20 Ocak 2026
Yahudilikte M.Ö. 6. yüzyılda Babil Sürgünü sırasında şekillenen kutsallık algısına göre Kudüs Tanrı’nın ikamet ettiği şehirdir ve bu konumuna binaen bu şehirde yaşamak Yahudiler için Tanrı’nın huzurunda bulunmak ve komşusu olmak anlamına gelmiştir.
Bu dürtü tarih boyunca Yahudileri motive ettiği gibi 19. yüzyılda Siyonizm adıyla sosyal ve siyasi akım olarak ortaya çıkmıştır. Siyonizm, Filistin’de Yahudiler için Kudüs merkezli bir devlet iddiasına dayanan bir ideolojinin adı olup Yahudi geleneğinden ve tarihinden beslenir.
Siyon sözcüğü Yahudi kutsal metinlerinde Kudüs’ün isimlerinden biri olarak geçtiği gibi Babil sürgünü sırasında Kudüs’e dönüş arzuları Şivat Siyon tabiriyle ifade edilmiş, o zamandan itibaren Yahudilerin Kudüs uğrunda mücadelesi Siyon idesi ekseninde şekillenmiştir. 19. yüzyılda Yahudiler, yaklaşık on üç asırdır Hristiyanlar arasında yaşadıkları düşmanlıklardan kurtulmak arayışına girdiklerinde geleneklerindeki bu kavrama sarılmışlardır. Dolayısıyla, Siyonizm fikrinin sadece 19. yüzyılda ortaya çıktığını düşünmek, konuyla ilgili Yahudi dini öğretilerini ve tarih boyunca yaşadıkları tecrübeleri gözden çıkarmak anlamına gelir.
Bu ideolojinin çağdaş öncüleri Yahudilerin yaklaşık 2 bin 500 yıldır sürdürdükleri Kudüs hassasiyetine hitap etmiş ve onları Yahudi devletinin tesisi hedefi doğrultusunda mobilize etmeyi başarmışlardır. Filistin topraklarında Yahudi demografisini geliştiren bu göç dalgaları aliya diye isimlendirilir.

Sözlükte yükseliş anlamına gelen bu tabir Yahudi devletinde yaşamanın kişiyi manevi olarak yükselteceği fikrine dayanarak seçilmiştir. Dolayısıyla, Siyonizm’in öncüleri kendi amaçları için Yahudi dini öğretilerini ve tarihi tecrübelerinden fikri boyutta yararlandıkları gibi pratikte de bu birikimden faydalanmışlardır.
Yahudiler arasında Siyon idesi MÖ 6. yüzyılda Babil Sürgünü sırasında şekillenmiştir. Vatanlarından uzaklarda, gurbet hayatı yaşayan Yahudiler bir gün çilelerinin biteceği ve vatanlarına geri dönecekleri umuduna sarılmışlardır. Bu dönemde gelen peygamberlerin söylemleri bu umudu harlamış, sürgünün bitip Kudüs’te egemen bir devlet kuracaklarını ve özgür şekilde neşe içerisinde yaşayacakları fikrini tebliğ etmiştir. Halkın sıkıca sarıldığı ve kendilerinden de bir şeyler katarak folklorik olarak geliştirdiği bu birikim, Siyon’a dönüş anlamında Şivat Siyon adıyla isimlendirilerek Yahudiler arasında Siyon idesinin doğmasını temin etmiştir.
Dualarında ve ibadetlerinde Kudüs’e yönelen Yahudilerin günde üç vakit ibadet sırasında okudukları Amida/Şmone Esre adlı duada geçen “Şehrin Kudüs’e dön ve oraya yerleş. Onu yakında, bizim zamanımızda ebedilik yap. Kulun Davut’un tahtını hızlıca hazırlayıp oraya yerleştir. Kutsal olan Sensin Rabbim, ey Kudüs’ün mimarı…” gibi ifadeler, nitekim bu bağlamda okudukları “Senin merhametle Siyon’a dönüşünü gözlerimiz seyretsin, kutsal olan Sensin Rabbim, ey Şehina’sını Siyon’a geri döndüren” gibi dualar Siyon temasını her dindar Yahudi ferdin zihin dünyasında adeta çivilemiştir.
Senelik ibadetlerde de Kudüs vazgeçilmez konu olmuştur. Yom Kipur/Kefaret Günü bayramında ve Pesah/Fısıh bayramında zikredilen “Seneye Kudüs’te…” niyazı Yahudilerin nezdinde Kudüs idealini canlı tutan ve sonraki kuşaklara aktaran faktörlerin başında gelmiştir.
Eski çağlardan günümüze kadar Yahudi tarihinde Kudüs’ü ele geçirmek arzusuyla çeşitli girişimler yaşanmıştır. Bazıları militarist bazıları diplomatik olan bu girişimler, Yahudilerin Şivat Siyon ülküsüne sarılarak Kudüs’ü bir dava olarak gördüklerini ortaya koymaktadır.
M.S. 115’te Roma imparatorluğuna karşı başlayan Yahudi ayaklanması üç yıl sürmüş, bu süre zarfında Kıbrıs dahil Kuzey Afrika’dan Mezopotamya’ya kadar Akdeniz’in güneyi ve doğusunu sarmıştır. Mered ha-Tfutsot/Diaspora İsyanı diye isimlendirilen bu isyanlarda 500 binden fazla ölünün olduğu kaydedilir. İsyan bastırılsa da Yahudilerin ideallerinden vazgeçmemişlerdir. M.S. 132’de başlayan isyan Romalıları Yehuda’dan çıkarmayı hedeflemiş olup Bar Kohba İsyanı adıyla isimlendirilir.
