Suriye’nin Kaderini Belirleyen Rekabet: Bölgesel Krizler

Marwan Kabalan
Araştırmacı Marwan Kabalan, Suriye’nin bağımsızlık sonrası jeopolitik öneminin Mısır, Irak ve Suudi Arabistan arasındaki rekabetle nasıl çatışma alanına dönüştüğünü Fokus+ için kaleme aldı.
250912YG_Web_-_Suriye%E2%80%99nin_Kaderini_Belirleyen_Rekabet-_B%C3%B6lgesel_Krizler-Marwan_Kabalan.jpg
12 Eylül 2025

Suriye, İkinci Dünya Savaşı sonrası ve Arap bölgesel düzeninin oluşumuna denk gelen bağımsızlığından bu yana, jeopolitik ve tarihi konumunun önemi nedeniyle liderlik ve tahakküm isteyen bölgesel güçler arasında bir çatışma alanı haline geldi. 

Arap üçlüsü (Mısır, Irak ve Suudi Arabistan) arasındaki Suriye rekabeti, ülkenin Fransa'dan bağımsızlığının hemen ardından başladı. Suriye, bir yandan ABD ile bölgesel müttefiki olan Suudi Arabistan diğer yandan da İngiltere ve bölgesel müttefiki Irak'taki Haşimiler arasında patlak veren enerji merkezli çatışmalarına sahne oldu.  

Bu çatışmanın en belirgin tezahürü, Mart 1949'da ABD istihbaratının da desteklediği ve Şükrü el-Kuvvetli hükümetini deviren Hüsnü ez-Zaim darbesiydi. Bu darbe, Suudi petrolünü Ürdün ve Güney Suriye üzerinden Lübnan kıyılarına taşıyan Tapline (Trans Arabistan petrol boru hattı) boru hattının kurulmasının ön koşulu olarak İsrail ile ateşkes anlaşmasının gerçekleşmesiyle sonuçlandı. 

Ancak kısa bir süre sonra Kerkük-Baniyas petrol boru hattını ele geçiren Sami el-Hınnavi darbeyle iktidara geldi. Daha sonra ise  Adib el-Şişaklı, Suudilerin desteğiyle Hınnavi iktidarını devirerek başa geçti.

Soğuk Savaş'ın yoğunlaşması, İngiliz - Amerikan rekabeti çemberinden çıkması, kapitalist Batı ile Sovyet bloğu arasında büyük bir ideolojik ve jeopolitik çatışma alanına dönüşmesiyle Suriye üzerindeki rekabet şiddetlenirken, bölgesel olarak Irak-Mısır çatışması da somut bir hal aldı. 

Cemal Abdünnasır, Şubat 1958'de Suriye ve Mısır'ın birleşmesi ve aynı yılın Temmuz ayında Irak'taki Haşimi rejiminin yıkılmasından sonra fiilen çöken ittifaka karşı savaşı kazandı. Ancak Suudiler ve Haşimiler, Nasır'ın Arap liderliği önünde pes etmeyerek Suriye'nin birliğine karşı olan darbeyi finanse ettiler.

Mısır'ın bölgesel rolü, 1967 Savaşı'ndan sonra keskin bir şekilde gerilerken, Camp David Anlaşmaları (1978), İsrail ile barış antlaşması (1979) imzalandıktan sonra çöktü. Bunu Kuveyt Savaşı'ndan (1991) sonra Irak, ardından Amerikan işgali (2003) izledi. Suudi Arabistan, 11 Eylül saldırılarından (2001) sonra ABD ile ilişkilerinin karmaşıklığı nedeniyle geri çekilirken, Amerika'nın Arap petrolüne ilgisi azaldı. Irak'ın işgali ve Lübnan'dan çekilmesinden (2005) sonra Suriye'nin bölgesel rolünün zayıflamasıyla aynı zamana denk gelen Arap rollerinin çöküşü, Suriye üzerindeki rekabeti, Arap rollerinin çöküşünün bir sonucu olarak etkisi artan Arap olmayan bölgesel güçleri içeren bir sonraki bölüme taşıdı. Irak'ın düşmesinden İran kazançlı çıkarken, Avrupa Birliği'ne girme çabaları başarısızlıkla sonuçlanan, bir yandan ordu ile Kemalist elitler arasındaki çatışmanın çözüldüğü, muhafazakar kesimin ekonomik güç sahibi olduğu Türkiye de Arap coğrafyasına yönelmeye başladı.

