X'te İran’ın Monarşi Bayrağına İlişkin Kampanyayı Kim Yönetiyor?

X’te Şah dönemine ait İran bayrağını öne çıkaran kampanyaya dair inceleme, paylaşımların kaynağı ve etkileşim yapısına ilişkin dikkat çekici bulgular ortaya koydu.
X'te İran’ın Monarşi Bayrağına İlişkin Kampanyayı Kim Yönetiyor

28.01.2026 - 11:36  |  Son Güncellenme:  06.02.2026 - 10:01

İran’da Aralık 2025’in sonundan bu yana, ekonomik koşulların ağırlaşması ve ulusal para biriminin hızla değer kaybetmesiyle birlikte ülke genelinde geniş çaplı protestolar yaşanıyor.

Birçok kentte düzenlenen gösterilere, sosyal medya platformlarında da eş zamanlı bir hareketlilik eşlik etti.

Bu tabloda etkileşimler kimi zaman olağan seyrinde ilerlerken, kimi zaman da siber ağlar tarafından yönlendirilen organize faaliyetler görüldü.

Bu süreçte sosyal medyada etkileşimler zaman zaman doğal bir seyir izlerken, bazı anlarda ise siber ağlar tarafından yönlendirildiği değerlendirilen organize faaliyetler öne çıktı.  

Bu bağlamda, Al Araby Televizyonu’na bağlı Misbar ekibi, X platformunda mevcut İran bayrağının değiştirilerek, aslan ve güneş sembolleri yer alan, Şah dönemine ait İran bayrağının getirilmesini teşvik eden yoğun ve koordineli bir etkileşim tespit etti.

Söz konusu kampanya, İran’ın son Şah’ı Muhammed Rıza Pehlevi’nin oğlu Rıza Pehlevi’nin öncülük ettiği ve yurt dışındaki İran muhalefetiyle ilişkilendirilen bir girişim olarak dikkat çekti.

Bu kapsamda Misbar ekibi, ülkedeki protestoların tırmandığı bir dönemde, monarşi dönemine ait İran bayrağını öne çıkaran hesap ağını analiz ederek kampanyanın seyrini mercek altına aldı.

Şah dönemine ait İran bayrağını teşvik eden kampanya 

Şah dönemine ait İran bayrağıyla ilişkili içerikler, X platformunda bayrak sembolüne yönelik bir güncellemenin gerçekleştiği 9 Ocak itibarıyla dikkat çekici bir artış gösterdi. 

Platformun ürün yöneticisi Nikita Bier, bir kullanıcının İran bayrağı emojisine ilişkin değişiklik talebine yanıt verdi. Bu yanıttan saatler sonra X’in web sürümünde İran bayrağının güncellendiği görüldü. 

Bunu izleyen saatler ve günler boyunca etkileşimler hızla artmaya devam etti. Bu durum, yükselişin yalnızca siyasi içerik bağlamıyla değil, doğrudan güncellemenin kendisiyle ilişkili bir dijital ivmeye işaret ettiğini ortaya koydu.

Pehlevi destekçilerinin yürüttüğü kampanya bu süreçte belirgin biçimde genişledi. 

400 binden fazla hesap etkileşime girerken, aslan ve güneş sembollerini içeren bayrak yaklaşık bir milyon paylaşımda yer aldı.  

Bu veriler, sembollerin henüz siyasi bir çerçevede yorumlanmadan önce dahi muhalefetin bir simgesi ya da farklı çevreler tarafından istismar edilmeye açık, trend bir konu haline geldiğini gösterdi. 

Sosyal medya kampanyasına katılan hesaplarla ilişkili sembollerin analizi, İsrail ve ABD bayrakları, MAGA sloganları ve haç gibi simgelerin yoğun biçimde kullanıldığını ortaya koydu. Bunlara, İran’daki monarşik söylemle özdeşleşen taç sembolü de eşlik etti. 

Brezilya bayrakları ise Güney Amerika kaynaklı ağların katılımına işaret eden ek bir gösterge oldu. Bu durum, paylaşımlarda İspanyolca kullanımının artmasıyla da örtüştü. 

Etkileşimlerde İngilizce yüzde 77 oranıyla ilk sırada yer aldı. Bu tablo, söylemin önemli bir bölümünün Batılı bir kitleye yönelik olduğunu ya da İngilizce konuşan ağlar tarafından üretildiğini düşündürdü.

Buna karşılık İspanyolca ve Portekizcenin yükselişi, Latin Amerika merkezli ağların katkısına işaret etti.

