Tarif ile Tahrif Arasında

lutfi-arslan.jpeg
Akademisyen Mehmet Lütfi Arslan; post-truth çağın çelişkilerini, veri analitiği ile dijital gözetim sistemlerinin birer küresel iktidar aracına dönüşmesini ve Batı merkezli teknoloji şirketi Palantir'in dayattığı dünya tasavvurunu Fokus+ için kaleme aldı.
kose-tarif-ile-tahrif-arasinda-m-lutfi-arslan.jpg
20 Temmuz 2026

Yaşadığımız çağın en belirgin özelliği çelişkileri ortadan kaldırması değil, onları aynı anda yaşayabilme kabiliyetimizi artırması desem bana katılır mısınız? Modern zihin çelişkiden rahatsız olur, tutarlılık arardı. Bir düşüncenin kendi içinde çelişmesi onun zayıflığı sayılırdı. Postmodern, daha sonra post-truth diye tarif edilen dünya ise bize çelişkiyle yaşamayı öğretti. Hatta giderek çelişkiden rahatsız olmamayı, bunu bir meziyet gibi görmeye bile başladık. 

Küreselleşme bunun en güzel örneği. Bir taraftan dünya hiç olmadığı kadar birbirine benziyor; aynı telefonları kullanıyor, aynı markaları tüketiyor, aynı dijital platformlarda vakit geçiriyoruz. Üretim, tüketim ve eğlence küreselleşirken diğer taraftan insanlık etnik alt kimliklerden yaşam tarzı topluluklarına, dijital kabilelerden mikro aidiyetlere kadar giderek daha küçük parçalara ayrılıyor. Aynı algoritmanın içinde yaşıyor, aynı küresel şirketlerin altyapısını kullanıyor ama kendimizi giderek daha ayrıntılı kelimelerle tarif ederek benzersiz olduğumuza inanıyoruz. 

Küreselleşmenin büyük ironisi sanırım şu: Dünya benzeştikçe tarifler çoğalıyor. Burada basit bir çelişkiden daha fazlası, bir gerilim var. Arjun Appadurai'nin dikkat çektiği söz (Word) ile dünya (World) arasındaki tansiyonlu ilişki buradan oldukça anlamlı gözüküyor. Bir tarafta dünya, yani bütün karmaşıklığı, hareketliliği ve dağınıklığıyla dışımız var. Diğer tarafta onu anlamak için ürettiğimiz söz, yani kelimeler, kavramlar ve kategorilere bürünmüş yorumumuz. 

Tariften tahrife uzanan iktidar 

Dünyayı sözle anlamaya ve anlamlandırmaya çalışıyoruz. Dünya kıpır kıpır, söz ise köşeli. Söz, dünyayı bir çerçeveye sığdırmaya çalışıyor; dünya, sürekli değişerek her defasında hiçbir söze sığmayacağını ilan ediyor. Anlayan tarif ediyor. Tarif eden isim koyuyor. İsim koyan ayırıyor. Ayıran hüküm veriyor. Tam bu noktada tarif, basit bir dil faaliyeti olmaktan çıkıyor ve bir iktidar meselesine dönüşüyor.  

Güç yalnızca toprağa, sermayeye veya teknolojiye sahip olmak değil. Güçlü olan tarifi de koyuyor. Tarif eden neyin gelişme, neyin gerilik olduğuna karar veriyor. Kimin terörist, kimin özgürlük savaşçısı olduğunu söylüyor. Hangi ölümün büyük bir insani trajedi, hangisinin kaçınılmaz bir yan etki olduğunu belirliyor. Güçlü olmanın göstergesi tarif etmek değil sadece, tahrif de edebilmek.  

