Uluslararası ilişkilerde lider ziyaretleri, çoğu zaman diplomatik nezaket ve teamüllerin keskin sınırları içinde gerçekleşmektedir. Ancak Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin 16-17 Aralık 2025’te vuku bulan ve iki ülke ilişkilerini resmi olarak stratejik ortaklık seviyesine taşıyan Etiyopya ziyareti, bu olağan akışın çok ötesinde bir anlama sahip. Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed yönetimi için bu ziyaret, Tigray savaşı sonrası Batı ile yaşanan gerilimler, Mısır ve Somali ile tırmanan bölgesel krizler ve Çin’e olan borcu arasına sıkışmış Etiyopya’nın, diplomatik kuşatılmışlığı yarma hamlesi olarak karşımıza çıkmaktadır. 

Abiy Ahmed’in, Modi’yi havaalanında bizzat karşılaması ve protokol kurallarını esneterek ona Etiyopya’nın en yüksek devlet nişanı olan Grand Honor Nishan’ı takdim etmesi, sadece misafirperverlik olarak okunmamalıdır. Bu, dünyaya ve bölgesel rakiplere verilmiş net bir mesajdır. Addis Ababa izole edilmiş bir başkent değil, Küresel Güney’in yükselen güçleriyle masaya oturan, bölgesinde oyun kurucu kilit bir devlettir imajı Etiyopya’nın vermek istediği mesajdır. Bu açıdan, Modi’nin ziyaretini Yeni Delhi’nin Afrika’ya açılım hedefleri üzerinden değil, aksine Etiyopya’nın devlet inşası, güvenlik mimarisi ve stratejik otonomi arayışı üzerinden okumak daha doğru bir yaklaşım olacaktır. Zira Etiyopya, yükselen Asya güçlerini pasif şekilde ağırlayan bir ev sahibi değil, onları kendi ulusal çıkarları için araçsallaştıran aktif bir bölgesel aktör olarak karşımıza çıkmaktadır. 

Diplomatik izolasyondan çok yönlü denge politikasına 

Etiyopya dış politikası, ilk bakışta yönünü bulamayan ve Doğu-Batı arasında gidip gelen bir sarkaç gibi görünse de aslında Başbakan Abiy Ahmed’in Medemer (Sinerji) felsefesiyle örülmüştür. Bu felsefe tek bir güce ya da bloğa bağımlılığı reddeden ve ulusal çıkarları maksimize etmeyi amaçlayan bilinçli ve çok yönlü bir denge politikasına dayanmaktadır. Tigray çatışması sürecinde Batı bloğunun uyguladığı siyasi baskılar ve fiilî ambargolar, Addis Ababa’yı kaçınılmaz olarak Doğu eksenine yaklaştırmasına rağmen bu yönelim kalıcı bir savrulma değil, konjonktürel bir zorunluluk olarak şekillenmiştir. Nitekim 2024’te Etiyopya’nın BRICS üyeliğine kabul edilmesi ve bunu takiben gerçekleşen Modi ziyareti, ülkenin ne Çin’e ne de Batı’ya tek taraflı bir bağımlılık geliştirdiğini, aksine dış politika terazisinin kefelerini dengeleyerek çok yönlü denge politikası stratejisini kurumsallaştırdığını açık biçimde ortaya koymaktadır. 

Etiyopya Başbakanı Abiy Ahmed Ali

Abiy yönetimi için Hindistan; Çin ve Batı ikilemi arasında sıkışan Etiyopya’ya nefes aldıran bir alternatif üçüncü yoldur. Bu ziyaretle Etiyopya, Pekin’e karşı alternatifi olduğunu gösterirken, Batı’ya karşı da egemenliğini Küresel Güney ittifaklarıyla koruyacağını net bir şekilde ortaya koymaktadır. Hindistan’ın BRICS dönem başkanlığını devralmadan hemen önce gerçekleşen bu ziyaret, Etiyopya’nın örgüt içindeki konumunu da tahkim etmiştir. 

Betondan veriye geçiş 

Etiyopya’nın son yirmi yılına damga vuran kalkınmacı devlet modelinin en büyük finansörü şüphesiz Çin oldu. Ancak Pekin’e olan ağır borç yükü ve altyapı odaklı yatırımların yarattığı bağımlılık, Addis Ababa’da son dönemde jeopolitik bir sıkışmışlık yarattı. Abiy Ahmed yönetimi, tam da bu noktada Hindistan ile ilişkilerini, tek taraflı bağımlılığı kıran ve dış politikada kendisine yeni bir manevra alanı açan dengeleyici bir unsur olarak ileri sürüyor. 

Etiyopya için Hindistan, Çin’in ağır borç yükü yaratan beton ve çelik diplomasisinin aksine dijital altyapı ve beşerî sermayeye odaklanarak devletin kurumsal yapısını güçlendiren nitelikli bir ortaktır. Modi'nin ziyareti sırasında açıklanan veriler, Hint şirketlerinin 5 milyar doları aşan yatırımla tekstilden tarıma kadar geniş bir yelpazede 75.000'den fazla Etiyopyalıya istihdam sağladığını gösteriyor. Ancak asıl paradigma değişimi teknolojide yaşanıyor. 

