Muhsin Yazıcıoğlu, Ülkü Ocakları yöneticiliğinden milletvekilliğine uzanan siyasi hayatının ardından 1993’te Büyük Birlik Partisini kuran milliyetçi-muhafazakâr bir siyasetçiydi. 25 Mart 2009’da seçim çalışmaları sırasında bindiği helikopterin Kahramanmaraş’ta düşmesi sonucu beraberindeki beş kişiyle hayatını kaybetti. Kazanın ardından yürütülen arama-kurtarma faaliyetleri, enkazdaki bazı cihazların kaybolması ve soruşturma sürecindeki tartışmalar, olayın yıllar boyunca gündemde kalmasına neden oldu.

2026’da dosyanın Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına devredilmesi ve yeni tutuklama kararlarının verilmesiyle Yazıcıoğlu’nun ölümü yeniden kamuoyunun gündemine taşındı. Ancak mevcut hukuki aşamada helikopterin kasıtlı bir müdahaleyle düşürüldüğünü kesinleşmiş bir gerçek olarak sunmak mümkün değil. Soruşturma kapsamında ileri sürülen suçlamalara ilişkin kesinleşmiş bir yargı kararı bulunmuyor.

Muhsin Yazıcıoğlu

Elmalı köyünden Ankara’ya

Muhsin Yazıcıoğlu, 31 Aralık 1954’te Sivas’ın Şarkışla ilçesine bağlı Elmalı köyünde doğdu. İlk ve orta öğrenimini Şarkışla’da tamamladıktan sonra 1972’de Ankara’ya gitti ve Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesinden mezun oldu. TBMM kayıtlarında mesleği veteriner hekim olarak yer aldı. Evli ve iki çocuk babasıydı. 

Yazıcıoğlu’nun siyasi faaliyetleri gençlik yıllarında başladı. 1968’de Şarkışla’daki Genç Ülkücüler Hareketine katıldı. Üniversite eğitimi için Ankara’ya geldikten sonra Ülkü Ocakları Genel Merkezinde görev aldı; önce genel başkan yardımcılığı, ardından Ülkü Ocakları Genel Başkanlığı yaptı. 1978’de faaliyete geçen Ülkücü Gençlik Derneğinin kurucu genel başkanlığını üstlendi ve 1980’e kadar Milliyetçi Hareket Partisinde genel başkan müşaviri olarak çalıştı.

Bu dönem, Türkiye’de sağ ve sol gruplar arasındaki siyasi şiddetin yoğunlaştığı, devlet kurumlarının işleyişinin ağır biçimde tartışıldığı yıllardı. Yazıcıoğlu da ülkücü hareketin gençlik yapılanmalarında yöneticilik yapması nedeniyle dönemin öne çıkan isimlerinden biri hâline geldi.

Muhsin Yazıcıoğlu

Milletvekilliği ve Büyük Birlik Partisinin kuruluşu

Muhsin Yazıcıoğlu,1987’de Milliyetçi Çalışma Partisinde siyasete döndü ve partinin genel sekreter yardımcılığı görevini üstlendi. 1991 genel seçimlerinde oluşturulan seçim ittifakı kapsamında Sivas milletvekili seçilerek TBMM’ye girdi.

Yazıcıoğlu ile MÇP yönetimi arasındaki siyasi ve örgütsel görüş ayrılıkları, 1992’de partiden ayrılmasıyla sonuçlandı. Bir grup milletvekili ve siyasetçiyle birlikte yeni bir siyasi hareket başlatan Yazıcıoğlu, 29 Ocak 1993’te Büyük Birlik Partisini kurdu ve partinin kurucu genel başkanı oldu.

BBP, Türk milliyetçiliğini dini ve muhafazakâr referanslarla birleştiren bir siyasi çizgi izledi. Partinin kurulması, milliyetçi siyasetin MÇP ve daha sonra yeniden MHP adını alan ana yapı dışında ayrı bir teşkilatlanmaya yönelmesi bakımından önem taşıdı.

Yazıcıoğlu, 1995 genel seçimlerinde BBP’nin Anavatan Partisiyle yaptığı seçim iş birliği kapsamında yeniden Sivas milletvekili seçildi. Daha sonra ANAP’tan ayrılarak BBP’ye döndü ve genel başkanlığı yeniden üstlendi. 2007 seçimlerinde ise partisinden geçici olarak ayrılarak Sivas’tan bağımsız milletvekili seçildi; ardından yeniden BBP’ye katıldı. Böylece 19, 20 ve 23. yasama dönemlerinde Sivas milletvekili olarak TBMM’de görev yaptı. 

Öldüğü sırada hem Sivas milletvekili hem de Büyük Birlik Partisi Genel Başkanıydı.

Muhsin Yazıcıoğlu

25 Mart 2009’daki helikopter kazası

Muhsin Yazıcıoğlu, 29 Mart 2009’da yapılacak yerel seçimler öncesinde partisinin mitinglerine katılıyordu. 25 Mart’ta Kahramanmaraş’ın Çağlayancerit ilçesinde düzenlenen mitingin ardından Yozgat’ın Yerköy ilçesindeki programına gitmek üzere TC-HEK tescilli helikoptere bindi.

