23 Aralık 2025
2025 yılı Türkiye’nin Afrika kıtasına yönelik politikasında niceliksel büyümenin ötesine geçilerek niteliksel, kurumsallaşmış ve kalıcı bir stratejik ortaklık modelinin sahaya indiği tarihsel bir eşik olarak kayda geçmiştir. Ocak ayı itibarıyla Türkiye, Afrika’yı artık bir açılım alanı olarak değil; diplomasi, güvenlik, savunma sanayii, enerji, ticaret, bilim, eğitim, kültür ve insani yardım başlıklarının eş zamanlı ve birbirini besleyen biçimde yürütüldüğü bütünleşik bir dış politika sahası olarak ele almıştır. Yıl boyunca atılan kurumsal ve stratejik adımların üzerine inşa edilen ilişkilerin daha da derinleşmesi, bölgesel ve küresel dengeler açısından belirleyici sonuçlar doğurmaya adaydır.
Bu yeni dönemin ilk ve en çarpıcı gelişmesi 12 Ocak 2025’te yaşanmıştır. Afrika Boynuzunda yaklaşık bir yıldır devam eden ve bölgesel istikrarı ciddi biçimde tehdit eden Somali-Etiyopya diplomatik krizi, Türkiye’nin yürüttüğü yoğun ve çok kanallı arabuluculuk faaliyetleri sonucunda yeni bir aşamaya taşınmıştır. Tarafların Ankara’nın kolaylaştırıcılığında diplomatik ilişkileri yeniden tesis etme iradesini açıklaması, iki ülke arasında siyasi normalleşme anlamına gelerek aynı zamanda Kızıldeniz hattı, Doğu Afrika limanları, ticaret koridorları ve enerji güvenliği açısından da kritik öneme sahip olmuştur. Türkiye’nin bu süreçte kamuoyu baskısından uzak, teknik ve sonuç odaklı bir diplomasi modeli izlemesi Ankara’yı Afrika krizlerinde görünür arabulucudan ziyade kalıcı çözüm üreten kolaylaştırıcı aktör konumuna yerleştirmiştir.
Bu diplomatik yoğunluğun hemen ardından, 15 Ocak 2025’te, Türkiye’nin Afrika’daki güvenlik mimarisine doğrudan temas eden somut bir adım atılmıştır. Türkiye, Gambiya’ya 17 adet zırhlı personel taşıyıcı teslim etmiştir. Bu teslimat tek başına bir savunma sanayii ihracatı olmanın ötesine geçerek eğitim, teknik destek, bakım-onarım ve uzun vadeli askeri iş birliğini içeren bütüncül bir güvenlik paketi olarak değerlendirilmiştir. Gambiya yönetiminin Türkiye’yi açık biçimde güvenilir stratejik ortak olarak tanımlaması, Ankara’nın Batı Afrika’da askeri alanda ulaştığı güven düzeyini gözler önüne sermiştir.
Türkiye’nin Orta Afrika’da barış diplomasisi ve arabuluculuk rolü
23 Ocak 2025’te, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Ruanda Cumhurbaşkanı Paul Kagame ile gerçekleştirdiği görüşme, Türkiye’nin Afrika’daki barış diplomasisinin Orta Afrika’ya da yayıldığını göstermiştir. Erdoğan bu görüşmede, Ruanda ile Kongo Demokratik Cumhuriyeti arasındaki kronikleşmiş ihtilafların çözümünde Türkiye’nin her türlü diplomatik desteği vermeye ve arabuluculuk rolü üstlenmeye hazır olduğunu açıkça ifade etmiştir. Bu açıklamayla birlikte Türkiye, Afrika’da ikili ilişkiler düzeyinde bölgesel barış ve istikrar mimarisi inşa etmeyi hedeflediğini göstermiştir.
Yılın ilk aylarında Türkiye’nin yumuşak güç unsurları da eş zamanlı olarak sahada görünür hale gelmiştir. 27 Ocak 2025’te, TİKA tarafından Güney Afrika Cumhuriyeti’nde, Nelson Mandela’nın doğduğu Mvezo köyünde hayata geçirilen içme suyu altyapı projesi tamamlanmıştır. Projenin 5 Şubat 2025 itibarıyla fiilen hizmete girmesi, Türkiye’nin insani diplomasi anlayışının kalıcı ve ölçülebilir sonuçlar üreten bir yaklaşım olduğunu ortaya koymuştur. Afrika’nın tarihsel hafızasında özel bir yere sahip olan bu coğrafyada gerçekleştirilen proje, Türkiye’nin kıtaya yaklaşımındaki insani boyutun en güçlü göstergelerinden biri olarak değerlendirilmiştir.