Ancak Farsça’nın öne çıkan diller arasında yer almaması, tek başına İran iç kamuoyunun sürecin dışında kaldığını kanıtlamıyor. Bunun nedeni, ülkedeki internet kesintileri olabileceği gibi kampanyanın ağırlıklı olarak ülke dışında yürütülmüş olması da olabilir. 

Coğrafi dağılım da dil ve sembol göstergeleriyle büyük ölçüde örtüştü.  

ABD yüzde 49 ile ilk sırada yer alırken, onu yüzde 11 ile Brezilya ve yaklaşık yüzde 2 ile Arjantin izledi.

İngiltere, Kanada ve Fransa gibi Batılı ülkelerde de kayda değer bir katılım dikkat çekti.

İran’ın listenin üst sıralarında yer almaması ise iki olasılıkla açıklandı. Bunlar dönemsel internet kısıtlamaları ya da kampanyanın esasen yurt dışından, özellikle uluslararası siyasi aktörler ve dış ağlar tarafından yönlendirilmiş olması.

Monarşinin geri dönüşüne destek kapsamında bayrak propagandası

X platformunda monarşi dönemine ait İran bayrağının öne çıkarılmasıyla eş zamanlı olarak, bu siber ağların monarşik düzenin yeniden tesisini savunan etiketlerin kullanımını da yoğunlaştırdığı görüldü.

freeiran pankartı

Bu kapsamda #freeiran, #iranprotests ve #iranrevolution2026 gibi etiketlerin yanı sıra, iletişim kesintilerine odaklanan #digitalblackoutiran ve #internetshutdown etiketleri de yaygın biçimde dolaşıma sokuldu.

Buna karşılık, en yüksek etkileşimi alan etiketler arasında Farsça etiketlerin neredeyse hiç olmaması dikkat çekti.

Bu durum, daha önce belirtilen nedenlerle birlikte, kampanyanın ağırlık merkezinin İran dışında konumlandığına işaret etti.

Söz konusu nedenler arasında İran’daki internet kısıtlamaları ve İranlı kullanıcıların sansürü aşmak amacıyla yabancı dillerde paylaşım yapmayı tercih etmesi de yer alıyor.  

Siber ağlar ile sağcı ve İsrailli hesaplar arasındaki ilişki

Kampanyaya katılan hesaplar arasındaki ilişkilerin analizi, Batılı sağ çevreler, İsrailli hesaplar ve İran karşıtı muhalif hesaplar arasında belirgin bir örtüşme olduğunu ortaya koydu.  

Buna ek olarak, İspanyolca, Portekizce ve İtalyanca konuşan bağımsız grupların varlığı da dikkat çekti.

Bu gruplar, ağ içinde nispeten ayrı “kümeler” oluşturarak etkileşim haritasındaki ayrışmayı açıklayan unsurlar arasında yer aldı.

Etkileşim göstergeleri, monarşi dönemine ait İran bayrağı etrafındaki itici gücün önemli bir bölümünün İran dışından geldiğini ortaya koydu.

Nitekim ağın merkezinde Rıza Pehlevi gibi öne çıkan İranlı figürlerin ya da yurt dışındaki Farsça yayın yapan muhalif platformlar arasında yer alan Iran International gibi hesapların bulunmaması dikkat çekti.

Ancak bu durum, söz konusu aktörlerin kampanyadan tamamen uzak olduğu anlamına gelmiyor. İnceleme, bayrağın bu hesaplara atıf yapan ya da doğrudan onlara yönelen yanıtlar, alıntılar ve paylaşımlar içinde yoğun biçimde tekrarlandığını gösterdi.

Bu tablo, monarşi bayrağının sembolik bir baskı aracı ya da aktörler arasında kullanılan “ortak bir dil” işlevi gördüğünü ortaya koyuyor.

Ağ içindeki Farsça varlığın sınırlı kalması ise hem İran’daki internet kısıtlamalarıyla hem de kullanıcıların uluslararası kitlelere ulaşmak amacıyla yabancı dilde etiketleri tercih etmesiyle açıklanıyor.

Monarşi bayrağının tanıtımında rol oynayan merkezi hesaplar

Bu çerçevede Mario Nawfal (@MarioNawfal) adlı hesap, monarşi bayrağını içeren paylaşımlarda öne çıkan aktörlerden biri oldu.

Nawfal’ın etkisi, İran iç dinamiklerine ilişkin özgün analizler üretmesinden ziyade, yüksek takipçi sayısına sahip hesabı üzerinden sahadaki gelişmeleri anlık olarak yaymasından kaynaklandı.  