Günümüze doğru

Suriye rekabeti, Irak'ın işgalinden sonra Körfez Arap ülkelerinin daha az önemli rol oynadığı bir Türk-İran rekabetine dönüştü. Ancak 2011'den sonra tamamen patlak vererek, devletler, milisler ve bireysel gönüllüler de dahil olmak üzere en az 80 milleti kapsayan yıkıcı bir vekalet savaşına döndü. 2023'ün sonlarında Beşar Esed rejimi İranlılar tarafından Suriye'deki savaşı kazanmış gibi görünüyordu. Araplar ve Türkler, rejimi yeniden inşa eden Esed'le görüşüp bu sonucu kabul etmeye başladı. 

Ancak Aksa Tufanı operasyonu, Suriye ihtilafının başlangıcından bu yana gölgede kalan İsrail'in cepheye zorla girmesi ve durumun sonuçlarını değiştirmesiyle olaylar tersine döndü. 2013'ten bu yana İsrail, Suriye'deki İran askeri varlığını zayıflatmak için "savaşlar arasında savaş" politikasını benimsedi ancak Aksa Tufanı operasyonu sonrası İran’ı Suriye'den tamamen çıkarma kararı aldı. Rusya'nın Ukrayna'daki savaşla meşgul olması ve özellikle Donald Trump'ın Kasım 2024 seçimlerindeki zaferinden sonra Türkiye'nin Suriye'deki kaybını kabul etmesiyle savaşın sonucunu değiştirmesi mümkün görünüyordu. İsrail, Esed rejiminin yıkılması ve çöküş hızının yanı sıra Heyet Tahrir eş Şam'ın iktidarı devralmasıyla şaşkınlığa uğradı. 

Türkiye ağırlığını yeni rejimin arkasına koyarken, İsrail bir düşmanını diğeriyle (İran'ı Türkiye ile) değiştirdiğini hissetti.

Esed rejiminin çöküşü ve İran'ın geri çekilmesiyle Suriye'de çatışma dönemi sona ererken, Türkiye ve İsrail tarafından yeni bir dönem başladı. Ruslar ve Araplar denklemde kalmaya ya da rol kapmaya çalışırken, Amerikalılar durumu kendi lehlerine olacak şekilde ayarlayarak bundan kurtulmaya çalışıyorlar. Şimdi soru şu: Suriyeliler tüm bu yaşananların neresinde, 2011 devrimi ve büyük fedakarlıklara ne oldu, Suriye ne kadar süre daha savaş alanı olarak kalacak? Suriyeliler, dış dünyayla 'barış' ararken, bölünmüşlükleri ve büyük ulusal anlaşmalar yoluyla aralarında nihai bir barışa ulaşmayı reddetmeleri nedeniyle yıkıcı bir bölgesel ve uluslararası çatışmanın aracı olmaya devam ediyor mu, yoksa bunu birbirlerine karşı mı kullanıyorlar?

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.

Popüler Haberler
Endonezya, Bölgedeki Gerilim Nedeniyle Barış Kurulu Görüşmelerini Askıya Aldı

Endonezya Dışişleri Bakanı Sugiono, Orta Doğu’da yükselen askeri gerilim nedeniyle Gazze için ABD başkanlığında oluşturulan Barış Kuruluna ilişkin tüm görüşmelerin askıya alındığını açıkladı.

Türkiye’nin İlk Yüzer Üretim Platformu Osman Gazi’de Kritik Aşama Tamamlandı

Türkiye’nin ilk yüzer üretim platformu Osman Gazi’ye, doğal gaz akışının sürekliliğini sağlayacak 2 bin 500 tonluk MEG modülü entegre edildi. Bu yıl devreye alınması planlanan platformla Sakarya Gaz Sahası’ndaki günlük üretimin 9,5 milyon metreküpten 20…

İsrail-Amerikan İran Savaşı Arka Planı ve Hedefleri

ABD ve İsrail’in 28 Şubat 2026’da İran’a başlattığı geniş çaplı saldırının, resmi söylemde nükleer ve füze kapasitesini hedef aldığı belirtilse de aynı zamanda İran yönetimini zayıflatmayı ve rejim değişikliğine uygun koşullar oluşturmayı amaçladığı…

ABD, İsrail’e 151,8 Milyon Dolarlık Silah Satışına Onay Verdi

ABD Dışişleri Bakanlığı, “acil durum” yetkisini kullanarak Kongre’nin inceleme şartını kaldırdı ve İsrail’e 151,8 milyon dolarlık olası silah satışına onay verdi.

İsrail Ordusu Ateşkese Rağmen Gazze’ye Saldırılarını Sürdürüyor

İsrail ordusu, 10 Ekim 2025’ten bu yana yürürlükte olan ateşkes anlaşmasına rağmen Gazze Şeridi’nin çeşitli bölgelerine hava, topçu ve deniz saldırıları düzenlemeyi sürdürüyor.