ABD ve İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a yönelik başlattığı saldırılarla birlikte şekillenen çatışma süreci, yalnızca iki taraf arasındaki askeri hamlelerle sınırlı kalmadı. Sahadan gelen açıklamalar, karşılıklı saldırıların devam ettiğini, Körfez ülkelerinin hava sahalarının füze ve İHA tehdidiyle karşı karşıya kaldığını, bölge ülkelerinde savunma önlemlerinin artırıldığını ve diplomatik temasların hız kazandığını gösterdi. Aynı süreçte Irak ve Lübnan’da da çatışmayla bağlantılı güvenlik gelişmeleri yaşanırken, taraflardan askeri kapasite, saldırıların kapsamı ve izlenecek yol haritasına ilişkin peş peşe açıklamalar geldi.

İsrail ve İran cephesinden gece boyunca karşılıklı saldırı açıklamaları yapıldı

Gece saatlerinde İsrail ordusunun Tahran’a yönelik saldırı düzenlediğine ilişkin açıklamalarının ardından, İran’ın başkentinde patlama sesleri duyuldu. Tahran’da önce uçak sesleri işitildi, ardından şiddetli patlamalar meydana geldi ve hava savunma sistemleri devreye girdi. Uçak seslerinin yer yer duyulmaya devam ettiği kentin bazı bölgelerinden duman yükseldiği görüldü. Yerel medyada, Mehrabad Havaalanı’na yakın bir bölgenin isabet aldığı aktarıldı. İsrail ordusu, saldırılarda Tahran yönetimine ait altyapının hedef alındığını bildirdi. Aynı saatlerde İsrail’de de sirenler devreye girdi.

İran tarafı ise gece saatlerinde İsrail’e yeni dalga füze saldırıları başlatıldığını bildirdi. İran devlet televizyonunun haberinde, “Devrim Muhafızları Ordusu, işgal altındaki topraklara yeni dalga füze saldırıları başlattı.” ifadeleri kullanıldı. Devrim Muhafızları Ordusu Halkla İlişkiler Birimi, söz konusu saldırı dalgasının Sadık Vaat 4 Operasyonu’nun 24. dalgası olduğunu açıkladı.

İsrail ordusu da İran’dan atılan füzeleri engellemek için hava savunma sistemlerinin devreye girdiğini duyurdu. Halkın sığınaklara gitmesi yönünde uyarı yapılırken, riskli bölgelerde cep telefonlarına uyarı mesajları gönderildi ve başta Tel Aviv olmak üzere birçok kentte sirenler çaldı. Tel Aviv’de önleyici füzelerin devreye girmesinin ardından güçlü patlama sesleri duyuldu. İsrail devlet televizyonu KAN, İran’dan fırlatılan çok başlıklı bir füzenin etkisiz hale getirilmesi için çok sayıda önleyici füzenin ateşlendiğini bildirirken, Kanal 12 televizyonu bir füzenin açık alana düştüğünü öne sürdü.

İsrail acil yardım servisi Magen David Adom’un verilerine göre, İran’la karşılıklı saldırıların başlamasından bu yana 11 kişi hayatını kaybetti, aralarında panik atak geçirenlerin de bulunduğu 502 kişi yaralandı. Açıklamada, roketlerin isabet ettiği bölgelerde 10 kişinin yaşamını yitirdiği, 2 kişinin durumunun ağır, 6 kişinin orta, 121 kişinin ise hafif yaralı olduğu belirtildi. Sığınaklara gitmeye çalışırken hayatını kaybeden 1 kişinin yanı sıra 368 hafif yaralının bulunduğu, sirenler sırasında yaşanan trafik kazalarında da 1’i ağır, 2’si orta ve 2’si hafif olmak üzere 5 kişinin yaralandığı kaydedildi.

Körfez ülkeleri hava savunma sistemlerini devreye soktu

Çatışmanın bölgesel yansımalarının en belirgin şekilde görüldüğü alanlardan biri Körfez oldu. Suudi Arabistan Savunma Bakanlığı, ülkenin doğusundaki el-Harc kentinde bulunan Prens Sultan Hava Üssü’ne yönelik balistik füze saldırılarının ve güneydoğudaki Şeybe petrol sahasını hedef alan İHA saldırılarının hava savunma sistemleri tarafından engellendiğini duyurdu.