Tarif eden, tahrif ediyor. İki kelime arasındaki bir harflik mesafe, çağımızın en büyük iktidar sorunlarından birini anlatıyor. Tarif, güçlünün elinde masumiyetini kaybettiğinde tahrif başlar. Tahrif, tarifi yapanın kendi çıkarını evrenselmiş gibi gizlemesinden doğar. Sonuçta “işgal, “güvenlik operasyonu” olur. Gözetleme, “veri analitiği” diye tarif edilir. İnsanları şüpheli, riskli veya hedef olarak kategorilere ayıran sistemler, “karar destek mekanizması” adını alır. 

Post-truth çağının asıl mahiyeti, yalanın çoğalmasından daha vahim bir şey: Birbiriyle çelişen hakikat iddiaları aynı anda dolaşımda kalabiliyor. Dahası insan bu çelişkiyle güle oynaya yaşayabiliyor. Barışı savunurken savaş teknolojilerine yatırım yapıyor, mahremiyeti kutsarken insan davranışına ilişkin tarihin en büyük veri havuzlarını kuruyor. 

İnsan haklarını savunup hangi insan söz konusu olduğuna göre sesinizin tonunu değiştirebilirsiniz. Bütün bunları yaparken kendinizi çelişkili de hissetmeyebilirsiniz. Çünkü tarif gücü sizdedir.  

Palantir ve Silikon Vadisi’nin "ahlaki" manifestosu 

Gazze’deki sicili ile bildiğimiz Palantir isimli bilişim şirketinin Ankara’daki NATO Zirvesi’nde ismi gündeme geldiğinden bu yana tarif ile tahrif arasındaki ilişkiyi düşünüyorum. Büyük miktardaki veriyi bir araya getiren, farklı kaynaklardan gelen bilgileri ilişkilendiren ve karar vericilerin önüne anlamlı bir tablo koyan sistemler üreten Palantir acaba anlamı neye göre ilişkilendiriyor? Binlerce uydu görüntüsü, milyonlarca hareket kaydı, koordinatlar, isimler, telefonlar, araçlar ve görüntüye nereden durarak anlam veriyor? Tarif mi ediyor yoksa tahrif mi? 

Palantir yalnızca para kazanmak isteyen bir şirket değil. Geleceğin nasıl olması gerektiğine dair güçlü bir fikri var ve sahip olduğu teknolojik kapasiteyle dünyayı bu fikre göre biçimlendirmek istiyor. Dijital dünyadaki yeni iktidar türünün en güncel örneği. Şirketin yayımladığı 22 maddelik manifesto, bir tarif metni. Bu manifestoda yalnızca kâr, büyüme veya müşteri memnuniyeti yok. Bir dünya tasavvuru var. Batı ve rakipleri var. Korunması gereken bir hayat tarzı var. 

Palantir'e göre Silikon Vadisi'nin ABD'ye ve daha geniş anlamda Batı'ya karşı ahlaki bir borcu vardır. Teknoloji şirketleri tarafsız kalmamalı; Batı'nın askerî, siyasi ve kültürel üstünlüğünü koruyacak yazılımları geliştirmelidir. Bazı kültürler insanlığa büyük katkılar sunarken, bazıları “geriletici” ve “zararlı” kalmıştır. Kültürler arasında değer hiyerarşisi kuran manifesto, “içi boş çoğulculuk” anlayışını eleştiriyor. Palantir bu manifesto ile yalnızca veri işleyen bir araç olmaktan çıkıyor, bir tasavvurun taşıyıcısına dönüşüyor. Tarif etmiyor, tahrif ediyor.   

Sorun, Palantir'in veri toplaması değildir. Sorun, veriyi yorumlarken hangi dünya tasavvurundan hareket ettiğidir. Palantir’in algoritması Batı’nın önceliklerini, korkularını ve dost-düşman ayrımlarını yeniden üretiyor. Bir şirket yalnızca veri toplayıp yorumlamıyor, aynı zamanda nasıl bir dünya düzeni arzuladığını ifade ediyorsa, geri kalmış kültürlerden bahsediyor ve Batı’nın yeni teknolojiler ile bunları yola getirmek zorunda olduğunu ilan ediyorsa mesele artık tariften tahrife dönmüştür. 

