Hristiyanlığa göre Kudüs, kıble ve haç mekânıdır. Tarih boyunca Kudüs, Hristiyanlar tarafından hac amacıyla ziyaret edilen yerlerden biri olmuştur. Hristiyan hacılar, İsa Mesih’in ömrünün son demlerinin geçtiği bu şehirde onun çektiği eziyetleri deneyimlemek ve ruhani olarak onunla özdeşleşmek için onun çarmıha çekilmek için ölüme yürüdüğü yolda yürür, Mesih’leşirler. 

Hristiyan geleneğinde hac ibadetinin icra edildiği bu yol Latince “Çile Yolu” anlamında “Via Dolorosa” diye isimlendirilir. İncillere göre İsa Mesih yargılanıp ölüm cezasına çarptırıldığı açıklandıktan sonra idam edileceği haçı da sırtında taşıyarak bu güzergâhta yürümüştür. Via Dolorosa üzerinde İsa Mesih’in son anları ile ilişkilendirilen 14 durak bulunmaktadır. Hristiyanlar bu güzergâhta İsa Mesih’in geçtiği yerlerden geçer ve her durakta bir süre bekleyerek İncillerden o mevki ile ilgili pasajlar okurlar. Bundaki amaç, İsa Mesih’in ölüme yürürken tecrübe ettiği sıkıntı ve çileyi deneyimlemek, onları hatırlamaktır. Bazı dindar Hıristiyanlar bu deneyimi somutlaştırarak daha iyi hissetmek amacıyla sırtlarına bir ahşap haç yüklenerek Via Dolorosa’da yürürler. 

Kudüs’te sur içi eski şehrin içerinde yer alan bu güzergâh, Hristiyanlar tarafından dünyanın en önemli ve en kutsal mekânı kabul edilir. Via Dolorosa’nın başlangıç noktası, Vali Pontius Pilatus’un İsa Mesih hakkında ölüm fermanını açıkladığı “Praetorium” olarak adlandırılan valilik binasıdır. Bu nokta günümüzde Müslüman mahallesinde olup Aslanlı Kapı (Bâbü’l-Esbât) yakınlarında, el-Ömeriyye İlkokulu’nun önündedir. Bitiş noktası ise Golgota tepesi olup günümüzde Kıyamet Kilisesi bu alandadır. 

Via Dolorosa üzerindeki 14 durağın anlamı 

Birinci Durak: İsa Mesih’in yargılanıp idamına karar verilen Praetorium. 

İkinci Durak: İsa Mesih’in çarmıhı yüklendiği yer. 

Üçüncü Durak: İsa Mesih’in haça gerileceği Golgota Tepesi’ne giderken ilk düştüğü yer. 

Dördüncü Durak: İsa Mesih’in annesi Meryem’le karşılaştığı yer. 

Beşinci Durak: Kireneli Simon’un İsa Mesih’in çarmıhını taşıdığı yer. 

Altıncı Durak: Veronika adlı bir kadının İsa Mesih’in yüzünü mendille sildiği yer. 

Yedinci Durak: İsa Mesih’in ikinci kez düştüğü yer. 

Sekizinci Durak: Kudüslü kadınların ağlamaları üzerine İsa Mesih’in onları teselli ettiği yer. 

Dokuzuncu Durak: İsa Mesih’in üçüncü kez düştüğü yer. 

Onuncu Durak: İsa Mesih’in elbiselerinin çıkarıldığı yer. 

On Birinci Durak: İsa Mesih’in çarmıha çivilendiği yer. 

On İkinci Durak: Çarmıhın dikildiği yer. 

On Üçüncü Durak: İsa Mesih’in çarmıhtan indirildiği yer. 

On Dördüncü Durak: İsa Mesih’in defnedildiği (Merkad-i İsa) yer, kutsal mezar. 

Kıyamet Kilisesi 

Son birkaç durak, sur içi eski şehrin Hristiyan mahallesindeki Kıyamet Kilisesi alanında bulunmaktadır. Hristiyanlığa göre İsa Mesih’in çarmıha gerildiği, ölüp ruhunu teslim ettiği, mağarada kayaya oyulu mezara gömüldüğü ve ölümünün üçüncü günü dirilerek göğe yükseldiği yerleri kapsadığı için Protestanlar hariç tüm Hristiyanlar Kıyamet Kilisesi’ni kıble kabul ederler. Tüm kiliselerin binası, yüzü ona bakacak şekilde inşa edilir ve kiliselerde bulunan sunağın ona bağlandığına inanılır. Nitekim Kıyamet Kilisesi, Hristiyanlık tarihinde Kudüs’te inşa edilmiş ilk kilise olması hasebiyle dinî ve tarihî önemi açısından Kudüs’teki Hristiyan yapılar arasında ilk sırada gelmektedir. İslam kaynaklarında “Kamame Kilisesi”, Hristiyan kaynaklarında ise “Kutsal Kafatası Kilisesi”, “Kutsal Mezar Kilisesi”, “Anastasias/Yeniden Diriliş Kilisesi” gibi isimlerine rastlanır. Kıyamet Kilisesi, çift kubbeli ve şerefeli, zemin katında mahzenler ve her katında ufak hücrelerin bulunduğu birkaç katlı oldukça büyük ve ihtişamlı bir yapıdır. 

