Türkiye Kongo’daki Varlığını Güçlendirecek mi?

Afrika Boynuzu ve Sahel bölgesinde sivil ve askeri varlığını önemli ölçüde artıran Türkiye, Avrupa’nın zayıfladığı, Çin ile ABD arasında ise şiddetli bir rekabetin yaşandığı Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin stratejik mineraller konusunda uluslararası nüfuzun yeniden şekillendiği yeni bir alan haline gelmesini gözlemliyor.
T%C3%BCrkiye-Kongo%E2%80%99daki-Varl%C4%B1%C4%9F%C4%B1n%C4%B1-G%C3%BC%C3%A7lendirecek-mi-.jpg

29.07.2025 - 12:43  |  Son Güncellenme:  29.07.2025 - 12:51

Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin doğusunda on yıllardır süren kanlı çatışmaların ardından Kinşasa ve Kigali, ABD ve Katar’ın arabuluculuğunda bir barış anlaşması imzaladı.  

Bu gelişme, ABD Başkanı Donald Trump tarafından “büyük bir zafer” olarak nitelendirildi. 

Söz konusu anlaşma, Afrika kıtasındaki yeni jeopolitik dengeler ve Türkiye gibi iddialı ülkelerin bu göreceli istikrarı siyasi ve ekonomik varlıklarını güçlendirmek için kullanma olasılığı konusunda temel soruları gündeme getirdi. 

Katar’ın barış anlaşmasındaki arabuluculuğu göz önüne alındığında, Doha’nın, Ankara’nın Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ne girişini kolaylaştırmada rol oynaması mümkün olabilir. 

Bu, Türkiye ile Katar arasında daha önce denenmiş işbirliği modelleri kapsamında üçlü ortaklık veya diplomatik-ekonomik koordinasyon yoluyla olabilir. 

Ankara’nın, limandan hastaneye ve askeri eğitime kadar Somali’de denediği model uygun bir taslak olarak değerlendirilebilir. 

Peki Türkiye’nin kaynak zengini Kongo Demokratik Cumhuriyeti’ne yatırım yapmak ve yeni ortaklıklar kurmak için girmesini engelleyen bir şey var mı? 

Afrika’nın kalbinde fırsat 

Afrika konusunda çalışan yazar ve araştırmacı Muhammed Torshin, Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin de yer aldığı Büyük Göller Bölgesi’nin, Türkiye’nin siyasi ve ekonomik açıdan son derece etkin olduğu Afrika Boynuzu ve Sahel Bölgesi kadar jeopolitik öneme sahip olduğunu söyledi. 

Torshin konuya ilişkin Fokus Plus’a yaptığı açıklamada, stratejik kaynakların büyüklüğü göz önüne alındığında, Ankara’nın bu bölgeye olan ilgisinin artmasının normal olduğunu dile getirerek şunları ekledi: 

“Kongo, ileri teknoloji ve savunma sanayinde kullanılan kobalt ve magnezyum gibi nadir toprak mineralleri açısından zengin. Türkiye ise özellikle insansız hava araçları ve ilgili teknolojiler alanında savunma sanayinde lider bir ülke. Bu nedenle bu tür kaynaklara gerçek bir ihtiyaç duyuyor.” 

Türkiye’nin fırsatlarının sadece ekonomik boyutla sınırlı olmadığının altını çizen Torshin, “Bu, ciddi yapısal zorluklarla karşı karşıya olan Kongo ordusuyla yapılacak silah ve eğitim sözleşmeleri aracılığıyla güvenlik ve savunma sektörüne kadar uzanabilir” dedi. 

Kongo ordusunda yapısal dengesizlikler yaşandığını, özellikle aşiret ve etnik bağlılıkların ötesine geçilemediğini vurgulayan Torshin şu ifadelerle açıklamasına devam etti: 

“Türkiye, güvenlik kurumlarının inşası konusunda sahip olduğu deneyimle, Kongo hükümetiyle ortaklaşa bu sistemin reformuna katkıda bulunabilir.” 

Torshin, “Ankara, ekonomik ve diplomatik araçlarını iyi kullanırsa, özellikle Kongo Demokratik Cumhuriyeti ve Büyük Göller Bölgesi’nde önemli bir güç haline gelebilir” diye ekledi. 

Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nin yükselişi 

Kongo Demokratik Cumhuriyeti, 2023 yılında %6,1’lik GSYİH büyümeyle dikkat çekici bir ekonomik toparlanma yaşıyor. 

Bu yükseliş trendinin, özellikle kobalt, bakır ve altın olmak üzere madencilik ve madencilik endüstrilerindeki büyümenin de etkisiyle 2024 yılında %6,5’e ulaşması bekleniyor. 

Demokratik Kongo Cumhuriyeti haritası

Demokratik Kongo Cumhuriyeti, yenilenebilir enerji ve ileri teknolojiyle bağlantılı hayati minerallere yönelik artan küresel talep nedeniyle dünyanın en zengin maden kaynaklarına sahip ülkelerinden biri oldu ve stratejik bir yatırım merkezi haline geldi. 

Altyapı ve güvenlik yönetimiyle ilgili devam eden zorluklara rağmen, Kongo hükümeti yasal reformlar ve uluslararası ortaklıkların genişletilmesi yoluyla yatırım ortamını iyileştirmeye çalışıyor. 

Bu durum da Türkiye gibi bölgesel güçlerin fırsatlarla dolu bu ülkede ekonomik varlıklarını güçlendirmelerinin önünü açıyor. 

Öte yandan, Türkiye’nin Kongo’ya ihracatı, Mayıs 2025’te bir önceki yıla göre %77 artışla yaklaşık 32 milyon dolara ulaşırken, Kongo’dan ithalatı ise sınırlı kaldı. 

Bu da özellikle Kongo’nun önemli bir potansiyele sahip olduğu maden ve enerji sektörlerinde değerlendirilebilecek bir açığı ortaya koyuyor. 

Diğer taraftan, Türkiye merkezli inşaat şirketi Milvest, 2022 yılında yaklaşık 290 milyon dolarlık bir bütçeyle Kinşasa Finans Merkezi’ni inşa etti.  

Aralık 2023’te tamamlanan proje, Kongo’nun başkenti Kinşasa’daki en büyük kentsel yatırımlardan biri olarak kabul ediliyor. 

Afrika’daki Türk dengesi 

Türkiye, son 20 yılda kapsamlı ikili ilişkiler, kalkınma projeleri ve askeri-diplomatik iş birliği ağıyla Doğu ve Orta Afrika’daki varlığını oldukça pekiştirdi. 

Türkiye, Somali, Etiyopya ve Sudan gibi ülkelerde nüfuzunu güçlendirdi, askeri eğitim üsleri kurdu, altyapı projeleri hayata geçirdi ve güçlü ekonomik ortaklıklar geliştirdi. 

Bu bölgesel varlık, Türkiye için stratejik bir değer oluşturuyor. Bu da Kongo Demokratik Cumhuriyeti’nde yeni bir katılımcı değil, güvenilir bir ortak olarak faaliyet göstermesine olanak tanıyor. 

Türk şirketlerinin bu hassas ortamlardaki varlığı ve sahip oldukları uzmanlık, Kongo pazarındaki varlığını genişletmeye karar vermesi halinde Ankara’nın yararlanabileceği pratik araçlar sağlıyor. 

Ancak bu konudaki en önemli zorlukların garantilerin olmaması, çok sayıda silahlı grubun varlığını sürdürmesi ve özellikle Ruanda’nın Kongo’nun doğusundaki karmaşık rolü olmak üzere uzun bir bölgesel müdahale geçmişi olduğu görülüyor.