21 Mayıs 2025
ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau ve İç Güvenlik Bakan Yardımcısı Troy Edgar, geçtiğimiz günlerde Washington’daki Dulles Uluslararası Havaalanı’nda Güney Afrikalı beyaz azınlıktan (Afrikaner) olan bir mülteci grubunu karşıladı.

Reuters’a göre sayıları 59, Associated Press’e göre ise 49 olan bu gruba, ABD Başkanı Donald Trump yönetimi tarafından ocak ayında yayınlanan bir başkanlık kararnamesiyle mülteci statüsü verildi.
Söz konusu kararname, Güney Afrika hükümetinin tarım arazilerinin mülkiyetinde eşitliği sağlamayı ve siyah çoğunluğa yaklaşık üç asırdır yapılan haksızlığı ortadan kaldırmayı amaçlayan bir yasayı kabul etmesi nedeniyle beyaz çiftçilerin “soykırıma” uğradığı iddiasıyla hazırlandı.
Trump yönetimi, Güney Afrikalı beyaz azınlık grubun Washington’a vardığı gün, ABD güçlerinin 2021’de Afganistan’dan çekilmesinin ardından ülkede ikamet etmesine izin verilen, çoğu daha önce ABD güçleriyle çalışan Afganlara yönelik geçici koruma statüsünü sonlandırdı.
ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Landau havaalanında gazetecilere yaptığı açıklamada, Afganlar ülkeden gönderilirken, beyaz Güney Afrikalıların ülkeye kabul edilme nedenlerinden birine dikkat çekti.
Landau, diğer mültecilerin aksine beyaz azınlık Güney Afrikalıların, “ülkeye kolay uyum sağlayacaklarını” ifade etti.
Trump, geçtiğimiz ocak ayında mülteci programını askıya alarak, ABD’ye yerleştirilmeleri için onay verilen 100 binden fazla kişiyi ortada bıraktı.
Aynı zamanda ABD’deki on binlerce yeşil kartlı, daimî ikamet sahibi, Asyalı ve Latin Amerikalı göçmeni sınır dışı etmekle tehdit ederek ABD piyasalarının bu sayıdaki ucuz işgücüne olan ihtiyacına rağmen, iş umuduyla ülkeye gelmek isteyenlerin girişini önlemek için Meksika-ABD sınırına yüksek duvarlar inşa etti.
Güney Afrika’daki beyazlara yönelik soykırım ve ABD’de sıcak karşılanmaları hakkındaki gerçek nedir? Trump neden farklı ırklardaki göçmenlerden kurtulmaya çalışıyor?
Güney Afrika Devlet Başkanı Cyril Ramaphosa, 23 Ocak’ta toprak mülkiyetinde ırk ayrımcılığını ele almayı amaçlayan Arazi Kamulaştırma Yasası’nı imzaladı.
Yasanın en belirgin özellikleri, apartheid döneminde yürürlükte olan 1975 tarihli Kamulaştırma Yasası’nı yürürlükten kaldırılarak yerine mevcut anayasaya uygun bir yasal çerçeve getirilmesi, terk edilmiş veya kullanılmayan arazilerin belirli durumlarda tazminatsız kamulaştırılması, arazilerin daha adil bir şekilde yeniden dağıtılması, mal sahipleriyle müzakere gibi tazminat mekanizmalarının sağlanması ve anlaşmazlık durumunda yargıya başvurulmasının garanti altına alınmasıydı.
Yasa henüz uygulamaya geçmemiş olsa da, ABD dünyada yasaya şiddetle karşı çıkan tek ülke oldu.
Trump söz konusu yasanın imzalanmasının ardından, ABD’nin Güney Afrika’ya yılda 500 milyon dolar olarak tahmin edilen yardımını askıya aldığını açıkladı.
Ayrıca, Afrika ihracatına yönelik 8 milyar dolar değerindeki -ilginç bir şekilde bu sekiz milyar, sadece beyaz iş insanlarına fayda sağlıyor- serbest ticaret anlaşmasını askıya almakla tehdit etti.
ABD Başkanı, Güney Afrika’daki Arazi Kamulaştırma Yasası’nın “soykırıma” maruz kalan beyaz azınlık çiftçileri hedef aldığını iddia etti.
Bu bağlamda, ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Pretoria’nın dönem başkanlığını yaptığı Johannesburg’daki G20 dışişleri bakanları toplantılarını boykot ettiğini açıkladı.
Aynı şekilde, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, şubat ayında Cape Town’da düzenlenen G20 maliye bakanları ve merkez bankacıları toplantılarına katılmadı.
Trump da Güney Afrika’nın Arazi Kamulaştırma Yasası değişmediği takdirde, Kasım ayında Johannesburg’da yapılması planlanan G20 toplantılarını boykot edeceğini duyurdu.
Batı tarafından görmezden gelinen bir gerçek