Bakanlığın açıklamalarına göre, Prens Sultan Hava Üssü’ne önce bir balistik füzenin, ardından da 2 balistik füzenin yöneldiği ve bunların etkisiz hale getirildiği bildirildi. Şeybe petrol sahasına ilişkin açıklamalarda ise farklı saldırı dalgaları aktarıldı. İlk aşamada petrol sahasına yönelik 4 İHA’nın, ardından 2 İHA’nın ve daha sonra yeniden 4 İHA’nın Rubülhali Çölü’nde imha edildiği belirtildi. Bakanlık, bir başka açıklamasında başkent Riyad’ın doğusunda bir İHA saldırısının engellendiğini de duyurdu. Açıklamalarda, “Şeybe petrol sahasına doğru ilerleyen 4 İHA, Rubülhali Çölü'nde imha edildi.” ve “Şeybe petrol sahasına doğru ilerleyen 2 İHA, Rubülhali Çölü'nde imha edildi.” ifadelerine yer verildi.

Katar Savunma Bakanlığı ise dün sabah saatlerinden itibaren İran’dan gelen 10 İHA’nın dahil olduğu saldırı dalgalarına maruz kalındığını açıkladı. Açıklamada, 9 İHA’nın etkisiz hale getirildiği, 1 İHA’nın ise ıssız bir bölgeye düştüğü, olayda can kaybı yaşanmadığı bildirildi. Katar makamları, halk, yerleşikler ve ziyaretçilere sakin olmaları ve güvenlik yetkililerinin talimatlarına uymaları çağrısı yaptı.

Katar Dışişleri Bakanlığı tarafından yapılan ayrı açıklamada da 28 Şubat’tan bu yana İran’dan 14 balistik füze ve 4 İHA olmak üzere toplam 18 saldırı aracının Katar’a doğru fırlatıldığı belirtildi. Doha yönetiminin BM Genel Sekreteri Antonio Guterres ile BM Güvenlik Konseyi Başkanı Michael Waltz’a resmi mektup ilettiği, mektupta Katar Silahlı Kuvvetleri’nin 13 balistik füzeyi engellediği, bir füzenin Katar karasularına düştüğü ve 4 İHA’nın da imha edildiği kaydedildi. Katar yönetimi, saldırıyı kınadığını ve BM Şartı’nın 51. maddesi kapsamında yanıt verme hakkını saklı tuttuğunu bildirdi.

Bahreyn Savunma Kuvvetleri Genel Komutanlığı, ABD ile İsrail’in İran’a yönelik saldırıları başlattığı 28 Şubat’tan bu yana ülkeyi hedef alan 84 füze ile 147 İHA’nın savunma sistemleri tarafından etkisiz hale getirildiğini açıkladı. Bahreyn açıklamasında, “sivil altyapının hedef alınmasının uluslararası insani hukukun açık bir ihlali ve bölgesel barışa yönelik bir tehdit” olduğu belirtildi. Bahreyn İçişleri Bakanlığı da yaklaşık bir saat içinde ülke genelinde iki kez hava saldırısı sirenlerinin çaldığını duyurdu.

Kuveyt Savunma Bakanlığı ise dünden bu yana ülke hava sahasında 14 füze ile 12 İHA’nın etkisiz hale getirildiğini bildirdi. Açıklamada, savunma sistemlerinin ülkenin kuzey ve orta kesimlerinde 12 İHA’yı, güneyinde ise 14 füzeyi tespit ederek imha ettiği kaydedildi. Düşürülen füze ve İHA parçalarının bazı bölgelerde maddi hasara yol açtığı, ancak saldırıların kaynağına ilişkin bilgi verilmediği aktarıldı.

Körfez’de savunma diplomasisi yoğunlaştı

Çatışmanın Körfez’e yansıması, askeri temasları da hızlandırdı. Suudi Arabistan Savunma Bakanı Halid bin Selman ile Pakistan Genelkurmay Başkanı Orgeneral Asım Munir, Riyad’da bir araya gelerek “İran'ın Suudi Arabistan'a yönelik saldırıları”nı görüştü. Suudi Arabistan Savunma Bakanlığına göre görüşmede, iki ülke arasındaki ortak stratejik savunma anlaşması çerçevesinde saldırılar ve bu saldırıların durdurulmasına yönelik yollar ele alındı. Taraflar, bu saldırıların bölgenin güvenliği ve istikrarına hizmet etmediğini vurgulayarak İran’ın “sağduyu ve aklın sesini öncelemesi ve yanlış hesaplardan uzak durması” temennisinde bulundu.

