04 Mart 2025
Abdullah Öcalan tutuklu bulunduğu İmralı Adası’nda 27 Şubat günü yaptığı açıklamada PKK’yı, yani 1978’de kendi kurduğu örgütü feshetme çağrısında bulundu. Basınla da paylaşılan çağrı metnine göre son yıllarda yaşanan birtakım gelişmelerin sonucunda PKK “ömrünü benzerleri gibi tamamlamış ve feshini gerekli kılmıştır”. Dolayısıyla “tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir.”
Metindeki en önemli ibareler “fesih” ve “tüm gruplar”. Bu iki ibare, suyu bulandırmak adına hermenötik felsefe kitaplarına taş çıkaran yorumcuların lügatında olmayan ibareler. Zira halen daha Öcalan bu çağrısında kimleri kastetti, çağrı PYD’yi de kapsıyor mu, Öcalan ateşkes çağrısında mı bulundu? gibi tuhaf sorular duyuyoruz. Öcalan’ın metnini ciddiye alıp almamak başka bir konu, ama şayet Öcalan’ın PKK terör örgütünün kurucu ve kült lideri olduğundan hareketle bu çağrı ciddiye alınacaksa şayet elimizde yoruma açık bir metin yok, içeriği eğip bükülemeyecek derecede net.
Öcalan’ın çağrısında ateşkes ibaresi geçmiyor. Kullandığı ifade örgütün feshedilmesi. Bu sebeple çağrıyı Öcalan’dan ateşkes çağrısı şeklinde duyuranların ya oldukça ciddi bir idrak problemleri var ya da niyetleri kötü. İkinci bir benzer durum, çağrı PYD’yi de kapsıyor mu diye soranlar için geçerli. Yukarıda da alıntılandığı gibi Öcalan “tüm gruplar silah bırakmalı ve PKK kendini feshetmelidir” diyor. Adına ne derseniz deyin, PYD, YPG, SDG, HPG, KCK, TAK, YPJ, YBŞ, alfabe biter PKK’nın isim listesi bitmez. Ancak herkes bilir ki bu örgütlerin hepsi PKK’nın bileşenleridir. Suriye’de PYD’nin fiili kontrolündeki bölgelerdeki okullardan Esenyurt’taki HDP (DEM) ofisine kadar, Kandil’deki terör kamplarından hemen her DEM/HDP/DBP’li belediye kültür merkezine kadar tüm bu mekanlarda PKK flamaları ve Öcalan resimleri asıldı, Türkiye dışındakilerde hala asılıyor. Örgütün farklı coğrafya ve farklı kisvelerdeki suretleri Öcalan’a bir kutsiyet atfedercesine bağlılık beyanlarında bulunurlar. İşte o Öcalan tüm gruplara silah bırakmaları ve PKK’ya kendisini feshetme çağrısında bulundu. Bu çağrıdan hala acaba ne demek istedi diye soru çıkaranlar şayet kötü niyetlerinden bu soruyu sormuyorsa sözlükte fesih kelimesinin anlamına bakıp biraz da temel mantık desteğiyle “tüm gruplar” ile bazı gruplar ifadelerinin anlam farkını çalışmalı.
“Kandil önce bir ateşkes ilan etsin, sonrasına bakarız”
Çağrıya yönelik bir diğer su bulandırma çabası bir süreç imasında bulunanlardan geliyor. Bu kesimler karşılıklı olarak atılacak adımlardan, Türkiye’nin bu “süreç”teki yükümlülüklerden bahsederek hükümetin duyurmadığı, bilakis inkar ettiği bir sürecin kendilerince senaryosunu yazıyorlar. Öcalan’ın çağrı metni oldukça net. Öcalan, kongreyi toplayın ve örgütü feshedin diyor. Hatta hala hafızamızda taze olan malum çözüm sürecinin akıbetine benzetmek için olsa gerek, “Kandil önce bir ateşkes ilan etsin, sonrasına bakarız” şeklinde bir yaklaşımda bulunanlar da var. Çözüm süreci yaşandı ve 2015 yazında bitti.
Dönemin hükümetinin aldığı onca siyasi riske rağmen PKK kendince ilan ettiği ateşkes sürecini toparlanmak, militan devşirmek, Suriye’de güç temerküz etmek ve hazır olduğunda tüm gücüyle saldırmak için kullandı. 2015 yazında gerçekleşen terör saldırıları, DBP’li belediyelerin özyönetim ilanları, Türkiye’nin doğusunu ateş çemberine alan hendek kalkışmaları çözüm sürecini toprak altına gömüp yüzlerce şehit verilen yeni bir terör dalgasını doğurmuştu. Oysa Öcalan’ın söz konusu çağrısında ne ateşkes ibaresi geçiyor ne de Türk hükümetine bir pazarlık imasında bulunuluyor.
