04 Aralık 2025
7 Ekim 2023’te Hamas’ın düzenlediği operasyon, sadece Gazze sahasının dinamiklerini değiştirmedi, Batı Asya’daki güvenlik mimarisini kökünden dönüştüren bir jeopolitik kırılma yarattı. Operasyonun ardından İsrail rejimi, tarihinin belki de en geniş kapsamlı "çok cepheli savunma-dönüştürme doktrini"ni devreye sokarak kuzeyden Irak sınırlarına, Suriye içlerinden Yemen açıklarına hatta İran'a kadar genişleyen bir savaş hattını ABD ve bazı Avrupalı ülkelerin aktif desteğiyle eşzamanlı olarak aktive etti. İsrail’in bu stratejik genişlemesi, doğrudan İran’ın “direniş ekseni” olarak kurduğu bölgesel nüfuz mimarisine yönelen bir baskı dalgasına dönüşürken Tahran’ın 20 yılı aşkın süredir adım adım ördüğü vekil ağının temel direkleri hızla sarsıldı.
Bu baskı zincirinin en yıkıcı halkası, hiç şüphesiz Suriye'de Esed rejiminin çöküşü oldu. 2024 boyunca giderek derinleşen ekonomik kriz, güvenlik aygıtının çözülmesi, yolsuzluk ve devlet içinde artan parçalanma; ülkeyi 2011’den bu yana görülmemiş bir türbülansa sürükledi. Rejim, 14 Eylül 2024’te başlayan güvenlik erozyonunun ardından birkaç hafta içinde kamu kurumları üzerindeki hakimiyetini kaybetti. 8 Aralık 2024’te devlet yapısının tamamen dağılması, İran’ın Şam üzerindeki nüfuzunu bir gecede çökertti ve bu, Tahran için son on yılın en ağır stratejik kaybı oldu.
Suriye’de çöküş İran’ın jeopolitik omurgasını kırdı
İran için Suriye yalnızca bir müttefik değildi; bölgesel stratejisinin “merkezi coğrafyası”ydı. Tahran, 2011’den itibaren Şam’ı Irak–Lübnan–Akdeniz hattını birbirine bağlayan bir askeri-politik köprü olarak kullanmıştı. Bu hat üzerinde askeri üsler, lojistik depolar, elektronik istihbarat merkezleri, milis eğitim kampları ve mühimmat sevkiyat güzergahları yer alıyordu. Bu sayede İran, hem Doğu Akdeniz’e "kademe atlayan" bir etki alanı kurmuş hem de Hizbullah’a kesintisiz ve güvenli bir kara ikmal hattı sağlamıştı.
Suriye rejiminin çöküşü, bu köprünün tüm ayaklarını kopardı. Şam–Humus–Halep hattı üzerindeki İran’a bağlı askeri noktalar ya el değiştirdi ya da boşaltılmak zorunda kaldı. Deyrizor çevresinde İran destekli milis yapıların kontrolündeki bölgeler hızla çözüldü. Lazkiye limanı üzerinden yapılan sevkiyatlar durdu. İran’ın Doğu Akdeniz’e uzanan stratejik koridoru çöktü ve artık Tahran’ın Hizbullah’a, Irak’taki milislere ya da Yemen hattına lojistik destek ulaştırması eskisine kıyasla neredeyse imkansız hale geldi.
Bu çöküşün hemen ardından İsrail, Suriye’deki otorite boşluğunu stratejik bir avantaja dönüştürdü. Aralık 2024 ile Ocak 2025 arasındaki 45 günlük dönemde İsrail, ülke medyasına göre, önceki beş yılın toplamından daha fazla operasyon düzenledi. Radar tesisleri, İHA üsleri, mühimmat depoları, tünel hatları, konvoy rotaları ve eğitim noktaları sistematik biçimde hedef alındı. İran’ın Suriye içindeki varlığının maddi altyapısı neredeyse tamamen ortadan kaldırıldı.
Suriye'de rejimin devrilmesi ve Hizbullah'ın zayıflaması İran'a saldırıların önünü açtı
Suriye’nin düşüşü, direniş ekseninin yalnızca fiziksel bağlantılarını değil, aynı zamanda psikolojik ve stratejik bütünlüğünü de dağıttı. Çünkü Şam hattı çöktüğünde eksenin üç ana kolu olan Lübnan, Irak ve Yemen birbirleriyle irtibatını kaybetti ve İran’ın merkezden yaptığı koordinasyon ciddi şekilde sekteye uğradı.
7 Ekim sonrası İsrail’in kuzey cephesini aktif kılması, Hizbullah açısından kritik bir dönemin başlangıcıydı. 20 Ekim’den itibaren İsrail, klasik nokta operasyonlarının ötesine geçen, yoğun elektronik harp teknikleriyle desteklenen, hedef odaklı bir “komuta-körleştirme” stratejisi uyguladı. Güdümlü mühimmatlar, nokta atışı İHA’lar ve sinyal bozucu sistemler sayesinde Hizbullah’ın saha iletişim ağları birbiri ardına çöktü.
2023’ün sonuna gelindiğinde örgütün bazı telsiz ve saha iletişim düğümleri kullanılmaz hale gelirken, Eylül 2024’te yaşanan çağrı cihazlarının eşzamanlı patlatılması, örgüt içinde eşi benzeri görülmemiş bir güvenlik krizi yarattı. Bu saldırı, Hizbullah’ın operasyonel güvenlik sisteminin İsrail tarafından derinlemesine sızıldığını gösteriyordu.