Dönemin önemli Yahudi din bilgini R Akiba isyanın lideri Bar Kohba’yı Mesih ilan etmiş, kitleler dini ve milli saiklerle galeyana gelmiştir. İsyan başarılı olmuş, Yahudiler kendi devletlerini kurmuş ve Bar Kohba devlet başkanı olarak adına madeni paralar bastırmıştır. Ancak bu devletin ömrü kısa olmuştur. İmparator Hadrian bölgeye seçme komutan ve ordu sevk etmiş, isyanın bastırmanın ardından liderlerini ağır şekilde cezalandırmıştır. Yahudilerin tekrar ayaklanma ihtimalini ortadan kaldırmak amacıyla Kudüs’ü tamamen yıktıran Hadrian burada yeni bir şehir inşa etmiştir. Aelia Kapitolina adlı bu Roma tipli şehre Yahudilerin gelmesi yasaklanmış, itaatsizliğin cezasının idam olacağı duyurulmuştur. Yaşanan ağır travma Yahudileri tekrar ayaklanmaktan alıkoymuş, Kudüs idealini artık militarist yöntemlere başvurmadan diplomasiyle gerçekleştirmeye çalışmışlardır.
M.S. 361-363’te Roma imparatoru Filavius Julian zamanında Yahudiler Şivat Siyon ülküsü doğrultusunda hamlede bulunmuşlardır. İmparatorun Yahudi yanlısı politikalarından cesaret alarak Kudüs’e akın etmiş, burada mabedin yeniden inşası hazırlığına koyulmuşlardır. Ancak imparatorun ölümü bu girişimler sonuçsuz bırakmıştır. Sıradaki girişim Eudocia’nın Kudüs valiliği döneminde (440-460) yaşanmıştır.
Yahudiler yüksek meblağda rüşvetle ondan mabedi inşa etmeye iznin almışlardır. Oluşan heyecanla 103 bin civarında Yahudi kitlenin Kudüs’te toplanması şehirdeki Hristiyanları ciddi tehdit edince Samsatlı Barsauma adlı Süryani dini liderin civar bölgelerdeki müritleri şehre akın etmiş ve Eudocia verdiği sözden vazgeçmek zorunda kalmıştır. Yahudiler Sasani/Pers ve Bizans arasındaki bir savaşta Perslerin yanında yer almakla Kudüs’ü ele geçirmeye çalışmış ve başarmışlardır.
M.S. 514’te gerçekleşen bu savaşa Kuran-i Kerim’de Rum suresinde de işaret edilir. Perslere verdikleri karşılığında destek karşılığında Yahudiler Kudüs yönetimini devralmış, ancak şehir halkına yönelik amansızca davranışları sebebiyle üç yıl sonra yönetimden uzaklaştırılmışlardır. Müslümanlar hicri 17, miladi 638 yılında Kudüs’ü fethettiklerinde Yahudiler Kudüs’e yerleşme arayışına girmiş, şehirde Hristiyan nüfusun dengeleneceği faydasına binaen Hz. Ömer bu talebe olumlu karşılık vermiştir. O zamana kadar Kudüs’e girmeleri çeşitli sorunlarla karşılaşan ve kısıtlanan Yahudiler asırlar sonra ilk defa Müslümanlar zamanında şehre girme ve ikamet etme serbestliğine kavuşmuşlardır.
19. yüzyılın sonlarına kadar süren bu serbestlik, Şivat Siyon ülküsünün siyasi ve sosyolojik bir nitelik kazanarak Siyonizm adıyla gündeme gelmesi sonucu kısıtlanmıştır. Avrupa devletleri Osmanlı’yı yıkıp bölgede emperyal çıkarlarının temini konusunda Yahudileri kullanışlı maşa olarak görmüş, bu yüzden asırlardır süren düşmanlığı bir tarafa bırakıp onları desteklemiştir. Birinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından Britanya Filistin Mandası’nın kurulmasıyla dünyanın farklı yerlerinden getirilen Yahudilerin bölgeye adapte edilmesi sağlanmış, İkinci Dünya Savaşı’nın hemen ardından ise İsrail Devleti kurularak Şivat Siyon ülküsü resmi sonucuna kavuşmuştur.
devamını oku daha az oku
Dilbilgisi, Nuh Kanunları ve Nuhilik, Gerut: Temel Kaynaklar Işığında Yahudiliğe Geçiş, Kudüs: Vahiyle Kutsanan Şehir gibi kitapları birkaç baskısı yayımlanan kitaplarıdır. Bunlar dışında alanıyla ilgili telif ve tercüme olmak üzere 10’un üzerinde kitabı yayımlanmıştır. Çeşitli uluslararası ve ulusal hakemli dergilerde makaleler, DİA dahil olmak üzere çeşitli ansiklopedilerde maddeler yazmış, uluslararası ve ulusal konferanslarda sunumlar yapmıştır. Yahudilik, Modern İsrail, Filistin/Kudüs temaları üzerine ulusal ve uluslararası TV ve radyo yayınlarına katılmış, çeşitli ulusal düşünce kuruluşlarında ve yazılı basında görüş ve analizleri yayımlanmıştır. Mukayeseli İslamiyet ve Yahudilik, İsrail’de devlet ve toplum, Orta Doğu’nun teopolitiği, İsrail Filistin meselesi, Siyonizm, İbranice alanlarında araştırmalar yapmaktadır. İleri düzeyde Arapça, Farsça, İngilizce, İbranice, Türkçe bilmektedir.