Yeni bir dönem mi başlıyor?
Öcalan, “ayrı ulus-devlet, federasyon, idari özerklik ve kültüralist çözümler, tarihsel toplum sosyolojisine cevap olamamaktadır” ifadesiyle sadece örgütün terör metodunu değil, özerklik taleplerini de feshediyor aslında. Dolayısıyla Öcalan’ın fesih çağrısı oldukça net bir metin. PKK buna nasıl cevap verir, Kandil ne der ne yapar, Haseke ne der ne yapar, bunlar başka sorular. Çağrıya uyup uymayacaklarını zaman gösterecek. Uyarlarsa örgüt kendisini fesheder ve sadece Türkiye değil, Irak ve Suriye’de de toplumsal barış ve istikrar adına olumlu sonuçlar doğar.
Uymazlarsa Türkiye için değişen bir durum yok. Halihazırda Irak’ta Pençe Kilit harekat bölgesinde Türkiye’nin tahkimatı devam ediyor. Türkiye sınır hattı boyunca Irak içlerine doğru terörden temizlediği sahada üs bölgeleri ağı örmeye devam ederken PKK peyderpey Kandil istikametinde geriliyor. Örgütün Irak kolu bundan sonra üsler, kalekollar ve SİHA’ların arasından Türkiye içlerine sızamayacak. Türkiye’nin askeri harekatlarına karşı savunma yapabilecek durumları da yok. PKK’nın Türkiye içinde de uyuyan hücrelerinden başka şiddet enstrümanı kalmadı. Çağrıya uymadıkları durumda stratejik hedefi olmayan, salt şiddeti kutsayan bir yolda sıkışıp kalacak, birdenbire değil ama azala azala bitecekler.
Örgütün Suriye kolu için de benzer bir durum söz konusu. Suriye’deki varlığını tamamen ABD desteğine borçlu olan örgüt için ABD başkanı Trump’ın kendilerine bir anda sırt çevirmeyeceğinin garantisi yok. Bu sebeple PYD son aylarda İsrail’e gönderdiği mesajlarda İsrail için nasıl kullanışlı bir aparat olabileceği fikrini pazarlamaya çalışıyor. Ama örgütün Suriye’deki günleri de sayılı. Nasıl Türkiye ve Suriye Milli Ordusu (SMO/ÖSO) karşısında Afrin’den Tel Abyad’a, Tel Rıfat’tan Münbiç’e alan kaybettilerse yine öyle olacak. ABD’nin Suriye’den çekilmesi bu süreci hızlandırır ama ABD’li bir senaryoda bile 2016’dan beri tekrar eden askeri harekatlar sürecek ve örgüt territoryal varlığını kaybetmeye devam edecektir.
Özetle, Suriye’de PKK'ya göz yuman Esed rejimi devrildi, Irak’ta Türkiye'nin koordinasyonunda ilerleyen kalkınma yolu projesi Bağdat ve Erbil'i ortak çıkarlar etrafında buluşturuyor. PKK'nın hamisi Biden yönetimi ve bürokratları artık görevde değil. Trump’ın sırt çevirdiği Avrupa ülkeleri, Ukrayna’daki savaş, tüm Doğu Avrupa’da hissedilen Rus askeri tehdidi ve Avrupa genelindeki derin enerji çıkmazı sebebiyle hiç olmadığı kadar Türkiye'nin işbirliğine muhtaç. PKK’nın ortadan kalkması için daha uygun bir uluslararası konjonktür olamazdı. Öcalan bu konjonktürün farkında. Kandil’den korktukları için dile getiremeseler bile DEM yöneticileri de bu konjonktürün farkında. Ancak Kandil ve Haseke’deki, kelimenin tam anlamıyla, terör baronlarının kendi kişisel çıkarları, uluslararası patronlarından alacakları sinyallerin de etkisiyle onları farklı bir yola tevessül ettirebilir ve Öcalan’ın çağrısını göz ardı edebilirler. Öcalan’ın fesih çağrısı örgüt tarafından göz ardı edilirse artık orasını da Türkiye’deki karar alıcılar değil Öcalan için kendini yakmaya varan adanmışlık gösteren PKK sempatizanları düşünecekler.
devamını oku daha az oku
alanları arasında karşılaştırmalı siyasal kurumlar, etnik siyaset, milliyetçilik, Türkiye ve Orta Doğu siyaseti bulunmaktadır. Terörizm konusunda derleme ve telif kitapları bulunan Alptekin'in araştırma makaleleri Ethnic and Racial Studies, Mediterranean Politics, Nationalism and Ethnic Politics gibi dergilerde yayınlanmıştır.