Trump’tan Gazze İçin “Barış Kurulu” Hamlesi: Filistinsiz Bir Geçiş mi?
21.01.2026 - 14:24 | Son Güncellenme: 21.01.2026 - 14:55
ABD Başkanı Donald Trump, sosyal medya üzerinden yaptığı açıklamada Gazze’de bir “Barış Kurulu” kurulduğunu duyurdu. Trump, kurul üyelerinin kısa süre içinde açıklanacağını belirterek, bu oluşumun “şimdiye kadar kurulmuş en büyük ve en prestijli kurul” olacağını savundu.
Gazze’de ateşkesin ikinci aşamasına geçildiğini ve ilk aşamada çatışmaların durdurulduğunu öne süren Trump, Gazze’ye ciddi miktarda insani yardım ulaştırıldığını vurguladı.
Ayrıca yeni geçici Filistin yönetimiyle ilgili olarak, "Barış Kurulu Başkanı olarak, geçiş döneminde Gazze'yi yönetmek üzere Kurul'un Yüksek Temsilcisi tarafından desteklenen, yeni atanan Filistin teknokratik hükümeti olan Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'ni destekliyorum. Bu Filistinli liderler, barışçıl bir geleceğe sarsılmaz bir şekilde bağlılar" açıklamasında bulundu.
Beyaz Saray üyeleri açıkladı
Beyaz Saray, “Barış Kurulu” ile Gazze’de geçiş sürecini yönetecek organların üyelerini açıkladı.
Trump’ın başkanlığındaki kurula danışmanlık yapacak Kurucu Yürütme Kurulu üyeleri arasında ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, Trump’ın Orta Doğu Özel Temsilcisi Steve Witkoff, damadı Jared Kushner, eski İngiltere Başbakanı Tony Blair, iş insanı Marc Rowan, Dünya Bankası Başkanı Ajay Banga ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Robert Gabriel yer aldı.
Gözden Kaçmasın
Öte yandan, bu aşamanın önemli bir parçası olarak Gazze Yönetimi Ulusal Komitesi'nin kurulduğu ve komiteye Filistin Yönetimi'nin eski Planlama Bakan Yardımcısı Dr. Ali Şaat'ın başkanlık edeceği duyuruldu.
Kurulun bir diğer organı olan Gazze Yürütme Kurulu üyeleri arasında Türkiye’den Dışişleri Bakanı Hakan Fidan da bulunuyor.
Kurulda ayrıca BAE’den Reem Al-Hashimy, Katarlı diplomat Ali Al-Thawadi, Mısırlı istihbarat şefi Hassan Rashad, Ticaret dünyasından Marc Rowan, eski BM yetkilisi Nickolay Mladenov, Yakir Gabay ve Sigrid Kaag gibi isimler yer aldı.
Eski BM Orta Doğu Özel Temsilcisi Nickolay Mladenov ise Gazze Yüksek Temsilcisi olarak görev yapacak.
Başbakan Erdoğan’a kurucu üye daveti
Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, ABD Başkanı Trump’ın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı Gazze Barış Kurulu”na kurucu üye olarak davet ettiğini açıkladı.
Duran ayrıca, BM Güvenlik Konseyi’nin Trump’ın barış planını destekleyen 2803 sayılı kararına atıfta bulunarak bu çerçevede Gazze’de güvenliğin sağlanmasından ve yeniden imarından sorumlu “Barış Kurulu” ve organlarının tesis edildiğini belirtti.
Trump’tan Fransa’ya gümrük vergisi tehdidi
Trump, Fransız lider Emmanuel Macron’un “Barış Kurulu” davetini kabul etmemesi durumunda uyarıda bulunarak, şu ifadelere yer verdi:
"Onun şaraplarına ve şampanyalarına yüzde 200 gümrük vergisi uygulayacağım ve o da katılacak. Ama katılmak zorunda değil."
Ayrıca, Macron'un "yakında görevden ayrılacağı" değerlendirmesinde bulunan Trump, Fransa Cumhurbaşkanı'nın "istenmediğini" savundu.
Fransız hükümeti ise Trump’ın gümrük vergisi tehdidini “bir nevi şantaj” olarak nitelendirdi.
Le Monde gazetesine yer alan habere göre, Macron’un, "Barış Kurulu"na katılması için ABD Başkanı Trump'ın davetine sıcak bakmadığı ileri sürülmüştü.
Öte yandan Trump, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in de “Barış Kurulu”na davet edildiğini doğruladı.
Rakipoğlu: “Filistinsiz bir siyasetin devam ettiğini rahatlıkla söyleyebiliriz”
Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Rakipoğlu, Trump tarafından ilan edilen “Barış Kurulu” ve Gazze’de öngörülen geçiş sürecine ilişkin Fokus+’a yaptığı değerlendirmede, söz konusu planın İsrail’in uzun süredir uygulamaya çalıştığı stratejinin bir parçası olduğunu vurguladı.
Bu yapıların bütüncül bir projeye işaret ettiğini belirten Rakipoğlu, şu ifadelere yer verdi:
“Bu hem Barış Kurulu hem de teknokrat hükümet… aslında İsrail'in Filistin'de uygulamaya çalıştığı planın, Siyonist projenin bir ayağı. Yani Gazze'yi Gazzelilerden arındırarak yönetmeye çalışan bir plan. Dolayısıyla Filistinsiz bir siyasetin devam ettiğini rahatlıkla söyleyebiliyoruz.”
Yeni dönemin dayatma esaslı olduğunu vurgulayan Rakipoğlu, devamında “Burada dayatılan birçok şey var. Yeni bir düzenden bahsediyoruz. İsrail ve Amerika'nın dizayn ettiği, Orta Doğu'da özellikle de Filistin'de, Gazze'de uygulanacak bir düzen. Bu düzende Filistinlilerin siyasal alanda tamamen tasfiye edildiği, egemenliklerinin yok sayıldığı ve aynı zamanda işgale karşı meşru bir şekilde organize edilen silahlı direnişin de kökten yeniden çerçevelenmeye çalışıldığını görüyoruz” dedi.
Türkiye’nin olası rolü süreci dönüştürebilir mi?
Türkiye’nin süreci dönüştürme potansiyeline de değinen Rakipoğlu, şöyle konuştu:
“Türkiye buraya girip, bu konseyde süreci dönüştürebilir. Çünkü Türkiye’nin, Hamas'ın ateşkesi kabul etmesi noktasında da kritik rol oynadığını biliyoruz. Aynı şekilde Hamas’ı terör örgütü olarak görmeyip meşhur bir aktör olarak gören bir ülke Türkiye. Dolayısıyla Türkiye'nin bu sürece dahil olması yapıcı bir şey olabilir fakat dahil olması aynı zamanda işgal bağlamında yapılacak adımların da meşrulaştırılması anlamında da tehlike arz ediyor. Fakat Türkiye'nin özellikle Suriye'de kazanımları ve Suriye'ye atfettiği önem Filistin'le irtibatlandırması Suriye dosyasının, Türkiye'nin de sanki sürece katılacağı yönündeki argümanları artırıyor. Yine Türkiye, Gazze'deki meseleyi, Gazze'deki İsrail işgalini ve Filistin'in Batı Şeria’daki İsrail işgalini sadece Trump'la Barış Konseyi'yle yürütecek değil. Aynı şekilde hem kendi diplomasisiyle hem de Birleşmiş Milletler ve diğer uluslararası kurumlarla bu süreci yürütmeye çalışacak diye düşünüyorum.””
Kaynak: Anadolu Ajansı.