ABD ve işgalci İsrail’in ortaklaşa sunduğu “Gazze İnsani Yardım Vakfı (GHF)” planı, Gazze Şeridi’nde yardım dağıtımı için yeni bir model önermektedir. Yaklaşık 19 aydır ABD’nin doğrudan desteğiyle yürütülen Siyonist soykırım savaşına maruz kalan Gazze'deki 2,2 milyon Filistinliye yönelik bu girişim, şeffaflık ve etkinlik noktasındaki soru işaretlerine rağmen, uluslararası hukuk ilkeleriyle çelişen ciddi riskler barındırmakta ve kuşatmayı hatta savaşı insani yardım kisvesi altında yeniden üretmektedir.  

 Planın temel unsurları  

1. Merkezî dağıtım noktaları:  

Gazze’nin güneyinde kurulacak dört güvenli dağıtım noktası (SDS), ilk aşamada yaklaşık 1,2 milyon kişiye hizmet verecek şekilde tasarlanmış olup, daha sonra bu sayı 2 milyonu aşacak şekilde genişletilecektir.  

2. Batılı-askerî yönetim:  

Plan, ABD ordusundan emekli General Mark Schwartz gibi askerî ve güvenlik geçmişine sahip Batılı uzmanların öncülüğünde uygulanacaktır. Bu, planın insani değil, askerî karakter taşıdığını göstermektedir.  

3. Uluslararası finansal ortaklıklar:  

JP Morgan ve Truist gibi büyük bankalarla yapılan iş birlikleri, Batılı hukuk bürolarının gözetimiyle “şeffaflık” sağlama hedefiyle sunulmaktadır.  

4. Filistinli ve uluslararası kurumların dışlanması:  

Plan, ne yerel Filistin kurumlarını ne de Birleşmiş Milletler gibi tarafsız ve böyle bir geçmişe sahip olan uluslararası aktörleri sürece dahil etmemekte; dağıtım tamamen dışarıdan atanan ve askerî geçmişe sahip olan aktörlerin kontrolüne bırakılmaktadır.  

İnsani tehlikeler  

1. Egemenlik ve temsiliyetin inkârı:  

Filistin halkı karar alma ve uygulama süreçlerinden dışlanmakta, bu da “onursuz yardım” anlayışını pekiştirerek bağımsızlık ve direniş gücünü kırmaktadır.  

2. Yerel ve uluslararası insani yapıların zayıflatılması:  

Yerel sivil toplum kuruluşları ve uzman olan BM ajanslarının dışlanması, insani yardımın kurumsal altyapısını çökertmekte ve dışa / düşmana bağımlılığı artırmaktadır.  

3. Dağıtımda ayrımcılık riski:  

Soykırımcı İsrail ordusuyla (COGAT) yapılan koordinasyon, yardımların sözde güvenlik kıstaslarına göre dağıtılmasına neden olabilir; bu da belirli bölgelerin ya da grupların dışlanması anlamına gelmektedir.

Hukuki ihlaller  

1. Tarafsızlık ve bağımsızlık ilkelerinin ihlali:  

İşgalci orduyla koordinasyon ve işgalci İsrail kontrolündeki limanların (Aşdod, Kerem Şalom) kullanımı, yardımları insani niteliğinden çıkararak işgalin ve savaşın bir aracı hâline getirmektedir.  

2. İhtiyaca göre dağıtım ilkesinin çiğnenmesi:  

Yardımların “güvenlik kriterlerine” göre verilmesi, temel ihtiyaçları ayrıcalığa ve baskı araca dönüştürerek uluslararası hukuku derin bir şekilde ihlal etmektedir.  

3. Kuşatmanın meşrulaştırılması:  

Plan, yardımları kuşatma koşullarına göre sunmakta, kuşatmayı kaldırmak yerine kalıcı ve süslenmiş hâle getirmektedir. Bu, en az 4. Cenevre Sözleşmesi’nin 55. maddesiyle açıkça çelişmektedir.  

Sonuç ve değerlendirme  

"GHF Planı", insani yardımı siyasi ve askerî bir denetim aracına dönüştüren yeni bir kuşatma ve savaş modelidir. Filistinlilerin dışlanması, uygulamanın güvenlik ve askerî merkezli olması ve soykırımcı İsrail ile doğrudan iş birliği içinde yürütülmesi, bu planı insani değil siyasi ve baskıcı bir araç hâline getirmektedir. Bu yaklaşım, yardımı bir hak olmaktan çıkarıp, itaat karşılığında sunulan bir ödüle indirgemekte; kuşatmayı kırmak yerine onu kurumsallaştırarak, Filistin halkının direnme, kara verme ve var olma iradesini hedef almaktadır.  

Gelelim acı ve utanç verici olan tarafa. Özgür insanlar, hukuk dünyası ve İslam dünyası (liderleri, kurumları, önde gelen isimleri ve halkları) nerede? İnsani ve İslamî onurumuzu savunan ve yalnız bırakılan Gazze'yi yine bu soykırımcılara mı teslim edeceksiniz?