Trump’ın Göç ve Tehcir Politikası

Donald Trump, seçim kampanyasında ABD'deki milyonlarca yasadışı göçmeni sınır dışı etme vaatleriyle dikkat çekti. Ancak, planın uygulanabilirliği, hukuki engeller ve altyapı eksiklikleri gibi ciddi sorunlarla yüzleşiyor.
Trump’ın Göç ve Tehcir Politikası

22.11.2024 - 14:08  |  Son Güncellenme:  09.03.2026 - 16:36

Donald Trump’ın seçim kampanyasında en çok dikkat çeken vaatlerinden biri, ABD’deki tüm yasadışı göçmenleri sınır dışı etme planı oldu. 

Bu söylem, bazıları tarafından abartılı bir kampanya stratejisi olarak değerlendirilse de, Trump’ın göçmenlik konusunda sert politikalarıyla bilinen Steven Miller’ı Başdanışman Yardımcısı, eski ICE Direktörü Tom Homan’ı da sınır politikalarının başına getirmesi, bu konuda ciddi olabileceğine işaret ediyor.  

Yeni yönetimin, göçmenlik ya da kitlesel tehcir meselesini öncelikli politikaları arasına alacağına kesin gözüyle bakılıyor. Peki Trump’ın milyonlarca yasa dışı göçmeni sınır dışı etme planı hakkında Amerikan kamuoyunun görüşleri ve bu planın uygulanabilirliği nedir? 

Göçmen sorununun arka planı 

ABD, diğer gelişmiş ülkelerden farklı olarak, uzun yıllardır büyük bir yasa dışı göçmen nüfusuna ev sahipliği yapıyor. Pew Araştırma Merkezi’nin verilerine göre, 1990’da yaklaşık 3,5 milyon olan bu sayı, 2007’de zirveye çıkarak 12,2 milyona ulaştı. Daha sonra düşüşe geçerek 2015’te 11 milyona geriledi. Pandemi döneminde tekrar azalan bu rakam, 2022 ortasında 11 milyon civarında sabitlendi.  

Bu nüfus, ülkeye izinsiz girenlerden, reddedilen iltica başvurularına rağmen ülkede kalmaya devam edenlere ve geçici koruma statüsündeki kişilere kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Özellikle geçici koruma altındaki 3 milyon kişi mevcut yasalar çerçevesinde sınır dışı edilemiyor. 

Sınır politikaları ve kamuoyunun tutumu 

ABD kamuoyunun göçmenlik konusundaki tutumu da yıllar içinde büyük değişimler geçirdi. Tarihsel olarak göçmenliğe ve göçmenlere olumlu yaklaşan Amerikalılar, son yıllarda çeşitli etkenlerden ötürü daha sert bir tavır sergilemeye başladı. Gallup’un 2024 tarihli anketi, göçün azaltılmasını isteyenlerin oranının %28’den %55’e çıktığını ortaya koyuyor. Bu artış, 11 Eylül saldırılarından sonraki dönemde görülen seviyelere ulaşması sebebiyle aslında farklı bir yöne gidildiğinin alarmını çalıyor.  

Göçmenlik artık birçok Amerikalı için ülkenin karşı karşıya olduğu en büyük sorunlardan biri olarak görülüyor. Cumhuriyetçilerin göç konusundaki hassasiyeti daha yüksek olsa da bu tarz görüşler Demokratlar ve bağımsız seçmenler arasında da yaygınlaşmış durumda. 

Bu değişimin arkasında ise sınırdaki göçmen akışındaki artış yer alıyor. Biden yönetimi döneminde, sınırda yakalanan yasa dışı göçmen sayısı önceki yıllara göre keskin bir yükseliş gösterdi. Trump’ın sınır politikalarını tersine çeviren Biden, aylık ortalama 170 bin sınır geçişi ile karşı karşıya kaldı. Bu sayı, Aralık 2023’te 250 bine ulaştı. Cumhuriyetçiler, bu artışı Biden’ın “zayıf sınır politikalarına” bağlarken, Demokratlar Güney Amerika’daki jeopolitik krizler ve pandemi sonrası biriken sorunları öne sürüyor.  