Bu krizlerin ortasında, 27 Eylül 2024’te Beyrut’un güneyinde gerçekleştirilen saldırı, vekil ağın en kritik noktasını hedef aldı. Hizbullah lideri Hasan Nasrallah hayatını kaybetti. Nasrallah’ın ölümü, örgütün yalnızca moral gücünü değil, stratejik koordinasyon yeteneğini, komuta birliğini ve uzun yıllara yayılan karizmatik liderliğini kaybetmesi anlamına geliyordu.
Nasrallah sonrası süreçte Hizbullah içinde liderlik boşluğu derinleşti. Farklı komuta birimlerinin uyumu bozuldu, cephelerde dağınıklık arttı, örgüt içi hiyerarşi zayıfladı. Bu da İran’ın bölgedeki en güçlü vekil hattının etkin şekilde yönlendirilmesini neredeyse imkansız hale getirdi.
Suriye ve Lübnan hattındaki çöküş, Irak ve Yemen’deki İran yanlısı grupları da zayıflattı. Irak’ta Şubat 2025’ten itibaren ABD destekli operasyonlar, özellikle Bağdat çevresindeki İran’a yakın milis yapıları ciddi biçimde baskı altına aldı. Tahran’ın bu milisler üzerinden yürüttüğü caydırıcılık kapasitesi daraldı.
Yemen’de ise 2025 baharında uluslararası donanmaların Kızıldeniz’deki yoğun devriyeleri, Ensarullah’ın bölgesel etkisini sınırladı. Aynı dönemde İsrail’in Yemen’deki belirli komuta noktalarını hedef alması, Husi yapısının üst düzey kademelerinde kayıplara neden oldu. Bu gelişme, İran’ın Yemen üzerinden İsrail’e baskı kurma kapasitesini en düşük seviyeye indirdi.
İran’ın direniş ekseninin çevre halkaları olarak gördüğü bu iki cephedeki zayıflama, eksenin artık yalnızca coğrafi açıdan değil, politika ve komuta bütünlüğü açısından da parçalandığını teyit etti.
Suriye’deki çöküşle eşzamanlı olarak bölgesel baskının arttığını gören Tahran, 1 Ekim 2024’te İsrail’e yönelik füze saldırılarıyla misilleme verdi. Bu hamle, İran’ın hala caydırıcılık kapasitesine sahip olduğu mesajı taşıyordu ancak İsrail, 26 Ekim’de İran’ın batısındaki bazı askeri ve radar noktalarını hedef alarak farklı bir eşik aşılmasına zemin hazırladı.
Karşılıklı saldırılar giderek artarken Haziran 2025’te 13 gün süren bir savaş patlak verdi. Bu savaş, İran’ın eşzamanlı çok cepheli misilleme yeteneğinin kaybolduğunu açığa çıkardı. Çünkü Hizbullah zayıflamış, Suriye hattı çökmüş, Irak ve Yemen’deki milisler baskı altına alınmıştı. İsrail bu durumu bir “stratejik fırsat penceresi” olarak okudu ve saldırı kapasitesini genişletti.
İran’ın yeni stratejisi dağınık ama hayatta kalmaya odaklı bir eksen
Ağır kayıplar sonrası İran, 12 Şubat 2025’te Irak sınırında yeni lojistik güzergah planı açıkladı. Bu, ekseni yeniden inşa etmeye yönelik ilk somut adımdı. Şubat–Mart 2025 boyunca Bağdat, Doha ve Umman üzerinden diplomatik girişimler yoğunlaştı ve yeni Şam yönetimiyle örtülü bir iletişim hattı kuruldu.
Aynı dönemde İran, Hürmüz Boğazı'nda radar ve savunma sistemlerini yeniledi, batı sınırına yeni hava savunma bataryaları konuşlandırdı. Tahran, böylece “ekseni kaybetmedik, evrim geçiriyoruz” mesajını hem içeride hem dışarıda vermeye çalıştı.
İran iç siyasetinde de Suriye’nin kaybı önemli bir tartışma yarattı. 15 Mart 2025’te Haşmetullah Felahatpişe, Suriye’nin İran dış politikasını yeniden şekillendirmesi gerektiğini savunurken; eski Meclis Başkan Yardımcısı Ali Mutahhari, İran’ın artık daha dengeli ve sürdürülebilir bir dış politikaya yönelmesi gerektiğini vurguladı.
Bu iç tartışma, İran’ın bölgesel stratejisinde bir “zorunlu yeniden tanımlama” dönemine girdiğininin de işaretlerini verdi.
Bölgesel nüfuzdan bölgesel direnç mimarisine geçiş
2025 ortası itibarıyla ortaya çıkan tablo net: Direniş ekseni tamamen yok olmadı, ancak eski coğrafi bütünlüğünü, lojistik kolaylığını ve komuta derinliğini kaybetti. Artık: daha dağınık, hücresel, savunma ağırlıklı, teknoloji ve deniz operasyonlarına dayalı, merkezden yönlendirilmesi zor, koordine olmaktan uzak bir yapıya dönüşmüş durumda.
İran direniş eksenini terk etmiş değil fakat artık geniş ölçekte ve kesintisiz bir vekil ağı sürdürebileceği jeopolitik zemine de sahip bulunmuyor. Yeni dönem, İran için "bölgesel nüfuzdan bölgesel direnç mimarisine" geçişi zorunlu kılan bir döneme işaret ediyor.
devamını oku daha az oku
Doğu-İran haberleri üzerine çalışıyor. Görev yaptığı yaklaşık 10 yıllık süre boyunca başta İran olmak üzere Orta Doğu haberleri kategorisinde siyasi, ekonomik ve kültürel alanlarda birçok makale, analiz ve haber kaleme aldı. Şu anda AA Tahran Temsilcisi olarak görev yapıyor.