Mısır-İsrail Barışı: Camp David’in Bedeli

1979 Mısır-İsrail Barış Antlaşması, Sina’yı Mısır’a geri kazandırırken Arap dünyasında derin bir kırılmaya ve Filistin dosyasında yeni bir döneme yol açtı.
camp-david-anlasma.png

13.07.2026 - 16:03  |  Son Güncellenme:  13.08.2026 - 13:25

26 Mart 1979’da Washington’da imzalanan Mısır-İsrail Barış Antlaşması, Orta Doğu’nun siyasi dengelerini değiştiren en kritik diplomatik adımlardan biri oldu. Mısır Cumhurbaşkanı Enver Sedat ile İsrail Başbakanı Menahem Begin’in, ABD Başkanı Jimmy Carter’ın arabuluculuğunda imzaladığı antlaşma, İsrail ile bir Arap devleti arasındaki ilk barış antlaşması olarak tarihe geçti. Camp David’de kurulan diplomatik zemin, Mısır’a Sina Yarımadası’nı geri kazandırırken Arap dünyasında derin bir ayrışmayı da beraberinde getirdi.

Camp David nedir? 

ABD'nin Maryland eyaletindeki başkanlık yerleşkesidir. 1978'de burada yapılan görüşmeler, Mısır ile İsrail arasındaki barış sürecinin temelini attığı için tarihe "Camp David Anlaşmaları" olarak geçti. 

Savaşlardan barış masasına uzanan yol 

Mısır ile İsrail arasındaki çatışma, 1948 Arap-İsrail Savaşı’ndan itibaren bölgesel siyasetin merkezindeydi. 1956 Süveyş Krizi, 1967 Altı Gün Savaşı ve 1973 Ekim Savaşı, iki taraf arasındaki mücadelenin yalnızca cephede değil, diplomasi masasında da sürdüğünü gösterdi. 

1967’de İsrail’in Sina Yarımadası’nı işgal etmesi, Mısır açısından yalnızca toprak kaybı değil, Arap dünyasındaki liderlik iddiasına vurulmuş ağır bir darbe anlamına geliyordu. 1973 Savaşı ise Mısır’ın askerî ve psikolojik dengeyi yeniden kurma girişimiydi. Savaş, Kahire’ye kesin bir askerî zafer getirmedi ancak diplomasi için yeni bir alan açtı. 

1979 Mısır-İsrail Barış Antlaşması'nı, Camp David sürecini ve Orta Doğu'da diplomatik barış görüşmelerini yansıtan görsel

ABD Dışişleri Bakanlığı kayıtlarına göre Jimmy Carter yönetimi, 1977’den itibaren Arap-İsrail barış sürecini canlandırmak için yoğun diplomasi yürüttü. Enver Sedat’ın 1977’de Kudüs’e yaptığı ziyaret, dönemin dengelerini sarsan bir hamle oldu ve Camp David sürecinin önünü açtı. 

Dönüm noktası: 
Sedat’ın Kudüs ziyareti, Arap dünyasında büyük tepki toplasa da Mısır-İsrail barışının kapısını açan en kritik adımlardan biri oldu. 

Camp David’de açılan kapı 

Eylül 1978’de ABD’nin Maryland eyaletindeki Camp David’de yapılan görüşmeler, 12 gün süren yoğun pazarlıkların ardından iki çerçeve anlaşmayla sonuçlandı. Bu çerçevelerden biri Mısır ile İsrail arasında barış antlaşmasına giden yolu açarken, diğeri daha geniş bir Orta Doğu barışı ve Filistin meselesine ilişkin geçiş düzenlemelerini ele alıyordu. ABD Dışişleri Bakanlığı, Camp David Anlaşmaları’nın Mart 1979’da imzalanacak Mısır-İsrail Barış Antlaşması için temel oluşturduğunu kaydediyor. 

Camp David’in en önemli yanı, ilk kez bir Arap devletinin İsrail ile doğrudan ve resmî bir barış sürecine girmesiydi. Ancak antlaşmanın en tartışmalı yönü de buradaydı. Mısır, Sina’yı geri alma hedefiyle ayrı bir barışa yönelirken Filistin meselesi, kapsamlı bir çözümden çok sınırlı özerklik tartışması içinde ele alındı. 

Kilit ayrım: 
Camp David Anlaşmaları 1978’de imzalandı; Mısır-İsrail Barış Antlaşması ise 26 Mart 1979’da Washington’da hayata geçirildi. 

Antlaşmanın Kilit Maddeleri 

Mısır-İsrail Barış Antlaşması, iki ülke arasındaki savaş hâlini sona erdirdi ve taraflara diplomatik ilişki kurma yükümlülüğü getirdi. BM’de kayıtlı antlaşma metnine göre İsrail, Sina’daki tüm askerî güçlerini ve sivillerini uluslararası sınırın gerisine çekmeyi kabul etti. Mısır ise Sina üzerindeki egemenliğini yeniden kullanma hakkı kazandı. 