Ziyaretin en kritik çıktılarından biri, Etiyopya Dışişleri Bakanlığı'nın veri merkezinin Hindistan tarafından kurulacak olmasıdır. Bir devletin, diplomatik hafızasını ve kriptolu iletişim altyapısını başka bir ülkeye emanet etmesi, ilişkinin boyutunun ticari ortaklıktan stratejik mahremiyet paylaşımına evrildiğinin en net kanıtıdır. Addis Ababa, Hindistan’ın dijital kamu altyapısı tecrübesini Digital Ethiopia 2025 vizyonuna entegre ederek, Çin'in fiziksel altyapı hakimiyetine karşı dijital egemenlik alanında yeni bir denge kurmaktadır. Ayrıca G20 Ortak Çerçevesi kapsamında Hindistan’ın Etiyopya’nın borç yapılandırmasına verdiği destek, Addis Ababa'nın finansal manevra alanını genişleten hayati bir hamle olmuştur. 

Denize erişim sendromu ve güvenlik mimarisinde aslan payı 

Etiyopya’nın Somaliland ile imzaladığı mutabakat zaptı sonrası bölgede özellikle Mısır ve Somali ekseninde yükselen tansiyon, ülkenin denize hapsolmuşluk sendromunu dış politikasının merkezine yerleştirdi. Bölgesel rakiplerin baskısına ve Kızıldeniz’deki vekalet savaşlarına karşı Etiyopya, Hint Okyanusu’nun batı yakasında güvenilir güvenlik ortaklarına ihtiyaç duyuyor. 

Modi’nin, Etiyopya’yı Hint Okyanusu’nun kalbindeki doğal ortak olarak tanımlaması, Addis Ababa’nın deniz erişimi ve güvenliği arayışında Yeni Delhi’yi bir güvenlik sağlayıcı olarak gördüğünü doğruluyor. Diğer tarafta iki ülke arasında imzalanan savunma iş birliği anlaşması siber güvenlik, terörle mücadele ve askeri kapasite inşasını kapsadığı da dikkate alınmalıdır. Özellikle Nisan 2025’te Keşmir’deki saldırı sonrası Etiyopya’nın gösterdiği dayanışma ve El-Şebab tehdidine karşı ortak duruş, bu güvenlik paktının zeminini oluşturmuştur. 

Modi'nin parlamentoda Etiyopya atasözüne atıfla "Örümcek ağları birleşirse, bir aslanı bile bağlayabilir" demesi, bölgesel güvenlikte kolektif hareket etme arzusunun bir yansımasıdır. Daha da önemlisi, Modi'nin İtalyan işgaline karşı direnişin sembolü olan Adwa Zafer Anıtı'na çelenk bırakması, Etiyopya'nın egemenlik hassasiyetine yapılan güçlü bir vurgudur. Bu jest, güvenlik iş birliğinin sadece askeri değil, sömürgecilik karşıtı tarihsel bir zemine oturduğunu göstermektedir. 

İç cephede meşruiyet: "Medemer" ve siyasi uyum 

Her dış politika hamlesinin bir iç politika izdüşümü vardır. Etnik gerilimler ve güvenlik sorunlarıyla boğuşan Abiy yönetimi için, dünyanın en kalabalık demokrasisinin liderini ağırlamak, iç kamuoyuna yönelik güçlü bir meşruiyet tazeleme aracıdır. 

Hindistan Başbakanı Narendra Modi 

Modi konuşmasında, Abiy Ahmed’in Medemer felsefesinin, Hindistan'ın Birlikte Herkesin Gelişimi (Sabka Saath, Sabka Vikas) vizyonuyla birebir örtüştüğünü belirterek, Abiy'in reform ajandasına açık bir ideolojik destek vermiştir. Benzer şekilde, Abiy'in prestij projesi "Yeşil Miras" (Green Legacy) ile Modi'nin çevre girişimleri arasında kurulan paralellik, liderler arasındaki kişisel uyumun diplomatik ilişkilere tahvil edildiğini göstermektedir. Hindistan Başbakanı'nın Etiyopya mutfağının temeli Teff ile Hint darısı Ragi arasındaki benzerliğe değinmesi dahi, bu uyumu halk tabanına indiren zekice bir kamu diplomasisi hamlesidir. Abiy Ahmed, bu ziyareti iç politikada dünya sahnesine dönüşün bir tezahürü olarak sunmaktadır. 

Küresel Güney'de yeni bir eksen 

Modi’nin 16-17 Aralık 2025’teki ziyareti, Etiyopya perspektifinden okunduğunda basit bir ikili görüşmenin ötesine geçer. Etiyopya, BRICS üyeliği ve şimdi de Hindistan ile kurduğu stratejik ortaklık sayesinde, Afrika Boynuzu’ndaki yalnızlığını kırmış ve pazarlık gücünü artırmıştır. 

Addis Ababa için Hindistan, Pekin'e karşı bir tehdit veya Batı’ya karşı bir rest değil, ülkenin stratejik açıdan bağımsızlığını korumak için kullandığı hayati bir kozdur. İmzalanan sekiz stratejik anlaşma, borç yapılandırmasından yapay zekaya kadar uzanan geniş bir yelpazede Etiyopya’ya somut kazanımlar sunmaktadır. Modi'nin ifadesiyle iki ülke artık sadece ticaret ortağı değil, Küresel Güney'in kaderini birlikte yazan eş-mimarlardır. Afrika Boynuzu’nda yeni denklemler ortaya çıkarken Etiyopya, Hindistan ile olan 2000 yıllık tarihi ilişkilerini yeniden canlandırarak kendi açısından etkili bir hamle yapmıştır. Bu yeni stratejik ortaklığın bölgesel gerilimlerdeki (özellikle Mısır ve Somali hattındaki) işlevi, Etiyopya’nın denize erişim hedefini agresif bir oldubittiyle mi yoksa çok taraflı diplomasiyle mi gerçekleştireceği sorusuna vereceği yanıtta gizlidir.