20 Nisan 2026
Somali, diğer birçok egemen Afrika devleti gibi, Afrika’da sömürge geçmişi olmayan Türkiye de dahil olmak üzere, hangi ortakla çalışacağına kendisi karar verme hakkına sahiptir.
Uganda Genelkurmay Başkanı’nın Türkiye hakkında yaptığı “beklenmedik ve kışkırtıcı” açıklamalar ve Ankara’nın Somali’de artan nüfuzu nedeniyle 30 gün içinde diplomatik ilişkileri kesme tehdidinin gölgesinde, Kampala’nın Somali’nin tek güvenlik ortağı olamayacağı açıkça görülmektedir.
Uganda, ikili anlaşmalar ve Afrika Birliği Somali Geçiş Misyonu (ATMIS) kapsamında Somali’yi istikrara kavuşturmak amacıyla 12 binden fazla asker konuşlandırmış olup bu durum onu ülkedeki en büyük yabancı askeri güç haline getirmektedir. Öte yandan Türkiye, Mogadişu’nun merkezinde bulunan ve hem Somalili güvenlik personelinin eğitimine hizmet eden hem de Türk Silahlı Kuvvetleri için stratejik bir üs niteliği taşıyan Camp TURKSOM ile sahada önemli bir varlık göstermektedir. Türkiye ayrıca, kritik altyapıların yönetimi ve Somali’nin petrol rezervlerinin araştırılması gibi alanlarda da derin ve stratejik bir ekonomik varlık inşa etmiştir.
Somali, çok kutuplu bir dünyada ulusal çıkarlarını en iyi şekilde koruyabilmek için Türkiye ve/veya Uganda dahil olmak üzere farklı ortaklarla işbirliği yapma hakkına sahip. Bu tercih dış baskılardan bağımsız olarak egemenlik ilkesinin doğal bir sonucudur.
Benzer şekilde Uganda da geleneksel ortaklarının ötesine geçerek iş birliklerini çeşitlendirmektedir. ABD ve Rusya ile süregelen askeri ilişkilerini sürdürürken aynı zamanda savunma sanayisini geliştirmek amacıyla Türkiye ve Çin ile güvenlik ve ekonomik bağlarını güçlendirmektedir.
Mevcut ilişkileri koparmadan yeni ortaklıklar geliştirmek ve tek bir aktöre aşırı bağımlı hale gelmeden stratejik seçenekleri en üst düzeye çıkarmak yalnızca Afrika ülkelerine özgü değil; küresel ölçekte birçok ülkenin benimsediği bir yaklaşımdır.

Nitekim Türkiye de benzer bir denge politikası izlemektedir. Bir yandan Batılı ülkelerden gelişmiş askeri donanımlar tedarik ederken diğer yandan Rus yapımı savunma sistemlerini kullanmakta ve aynı zamanda yerli savunma sanayisini hızla geliştirerek dışa bağımlılığı azaltmayı hedeflemektedir.
Bu çerçevede Somali, Kampala ile ilişkilerini kesmeden, ülkenin barış, güvenlik ve kalkınma sürecindeki çok boyutlu ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Ankara’yı tamamlayıcı bir güvenlik ortağı olarak konumlandırmıştır. Uganda Genelkurmay Başkanı’nın Türkiye’den Somali’deki askeri rolü nedeniyle 1 milyar dolar tazminat talep etmesi ise dikkat çekici ve alışılmadık bir çıkış olarak öne çıkmaktadır.
Türkiye’nin kendine özgü yaklaşımı, Afrika’daki angajman biçimlerini giderek yeniden şekillendirmektedir. Afrika’nın kaynaklarını onlarca yıl boyunca sömüren Avrupalı güçlerin aksine Türkiye, kıtada sömürge geçmişi olmayan bir ülke olarak algılanmaktadır. Bu durum, Türkiye’nin Afrika’daki diplomatik ve ekonomik varlığını hızla genişletmesine zemin hazırlamış; bugün Türkiye Afrika genelinde 44 büyükelçiliğe ulaşırken, 38 Afrika ülkesi de Ankara’da diplomatik temsilcilik açmıştır.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın sömürgeciliği eleştiren ve Afrika ülkelerinin Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki temsil eksikliğini “büyük bir adaletsizlik” olarak tanımlayan söylemleri ile “dünya beşten büyüktür” vurgusu, Afrika’nın küresel sistemde eşit ortaklar olarak yer alması gerektiği fikrini güçlendirmiştir. Bu yaklaşım, Türkiye’ye yönelik güven ve ilgiyi artıran önemli unsurlar arasında yer almaktadır.
Ankara’nın Afrika’da geleneksel güçlere gerçekten samimi bir alternatif sunup sunmadığı zamanla daha net anlaşılacaktır. Ancak mevcut tablo, Türkiye’nin kendisini tarihsel sömürgeci geçmişe sahip aktörlerden ayrıştırmaya çalıştığını ve Afrika ile daha dengeli, saygıya dayalı ve işbirliğine açık bir ilişki kurma çabasında olduğunu göstermektedir.
Uganda-Türkiye ilişkileri
Uganda ve Türkiye, savunma, ekonomi ve siyaset alanlarında giderek derinleşen ilişkilere sahiptir. Bu ilişkiler, iki ülkenin çıkarlarının birçok noktada örtüştüğünü ortaya koymaktadır.
Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın 2016 yılında Uganda’ya gerçekleştirdiği ziyaret sırasında, iki ülke arasında savunma sanayi alanında üretim, modernizasyon, araştırma ve bilgi paylaşımını kapsayan bir iş birliği anlaşması imzalanmıştır.