Camp David Anlaşmaları, Mısır-İsrail Barış Antlaşması ve Orta Doğu'daki diplomatik barış sürecini yansıtan görsel

Antlaşmanın öne çıkan başlıkları şöyleydi: 

  • İsrail, 1967’de işgal ettiği Sina Yarımadası’ndan çekilecekti. 

  • Mısır, Sina’nın bazı bölgelerinde askerî sınırlamaları kabul edecekti. 

  • İki ülke arasında diplomatik ve konsolosluk ilişkileri kurulacaktı. 

  • İsrail gemilerine Süveyş Kanalı’ndan geçiş hakkı tanınacaktı. 

  • Tiran Boğazı ve Akabe Körfezi uluslararası deniz yolu olarak kabul edilecekti. 

Antlaşmanın özü: 
Mısır için temel kazanım Sina’nın iadesi, İsrail için en önemli sonuç ise en büyük Arap ordusunun savaş denkleminden çıkmasıydı. 

Sina Mısır’a döndü, güvenlik rejimi kalıcılaştı 

Antlaşmanın Mısır açısından en somut sonucu, Sina’nın geri alınmasıydı. 25 Nisan 1982’de İsrail’in çekilmesi tamamlandı ve Sina, Mısır egemenliğine geri döndü. Çok Uluslu Güç ve Gözlemciler (MFO)’in resmî kayıtlarına göre MFO misyonu da aynı gün başladı. İsrail bayrağının yerini Mısır bayrağı aldı ve bölgedeki güvenlik düzenlemelerini izleme süreci resmen devreye girdi. 

Bu gelişme, Mısır için önemli bir egemenlik kazanımıydı. Fakat Sina’nın geri alınması, özel güvenlik düzenlemeleriyle birlikte gerçekleşti. Başka bir ifadeyle Mısır toprağını geri aldı ancak bu dönüş, askerî varlık bakımından sınırlandırılmış bir güvenlik mimarisi içinde sağlandı. 

Dikkat çeken detay: 
Sina, Mısır’a iade edildi ancak bölge, antlaşma sonrasında özel güvenlik düzenlemelerine tabi kaldı. 

Arap dünyasında büyük kırılma 

Antlaşmanın en ağır siyasi bedeli, Mısır’ın Arap dünyasındaki konumunda yaşandı. Kahire, uzun yıllar Arap milliyetçiliğinin ve İsrail karşıtı ortak cephenin merkezi olarak görülüyordu. Bu nedenle İsrail ile ayrı barış yapılması, birçok Arap başkentinde Filistin davasının kolektif Arap gündeminden koparılması olarak değerlendirildi. 

Mısır’ın İsrail ile Camp David Antlaşması’nı imzalamasının ardından Arap Birliği Genel Sekreterliği 1979’da Kahire’den Tunus’a taşındı ve Mısır’ın üyeliği askıya alındı. Mısır, yaklaşık 10 yıl sonra, 23 Haziran 1989’da Kazablanka’daki Arap Birliği Zirvesi’ne davet edilerek birliğe geri döndü. 

Bu gelişme yalnızca diplomatik bir tepki değildi. Mısır’ın Arap denkleminden dışlanması, İsrail karşısındaki ortak Arap baskısının zayıflaması anlamına geldi. Orta Doğu’da savaş ve barış denkleminde “tek cephe” fikri, yerini daha parçalı bir diplomasiye bırakıyordu. 

Bölgesel etki: 
Antlaşma, Mısır’a Sina’yı geri kazandırdı ancak Kahire’nin Arap dünyasındaki liderlik iddiasını ciddi biçimde zayıflattı. 

Filistin meselesinin eksik bırakılan başlığı 

Camp David ve 1979 Barış Antlaşması, Filistin meselesini tamamen dışarıda bırakmadı. Batı Şeria ve Gazze için geçiş düzenlemeleri, öz yönetim ve müzakere başlıkları gündeme geldi. Ancak bu çerçeve, Filistinlilerin kendi kaderini tayin hakkı ve işgalin sona ermesi konusunda somut bir güvence üretmedi. 

BM’de kayıtlı metinde Batı Şeria ve Gazze için seçilmiş bir öz yönetim otoritesi kurulması, İsrail askerî yönetiminin çekilmesi ve nihai statü görüşmelerinin yapılması gibi başlıklar yer aldı. Fakat bu süreç, Filistinlilerin doğrudan belirleyici aktör olduğu kalıcı bir çözüm mekanizmasına dönüşmedi. 

Bu nedenle antlaşma, Mısır açısından “toprak karşılığı barış” formülünün başarılı bir örneği olarak görülürken Filistin açısından eksik bırakılmış bir dosya olarak kaldı. Sina Mısır’a döndü; ancak Gazze, Batı Şeria ve Kudüs üzerindeki işgal ve statü tartışmaları çözüme kavuşmadı. 

Eksik kalan başlık: 
Antlaşma, Mısır ile İsrail arasındaki savaşı bitirdi; ancak Filistin meselesine adil ve kalıcı bir çözüm üretmedi. 