Çelişki çağında nerede duruyoruz? 

Palantir’in tarif ile tahrif arasındaki ikircikli konumu kadar tuhaf olan Türkiye’nin yaşadığı ilginç gerilim sanırım. Bir tarafta Gazze konusunda Batı'nın dünyayı tarif biçimine itiraz eden, zalime zalim, mazluma mazlum diyen bir Türkiye var. Diğer tarafta geleceğin NATO’sunda rolü ve işlevi daha da kuvvetleneceği ifade edilen, birliğin en büyük ikinci ordusuna sahip üye bir ülke var. Ve NATO'nun karar, veri ve güvenlik mimarisi Palantir gibi şirketlerin teknolojik sistemleriyle şekilleniyor. 

Mesele basit bir siyasi çelişkiden daha fazlasıdır: Bir ülke, siyaseten itiraz ettiği bir dünya tarifinin teknolojik altyapısıyla aynı güvenlik sisteminin içinde nasıl yaşayacak? Aslında bu yalnızca Türkiye'nin problemi değil. Hepimizin problemi. Çünkü hepimiz itiraz ettiğimiz sistemlerin altyapısını kullanıyoruz. Küresel kapitalizmi eleştirip küresel platformlardan alışveriş yapıyoruz. Dijital gözetimden rahatsız olup hayatımızın bütün ayrıntılarını telefonlarımıza bırakıyoruz.  

Çelişki çağının insanlarıyız; çelişki hem dışımızda hem içimizde. Her birimizin içinde hakikate çağıran Musa ile gücü ve tahakkümü kutsayan Firavun mücadele ediyor. Tarifini tahrif eden ve bunu veri, bilim, güvenlik ya da tarafsızlık diye sunan yeni iktidar heveslilerine karşı nerede durduğumuzu bilmek zorundayız. Çünkü başkasının tarifiyle güvenliğini kuranlar, gün gelir başkasının tahrifiyle yönetilmeyi de göze almış olurlar. Artık soruyu şu şekilde sormak gerekiyor: Başkasının tarif ettiği bir dünyada mı yaşayacağız, yoksa hak ve hakikati merkezine alan kavramlar, teknoloji ve kurumlar mı inşa edeceğiz? 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Popüler Haberler
abd-savunma-bakani-iran-a-uyguladiklari-ablukayi-suresiz-surdurebileceklerini-soyledi.png

ABD Savunma Bakanı Pete Hegseth, ABD'nin İran'a uyguladığı deniz ablukasını "süresiz olarak" devam ettirebileceğini belirtti.

petrol-sirketlerinin-kari-savasla-artti-yukselen-akaryakit-fiyatlari-trump-i-sikistirdi.png

ABD/İsrail-İran çatışmasının petrol fiyatlarında oluşturduğu yükseliş, dünyanın en büyük 9 petrol şirketinin yılın ilk yarısındaki toplam karını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 56,9 artırarak 152,8 milyar dolara taşırken, aynı fiyat artışının…

bati-avrupa-da-2026-yazi-kayitlardaki-en-sicak-yaz-olabilir.png

İklim değişikliğinden kaynaklanan sıcak hava dalgalarının olağanüstü koşullarda yaşandığı Batı Avrupa'da bu yazın kayıtlardaki "en sıcak yaz" olacağı öngörülüyor.

Kuzey Kore: Güney Kore Ve ABD Tatbikatı Saldırgan Bir Savaşın Provasıdır

Kuzey Kore, ABD ve Güney Kore arasında gelecek hafta başlaması öngörülen askeri tatbikatın "saldırgan bir savaşın provası" olduğunu ve bunun bölgede farklı bir istikrarsızlık düzeyi yarattığını savundu.

osym-ales.png

Ölçme, Seçme ve Yerleştirme Merkezi (ÖSYM), 2026 Akademik Personel ve Lisansüstü Eğitimi Giriş Sınavı (2026-ALES/2) sonuçlarını açıkladı.