24.07.2025 - 16:43 | Son Güncellenme: 24.07.2025 - 16:57
Türkiye’de sıcak havalarla beraber birçok şehirde orman yangını yaşanmaya devam ediyor. Bu yangınlar, doğal sebepler veya insani sebepler yani ihmallerle başlıyor. Yaşanan yangınlarda pek çok ağaçlar, ormanlık alanlar, hayvanlar ve yangınların yaşandığı yerleşim yerlerindeki evler zarar gördü.
Orman yangınlarının sebepleri nelerdir?
Orman yangınlarının sebepleri doğal ve insan kaynaklı olarak ikiye ayrılıyor.
Doğal nedenler şunlardır; yıldırım düşmesi, aşırı sıcaklık ve kuraklık. Yıldırım düştüğünde çok yüksek bir sıcaklık oluşturur ve bu sıcaklık düştüğü noktadaki ağaç kabuklarını, yaprakları veya kuru otları anında tutuşturabilir. Aşırı sıcaklık da orman yangınlarının bir diğer doğal nedenidir özellikle yaz aylarında nem oranı düştüğünde ormanlar çok daha kolay tutuşur.
İnsani nedenler ise başlıca şunlardır; piknik, mangal, sigara gibi dikkatsizlikler, anız yakma, kasıtlı çıkarılan yangınlar (örneğin rant için), enerji nakil hatlarından çıkan kıvılcımlar ve cam şişe veya çöp gibi yangın riski taşıyan atıkların doğaya atılması.
Yangınlar nasıl söndürülebilir?
Yangını söndürme süreci, yangının büyüklüğüne, hava durumuna ve coğrafi koşullara bağlı olarak değişir. Orman yangınlarında erken müdahale çok kritiktir ve ilk 30 dakika içinde müdahale edilirse, yangın yayılmadan söndürülebilir.
Söndürme işleminde genellikle, karadan müdahaleler, havadan müdahaleler, yangın şeritleri açılması ve yerel destek yöntemleri kullanılır.
Karadan müdahaleler, itfaiye araçları, arazözler ve orman işçileriyle yapılır. Havadan müdahalelerde, uçak ve helikopterlerle su veya kimyasal maddeler atılır. Yangın şeritleri açmanın amacı ise alevlerin yayılmasını durdurmak için yanıcı madde içermeyen alanlar oluşturmaktır. Söndürme işleminde yerel destek yani köylüler, gönüllüler ve sivil toplum örgütleriyle iş birliği de çok önemlidir.
Nelere mal olur?
Orman yangınları yalnızca ağaçları değil, tüm yaşam alanını etkileyen kayıplara yol açıyor. Yangınlarda binlerce ağaç, bitki türü ve hayvanlar yok olurken, toprak verimliliği düşüyor ve erozyon riski artıyor. Bu durum, ekosistemin doğal dengesini bozarak hem ülkesel hem de evrensel tehditler oluşturuyor.
Ekonomik açıdan bakıldığında ise orman ürünleri kaybı, tarım alanlarının zarar görmesi, arıcılık gibi ormanla bağlantılı sektörlerde büyük kayıplar ve turizm gelirlerinde ciddi düşüşler yaşanıyor.
Sosyal boyutta ise köylerin tahliye edilmesi, insanların evsiz kalması ve yangınla mücadele eden personelin hayatını kaybetmesi gibi yıkıcı sonuçlar ortaya çıkıyor. Tüm bunlara ek olarak, yangın sonrası etkilenen bölgelerdeki halk travma yaşıyor.
Devletin politikası ne olmalıdır?
Devletin orman yangınlarına yönelik politikası yalnızca yangın anında müdahaleyle sınırlı kalmamalı; önleyici, denetleyici ve bilinçlendirici adımları da içermelidir.
Öncelikle riskli dönemlerde ve bölgelerde ormanlara girişlerin sınırlandırılması, uydu ve yapay zeka destekli erken uyarı sistemlerinin devreye alınması, ayrıca yangına karşı daha dirençli ağaç türlerinin tercih edilmesi önleyici politikaların başında geliyor.
Müdahale aşamasında ise yangın söndürme uçak ve helikopterlerinin sayısının artırılması, orman işçilerinin eğitim ve ekipman bakımından güçlendirilmesi ve ulusal-yerel ekiplerin hızlı şekilde koordine edileceği merkezlerin kurulması büyük önem taşıyor.
Denetim ve yasal düzenlemeler kapsamında orman alanlarının imar rantına açılmasının kesin olarak yasaklanması, yangın çıkaranlara yönelik caydırıcı cezaların uygulanması ve yaz aylarında risk haritalarının paylaşılması gerekmekte.
Ayrıca, medya, eğitim kurumları ve sosyal kampanyalar aracılığıyla toplumun bilinçlendirilmesi ve gönüllü yangın ekiplerinin desteklenmesi, yangınlarla mücadelede uzun vadeli başarı için önem teşkil etmekte.