Paylaşımlarında Şah dönemine ait İran bayrağına yer vermesiyle birlikte, bu sembol İngilizce konuşan kitleler arasında hızla yayıldı ve yalnızca bir görsel unsur olmaktan çıkarak belirli bir söylem alanında harekete geçirici bir simgeye dönüştü.

Gazze Savaşı’na ilişkin paylaşımlarında da X platformunun en etkili hesapları arasında gösterilen Nawfal’ın, herhangi bir sembol ya da etiketi kısa sürede geniş kitlelere ulaştırabilme kapasitesi bu durumu açıklıyor.

Öte yandan Tommy Robinson adlı hesap da, İslam karşıtı İngiliz sağ akımların önde aktörlerinden biri olarak ağ içinde öne çıktı.

Uzun yıllara dayanan aktivizm geçmişiyle bilinen Robinson’un kampanyaya dahil olması, sürece farklı bir siyasi boyut kazandırdı.

Robinson’un monarşi dönemine ait İran bayrağını paylaşımlarına dahil etmesi, yalnızca protestolara destek bağlamında değil, İran’ı Batı’daki kimlik, göç ve siyasal İslam tartışmalarıyla ilişkilendiren daha geniş bir ideolojik çerçevenin parçası olarak değerlendiriliyor. 

Basına yansıyan haberler, Robinson’un 2021 yılında Londra’da düzenlenen İsrail yanlısı gösterilere katıldığını da ortaya koyuyor. Bu veri, siber ağlar ile Batılı sağ çevreler ve İsrail yanlısı aktörler arasındaki uyumu açıklayan unsurlar arasında yer alıyor.

Eli Afriat (@EliAfriatISR) adlı hesap da X’te öne çıkan bir diğer aktör olarak dikkat çekti. 

Kendini İsrail askeri kurumlarıyla bağlantılı ve İsrail yanlısı bir söylemle tanımlayan bu hesap, siyasi sembollerin kullanıldığı ağın bir parçası.

Afriat’ın Şah dönemine ait İran bayrağını, İran’daki gelişmeleri tarafsız biçimde aktarmaktan ziyade İran karşıtı bir söylemi kışkırtmak amacıyla kullandığı değerlendiriliyor.

VividProwes adlı hesap ise, geniş etki alanına sahip İsrail yanlısı hesaplar grubunun içinde yer aldı. 

Bu hesabın, özgün bilgi üretmekten ziyade belirli etiketlerin yeniden paylaşımı ve yönlendirilmesi yoluyla etkileşimi güçlendiren bir merkez işlevi gördüğü tespit edildi. 

Kooshiar Azimian adlı bir diğer hesap da yüksek etkileşim seviyesi sayesinde ağ içinde önemli bir konuma sahip oldu.

Bu durum, teknik, politik ve medya çevreleri arasında “köprü” görevi gören hesaplarda sıkça rastlanan bir durum.

Azimian’ın Facebook’ta kurucu ve CEO olarak çalışmış olması, paylaşımlarının teknoloji çevreleri ve karar alıcılar nezdinde daha geniş yankı bulmasını sağladı. Ayrıca Donald Trump gibi siyasi figürlere doğrudan hitap eden paylaşımlar yapması, etkileşimin yeni ağlara taşınma ihtimalini güçlendirdi.

Monarşi bayrağının yayılmasına katkı sunan şüpheli hesaplar 

Pehlevi döneminde kullanılan bayrağı öne çıkaran merkezi hesapların belirlenmesinin ardından, etkileşimleri besleyen daha geniş hesap ağına odaklanıldı.  

Misbar’ın analizi, siber ağların tespitinde yaygın olarak kullanılan iki temel göstergeye, yani takipçi sayısı ve hesapların oluşturulma tarihine yoğunlaştı. 

Verilere göre, monarşi dönemine ait İran bayrağının tanıtımıyla bağlantılı etkileşimlere, takipçi sayısı 50’yi geçmeyen yaklaşık 60 bin hesap katıldı.  

Bu tablo, hızlı ve koordineli bir etkileşim artışıyla birlikte değerlendirildiğinde, hesapların sahte olma ihtimalini güçlendiren bir duruma işaret etti. 

Misbar’ın incelediği hesapların oluşturulma eğrisi, iki belirgin sıçrama ortaya koydu. 

Bunlardan ilki, “12 Gün Savaşı” olarak anılan dönemle eş zamanlı biçimde en az 340 yeni hesabın devreye girmesiyle yaşandı. İkinci sıçrama ise yılın başında yaklaşık 1800 hesabın oluşturulmasıyla kaydedildi.  

