22 Mayıs 2026
Rusya-Ukrayna savaşının uzamasıyla birlikte Moskova’nın asker ihtiyacını karşılamak için Afrika ülkelerine yöneldiği iddiaları giderek daha görünür hâle geldi. Geçtiğimiz ay Kamerun’un 16 vatandaşının Rusya adına savaşırken öldüğünü resmen doğrulaması, yıllardır perde arkasında yürütüldüğü öne sürülen tartışmalı insan trafiğini ilk kez devlet düzeyinde açığa çıkardı. İş, eğitim ve güvenlik görevlisi vaadiyle Rusya’ya götürülen yüzlerce Afrikalının cephe hattında asker olarak kullanıldığı ileri sürülürken Afrika kıtasında derinleşen ekonomik kriz ile küresel güç mücadelesinin nasıl iç içe geçtiği yeniden gündeme taşındı.
Yoksulluğun içinden savaşın merkezine
Rusya’nın Şubat 2022’de Ukrayna’ya yönelik başlattığı tam kapsamlı işgalin üzerinden dört yılı aşkın süre geçerken savaş Avrupa’nın doğusunda süren bir çatışma olmaktan çıktı. Cephe hattındaki ağır kayıplar, tükenen insan gücü ve uzayan savaş ekonomisi Moskova’yı dünyanın farklı bölgelerinden savaşçı arayışına itti. Son dönemde ortaya çıkan belgeler, istihbarat raporları ve tanıklıklar ise Rusya’nın Afrika kıtasında sistematik bir insan kaynağı ağı oluşturduğunu gösteriyor. Bu ağın merkezinde çoğunlukla işsiz, ekonomik çıkmaz içindeki ve daha iyi bir yaşam umuduyla ülkesinden ayrılmak isteyen genç erkekler bulunuyor.
Süreç çoğu zaman aynı yöntemle ilerliyor. Sosyal medya platformlarında yayılan ilanlarda yüksek maaşlı işler, güvenlik görevlisi pozisyonları, spor organizasyonları, inşaat projeleri ya da eğitim programları vadediliyor. Telegram, WhatsApp ve çeşitli dijital ağlar üzerinden kurulan bağlantılar sayesinde gençler kısa sürede seyahat organizasyonlarına yönlendiriliyor. Bazı durumlarda aracı şirketler kendilerini insan kaynakları firması, seyahat acentesi veya uluslararası çalışma ofisi olarak tanıtıyor. Kenya, Kamerun, Gana, Nijerya, Güney Afrika ve Togo gibi ülkelerde faaliyet gösteren bu yapıların önemli bölümünün resmî bir denetimden uzak olduğu belirtiliyor.

Afrikalı gençler çoğu zaman Rusya’ya gitmeden önce karşılaşacakları gerçek tabloyu bilmiyor. Ellerine verilen sözleşmelerin büyük kısmı Rusça hazırlanıyor. Tanıklıklara göre birçok kişi neyi imzaladığını anlamadan belgeleri kabul etmek zorunda kalıyor. Pasaportlara el konulduğu, geri dönmek isteyenlerin tehdit edildiği ve kısa süreli askerî eğitimlerin ardından doğrudan cephe hattına gönderildikleri anlatılanlar arasında. Ukrayna’nın doğusundaki çatışma bölgelerinde görev yapan Afrikalıların büyük bölümünün ön saflarda kullanıldığı, mayın temizleme, siper kazma ve yoğun saldırı operasyonlarında yer aldığı gibi ciddi iddialar söz konusu.
Kamerun hükûmetinin kısa süre önce yaptığı açıklama ise bu karanlık ağın devletler düzeyinde de artık inkâr edilemez hale geldiğini ortaya koydu. Yaounde yönetimi, Rusya safında savaşırken hayatını kaybeden 16 Kamerunlu askerin tespit edildiğini doğruladı. Devlet televizyonunda yayımlanan açıklamada ailelerin yetkililerle iletişime geçmesi istendi ancak ölümlerin hangi koşullarda gerçekleştiğine ilişkin ayrıntı verilmedi. Diplomatik yazışmalarda ölen kişiler özel askerî operasyon bölgesinde faaliyet gösteren Kamerun uyruklu askerî personel olarak tanımlandı. Bu ifade, Moskova’nın uzun süredir kullandığı paralı asker ve sözleşmeli savaşçı sistemine işaret ediyor.