Kıyamet Kilisesi’nin ilk banisinin İmparator Konstantin’in annesi Azize Helena olduğuna inanılır. Rivayete göre o, bu mevkide bulunan pagan tapınağını yıktırdığında burada İsa Mesih’in çarmıhının ve mezarının kalıntılarını bulunca oraya kilise yaptırmıştır. O tarihten itibaren Hristiyanların hac ziyareti amacıyla onu ziyarete başlamışlardır. Bu yapı, 13 Eylül 335’te ibadete açılmıştır ve Ortodoks Hristiyanlar tarafından hâlen kutlanmaktadır. Daha sonraki süreçlerde doğal afetler veya savaşlar dolayısıyla bu yapı zarar görmüş, yeniden yapılmış ve tadilattan geçmiştir. 

Müslümanlar 638’de şehri fethettiklerinde ona zarar vermedikleri gibi asırlar boyunca ona sahip çıkmışlardır. Rivayete göre şehri fethederken Patrik Sofronios’tan şehrin anahtarlarını teslim alan Halife Hz. Ömer, namaz kılmak için kendisine yer göstermesini istediğinde patrik ona bu kilisede ibadet edebileceğini söylemiş, ancak halife “Şayet burada namaz kılarsam benden sonra Müslümanlar da burada namazlarını kılarlar ve burayı bir camiye dönüştürürler” diyerek Hristiyanların ibadet özgürlüklerine duyduğu hassasiyeti ifade etmiştir. Asırlardır bu kilisenin anahtarlarının Müslüman Nuseybe ve Cude ailelerinde olması ve Hristiyanların bunu mesele etmemesi, duyulan güvenin göstergesidir.  

Günümüzde Kıyamet Kilisesi, Kudüs Rum Ortodoks Kilisesi’nin resmî makamı olup Ortodoks, Katolik, Kıpti, Habeş, Ermeni ve Süryani gibi mezheplerin burada resmî temsilcilikleri mevcuttur. Kutsal yer sayıldığı için kilise müştemilatı ve buradaki tüm eşyalar bu mezhepler arasında taksim edilmiştir. Bu taksim, Osmanlılar zamanında XIX. yüzyılın ortalarında Status Quo fermanı ile resmîleşmiştir ve bu fermana hâlen uyulmaktadır. Yaklaşık iki asırdır kilisenin çatısında bekletilen merdiven, kilisenin hâlâ Osmanlı düzenine bağlı kaldığını gösterir. Ne var ki burada görevli mezhep temsilcileri bazen kendi paylarına düşen kutsal eşyalarla yetinmeyip daha fazla sevap kazanmak için diğerlerinin payına el uzattığı örneklerine rastlanır. Bu yüzden yaşanan kanlı çatışmalar medyaya da yansımıştır. 

Bahçe Türbesi 

Protestanlar ise Kıyamet Kilisesi’ni kıble kabul etmezler. Onlar bu kilisenin konum özelliklerinin İncillerde İsa Mesih’in çarmıha gerilip öldüğünü, defnedildikten sonra dirilip göğe yükseldiğini anlatan tasvirlerle uyuşmadığı iddiasını ileri sürmüşlerdir. Onlara göre eski şehir surlarının dışında, Şam Kapısı’nın yakınlarında bulunan Bahçe Türbesi adlı yapının konumu anlatılan özelliklere daha uygundur. XIX. yüzyılın ikinci yarısında keşfedilen bu mekânı İngiltere merkezli Bahçe Türbesi Derneği, 1894’te satın almış ve ziyaret için hazırlamıştır. Bu yapı, Anglikanlar başta olmak üzere diğer Protestanlar tarafından kıble kabul edilmektedir. Diğer mezheplerin mensupları onun kıble olduğuna inanmamakla birlikte, kültürel gezi amacıy kültürel gezi amacıyla burayı da ziyaret ederler.