Bu zamanlama, İran’a yönelik olası bir askeri gerilim ihtimaline karşı önceden hazırlanmış ağların devreye sokulmuş olabileceği değerlendirmesine yol açtı. 

Hesapların incelenmesi, etkileşimi artırmak amacıyla oluşturulmuş olma ihtimalini güçlendiren ortak özellikleri de ortaya koydu. 

Bunların başında hesapların son derece yeni olması ve oluşturulma tarihlerinin dikkat çekici biçimde birbirine çok yakın, kimi zaman saniyelerle ifade edilecek farklarla örtüşmesi geliyor. Bu durum, koordineli bir hesap açma sürecine işaret ediyor. 

Ayrıca bu hesaplarda belirgin bir kimlik bilgisinin bulunmaması, özgün içerik üretmek yerine yeniden paylaşım ağırlıklı ve birbirine benzer bir davranış kalıbının hakim olduğu da görüldü. 

Faaliyetlerinin büyük bölümü İran’daki protestolarla bağlantılı içeriklerin etkileşimini artırmaya odaklansa da, profillerde beyan edilen konum bilgileri genel olarak ülke dışını işaret etti. 

Veriler, söz konusu hesapların Almanya, Avustralya ve ABD gibi Batılı ülkelerde yoğunlaştığını, buna karşın etkileşimlerinin büyük bölümünün İran’la bağlantılı içeriklere yöneldiğini gösterdi. 

Bu çerçevede Misbar, hesap ağlarının izini sürerek ve İran’daki protestolarla eş zamanlı biçimde monarşi dönemine ait İran bayrağının tanıtımına yönelik yayımlanan içerikleri analiz ederek şu sonuçlara ulaştı:

  • Kampanya, X platformunda protesto dalgalarıyla birlikte yükselişe geçti. 9 Ocak itibarıyla, platformda bayrak simgesine yönelik güncellemeyle eş zamanlı olarak etkileşim hızla arttı.
  • Katılım kısa sürede arttı. 400 binden fazla hesap etkileşime girerken, bayrak simgesi yaklaşık bir milyon paylaşımda yer aldı.
  • Hesaplarda görülen ABD ve İsrail bayrakları, MAGA sloganı, taç ve haç gibi semboller, Batılı ve İsrail bağlantılı çevrelerin yoğun varlığını ortaya koydu.
  • Etkileşimlerde İngilizce yüzde 77 ile başı çekti. İspanyolca ve Portekizce yükseliş gösterirken, Farsça öne çıkan diller arasında yer almadı. Bu tablo, itici gücün İran dışından geldiğine ya da bir dış merkezli ağırlığa işaret etti.
  • Coğrafi dağılımda ABD yüzde 49 ile ilk sırada yer aldı. Onu yüzde 11 ile Brezilya ve yüzde 2 ile Arjantin izledi. Avrupa’dan da belirgin bir katılım gözlendi. İran’ın üst sıralarda yer almaması, dış merkezli ağırlık varsayımıyla örtüşüyor.
  • Monarşi bayrağına ilişkin paylaşımlar, protestoları “devrim” olarak çerçeveleyen ve monarşinin geri dönüşünü savunan etiketlerle birlikte ilerledi. Buna, “karartma” ve internet kesintisi temalı etiketler eşlik etti. En çok etkileşim alanlar arasında Farsça etiketlerin neredeyse tamamen yokluğu dikkat çekti.
  • İlişkiler ağı, Batılı sağ çevreler, İsrailli hesaplar ve monarşi destekçisi hesaplar arasında bir uyum ortaya koydu. Buna karşılık, öne çıkan İranlı hesaplar ağın merkezinde yer almadı, ancak bayrak, bu hesaplara atıf yapan yanıtlar içinde sıkça tekrarlandı.
  • Araştırma kapsamında, takipçi sayısı 50’nin altında olan yaklaşık 60 bin hesabı kapsayan geniş bir hesap yelpazesi izlendi. Hesap oluşturma tarihlerinde iki belirgin sıçrama görüldü. Bunlardan ilki “12 Gün Savaşı” sırasında, diğeri ise yılın başında.

Ayrıca, son dönemde hesap oluşturulması, anonimlik ve yeniden paylaşım yapma eğilimi gibi davranışsal göstergeler de incelendi ve hesapların Almanya, Avustralya ve ABD gibi Batı ülkelerinde yoğunlaştığı tespit edildi. 

Bu bulgular, kampanyanın büyük ölçüde İran dışı ağlar tarafından yönlendirildiğine ve monarşi dönemine ait İran bayrağının, dijital alanda siyasi bir sembol ve baskı aracı olarak kullanıldığına işaret ediyor.

 

Kaynak : misbar