Ürdün, Trump'ın Filistin Planına Karşı Bölgesel Strateji Geliştiriyor
17.02.2025 - 16:53 | Son Güncellenme: 17.02.2025 - 16:57
Orta Doğu'daki gerilimin artması ve ABD Başkanı Donald Trump'ın Filistinlilerin Gazze Şeridi'nden Ürdün ve Mısır'a tehcirini öngören planını kabul etmeleri için Arap ülkelerine yönelik baskısının yoğunlaşmasıyla birlikte, Ürdün, Filistin meselesinde en büyük zorluklarla karşı karşıya kalan ülkelerden biri haline geldi.
Ürdün Kralı 2. Abdullah’ın dün ABD’yi ziyaret ederek Başkan Donald Trump ile görüşmesi, Amman’ın “Filistinlilere yönelik bu hamleler” karşısındaki tutumuna ilişkin tartışmaları yeniden alevlendirdi.
Bazı araştırmacılar, Amman’ın bölgesel izolasyondan kaçınmak için “ortak Arap tutumuna” bağlılığı ve Washington ile siyasi manevraları birleştiren diplomatik bir yaklaşımı sürdürdüğü konusunda hemfikir.
Öte yandan İsrail bölgedeki jeopolitik denklemi yeniden şekillendirmeye çalışırken, bölgesel ittifaklar, Arap ülkelerinin ulusal çıkarlarını korumak ve Filistin meselesine tek taraflı çözümler dayatılmasını engellemek için giderek daha önemli hale geliyor.
ABD yönetimine karşı ortak hareket
Ürdün Üniversitesinde siyaset bilimi profesörü olan Muhammed Ebu Rumman, Fokus Plus’a yaptığı özel açıklamada, Kral Abdullah’ın, ABD Başkanı Trump ile gerçekleştirdiği basın toplantısında konuyu akıllıca ele aldığını söyledi.
Ebu Rumman, Ürdün Kralı’nın Trump ile yaptığı görüşmede, Suudi Arabistan Veliaht Prensi Muhammed bin Selman’ın Arap ülkelerinin bu konudaki planlarını görüşmek üzere ilgili tarafları Riyad’a davet ettiğini vurguladı.
Böylece konuyu, özellikle 27 Şubat’ta Kahire’de yapılması planlanan Arap Zirvesi’nden çıkacak olan ve ABD yönetimine karşı kolektif bir diplomatik yaklaşımın yansıtan “ortak Arap tutumuna” sevk ettiğinin altını çizdi.
Ürdün’ün ikili bir stratejiye dayanarak, bir yandan Arap tutumuna bağlı kalırken, diğer yandan ABD yönetimiyle manevra alanını genişlettiğine dikkat çeken Ebu Rumman, “Burada amaç Ürdün’ün siyasi olarak yalnızlaşmasını önlemek ve gelecekteki bölgesel denklemin bir parçası olmasını sağlamak” dedi.
Ürdün’ün ABD yönetimine karşı zaman kazanmaya çalıştıklarını öne süren Ebu Rumman, “Pek çok uzmanın analizi, Trump yönetiminin büyük iç ve bölgesel sorunlarla boğuşacağı, böylece Orta Doğu’ya eskisi kadar odaklanmayacakları yönünde” diye ekledi.
Siyaset bilimi profesörü, aynı zamanda Ürdün’ün de Arap ülkelerinin ortak tutumundaki boşlukların tamamen farkında olduğunu ve bu durumun kendisini ulusal ve stratejik çıkarlarını koruyan bir strateji dahilinde temkinli hareket etmeye zorladığını dile getirdi.
Trump’ın Filistinlileri tehcir etme fikrinin sıradan bir öneri değil, net bir siyasi vizyon çerçevesinde hesaplanmış bir plan olduğunun altını çizen Ebu Rumman, Fokus Plus’a yaptığı açıklamasını şöyle sürdürdü:
“ABD Başkanı, Filistin meselesini karmaşık siyasi hesaplardan uzak, bir gayrimenkul anlaşması gibi ekonomik ve ticari bir perspektiften ele alıyor.”
Arap ülkeleri ve bölgesel ittifaklar
İsrail’in, başta Suriye ve Irak olmak üzere çevredeki ülkeleri zayıflatmaya çalıştığını vurgulayan Ebu Rumman, “Hiçbir ülke yaşadığı zorluklarla tek başına mücadele edemeyeceği için bu durum Arapların böyle tehditlere karşı ortak hareket etmesini gerektiriyor” diye konuştu.