Resmi istatistiklere göre Güney Afrika’daki tarım arazilerinin yaklaşık yüzde 72’si beyaz azınlığın yaklaşık yüzde 7’sine ait.
Ülkedeki siyahi vatandaşların yüzde 80’i arazilerin sadece yüzde 4 ila 7’sine, siyahi olmayanların (Hintliler ve Asyalılar) ise yaklaşık yüzde 10’una sahip olduğu biliniyor.
İstatistikler, ülkedeki ticari işletmelerin yüzde 80’inden fazlasının beyazların yaklaşık yüzde 6’sına ait olduğunu da gösteriyor.
Güney Afrika’da beyaz soykırımı var mı?
Trump’ın, Güney Afrika’daki beyaz azınlığa yönelik soykırım hakkındaki açıklamaları, kabinesinde yer alan, Güney Afrika doğumlu Elon Musk tarafından da destekleniyor.
Ancak dünyadaki en yüksek suç oranlarından birine tanık olmasına rağmen, Güney Afrika’daki beyazların payının ihmal edilebilir düzeyde olduğuna dair bu iddialar resmi rakamlar tarafından yalanlanıyor.
Güney Afrika’da geçen yılın Ocak ve Eylül ayları arasında ülkede toplam cinayet sayısı yaklaşık 19 bin olarak kaydedildi. Bunlardan sadece 50’sinin tüm ırklardan çiftçilere karşı işlenen cinayetler olduğu açıklandı. Geçen yılın son çeyreğinde ise çiftliklerde biri beyaz bir çiftçi olmak üzere 12 cinayet işlendi. Ülkedeki tüm ırklara yönelik bu suçların hırsızlık da dahil olmak üzere çeşitli nedenlerle işlendiği biliniyor.
Güney Afrika hükümeti, Trump’ın konu hakkındaki iddialarını yalanlayarak, temelsiz olarak nitelendirdi. Soykırım İzleme Örgütü ve Birleşmiş Milletler gibi insan hakları örgütleri de, Güney Afrika’daki durumun soykırım tanımına uymadığını ve ülkedeki çiftçilere karşı işlenen suçların ülkedeki tüm ırkları hedef aldığını bildirdi.
ABD’deki Episkopal Kilisesi de bu konuda Trump yönetimine itiraz ederek, diğer mülteciler gözardı edilirken, beyaz azınlıktan olan Güney Afrikalılara yönelik “ayrıcalıklı muameleye” karşı protesto amacıyla yeniden yerleştirme programından çekildiğini duyurdu.
Peki ABD neden Güney Afrika’ya karşı adımlar atıyor?
Gözlemciler, ABD’nin Arazi Kamulaştırma Yasası nedeniyle Güney Afrika’ya karşı yürüttüğü sert hamleleri, Pretoria’nın İsrail’in Gazze’de Filistinlilere karşı işlediği soykırım suçları konusundaki tarihi tutumuyla ilişkilendirdi.
Bu, Güney Afrika’da iktidardaki Afrika Ulusal Kongresi’nin ahlaki bir tutumudur. Zira ülkedeki siyahilerin adaletsizliğe maruz kalmasına neden olan ve 1994’te çöken apartheid rejimi ile Filistin halkına baskı uygulayan İsrail arasında büyük benzerlikler bulunuyor.
Sonuç olarak Güney Afrika, İsrail’in Gazze’de gerçekleştirdiği soykırımı Uluslararası Adalet Divanı’na (UAD) taşıdı.
Öte yandan, Uluslararası Ceza Mahkemesi (UCM), Gazze’de işlenen savaş suçları ve insanlığa karşı suçlardan İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile eski Savunma Bakanı Yoav Gallant hakkında tutuklama emri çıkardı. Ancak Trump’ın Güney Afrika’ya karşı yürüttüğü düşmanca adımların bir başka nedeni daha ortaya çıktı.

Güney Afrika’nın Washington Büyükelçisi Ebrahim Rasool, mart ayında yerel bir internet sitesine verdiği bir podcast röportajında, ABD’nin ülkesine yönelik ırkçı tutumunun Trump yönetiminin küresel bir eğilimini yansıttığını söyledi. Bunun üzerine Rasool, ABD tarafından “istenmeyen kişi” ilan edildi.
ABD yönetimi, son resmi istatistiklere göre ülkede yaşayan beyazların sayısının yüzde 48’e düştüğünü, siyahiler ve Latin Amerika ülkelerinden gelen göçmenlerin nüfusunda ise bir artış olduğunu tespit etti.
Bu durum, İsrail’deki gerçekliğe benzer şekilde, beyazların ülkedeki yönetim üzerindeki kontrollerini kaybetmelerine yol açabilecek bir demografik dengesizliği gösteriyor.
Rasool söz konusu açıklamasında, sadece ABD’de değil, başta Avrupa olmak üzere beyazların demografik varlığının tehdit altında olduğu, dünyanın her yerinde ırkçı yöntemlerle bu dengesizliği durdurmaya yönelik girişimlerde bulunulduğunu da sözlerine ekledi.
Bu nedenle Almanya, Fransa, İngiltere ve İtalya gibi ülkelerde yabancılar ve göçmenlere düşman olan sağcı hareketler ve partiler, bu ülkelerdeki seçim sonuçlarını değiştirmek için desteklendi.
Bu çerçevede, Güney Afrika da ABD’nin bu küresel politikasının bir parçasıdır.