Helikopter, Kahramanmaraş’ın Göksun ilçesi yakınlarındaki dağlık bölgede düştü. Kazada Yazıcıoğlu’nun yanı sıra BBP yöneticileri ve belediye meclisi adayı olan üç kişi, İhlas Haber Ajansı muhabiri İsmail Güneş ve pilot Mustafa Kaya İstektepe hayatını kaybetti. Uluslararası haberler, kötü hava koşulları ve arazinin yapısı nedeniyle arama ekiplerinin bölgeye ulaşmakta zorlandığını aktardı. 

Kazanın hemen ardından İsmail Güneş, 112 Acil Çağrı Merkezini arayarak helikopterin düştüğünü ve yaralı olduğunu bildirdi. Buna rağmen enkazın konumu kısa sürede belirlenemedi. Enkaz yaklaşık iki gün sonra bölgedeki köylüler ve gönüllü arama ekipleri tarafından bulundu. Arama-kurtarma sürecindeki gecikmeler, sonraki yıllarda yürütülen incelemelerin en fazla tartışılan başlıklarından biri oldu.

Meclis raporundaki tespitler

TBMM, kazayı ve arama-kurtarma faaliyetlerini incelemek üzere bir araştırma komisyonu kurdu. Komisyonun raporu 2011’de Meclis Genel Kurulunda görüşüldü.

Raporda pilotun Kahramanmaraş Havalimanı’ndan kalkmadan önce uçuş güzergâhının tamamına ilişkin ayrıntılı meteorolojik bilgi almadığı belirtildi. Helikopterin geçtiği bölgede buzlanma, kar yağışı, rüzgâr değişimi ve görüş kısıtlılığı bulunduğu; atmosferik şartların görerek uçuş için uygun olmadığı kaydedildi. Ayrıca helikopterde kar saptırma sisteminin bulunmadığı ifade edildi. 

Komisyonun dikkat çektiği başka bir konu, helikopterde bulunduğu belirlenen iki elektronik cihazın kazadan sonra enkazda bulunamamasıydı. Bu cihazların neden yerinde olmadığı, kimler tarafından söküldüğü ve soruşturma açısından hangi bilgileri taşıdığı sonraki adli süreçlerin başlıca tartışma alanlarından biri hâline geldi. 

Bununla birlikte Meclis raporunda yer alan teknik eksiklikler ve arama-kurtarma hataları, tek başına helikopterin sabotaj sonucu düşürüldüğünü kanıtlamıyor. Bu tespitler, kazanın meydana gelme şartları ve sonrasındaki kamu görevlilerinin işlemleri bakımından değerlendirilmesi gereken unsurlar niteliğinde.

Muhsin Yazıcıoğlu

Olay kaza mıydı, suikast mıydı?

Yazıcıoğlu’nun ölümünün ardından farklı tarihlerde çok sayıda soruşturma ve dava yürütüldü. Bazı kamu görevlileri, arama-kurtarma ve soruşturma süreçlerindeki işlemleri nedeniyle “görevi kötüye kullanma” suçundan çeşitli cezalara çarptırıldı. Bunun yanında enkazdaki cihazların söküldüğü, koordinat bilgilerinin doğru kullanılmadığı ve soruşturmanın belirli aşamalarına müdahale edildiği iddiaları incelendi.

Ancak kamuoyunda sıkça kullanılan “Yazıcıoğlu öldürüldü” ifadesi, bugün itibarıyla kesinleşmiş bir mahkeme hükmüne dayanmıyor. Helikopterin kasıtlı olarak düşürüldüğü ve belirli kişilerin Yazıcıoğlu’nu öldürmek amacıyla hareket ettiği yönünde kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunmuyor.

Dolayısıyla kanıtlanmış olgularla soruşturma makamlarının güncel değerlendirmelerini ayırmak gerekiyor. Helikopterin düştüğü, altı kişinin hayatını kaybettiği, arama-kurtarma çalışmalarında ciddi tartışmalar yaşandığı ve bazı cihazların enkazda bulunamadığı sabit. Olayın önceden planlanan bir suikast olduğu ise devam eden soruşturmanın konusu.

2026’daki yeni gelişmeler

Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen ana soruşturma dosyası, 12 Haziran 2026’da verilen yetkisizlik kararının ardından Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildi. Ankara’daki savcılık, önceki soruşturma dosyalarını ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının değerlendirmelerini yeniden inceledi.

13 Temmuz 2026’da yapılan açıklamada; olay günü bölgede uçuş yaptığı tespit edilen askerî jetlerin pilotları, askerî ve sivil kaza kırım ekiplerinde görev yapan kişiler, enkazdaki cihazların sökülmesinde rol aldığı değerlendirilen personel ve koordinat tespitinde görev alan bazı kamu görevlileri hakkında işlem başlatıldığı bildirildi. Savcılık, şüphelilerin FETÖ faaliyetleri kapsamında “tasarlayarak kasten öldürme” suçuna iştirak etmiş olabilecekleri yönünde kuvvetli şüphe bulunduğunu açıkladı.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığının açıklamasına göre soruşturma kapsamında gözaltına alınan 27 şüpheliden 19’u, 17 Temmuz 2026’da nöbetçi sulh ceza hâkimliğince tutuklandı. Sekiz şüpheli ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı, soruşturmanın ise sürüyor.

Muhsin Yazıcıoğlu dosyasındaki yeni aşama, 2009’daki ölümün artık yalnızca uçuş şartları ve arama-kurtarma ihmalleri yönünden değil, kasıtlı öldürme ihtimali üzerinden de kapsamlı biçimde incelendiğini gösteriyor.