Türkiye-Afrika ekonomik ortaklığında yeni eşik
Ekonomik alanda ise 30 Ocak 2025’te açıklanan veriler, Türkiye-Afrika ilişkilerinde yeni bir eşiğe işaret etmiştir. Türkiye’nin Afrika kıtasına yönelik ihracatı, 2024 yılı kapanış rakamları itibarıyla tarihi rekor seviyelere ulaşmıştır ve kimya, otomotiv, makine ve elektrik-elektronik sektörleri bu artışta başı çekmiştir. Verilen tablo, Türkiye’nin Afrika’yı uzun vadeli ve karşılıklı faydaya dayalı bir ekonomik ortaklık alanı olarak konumlandırdığını net biçimde ortaya koymuştur. Bu ekonomik ivme, 31 Ocak 2025’te savunma sanayii boyutunda yeni bir aşamaya taşınmıştır. Baykar’ın Kuzey Afrika’da üretim ve teknoloji merkezi kurmaya yönelik planlarını duyurması, Türkiye’nin Afrika’yı savunma ürünü ihraç edilen bir coğrafya olmanın ötesine taşıyarak üretim, teknoloji transferi ve yerelleşme içeren kalıcı bir sanayi ekosistemi hedeflediğini göstermiştir. Bu gelişme Türkiye’nin Afrika’daki askeri-sanayi varlığının uzun vadeli olarak kurumsallaşacağına dair güçlü bir işaret olarak değerlendirilmiştir.
Diplomatik sürecin derinleştiği 18 Şubat 2025 tarihinde, Somali ve Etiyopya heyetleri Ankara’da teknik müzakereler gerçekleştirmiştir. Görüşmelerde sınır güvenliği, ekonomik iş birliği, diplomatik temsil ve ortak teknik komitelerin yeniden yapılandırılması gibi başlıklar ele alınmıştır. Türkiye’nin arabuluculuğunun geçici bir başarıyla sınırlı kalmadığı, kalıcı mekanizmalar oluşturmayı hedeflediği ortaya konmuştur. Aynı gün Libya, 2026 Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi’ne ev sahipliği yapacağını açıklamış ve bu gelişme Ankara’nın Afrika Birliği nezdindeki stratejik ağırlığının ulaştığı seviyeyi teyit etmiştir. 26 Şubat 2025’te ise Türkiye'nin bilgi ve teknoloji birikimini Afrika kıtasıyla daha da derinleştirecek bir adım atılarak Türkiye ve Gabon arasında mutabakat zaptı imzalanmıştır.
Ayrıca bu dönemde Türkiye-Afrika ilişkilerinin en kalıcı unsurlarından biri olan eğitim diplomasisi ön plana çıktı. Türkiye’de eğitim alan Afrikalı öğrencilerin kendi ülkelerinde üstlendikleri roller üzerinden yapılan kapsamlı değerlendirmeler, Ankara’nın Afrika politikasının uzun vadeli bir insan kaynağı yatırımına dayandığını ortaya koydu. Türkiye mezunu Afrikalı gençler, kamu yönetiminden özel sektöre, akademiden medyaya kadar pek çok alanda Türkiye ile Afrika arasında doğal bir etkileşim ve güven köprüsü oluşturdu. Bu tablo, Türkiye’nin Afrika’daki etkisinin devletler arası düzeyde ve toplumsal düzlemde derinleştiğini açık biçimde gösterdi.
Afrika’da tamamlanan 2 bin 39 proje
Yılın ilerleyen aylarında Türkiye-Afrika ilişkileri toplumsal, kültürel ve ekonomik boyutlarıyla daha da genişlemiştir. 25 Mayıs 2025’te kutlanan Afrika Günü münasebetiyle yapılan etkinlikler diplomatik ve kültürel görünürlüğün zirve noktalarından biri olmuştur. Kıta ülkelerinden Türkiye’ye gelen çok sayıda insan sivil toplum kuruluşlarının düzenlediği anlamlı etkinliklerde buluşmuştur.
Bununla birlikte 30 Haziran 2025’te yayımlanan veriler, Türk müteahhitlerinin Afrika’da tamamladığı 2 bin 39 projeyle Türkiye’nin kıtanın altyapı dönüşümünde merkezi aktörlerden biri haline geldiğini göstermiştir.
2025 yılı içerisinde Türkiye-Cezayir ilişkilerinde kurumsal bir gelişme yaşanmış ve Türkiye Cumhuriyeti Oran Başkonsolosluğu açılmıştır. Başkonsolosluk, Cezayir’in batısında yer alarak ülkenin en önemli sanayi, enerji ve liman merkezlerinden biri olan Oran şehrinde resmen açılmış ve açılışı Dışişleri Bakanı Hakan Fidan gerçekleştirmiştir. Bu gelişme Türkiye’nin ticaret, enerji, sanayi ve vatandaş odaklı hizmetler üzerinden sahaya inen bir diplomasi anlayışı benimsediğini göstermiştir.
