22 Temmuz 2025
21 Temmuz 2025 sabahı, Bangladeş’in başkenti Dakka’da yer alan Milestone School & College kampüsünde saatler 13:06’yı gösterirken, eğitim alışılmış seyrinde devam ediyordu. Ancak birkaç dakika içinde, çocuk kahkahalarının yerini çığlıklar aldı. Bangladeş Hava Kuvvetleri’ne ait Çin yapımı F-7 BGI tipi bir eğitim uçağı, teknik bir arıza nedeniyle kontrolden çıkarak okul yerleşkesine düştü. Görgü tanıkları uçağın binanın yan cephesine çarptığını, ardından büyük bir patlamayla alevler içinde kaldığını ve yoğun dumanların göğe yükseldiğini anlattı.
Bu feci kazada pilot dahil en az 19 kişi hayatını kaybetti. Yaralananların sayısı 100’ü geçti. Aralarında üçüncü sınıfa giden çocukların da bulunduğu pek çok öğrenci, öğretmen ve veli, yanıklar ve travmalarla hastaneye kaldırıldı. Dakka Tıp Fakültesi Hastanesi Yanık Ünitesi Başkanı Bidhan Sarker, tedavi altına alınanların çoğunun çocuk olduğunu belirtti. Bazı yaralıların durumunun kritik olduğu ifade edildi. Olayın hemen ardından ülke genelinde 1 günlük yas ilan edildi.
Kazanın yaşandığı Uttara bölgesi, Dakka’nın yoğun yerleşim alanlarından biri. Milestone School & College gibi eğitim kurumlarının ortasında gerçekleşen bu tür uçuşlar, akıllara pek çok soruyu getiriyor. Teknik arızalar elbette yaşanabilir. Ancak bu tür riskli görevlerin neden hala sivillerin yoğun olduğu bölgelerde yapıldığı ciddi şekilde sorgulanmalı. Bir eğitim uçağının rotası, neden yüzlerce çocuğun bir arada olduğu bir okulun üzerinden geçiyor?
Ben orada değildim, ama ruhum oradaydı
Doğduğum toprak Bangladeş, büyüdüğüm toprak Türkiye. Ama biliyorum ki acının dili yoktur. Bayraklar farklı olsa da gözyaşının rengi aynıdır. Bu yaşanan, yalnızca bir savaş uçağının yere çakılışı değil; bu, sistemin çöküşüdür.
İhmalin, planlama eksikliğinin, denetimsizliğin ve güvenlik zafiyetlerinin kara bir özetidir. Kazanın ardından sosyal medya hesabından açıklama yapan Bangladeş Geçiş Hükümeti Başdanışmanı Muhammed Yunus, “yürek parçalayıcı” ifadeleriyle üzüntüsünü dile getirerek, kapsamlı bir soruşturma başlatılacağını duyurdu. Ancak halkın kafasında cevap bekleyen tek bir soru var: “Neden?”
Uçaklar düşer, sistemler çöker, ama vicdan ayakta kalmalı
Kazadan kısa bir süre önce, Hindistan'ın Ahmedabad kentinde yaşanan bir başka uçak felaketi hâlâ hafızalarda tazeydi. Air India’ya ait bir yolcu uçağı, bir üniversite yurdunun üzerine düşerek 241 yolcu ve 19 yer personelinin ölümüne yol açmıştı. Aradan yalnızca bir ay geçmişken, yeni bir trajedinin haberi bu kez Bangladeş’ten geldi. Bu tür kazalar tesadüf değil. Onlar, sistemin göz göre göre çöktüğünün işaretleridir. Eğitim uçuşlarının yoğun nüfuslu bölgelerden uzak alanlara kaydırılması gerekirken, hâlâ şehirlerin kalbinde, çocukların okullarının üstünde uçaklar dolaşıyor. Bu bir kader değil, tercihtir. Ve tercihler değişmedikçe felaketler devam eder.
Şimdi sormamız gereken şudur:
Bu uçuş neden bu bölgede yapıldı? Okulun yakınında hava trafiği izni neden verildi? Eğitim kurumlarının güvenlik haritaları neye göre hazırlanıyor? Kriz anında müdahale süresi ve acil eylem planı ne kadar etkiliydi?
Yas değil, sorumluluk zamanı
Bugün göğe değil, toprağa düşen çocuklarımız için sadece yas tutmak yetmez. Bu facia, yalnızca bir hava kuvveti sorunu değildir. Bu; şehir planlamasından, sivil ve askerî alanların ayrımına; eğitim kurumlarının konumlandırılmasından, uçuş güzergâhlarının düzenlenmesine kadar birçok düzlemde derinlemesine ele alınması gereken bir kırılmadır.
Ve eğer susarsak, bir sonraki uçak başka bir çocuğun üzerine düşer.
Acıyı güce dönüştürmek mümkün mü?
Evet, mümkündür. Ama bu sadece: Bağımsız ve şeffaf bir soruşturma süreciyle, Askeri ve sivil hava sahalarının net ayrımıyla, Eğitim kurumlarının güvenlik önceliğiyle ve en önemlisi, kamuoyu baskısı ve vicdani farkındalıkla mümkün olur. Devletin gözünden kaçan her şeyi halkın vicdanı affetmez. Her uçuş izni, her uçuş rotası, her altyapı kararı; binlerce hayatı etkileyebilir. Bu yüzden soruşturma sonuçları açıklanana dek susmamalı, bu konuyu gündemde tutmalı ve gereken hesap sorulmalıdır.
Son olarak, gökyüzü, çocukların gözünde umut olmalıydı. Oysa şimdi onlar, dumanlar arasında geleceği arıyor. Bu acıdan ders almazsak, tarih yine tekerrür eder. Ama belki de bu kez, soru sormayı sürdüren bir toplum olduğumuz için bir çocuğun daha hayatı kurtulur.
Unutmayalım: Bir milletin çocukları gökyüzüne bakarken umut görmek ister, düşen bir savaş uçağı değil.