İngiltere Başbakanı Keir Starmer da Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman ile telefon görüşmesinde, ülkesinin gerekmesi halinde Suudi Arabistan’ın savunmasını desteklemeye hazır olduğunu bildirdi. İngiltere Başbakanlık Ofisi 10 Numara’dan yapılan açıklamada, bölgeye ek İngiliz savaş uçakları, helikopterler ve bir destroyer gönderildiği, savunma operasyonlarını desteklemek ve sivilleri korumak için istihbarat işbirliğinin artırılmasının ele alındığı belirtildi. Görüşmede, Suudi Arabistan’ın küresel petrol arzını artırmak ve piyasa istikrarını desteklemek için attığı adımlar da gündeme geldi.

Kuveyt Savunma Bakanı Abdullah Ali es-Salim es-Sabah ile Fransa Savunma Bakanı Catherine Vautrin arasındaki telefon görüşmesinde de bölgedeki gerginlikler ışığında Paris’ten savunma takviyesi alma ihtimali değerlendirildi. Kuveyt ordusuna göre taraflar, “iki ülke arasındaki mevcut askeri işbirliği çerçevesinde savunma takviyesi sağlanması ihtimali de dahil olmak üzere bir dizi ortak çıkar konusunu” ele aldı. Görüşmede, iki ülke arasındaki stratejik ortaklığın derinliği vurgulandı.

ABD askeri varlığını ve güvenlik planlarını öne çıkardı

Sahadaki gelişmelerle eş zamanlı olarak ABD’nin askeri konuşlanmasına ilişkin açıklamalar da öne çıktı. ABD’nin en büyük uçak gemisi USS Gerald R. Ford’un Süveyş Kanalı’nı geçerek Kızıldeniz’e ulaştığı bildirildi. ABD Deniz Enstitüsünün haberine göre gemi, Orta Doğu’daki artan gerilim nedeniyle bölgeye gönderildi. Pentagon, Ford uçak gemisi ile USS Bainbridge destroyerinin Süveyş Kanalı’ndan geçişine ait fotoğraflar paylaştı. Daha önce yapılan açıklamada, Ford’un şubat ortasında Orta Doğu’ya konuşlandırılmasına karar verildiği ve görevinin gelecek yıl mayıs ayına kadar sürmesinin planlandığı belirtilmişti. Böylece bölgede iki ABD uçak gemisinin görev yaptığı, USS Gerald R. Ford’un Kızıldeniz’de, USS Abraham Lincoln’ün ise Umman Denizi’nde faaliyet gösterdiği kaydedildi.

ABD yönetimi, Körfez bölgesinde savaş riskini de kapsayan 20 milyar dolarlık denizcilik reasüransı planını da açıkladı. ABD Uluslararası Kalkınma Finansmanı Kuruluşundan yapılan açıklamada, planın deniz ticaretine olan güveni yeniden tesis edeceği, uluslararası ticareti istikrara kavuşturacağı ve İran ile yaşanan çatışma sırasında Orta Doğu’da faaliyet gösteren Amerikan ve müttefik şirketleri destekleyeceği belirtildi. Açıklamaya göre, yaklaşık 20 milyar dolara kadar oluşabilecek zararlar sigortalanacak ve uygulama yalnızca belirli kriterleri karşılayan gemileri kapsayacak. Planın ilk aşamada gemi gövdesi, makine ve yük teminatlarına odaklanacağı, uygulamanın detaylarında DFC ile ABD Hazine Bakanlığının CENTCOM ile yakın koordinasyon içinde çalıştığı bildirildi. DFC Üst Yöneticisi Ben Black, “Reasürans planımızın petrol, benzin, LNG, jet yakıtı ve gübreyi Hürmüz Boğazı'ndan geçirerek tekrar dünyaya ulaştıracağından eminiz.” ifadesini kullandı.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt de ABD’nin İran’ın hava sahasını kontrol etmeye yaklaştığını ve İran’la ilgili gerçekleştirilebilir hedeflere 4 ila 6 haftalık sürede ulaşabileceklerini savundu. Leavitt, askeri saldırıların “başarılı” gittiğini, İsrail ile birlikte düzenlenen saldırılarda İran’ın çok sayıda füze tesisinin yanı sıra donanmasının da büyük oranda yok edildiğini ileri sürdü. İran ordusuna ait 30’dan fazla geminin batırıldığını öne süren Leavitt, İran’ın misilleme amaçlı balistik füze saldırılarının sadece altı gün sürdüğünü ve bu oranın şu anda yüzde 90 azaldığını söyledi. Sözcü, Trump’ın İran’da Hamaney’den sonra gelecek isme ilişkin süreci yakından takip ettiğini ve bu süreçte rol almak istediğini de belirtti.