Ancak açıklanan sayıların gerçek tabloyu yansıtmadığı düşünülüyor. Wagner yapılanmasını ve paralı asker hareketliliğini izleyen araştırma grupları yalnızca Kamerun’dan son iki yılda hayatını kaybedenlerin sayısının 90’ın üzerinde olabileceğini öne sürüyor. Ukrayna istihbaratına göre ise Rusya adına savaşan Afrikalıların toplam sayısı 1700’ü geçmiş durumda. Bazı bağımsız araştırmacılar ise gerçek rakamın çok daha yüksek olduğuna inanıyor çünkü birçok aile, çocuklarının akıbetini öğrenemiyor, kayıp dosyaları resmî kayıtlara girmiyor ve bazı ölümler kamuoyuna hiç yansımıyor.
Kremlin’in Afrika stratejisi ve derinleşen ağ
Rusya’nın Afrika’daki etkisi aslında Ukrayna savaşından çok daha önce başladı. Son on yılda Batı ve Orta Afrika’daki siyasi krizler, darbeler ve güvenlik sorunları Moskova’ya yeni bir alan açtı. Wagner grubu üzerinden Mali, Orta Afrika Cumhuriyeti, Burkina Faso, Libya ve Sudan gibi ülkelerde askerî varlık kuran Rusya, bir yandan güvenlik desteği sağladı; diğer yandan altın, elmas ve doğal kaynak anlaşmalarıyla ekonomik nüfuzunu genişletti. Fransa’nın eski sömürge coğrafyalarında etkisini kaybetmeye başlaması bu noktada Kremlin için önemli bir fırsata dönüştü.

Birçok Afrika ülkesinde Rusya, Batı karşıtı söylemler ve sosyal medya propagandası üzerinden kendisini eşit ortak olarak tanıttı. Fransa’nın yıllarca sürdürdüğü askerî varlık ve ekonomik bağımlılık ilişkisine tepki duyan kesimler, Moskova’ya daha olumlu yaklaşmaya başladı ancak zamanla bu ilişkinin de farklı bir bağımlılık mekanizması yarattığı görüldü. Rus paralı askerlerinin görev yaptığı bölgelerde insan hakları ihlalleri, sivil katliamlar ve zorla kaçırılma vakalarıyla ilgili çok sayıda rapor yayımlandı.
Bugün ise bu askerî ilişki yeni bir aşamaya geçmiş durumda. Afrika, Rusya’nın operasyon yürüttüğü coğrafya olmanın da ötesine geçerek Ukrayna savaşına insan kaynağı sağlayan bir rezerv alanına dönüşüyor. Ekonomik kriz yaşayan ülkelerde genç işsizliği rekor seviyelere ulaşmış olduğundan üniversite mezunları bile düzenli gelir elde edemiyor. Avrupa ülkelerinin sertleşen göç politikaları ve vize engelleri nedeniyle birçok genç farklı çıkış yolları arıyor. İşte tam bu noktada Rusya’nın sunduğu kolay vize, yüksek maaş ve vatandaşlık fırsatı vaatleri devreye giriyor.
Kenya’da parlamentoya sunulan istihbarat raporları yaklaşık bin Kenyalının çeşitli yollarla Rusya’ya götürüldüğünü ortaya koydu ve yetkililere göre sadece otuz kişi geri dönebildi. Güney Afrika’da bazı gençlerin eski Devlet Başkanı Jacob Zuma’nın kızı Duduzile Zuma-Sambudla ile bağlantılı isimler tarafından siyasi partide koruma olarak eğitilecekleri bahanesiyle yönlendirildiği iddiaları ülke gündemini sarstı. Aralık ayında Güney Afrika polisi, Güney Afrikalıların askere alınmasıyla bağlantılı suçlamalar kapsamında beş kişiyi tutukladı. Tutuklananlar arasında Rusya yanlısı propaganda yaymasıyla tanınan bir gazeteci de bulunuyor. Nijerya ve Gana’da ise aileler çocuklarının önce inşaat ya da güvenlik işi bulduklarını söylediklerini, ardından haftalar sonra cepheden mesaj göndermeye başladıklarını anlattı.
