Türk dış politikası, Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşundan bu yana Mustafa Kemal Atatürk’ün ‘Yurtta sulh, cihanda sulh’ ilkesini temel alan bir anlayış üzerine şekillenmiştir. Bu yaklaşım Türkiye’nin istikrar ve güvenliği için komşularıyla Cumhuriyetin ilk dönemlerinde çeşitli dostluk ve saldırmazlık paktları imzalamasını, Türkiye’nin hiçbir devlet aleyhine yöneltilmemiş olmak kaydıyla ittifak içinde yer almasını ve tarafsız bir ülke olarak kalmasını sağlamıştı.  

Dönemin Birleşmiş Milletleri olan Milletler Cemiyeti’ne Türkiye’nin girişi bile 1925 Türk-Sovyet Antlaşması’nın devam edeceği garantisini vererek gerçekleşmişti. Balkanların güvenliği ve istikrarı için 1934 Balkan Antantı Türkiye, Yunanistan, Yugoslavya ve Romanya arasında imzalanmıştı. O dönem kurulan hem ikili hem de bölgesel dostluk ve saldırmazlık paktları Türkiye’nin ikili ve bölgesel ilişkilerini geliştirmesini sağlamıştı.  

Bu tarihsel birikim bugün yine Türkiye’nin dış politikasında arabuluculuk ve kolaylaştırıcı rolünü oynamasına katkı yaparken son dönemde Türkiye’nin öncülüğünde bölgesel barışa katkıda bulunacak adımların bölgesel inisiyatiflerle hız kazandığını görüyoruz. Türkiye bu bağlamda 23 Temmuz’da Ukrayna ve Rusya arasındaki 3. turu gerçekleştirilen İstanbul Görüşmelerine ve 25 Temmuz’da İran-E3 Grubu arasında ikincisi yine İstanbul’da gerçekleştirilen nükleer görüşmelere ev sahipliği yaptı. Ayrıca Balkan ülkelerinin dışişleri bakanlığı düzeyinde gerçekleştirilen Balkan Barış Platformu, 26 Temmuz’da İstanbul’da gerçekleştirildi. Türkiye, İtalya ve Libya İşbirliği Zirvesi için 1 Ağustos’ta İstanbul’da toplandı. Bu arka arkaya gerçekleştirilen barış görüşmeleri, müzakereler ve bölgesel işbirliği, diyalogların, Türk dış politikasında öneminin arttığını gösteriyor.  

Rusya ve Ukrayna’nın İstanbul görüşmeleri

İstanbul’da 2022’de gerçekleştirilen ilk görüşmeler Türkiye’nin kolaylaştırıcı rolü ile iki ülke arasında barışa en yaklaştıkları görüşmeydi. Rusya ve Ukrayna görüşmelerin üçüncü turu için Türkiye’nin arabuluculuğunda 23 Temmuz’da İstanbul’da tekrar bir araya gelmeyi kabul ettiler. NATO üyesi olan ve 1990’lardan bu yana Ukrayna’nın bağımsızlığı ile toprak bütünlüğünü tutarlı bir şekilde savunan Türkiye, aynı zamanda Rusya ile geliştirdiği ikili ilişkiler sayesinde her iki tarafça arabulucu ve kolaylaştırıcı bir aktör olarak kabul edilmektedir. Karadeniz’de yer alan, bu bölgenin istikrar ve barış içinde olmasına önem veren Türkiye yine bu bölgenin önemli iki aktörünün savaşı sonlandırmalarını, bir an önce bölgenin barış ve istikrara kavuşmasını istiyor. Savaşın başladığı 2022 yılından beri bu yöndeki faaliyetlerini Türkiye aktif bir şekilde yürütüyor. 

Rusya ve Ukrayna Heyetleri-İstanbul

En son gerçekleştirilen İstanbul Görüşmelerinde mahkumların değişimi, savaşta hayatını kaybeden askerlerin karşılıklı cenaze değişimi ve kaçırılan Ukraynalı çocukların Ukrayna’ya iade talebi konularının görüşüldüğü bu süreçleri işletebilmek için teklif edilen 24-48 saatlik kısa ateşkes dışında bir ateşkes kabul edilmediğine tanıklık ettik. Her ne kadar son İstanbul görüşmelerinde bir önceki görüşmedeki kararlara benzer kararlar alınmış olsa da tarafların görüşmek için seçecekleri yerin İstanbul olmaya devam edeceği ve Türkiye’nin iki ülke arasında sadece görüşmelerin yapılacağı yer olması dışında tüm diplomatik enstrümanları ile barışa giden yolda destek sağlamaya devam edeceği Dışişleri Bakanı Hakan Fidan tarafından dile getirildi.

İran- E3 Grubu görüşmeleri

Türkiye sürecin başından beri İran’ın nükleer meselesi ile ilgili çözüm üretme ve sorunun barışçıl yollarla çözümü için aktif rol oynayan bir ülke. Hatta Türkiye, Brezilya ve İran’ın nükleer meselesi ile ilgili anlaşmazlığın çözümü için ortak bir girişimde bulunmuştu. Bu girişimin neticesinde Türkiye, Brezilya ve İran Nükleer Takas Anlaşması olarak bilinen Tahran Deklarasyonu’nun 17 Mayıs 2010’da imzalanmasında önemli rol oynamıştı. Ancak bunun hayata geçirilmesi o zaman Batılı ülkeler destek vermediği için mümkün olmamıştı.  