Ancak bu artış, göçmenlik politikasını her iki partinin de gündemine taşımayı başardı. Biden, 2024’te sınırdaki durumu kontrol altına almak için bir dizi yürütme kararı aldı ve sınırda yakalanan kişi sayısı ağustos ayında 58 bine düştü. Yine de bu azalmaya rağmen yasa dışı göçmen sayısının toplamda arttığı tahmin ediliyor. 

Hukuki ve lojistik engeller 

Trump’ın milyonlarca yasa dışı göçmeni sınır dışı etme planı hem hukuki hem de lojistik zorluklarla karşı karşıya. Göçmenlerin sınır dışı edilmesi için Trump’ın İsyan Yasası ve Yabancı Düşmanlar Yasası gibi yasalara başvurması bekleniyor. Ancak, bu yasaların uygulanabilirliği tartışmalı. İsyan Yasası’nın iç politikalar için kullanılması 1878 tarihli bir yasayla çelişiyor. “Yabancı Düşmanlar Yasası” ise yalnızca savaş dönemlerinde geçerli. Bu hukuki engellerin yanı sıra, uzmanlar ABD’nin mevcut altyapısı bu kadar geniş çaplı bir sınır dışı operasyonunu kaldırabilecek durumda olmadığını söylüyor.  

Gözaltı merkezlerinde yalnızca 45 bin kişilik kapasite bulunuyor ve halihazırda yaklaşık 1,3 milyon kişilik bir sınır dışı listesi bulunuyor. Trump’ın planını hayata geçirmek için yeni tesisler inşa edilmesi ve milyarlarca dolarlık ek bütçe ayrılması gerekiyor. CBS’in analizine göre, yalnızca 1 milyon kişiyi sınır dışı etmek 20 milyar dolara mal olurken, tüm yasadışı göçmenlerin sınır dışı edilmesinin maliyeti 300 milyar doları aşabileceği söyleniyor.  

Planın maliyeti ve diğer bileşenleri 

Planın uygulanmasındaki bir diğer büyük engel ise uluslararası işbirliği. Göçmenlerin geldikleri ülkelerin bu kişileri geri kabul etmesi gerekiyor. Ancak Çin, vatandaşlarını geri almayı reddettiğini açıkça belirtirken, Haiti gibi devlet kapasitesinden yoksun ülkeler bu süreçte ciddi sorunlar yaratabilir. Trump’ın ekonomik yaptırımlarla ülkeleri buna zorlayacağı yönündeki açıklamaları ise, bazı ülkeler için caydırıcı olmaktan uzak görünüyor. 

Göçü ulusal güvenlik çerçevesine alan Trump, orduyu güney sınırında görevlendirme, Fentanil gibi uyuşturucularla mücadele etmek için deniz kuvvetleriyle abluka uygulaması ve göçmenlerin tutulacağı yeni kamplar inşa etme planlarıyla stratejisinin kapsamını büyütüyor.  

Ayrıca, genişletilmiş sınır duvarı inşası, iş yeri baskınları ve göçmenler üzerinde yapılacak ideolojik taramalar gibi önlemleri içeren bu yaklaşım, doğum yoluyla vatandaşlığı kaldırma ve sınır devriyesi personelini yüzde 50 artırma vaatleriyle destekleniyor. Sadece yakalayıp sürme gibi basit bir yolun aksine daha sistematik bir program ile illegal göç karşıtı uygulamalarda yeni bir paradigma oluşturulmaya çalışılıyor. 

Sonuç olarak, Trump’ın göçmenler ve tehcir politikası, ABD’de artan göçmen karşıtlığı ile örtüşse de uygulamada ciddi zorluklarla karşılaşacak gibi görünüyor. Hem hukuki hem de lojistik engeller, bu planın uygulanabilirliğini sorgulatıyor. Ancak, yapılan atamalar ve çerçevenin geniş tutulması bu konuda yaşanacak ciddi tartışmaların durmayacağına işaret ediyor. 

*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.