Savaştan dönebilenlerin açıklamaları tabloyu daha da ağırlaştırıyor. Bazıları haftalarca aç bırakıldıklarını, ekipman eksikliği nedeniyle ağır kayıplar yaşandığını ve geri çekilmek isteyenlerin ölüm tehdidiyle karşılaştığını söylüyor. Rusya’ya koruma olarak çalışmaya gittiğini sanan ve kandırıldığını söyleyen Güney Afrikalı bir gencin belirttiğine göre, Afrikalı gençler Rus askerleri tarafından ‘tek kullanımlık birlikler ve harcanabilir olanlar’ gibi görülüyor ve ölüm bölgesi olarak tanımlanan insansız hava araçlarının yoğun saldırı düzenlediği bölgelerde ön saflara sürülüyorlar. Bazı tanıklar ise yaralanan askerlerin yeterli tıbbi yardım alamadığını ve söz verilen maaşların büyük bölümünün ödenmediğini de ortaya koyuyor.
Üstelik sadece erkekler değil, genç kadınlar da bu sistemin parçası hâline geliyor. Rusya’nın Tataristan bölgesindeki Alabuga tesisinde yüzlerce Afrikalı kadının dron üretiminde çalıştırıldığına ilişkin raporlar uluslararası basında geniş yer buldu. Çalışma ve eğitim programı adı altında götürülen kadınların ağır kimyasallara maruz kaldığı, düşük ücret aldığı ve ülkeye dönüş masraflarını karşılayamadığı ifade ediliyor.

Sessiz kalan devletler, kaybolan hayatlar
Afrika hükûmetlerinin meseleye yaklaşımı ise oldukça parçalı bir görünüm sergiliyor. Bazı ülkeler insan kaçakçılığı ağlarına yönelik soruşturmalar başlatırken, bazı yönetimler Rusya ile ilişkileri bozma endişesiyle sessiz kalmayı tercih ediyor. Askerî darbeler sonrası Moskova’ya yakınlaşan yönetimlerin konuyu kamuoyundan uzak tutmaya çalıştığı yorumları yapılıyor. Ancak ölüm haberlerinin artması, kayıp listelerinin çoğalması ve ailelerin sosyal medyada ses getiren paylaşımları nedeniyle konu yankı uyandırmaya devam ediyor. Kamerun’da uzun süre boyunca hükûmetin neden açıklama yapmadığı tartışıldı. Benzer şekilde Kenya’da aileler aylar boyunca çocuklarından haber alamadıklarını, resmî kurumların ise net bilgi vermediğini söyledi. Bazı aileler oğullarının son mesajlarını cephe hattından aldıklarını, ardından telefonların tamamen sustuğunu anlattı. Nairobi yakınlarında düzenlenen bir anma töreninde oğlunun ölüm haberini alan bir annenin “Rusya neden benim çocuğumu aldı?” demesi, savaşın Afrika’daki insani boyutunu gözler önüne seren sembolik anlardan biri hâline geldi.
Moskova yönetimi ise zorla asker toplandığı iddialarını reddediyor. Kremlin sözcülüğü, yabancı savaşçıların tamamen gönüllü olduğunu savunuyor. Rus yetkililere göre ülkeye gelenler yasal prosedürler çerçevesinde sözleşme imzalıyor ve kendi istekleriyle orduya katılıyor. Ancak sahadan gelen anlatımlar bu sürecin çoğu zaman manipülasyon, baskı ve çaresizlik üzerinden ilerlediğini gösteriyor.
Uzmanlara göre bu askerî bir mesele değil, küresel eşitsizliklerin yarattığı büyük bir insani kırılma çünkü Afrika’dan savaş hattına uzanan bu zincirin temelinde işsizlik, yoksulluk, göç baskısı ve umutsuzluk bulunuyor. Gençler hayatta kalabilmek için risk alıyor, bazıları savaşacağını bilmeden yola çıkıyor, bazıları geri dönemeyeceği bir cepheye sürüklendiğini çok geç fark ediyor.
Afrika’nın yoksul mahallelerinden Avrupa’nın doğusundaki siperlere uzanan küresel insan kaçakçılığı sebebiyle Kamerun’dan Kenya’ya, Gana’dan Güney Afrika’ya kadar birçok ülkede yüzlerce aile, çocuklarının neden geri dönmediğini anlamaya çalışırken, savaşın görünmeyen kurbanları gün yüzüne çıkıyor.
Elde edilen bilgiler Rusya’nın Afrika’daki etkisini doğrudan insan hayatı üzerinden genişlettiğine işaret ediyor. Savaşın yükü Afrikalı toplumun omzuna giderek daha fazla bırakılırken, umut arayışıyla yola çıkan gençler kendilerini dünyanın en kanlı cephelerinden birinde buluyor. Uluslararası toplumun bu tablo karşısındaki sessizliği sürdükçe Afrika’dan Ukrayna’ya uzanan bu görünmez insan koridorunun can almaya devam edeceği değerlendiriliyor.