Ebu Rumman, Filistin Yönetimi’nin İsrail'in kendisini lağvetme girişimleri ışığında büyük zorluklarla karşı karşıya olduğuna dikkat çekerek, bu nedenle rolünü yeniden değerlendirmesi ve siyasi arenadaki konumunu güçlendirmesi gerektiğini belirtti.
İsrail’in, Filistin davasını zayıflatmak için Filistinlilerin bölünmüşlüğünden faydalanmaya çalıştığına vurgu yapan Ebu Rumman, İsrail’in planlarına karşı koymak için Filistin Yönetimi’nin Gazze’deki varlığının yeniden tesis edilmesinin gerekli olabileceğini de söyledi.
Hamas tarafından temsil edilen Filistin direnişinin mevcut aşamadaki ciddiyetin farkına vardığını dile getiren siyaset bilimi profesörü, açıklamasına şu ifadelerle devam etti:
“ABD yönetiminin Filistinlilere herhangi bir garanti sunmadan tüm İsrailli rehineleri almak için anlaşmanın ilk aşamasını uzatmaya çalıştığının anlaşılmasının ardından, Hamas’ı cumartesi günü yapılması gereken takası ertelemeye iten durum budur.”
Ebu Rumman, bugün Arap dünyasında ihtiyaç duyulan şeyin, Hamas’ı Arap diyaloğuna dahil etmek ve sahayı İsrail ve ABD’nin hamlelerine açık bırakmak yerine bir sonraki aşamayla başa çıkmak için kapsamlı bir strateji geliştirmek olduğunu belirtti.
İsrail’de aşırı sağcıların söylemlerinde tehlikeli bir artış yaşandığına işaret eden Ebu Rumman, Filistin Yönetimi’nin lağvedilmesinin yanı sıra Ürdün ile Mısır’ın Filistinlileri kabul etmesi yönündeki açıklamaların açıkça yapılmaya başlandığını vurguladı.
Bu çerçevede, Trump yönetiminin bu önerileri tamamen benimsediğini ve bunun da Arapların tutumunu daha da karmaşık hale getirdiğini ekledi.
Ebu Rumman, Mısır, Suudi Arabistan, Ürdün, Türkiye ve Filistinlileri içeren güçlü bir bölgesel ittifak kurmanın, bölgenin haritasını yeniden çizmeyi amaçlayan ABD-İsrail politikalarına karşı koymanın tek yolu olduğunun da altını çizdi.
Bölgedeki nüfuzunun yanı sıra Avrupa ve ABD ile olan güçlü ilişkileri göz önüne alındığında, Türkiye’nin bu ittifakta önemli bir rol oynayacağını da ifade etti.
Güç gösterisi
Fokus Plus’a görüş bildiren bir diğer uzman olan, uluslararası ilişkiler profesörü Hasan el-Barari ise Kral 2. Abdullah’ın Filistin konusunda hiçbir taviz vermediğine ve ABD’nin Gazzelilerin Ürdün’e yerleştirilmesi yönündeki önerisini reddettiğine dikkat çekti.
Barari, Kral Abdullah’ın, Filistinlilerin tehcirini reddeden ve evlerinde kalmaları için Gazze Şeridi’nin yeniden inşasını öngören Arap planını vurguladığını ekledi.
Uluslararası ilişkiler profesörü, Trump’ın planının demografik dengenin değiştirilmesiyle, İsrail sorununu Ürdün topraklarına taşıyarak, Ürdün devletini sona erdirmeye çalıştığını belirtti.
Trump’ın sözlerinin göstermelik olduğunu ve daha sonra bu sözlerden geri adım atabileceğini söyleyen Barari, “Birçok şey söylüyor ve sonra bunları uygulamıyor. Önceki dört yıllık yönetimi boyunca bunu gördük” diye konuştu.
ABD Başkanı’nın çoğu zaman ne söyleyeceğinin, etrafındaki ekip tarafından hazırlanan metinler olduğunu da ekledi.
Barari açıklamasının sonunda, ABD’nin yardımı kesme tehditlerinin bir güç gösterisinden başka bir şey olmadığını dile getirdi.
Aynı zamanda Trump’ın, Ürdün’ün başta ABD’nin askeri üsleri ve ortak güvenlik işbirliği olmak üzere, Washington’un şartlarını kendisine dayatmasını engelleyen güçlü kartlara sahip olduğunun ve bölgenin istikrarında oynadığı önemli rolün farkında olduğunu da sözlerine ekledi.