Sıcak imza, soğuk barış 

Mısır-İsrail Barış Antlaşması bugüne kadar ayakta kaldı. Ancak iki ülke arasındaki ilişki, çoğu zaman “soğuk barış” olarak tanımlandı. Diplomatik ilişkiler kuruldu, güvenlik koordinasyonu belli dönemlerde sürdü, enerji ve sınır güvenliği gibi dosyalarda temaslar arttı. Buna rağmen toplumlar arası düzeyde güçlü bir normalleşme oluşmadı. 

1979 antlaşması, İsrail ile Mısır arasında 40 yılı aşkın süredir barışı koruyan önemli bir istikrar unsuru olarak öne çıktı. Buna karşın Gazze savaşı ve Refah hattındaki gerilimler, bu barışı yeniden baskı altına alan başlıklar olarak öne çıkıyor. 

Bu durum, antlaşmanın iki yönünü ortaya koyuyor. Devletler arası düzeyde savaş ihtimalini azaltan kalıcı bir güvenlik çerçevesi oluştu. Ancak Filistin meselesinin çözümsüz kalması, her büyük kriz döneminde Mısır-İsrail hattını yeniden gerilim alanına dönüştürdü. 

Bugüne yansıması: 
Antlaşma savaş ihtimalini azalttı; fakat Gazze ve Filistin dosyası, Mısır-İsrail hattındaki kırılganlığı sürekli canlı tuttu. 

Neden önemli? 

Mısır-İsrail Barış Antlaşması, yalnızca iki ülke arasında imzalanmış bir diplomatik metin değildir. Orta Doğu’da güç dengelerini, Arap dünyasının ortak hareket kapasitesini ve ABD’nin bölgesel rolünü değiştiren bir dönüm noktasıdır. 

Birincisi, Mısır savaşla geri alamadığı Sina’yı diplomasiyle geri aldı. Bu yönüyle antlaşma, askerî mücadelenin diplomatik kazanıma dönüştüğü nadir örneklerden biri oldu. 

İkincisi, İsrail en büyük Arap ordusunu savaş denkleminden çıkardı. Bu durum, İsrail’in güvenlik hesaplarında önemli bir rahatlama sağladı ve Arap-İsrail çatışmasının askerî boyutunu kalıcı biçimde değiştirdi. 

Üçüncüsü, ABD bölgesel düzen kurucu rolünü güçlendirdi. Camp David, Washington’ın Orta Doğu barış süreçlerindeki merkezî konumunu pekiştirdi. Carter’ın arabuluculuğu, ABD’nin sonraki on yıllarda İsrail-Filistin ve Arap-İsrail dosyalarında vazgeçilmez aktör olarak konumlanmasının zeminlerinden biri oldu. 

Dördüncüsü, antlaşma Filistin meselesi açısından sorunlu bir miras bıraktı. Çünkü barışın ana kazanımı Mısır-İsrail hattında üretildi; Filistin meselesi ise adil, kapsayıcı ve kalıcı bir çözüme bağlanmadı. 

Görünenin ötesi: 
Antlaşma yalnızca bir barış metni değil; Arap dünyasının ortak hareket kapasitesini, ABD’nin bölgesel rolünü ve Filistin meselesinin seyrini değiştiren bir kırılma noktasıydı. 

Antlaşmaya Giden Süreç 

  • 1967: İsrail, Altı Gün Savaşı’nda Sina Yarımadası’nı işgal etti. 

  • 1973: Mısır ve Suriye, İsrail’e karşı Ekim Savaşı’nı başlattı. 

  • 1977: Enver Sedat’ın Kudüs ziyareti diplomatik süreci hızlandırdı. 

  • 17 Eylül 1978: Camp David Anlaşmaları imzalandı. 

  • 26 Mart 1979: Mısır-İsrail Barış Antlaşması Washington’da imzalandı. 

  • 25 Nisan 1982: İsrail’in Sina’dan çekilmesi tamamlandı. 

  • 1989: Mısır, yaklaşık 10 yıl sonra Arap Birliği’ne geri döndü. 

Barışın bedeli 

26 Mart 1979’da atılan imza, Mısır’a Sina’yı geri kazandırdı ve İsrail ile Mısır arasında doğrudan savaş dönemini kapattı. Ancak aynı imza, Arap dünyasının ortak Filistin siyasetinde büyük bir kırılmaya yol açtı. Antlaşma, Orta Doğu’da diplomasiyle somut kazanımlar elde edilebileceğini gösterdi; fakat Filistin meselesi çözülmeden kurulan her barışın eksik ve kırılgan kalacağını da ortaya koydu. 

Bu nedenle Mısır-İsrail Barış Antlaşması, yalnızca “ilk Arap-İsrail barışı” olarak değil; toprak, güvenlik, işgal, normalleşme ve bölgesel düzen arasındaki çelişkileri aynı anda görünür kılan tarihi bir eşik olarak okunmalıdır.