ABD Başkanı Donald Trump ise İran’a yönelik “koşulsuz teslim olma” çağrısını ayrıntılandırırken, bunun yalnızca resmi bir teslim açıklaması anlamına gelmediğini ifade etti. Trump, “Koşulsuz teslimiyet, onların (İranlıların) bunu ilan etmesi olabilir ya da savaşacak kimse veya hiçbir şeyleri kalmadığı için artık savaşamayacakları bir durum da olabilir.” değerlendirmesinde bulundu. Trump, daha önce yaptığı açıklamada, Tahran yönetimiyle “koşulsuz teslimiyet” dışında anlaşmaya varılmayacağını belirtmişti.

Öte yandan İran, ABD’nin bölgedeki USS Abraham Lincoln uçak gemisine kıyıdan gemisavar füzeleri ateşlediğini duyurdu. İran donanmasının açıklamasında, söz konusu hedef almanın kıyıdan ateşlenen füzelerle yapıldığı belirtildi, füzelerin fırlatıldığı ana ait görüntülerin devlet televizyonunda yayınlandığı aktarıldı.

İran’dan uyarılar ve karşılık mesajları geldi

İran tarafı, hem askeri hem diplomatik kanaldan bir dizi sert mesaj verdi. İran Dışişleri Bakan Yardımcısı Mecid Tahtrevançi, Avrupa ülkelerine, İran’a yönelik saldırılara katılmaları durumunda “meşru hedef haline gelecekleri” uyarısında bulundu. France 24’e konuşan Tahtrevançi, Avrupa ülkelerini “İran’a yönelik bu saldırı savaşının bir parçası olmamak için dikkatli olmaları” konusunda uyardıklarını söyledi. Tahtrevançi, “Herhangi bir ülke, İran'a yönelik saldırıda ABD ve İsrail'in yanında yer alırsa, onlar da İran'ın karşı saldırısı için meşru hedef haline gelecektir.” dedi.

Aynı açıklamalarda, İranlı yetkililerin ABD ile iyi niyet çerçevesinde müzakereler yürüttüğünü ve Cenevre’de yapılan son tur görüşmelerin başarılı geçtiğini ifade eden Tahtrevançi, olumlu havaya rağmen 28 Şubat günü ABD ve İsrail’in İran’a karşı saldırı başlattığını belirterek, “Amerikalılara güvenmiyoruz, çünkü ABD yönetimi bize ihanet etti. Sadece bize değil, diplomasiye de ihanet etti.” ifadesini kullandı. Tahtrevançi, “Bu savaşı biz başlatmadık. Bu savaş bize dayatıldı ve biz de yapabildiğimiz en iyi şekilde kendimizi savunmaya devam edeceğiz. Halkımızı savunma sorumluluğumuz var.” dedi.

İran Meclis Başkanı Muhammed Bakır Kalibaf da ABD Başkanı Donald Trump’a yönelik açıklamasında, “ABD'nin, İran'ın kaderinin Epstein çetesi tarafından değil, İran halkı tarafından belirleneceğini acı bir şekilde öğreneceğini” söyledi. Kalibaf, Trump’ın İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’e suikastla “kendisinin ve askerlerinin başına nasıl bir felaket getirdiğini hala anlamadığını” savundu.

