak için yeni bir teklif sundu.  

Bu tablo içinde transit koridor, İslamabad’a klasik diplomatik arabulucuların sahip olmadığı, “çatışmanın her iki tarafı için de somut ve maddi bir önem” içeren bir avantaj sağlıyor.  

Bu durumun, nihayetinde Pakistan’ın elini güçlendirip güçlendirmeyeceği ya da ülkeyi kontrol edemeyeceği bir gerilimin içine daha fazla çekip çekmeyeceği ise iki sayfalık bir düzenlemenin ötesindeki değişkenlere bağlı olacak.  

Ancak şimdilik kara köprüsü faaliyette, kamyonlar yolda ve Karaçi’de bekleyen 3 binden fazla konteyner, çıkmazdan başka bir yere ulaşacak bir güzergâhı bekliyor.