Temmuz ayında ise Somali’ye giden Türkiye’nin sismik araştırma gemisi Oruç Reis, uzun bir görev sürecinin ardından yurda döndü. Dönüş töreninde ilgili yetkililer, Oruç Reis’in başarıyla tamamladığı görev ve elde edilen verilerin önemi vurgulamıştır. Geminin dönüşü vesilesiyle Türkiye’nin deniz yetki alanlarını koruma stratejisine, bilimsel araştırma kapasitesine ve stratejik projelere verdiği önem yeniden gündeme gelmiştir.
Ağustos ayında Botsvana Uluslararası İlişkiler Bakanı Phenyo Butale ile görüşmesinin ardından açıklamalarda bulunan Dışişleri Bakanı Hakan Fidan, Türkiye ile Afrika ülkeleri arasındaki ilişkilerin 4. Türkiye-Afrika Ortaklık Zirvesi vesilesiyle yeni bir döneme taşınacağını vurgulamıştır. Fidan açıklamasında, zirvenin stratejik ortaklıkları derinleştirme, siyasi, ekonomik ve kültürel iş birliklerini güçlendirme yönünde önemli bir fırsat olduğunu belirtmiştir. Bu zirvenin, Türkiye-Afrika ilişkilerinin kapsamını genişletecek ve uzun vadeli ortaklıkların kurumsallaşmasını sağlayacak somut adımlar atılmasına olanak tanıyacağını ifade etmiştir. Bakan Fidan, Afrika ile yapılacak iş birliklerinin artık günlük temalarla sınırlı kalmayıp ortak vizyon ve uzun vadeli stratejik hedefler etrafında şekillendirilmesi gerektiğine işaret etmiş, bu çerçevede Türkiye’nin kıta ile ilişkilerinin ekonomik, güvenlik, eğitim ve yatırım alanlarında daha da güçlendirileceğini söylemiştir. Zirvenin Türkiye’nin dış politikasında Afrika’yı merkeze alan yeni bir yaklaşımın somut örneği olacağı vurgulanmıştır.
Ticaretten lojistiğe stratejik buluşma
Yılın son çeyreğinde, 16-17 Ekim 2025’te İstanbul’da düzenlenen 5. Türkiye-Afrika İş ve Ekonomi Forumu, ilişkilerin ekonomik mimarisini yeniden tanımlayan bir zirve niteliği taşımıştır. Forum, 54 Afrika ülkesinden bakanları, iş insanlarını ve üst düzey temsilcileri bir araya getirerek ticaret, enerji, savunma sanayii, dijital dönüşüm ve lojistik alanlarında çok sayıda yeni iş birliğinin önünü açmıştır. Forumda açıklamalarda bulunan Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Türk Hava Yollarının (THY) Afrika kıtasında kıta dışı ülke havayolları arasında en geniş uçuş ağına sahip taşıyıcı konumuna ulaştığını söylemiştir. THY 39 Afrika ülkesinde 53 farklı noktaya uçuş gerçekleştirerek kıta dışı havayolları arasında en kapsamlı ağlardan birini oluşturmaktadır. Bu uçuş ağı genel yolcu taşımacılığının yanı sıra kargo taşımacılığı ve lojistik imkanlarını da kapsayarak Afrika ile Türkiye arasında ticari ve kültürel bağların güçlenmesine katkı sağlamaktadır. THY’nin varlığı Afrika ülkelerinin uluslararası pazarlara erişiminde önemli bir rol oynarken Türkiye’nin bölgeyle ekonomik ve diplomatik entegrasyonuna da lojistik bir temel oluşturmaktadır.
11-14 Kasım 2025 tarihlerinde Mali’nin başkenti Bamako’da Savunma Fuarı düzenlenmiştir. Fuar, Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı (SSB) liderliğinde, Baykar, ASELSAN, Roketsan, MKE, STM, Kalekalıp, 3E, Sarsılmaz, Atlas, ESSAV, SkyDagger, ZSR, Akıncılar, Hedef Defence ve Akdaş Silah gibi sektörün önde gelen Türk şirketlerinin ürünlerini ve kabiliyetlerini sergilediği bir ortam sağlamıştır. Türkiye’nin savunma sanayii ürünlerini doğrudan Afrika pazarına taşıdığı ilk kapsamlı etkinliklerden biri olan BAMEX’25’e katılım, Türkiye’nin savunma ve güvenlik alanındaki stratejik derinleşmesini fiilen sahaya yansıttığını göstermektedir. Ayrıca Türkiye’nin savunma sanayii ile ilişkilerini ekonomik, diplomatik ve güvenlik bağlamında da genişlettiğini göstermesi açısından stratejik öneme sahiptir.