İran ordusu adına yapılan açıklamada ise bölgede ABD ve İsrail’e ait erken uyarı radarlarının vurulmasının ardından “düşmanın gözünün kör olduğu” ve İsrail’in savunma yeteneklerinin ciddi şekilde azaldığı bildirildi. Hatemu’l Enbiya Karargahı Sözcülüğünün açıklamasında, “Sahte Siyonist rejimin füze kalkanının radar sistemlerinin hedef alınmasıyla rejimin hava savunma yetenekleri ciddi şekilde azaltıldı ve işgal altındaki toprakların semaları İran füzelerinin ve insansız hava araçlarının güçlü gürültüsü altında kaldı.” denildi. Açıklamada ayrıca, “Düşmanların kötü gözlerinin kör edilmesi ve radarlarının imha edilmesi sayesinde saldırılar daha başarılı hale geldi.” ifadesi kullanıldı. İran, ABD ve İsrail’e ait tüm kaynaklar ile çıkarların hedef alındığını, Hürmüz Boğazı’nın güvenliğini sağlamak ve bölge ülkelerine zarar gelmesini önlemek için her türlü çabanın gösterildiğini de ileri sürdü.

Irak ve Lübnan’da çatışmanın çevresel etkileri görüldü

Savaşın etkileri Irak ve Lübnan sahasına da yansıdı. Irak’ın başkenti Bağdat’taki Bağdat Uluslararası Havalimanı içinde bulunan askeri üs çevresinde düşürülen bir İHA’nın yangına yol açtığı bildirildi. Irak basınında yer alan haberlere göre, havalimanındaki askeri kompleks içinde bulunan Alaa Hava Üssü yakınlarında 1 İHA hava savunma sistemi tarafından düşürüldü. İHA’nın depolardan birinin üzerine düşmesi sonucu çıkan yangının bir yakıt römorku ile uçak çekicisine zarar verdiği, ancak kısa sürede kontrol altına alındığı aktarıldı. Irak resmi haber ajansı INA’ya göre, Güvenlik Medya Hücresi de Alaa Hava Üssü yakınlarında 1 İHA’nın düşürülmesi sırasında sınırlı çaplı hasar meydana geldiğini doğruladı. Irak basınında ayrıca, Victoria Üssü’nü hedef aldığı belirtilen 2 İHA’nın daha hava savunma sistemlerince düşürüldüğü ifade edildi.

Bunun yanında, Haşdi Şabi’ye bağlı Seraya Evliya el-Dem grubu, Bağdat’taki Uluslararası Bağdat Havalimanı’nda bulunan ve ABD askerlerinin kaldığı Victoria Üssü’ne yönelik füze saldırısı düzenlediğini açıkladı. Grubun Telegram hesabından yapılan açıklamada, saldırının İran lideri Ayetullah Ali Hamaney’in öldürülmesi ve Irak’ta direnişçi gençlerin öldürülmesine misilleme olduğu öne sürüldü.

Lübnan cephesinde ise Hizbullah, İsrail ordusunun ülkenin doğusundaki Baalbek kırsalında helikopterlerle bir hava indirme girişiminde bulunduğunu ve bunun püskürtüldüğünü duyurdu. Hizbullah açıklamasına göre, 4 İsrail helikopteri Suriye yönünden gelerek Yahfufa, el-Hureybe ve Mearbun beldelerinin dağlık kesişim noktasına bir piyade birliği indirmeye çalıştı. İsrail askerlerinin Nebi Şit beldesinin doğu mahallesine doğru ilerlediği ve mezarlık yakınlarında Hizbullah mensuplarıyla hafif ve orta silahlarla çatışmaya girdiği aktarıldı. Açıklamada, İsrail ordusunun birliklerini çekebilmek için savaş uçakları ve helikopterlerle yaklaşık 40 hava saldırısı düzenlediği, Hizbullah topçu birliklerinin de çatışma bölgesi çevresi ile geri çekilme güzergahına yoğun atışlar gerçekleştirdiği belirtildi. İsrail makamlarının konuya ilişkin henüz açıklama yapmadığı kaydedildi.

İsrail Genelkurmay Başkanı Eyal Zamir ise Lübnan’da “büyük fırsat” ele geçirdiklerini ileri sürdü. Yerel yöneticilere hitaben yaptığı konuşmada, uzun soluklu saldırılar için önemli hazırlıklar yaptıklarını söyleyen Zamir, “Fırsatı değerlendirmek ve güvenlik durumunda değişiklik sağlamak için her şeyi yapacağız.” dedi. Zamir, Hizbullah’ın İran’ın yanında yer almayı seçmenin bedelini ödediğini savunarak, “Hizbullah'ı silahsızlandırmaktan vazgeçmeyeceğiz." ifadesini kullandı.