İstanbul ilki 16 Mayıs’ta ikincisi 25 Temmuz 2025 tarihinde gerçekleştirilen İran ve nükleer anlaşmanın Avrupalı tarafları olan İngiltere, Fransa ve Almanya’dan oluşan E3 Grubu toplantılarına ev sahipliği yaptı.  

Toplantının konusu 2015’te İran ile imzalanan anlaşma (JCPOA) neticesinde kaldırılan Birleşmiş Milletler yaptırımlarının geri getirilmesine sağlayacak tetik mekanizmasının süresinin 18 Ekim’de sona erecek olması. İran’ın nükleer meselesi ile ilgili çözüm üretilmediği takdirde bu tetik mekanizmanın işletilmesi mevzu bahis. İstanbul’da gerçekleştirilen görüşmeler bu sorunun çözülmesi ve en azından İsrail-İran Savaşı, ABD’nin İran saldırıları ile ABD-İran arasındaki görüşmelerin sona erdiği dönemde diyalog için bir kanal olmaya devam etmesi açısından önemli.  

Balkan Barış Platformu

Türkiye’nin istikrar ve barışı için aktif rol oynadığı bir başka coğrafya Balkanlar. 1990’larda, Soğuk Savaş sonrası Yugoslavya’nın dağılmasıyla patlak veren etnik savaşlar, bölgenin istikrarını ve barışını ortadan kaldırmış; bu durum, bölgede diyaloğun yeniden tesisi ve sorunlara kalıcı çözümler bulunması gerekliliğini açıkça gözler önüne sermişti. Türkiye 1990’lardan beri Balkanlarda istikrar ve barış tesisinde çeşitli roller oynamış ve halen zaman zaman ortaya çıkan krizlerin çatışmaya dönmesine engel olacak arabuluculuk rolü oynamaktadır. Bölgedeki pek çok ülke ile olan yakın ilişkisi Türkiye’yi bu ülkeler için güvenilir aktör olarak görülmesine çatışma çözümlerinde aktif rol oynayabilmesini mümkün kılmaktadır.  

Balkan Barış Platformu Türkiye öncülüğünde Bosna-Hersek, Sırbistan, Karadağ, Kuzey Makedonya gibi bazı Balkan ülkelerinin katılımı ile 2024’de kuruldu. Platform Balkanlarda bölge ülkeleri arasında diyaloğu artırarak karşılıklı güveni tesis etmeyi, işbirliklerini artırmayı ve böylece bölgesel meselelere kalıcı çözümler üretmeyi amaçlamaktadır. Geçtiğimiz hafta ilk toplantısı dışişleri düzeyinde katılım ile İstanbul’da gerçekleştirildi. Türkiye’nin öncülüğünde kurulan bu platform Balkanlarda kalıcı barışa, işbirliklerine, istikrara ve refaha hizmet etmeyi amaçlıyor. 

Türkiye, İtalya ve Libya İşbirliği Zirvesi

Türkiye’nin Akdeniz’de adalet, kalıcı barış, istikrar ve sorunların çözümünü hedefleyen; işbirliklerini önünü açacak dış politika yaklaşımı Libya başta olmak üzere geliştirdiği ikili ilişkilerle önemli bir yerdedir.

Arap Baharı sonrası Libya ile kurduğu yakın ilişki ve Libya hükümetine verdiği destek Türkiye’nin Libya ile Avrupa ülkeleri arasındaki çözüm bekleyen düzensiz göç gibi konularda etki eden önemli bir aktör konumuna oturtmuştur.  

Diğer taraftan son yıllarda İtalya ve Türkiye arasında geliştirilen ikili ilişkiler savunma sanayi işbirliklerinden düzensiz göçle mücadeleye pek çok alanda beraber çalışmalarını mümkün kılmıştır.

İtalya Başbakanı Giorgia Meloni ve Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan

Bu politikaların neticesinde İstanbul 1 Ağustos’ta Türkiye, İtalya ve Libya İşbirliği Zirvesi’ne ev sahipliği yaptı. Üç ülkenin liderleri Erdoğan, Meloni ve Dibeybe düzensiz göç konusunda işbirliği başta olmak üzere bölgesel konuları ele aldılar. En önemlisi de bu göçün sebepleri ve uzun vadeli çözümler göçün kaynağı ülke Libya da muhatap alınarak konuşuldu.  

Sonuç…

Kısaca, Türkiye çatışmaların ve ihtilafların çözümünde diplomasinin öncelikli olmasına önem veren bu konuda girişimlerde bulunan ülke konumunda. Birleşmiş Milletler (BM), Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkiları (AGİT) ve İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) olmak üzere çeşitli uluslararası örgütlerle de bu yöndeki inisiyatifler içinde aktif olarak yer alıyor. Arabuluculuk faaliyetleri Türkiye’nin komşuları ile sınırlı değil. Daha uzak coğrafyalardaki çatışmaların sona erdirilmesine ve uzlaşmaya katkı sağlıyor.

Bu açıdan giderek bu yönde girişimlere katkı yapacağı düşünülen kurumsal olarak dışişleri bakanlığının kapasitesini artırmaya yönelik adımlar da atıyor. 2024 yılında Dışişleri Bakanlığı içinde Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın talimatı ile Uluslararası Arabuluculuk Genel Müdürlüğü kuruldu. Tüm bu gelişmeler önümüzdeki süreçte Türkiye’nin çatışmaların çözümü, diyalog, bölgesel işbirlikleri konularında atacağı adımların artarak devam edeceğini göreceğimizin sinyallerini veriyor.