12 Kasım 2025’te Ankara’da Türkiye ile Mısır dışişleri bakanları arasında gerçekleşen görüşmede, iki ülke ilişkilerinin derinleştirilmesi ve bölgesel koordinasyonun güçlendirilmesi yönünde ortak bir bildiri yayımlanmıştır. Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, Türkiye ile Mısır arasındaki iş birliğinin bölgedeki krizlerin çözümüne olumlu katkı sağladığını vurgulamıştır. Burada öne çıkan konu, Kuzey Afrika’nın güvenlik mimarisi, ekonomik entegrasyon ve bölgesel istikrar alanlarında birlikte daha kapsamlı adımlar atma niyetidir.
Kasım ayı ayrıca ticaret ve yatırım hedeflerinin yeniden teyit edildiği bir dönem olmuştur. Türkiye-Afrika ticaret hacminin 2024’te 37 milyar doları aştığı ve 2025’te 40 milyar dolar hedefine güçlü şekilde yaklaşıldığı açıklanmıştır. Türkiye Ticaret Bakanı Ömer Bolat, İstanbul’da düzenlenen Türkiye-Afrika İş ve Ekonomi Forumu’nda, ticaretin mal akışıyla sınırlı kalmadığını, sektörler arası yatırımlar, hizmet ticareti, lojistik ve altyapı projeleriyle derinleştirildiğini belirtmiştir. Türk müteahhitlerin Afrika’da yürüttüğü 2 binin üzerindeki proje ve hizmetlerin toplam değerinin 100 milyar dolara yaklaştığı vurgulanmıştır. Bu rakamlar Türkiye’nin kıta ile ekonomik ortaklığını sabit ticaret kalıplarının ötesine taşıdığına işaret etmiştir.
İnsani diplomasi ve barış arayışı
Yılın son ayında ise Türkiye-Afrika ilişkileri hız kesmeden devam etmiştir. Türk sağlık ekipleri Gambiya’da yürüttükleri çalışmalarda birçok hastaya başarıyla ameliyat gerçekleştirmiştir. Türkiye’den giden hekimler; kardiyovasküler cerrahi, genel cerrahi ve ortopedi gibi alanlarda operasyonlar yaparak, yerel halkın sağlık ihtiyaçlarına doğrudan çözüm üretmişlerdir. Bu sağlık misyonu kapsamında binlerce kişiye muayene hizmeti verilmiş, ameliyat ve tedavi süreçleri ücretsiz olarak sağlanmıştır ve özellikle ekonomik imkanları kısıtlı hastalar için hayati önemde müdahaleler yapılmıştır. Bununla birlikte Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı tarafından "Sudan’da Barış Arayışı” paneli düzenlenerek iki yıldır devam eden insani drama son verilmesi için çağrı yapılmıştır. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, Sudan’da süregelen çatışmanın hem bölgesel hem küresel etkileri üzerinde durmuştur. Çatışmanın insan hayatı, toplum güvenliği ve bölgesel kalkınma üzerindeki olumsuz yansımalarını analiz eden değerlendirmelerde bulunarak yumuşak güç unsurlarının barışın inşasında kritik öneme sahip olduğunu, Türkiye’nin iletişim diplomasisi aracılığıyla doğru bilgi akışı, diyalog ve anlayışın geliştirilmesine katkı sunma iradesini belirtmiştir. Çatışmanın sürdüğü coğrafyada sivil toplum, medya ve uluslararası aktörlerin rolü, barış süreçlerine katkı sağlayacak stratejiler ve bilgi paylaşımı gibi başlıklar panelin odak noktaları arasında yer almıştır.
2025 yılı boyunca ortaya konan diplomatik girişimler, güvenlik alanındaki iş birlikleri, ekonomik ve teknolojik ortaklıklar ile kültürel ve insani faaliyetler birlikte değerlendirildiğinde, Türkiye-Afrika ilişkilerinin artık dönemsel açılımlar veya kişisel diplomatik temaslarla sınırlı olmadığı açıkça görülmektedir. Türkiye, Afrika kıtasında krizlere tepki veren bir aktör olmaktan çıkarak; krizleri yöneten, çözüm süreçlerine yön veren ve bu süreçleri kurumsal mekanizmalarla kalıcı hale getiren bir konuma ulaşmıştır. Savunma sanayii ve enerji alanında geliştirilen yerelleşme ve ortak üretim modelleri, ekonomik ilişkileri salt ticaretin ötesine taşırken; insani diplomasi ve eğitim faaliyetleri, Türkiye’nin kıta toplumlarıyla kurduğu bağların derinleşmesini sağlamıştır. Bu çerçevede 2025 yılı, Türkiye-Afrika ilişkilerinde uzun vadeli stratejik ortaklığın kalıcı başlangıcı olarak tarihe geçmiştir.