Saldırıların süresine ve kapsamına ilişkin beyanlar dikkat çekti

İsrail ordusunun İran’a haftalar sürecek saldırı planına sahip olduğu bildirildi. İsrail basınına konuşan askeri yetkililer, 28 Şubat’ta başlatılan saldırıların ilerleyen haftalarda, gerekirse daha uzun süre devam ettirilmesinin planlandığını belirtti. Aynı yetkililer, İran’ın 100 ile 200 arasında füze fırlatma rampasının halen faal olduğunu ileri sürdü.

İsrail ordusu, ABD ile birlikte İran’a düzenlediği saldırılarda 6 bin 500’den fazla mühimmat kullanıldığını, 150 İsrail savaş uçağının İran’a 2 bin 500’ün üzerinde saldırı düzenlediğini açıkladı. Açıklamada, saldırıların yeni bir aşamaya geçtiği ve İran genelinde, özellikle Tahran’daki silah üretim tesislerine yönelik saldırıların artırıldığı savunuldu.

Beyaz Saray Sözcüsü Leavitt’in açıklamaları da bu çerçevede öne çıktı. Leavitt, operasyonun “yaklaşık 4-6 hafta” sürmesinin beklendiğini belirterek, ulaşılabilir hedefler doğrultusunda iyi bir şekilde ilerlendiğini savundu. Sözcü, Trump’ın “koşulsuz teslim olma” söyleminin, İran’ın artık Orta Doğu’da ABD’ye ve Amerikan askerlerine tehdit oluşturmaması anlamına geldiğini ifade etti.

Uluslararası kuruluşlar ve resmi açıklamalarda insani tablo da gündeme geldi

Birleşmiş Milletler Genel Sekreter Sözcüsü Stephane Dujarric, İran’a yönelik ABD-İsrail saldırılarında hayatını kaybeden çocukların sayısının “yaklaşık 180 civarında” olduğunu bildirdi. Dujarric, 28 Şubat’ta bir ilkokula düzenlenen saldırıda yaşamını yitiren 168 kız çocuğunun da bu sayı içinde yer aldığını belirtti. İran’da çok sayıda çocuğun yaralandığını, bu sayının hayatını kaybeden çocuklardan “çok daha fazlasına” karşılık geldiğini söyleyen Dujarric, en az 20 okulun zarar gördüğünü ve sağlık tesislerini etkileyen 13 saldırının doğrulandığını aktardı.

Dujarric, Orta Doğu ve ötesindeki tüm “yasadışı saldırıların” bölge genelindeki sivillere büyük acı ve zarar verdiğini, bunun küresel ekonomi için de ciddi risk oluşturduğunu belirtti. “Genel Sekreter (Antonio Guterres), çatışmaları durdurmanın ve ciddi diplomatik müzakerelere başlamanın zamanının geldiğini, çünkü risklerin çok yüksek olduğunu söylüyor.” ifadelerini kullanan Dujarric, İsrail’in saldırıları sonucu geçen hafta itibarıyla 30 binden fazla Lübnanlının Suriye’ye sığındığını da kaydetti.

Bu süreçte enerji arzı ve piyasa güvenliğine ilişkin başlıklar da gündemde yer aldı. İngiltere ile Suudi Arabistan arasındaki görüşmede küresel petrol arzını artırmaya yönelik adımlar ele alınırken, ABD’nin denizcilik reasüransı planı Hürmüz Boğazı üzerinden petrol, benzin, LNG, jet yakıtı ve gübre sevkiyatını güvence altına alma hedefiyle açıklandı.

Genel tabloya bakıldığında, İsrail-ABD-İran eksenindeki çatışma yalnızca karşılıklı füze ve hava saldırılarıyla sınırlı kalmadı; Körfez ülkelerinin hava savunma kapasitesi, bölgesel askeri işbirliği, deniz ticareti güvenliği, Irak ve Lübnan’daki çatışma alanları ile sivillere ilişkin insani veriler de gelişmelerin temel başlıkları arasında yer aldı.

 

Kaynak: AA