Birlik Sadece Toprak Bütünlüğünden İbaret Değildir
Cumhurbaşkanı Ahmed Şara yönetiminin gerek Suriye'yi birleştirme ve uluslararası izolasyondan çıkarma, gerekse üzerindeki yaptırımları kaldırma yönünde elde ettiği bariz başarılara rağmen; ülkenin ayağa kalkması ve derin varoluşsal krizinden kurtulması için bütünleşik bir ulusal vizyonun yokluğunda durum hala hassasiyetini korumakta ve geriye gidişe müsait görünmektedir. Suriye Demokratik Güçleri (SDG) ile yapılan anlaşmanın ardından gözler güneye çevrilmiş durumdadır. Burada birbiriyle bağlantılı iki düğüm bulunmaktadır: Birincisi Süveyda vilayetiyle ilgili, ikincisi ise İsrail’in Suriye topraklarına yönelik günlük saldırılarını ve iç işlerine yönelik aleni müdahalelerini durdurmak amacıyla yapılması planlanan güvenlik anlaşmasının gereklilikleriyle ilgilidir.
Geçen temmuz ayında yaşanan kanlı olaylardan ve Hicri Grubu’nun vilayeti ana vatandan ayırmak ve İsrail ile ilişkilerde ileri gitmek için bu olayları istismar etmesinden sonra Süveyda’yı geri almak kolay olmayacaktır. Ancak hükümet; temmuz ayındaki ölümcül hatayı düzeltmek, Cebel el-Dürzi'deki hakim ulusal akımı güçlendirmek ve aynı zamanda Hicri ile akımını marjinalleştirmek için ciddi bir girişimde bulunursa bu imkansız da değildir.
Bu durum henüz gerçekleşmemiştir; zira Şara yönetimi hala iç sorunlarının çözümünün yabancı başkentlerde yattığına ve Fırat'ın doğusundaki bölgelerde kontrolü yeniden sağlamasını kolaylaştıran dış mutabakatların, Süveyda’yı geri almak için güneyde de (İsrail ile) tekrarlanabileceğine inanmaktadır.
Benjamin Netanyahu hükümetinin, 1974 Kuvvetlerin Ayrılması Anlaşması'nı; Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri ile örülen ve o dönemde silahsızlandırılmış bölge fikrini (Esed rejiminin güneye dönüşüne izin verilmesi karşılığında İranlıların 80 km derinliğe kadar bölgeden çıkarılması) doğuran 2018 mutabakatlarıyla değiştirme konusundaki ısrarı ışığında, Şara yönetimi bunun bedelini ödemeye hazır görünmektedir. Nitekim Suriye ile İsrail arasında gerçekleşen Paris toplantısının sonuç bildirgesi bundan daha fazlasına işaret etmiş; sahadaki askeri kontrolün dondurulmasına hükmetmiştir. Bu durum, İsrail’in son dönemde işgal ettiği bölgelerin akıbetinin nihai bir anlaşmaya varılana kadar askıda kalması anlamına gelmektedir.
Şam; Fırat'ın doğusunda yaptığı gibi Süveyda'yı ve devlet egemenliği dışında kalan her bir karış toprağı geri almayı başarmalıdır. Buna güneyde İsrail işgali altındaki yerler de dahildir. Ülkenin birleştirilmesi, önünde hiçbir şeyin duramayacağı en yüksek önceliktir; ancak bu sadece ulusal toprağın geri alınması ve devlet kontrolünün dayatılması anlamına gelmez, aynı zamanda o toprak üzerinde yaşayan vatandaşların da geri kazanılması anlamına gelir.
Suriye, tarihsel olarak bir yanda güneyde Şam’dan kuzeyde Halep’e uzanan ve aralarında Humus ile Hama’nın bulunduğu dört büyük şehirden oluşan "merkez/kalp" hattı, diğer yanda ise "çevre" veya "periferi" bölgeleri arasında fiili bir yabancılaşma sorunu yaşamıştır. Yeni iktidarın bu sorunu görmezden gelme lüksü yoktur; zira bu durum hem dahili hem de harici taraflarca istismar edilmeye açık, patlamaya hazır bir saatli bombayı temsil etmektedir. Aksine, çözümün bir ön hazırlığı olarak bu konu şeffaflıkla ele alınmalıdır. Bu da ancak, bir vatandaşlık devletinin yeniden inşasını hedefleyen; güvenlik, siyaset ve ekonomi boyutları olan kapsamlı bir ulusal vizyon ortaya koymakla mümkündür.
Güvenlik boyutunda, örneğin; iktidara yönelik kanaatlerine veya tutumlarına dayanarak silahın bir grubun elinde bırakılıp diğerinin elinden alındığı seçici bir silahsızlandırma süreciyle toplumsal istikrar sağlanamaz. Bu durum devlete olan güveni sarsar ve devleti tarafsız bir hakem olmaktan çıkarıp toplumun bir kesiminin hasmı haline getirir. Buna karşılık, gönülleri teskin etmek ve gelecekteki olası hak ihlallerini önlemek için bir geçiş dönemi adaleti sürecinin başlatılmasında tam bir ciddiyet sergilenmelidir.
Ekonomik olarak ise, insanlara onurlu bir yaşam sağlanmadıkça onları yeni devlete entegre etmek mümkün değildir; bu da ancak herkes için iş imkanları yaratmakla olur. Suriye'de şu an, eski devlet kurumlarının birçoğunun lağvedilmesi ve bazılarının yeniden yapılandırılması sonrası gelir kaynaklarını kaybeden ve sessizce açlık çeken bölgeler bulunmaktadır; bu bölgelerin feryat etmeye başlaması uzun sürmeyecektir. Bu durum gerçekleşmeden önlem alınmalıdır; zira bu, devletin tüm vatandaşlarına karşı görevi ve sorumluluğudur. İnsanların rızkı ve güvenliği sağlandıktan sonra, onların vatanda eşit ortaklar olarak tanınması aşaması gelir. Bu da ancak temsilcilerini seçmelerine, anayasalarını yazmalarına ve devletlerinin inşasına katılmalarına izin veren siyasi bir süreçle mümkündür. Bunlar olmaksızın toprak bütünlüğü, duvarda asılı duran, gerçekte parçalanmış olmasına rağmen sahte bir birlik ve kontrol izlenimi veren kağıt üzerindeki bir haritadan ibaret kalır.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.
İsrail ordusunun işgal altındaki Golan ile Suriye arasındaki ayrım hattında "Sufa (Sofa) 53 Hattı" adı verilen askerî projeyle hafriyat çalışmalarına yeniden başlaması, Şam yönetiminde ve bölge halkında büyük bir endişe yarattı.
COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, COP31’in son hazırlıklarının şekillendiği Pre-COP Zirvesi için geldiği Fiji’de COP31’in Eylem Gündemi’ni anlatarak "Hedefimiz tüm unsurları somut sonuç üreten bütüncül bir…
2026 Nobel Fizyoloji veya Tıp Ödülü'nü "ışıkla kontrol edilen iyon kanalları ve optogenetik alanındaki keşifleri" dolayısıyla Karl Deisseroth, Peter Hegemann ve Georg Nagel kazandı.
Yemen'de Başkanlık Liderlik Konseyi Başkanı Reşad el-Alimi'nin Husilerin kontrolündeki bölgeleri geri alma operasyonlarının başladığını duyurmasının ardından, ülke genelindeki birçok cephe şiddetli hava ve kara saldırılarına sahne oldu.