Trump, İran Savaşının Faturasını Körfez Ülkelerine Kesmek İstiyor

Trump, İran savaşıyla artan askeri ve ekonomik maliyetin Körfez ülkeleri tarafından üstlenilmesini isterken, Washington bölgedeki güvenlik ve deniz trafiği yükünü de müttefiklerine devretmeyi hedefliyor.
Trump, İran Savaşının Faturasını Körfez Ülkelerine Kesmek İstiyor

02.04.2026 - 13:33  |  Son Güncellenme:  02.04.2026 - 14:07

ABD Başkanı Donald Trump, 28 Şubat'ta İsrail ile ortaklaşa İran'a savaş açarak Orta Doğu'yu büyük bir krize sürükledi ve Tahran'ın Körfez bölgesine yönelik misilleme saldırıları (Hürmüz Boğazı'nın kapatılması da dahil olmak üzere) bölgedeki ülkelere büyük kayıplar verdirdi. Şimdi ise mevcut göstergelere göre, bu ülkelerden savaşın maliyetini ödemelerini istemeye hazırlanıyor. Bu, ilk döneminden (2017-2021) bu yana Washington'un tarihi müttefikleri olması gerekenlere karşı uyguladığı şantaj taktiklerinin devamı niteliğinde.

Savaş ikinci ayına girerken, ABD Savunma Bakanlığı (Pentagon) ve araştırma merkezleri ile uluslararası haber ajanslarından gelen raporlar da dahil olmak üzere çeşitli kaynaklara dayanarak savaş maliyetlerini takip eden Iran Cost Ticker web sitesi, ABD'nin şimdiden 36 milyar dolardan fazla harcama yaptığını ortaya koydu. Saldırıların başlamasından bu yana günlük harcamalar 1 milyar doları aştı. Kayıplar arasında, savaş uçaklarından füze savunma sistemlerine kadar milyarlarca dolarlık hasar görmüş veya imha edilmiş askeri varlıkların yanı sıra artan ölü sayıları da yer alıyor.

İran'a karşı savaşın maliyeti

Pentagon bu savaşı sürdürmek için 200 milyar dolarlık fon talep ederken, Trump dikkatini savaşın finansmanına katkıda bulunmaları için Arap ülkelerine çevirdi.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, geçtiğimiz Pazartesi akşamı gazetecilere ABD Başkanı Trump'ın Arap ülkelerinden savaşın maliyetine katkıda bulunmalarını istemekle yakından ilgilendiğini söyledi.

Basın açıklamasında Arap ülkelerinin savaşın maliyetine katkıda bulunmasıyla ilgili sorulan bir soruya cevap veren Leavitt, Trump'ın tutumunu önceden açıklamak istemediğini, ancak bunun ABD Başkanı'nın düşündüğü bir fikir olduğunu belirtti. Leavitt, "Bence başkan bunu yapmalarını istemekle çok ilgileniyor. Bunun düşündüğü bir fikir olduğunu biliyorum ve sanırım bu konuda ondan daha fazla şey duyacaksınız" dedi.

Bu durum, Trump’ın Hürmüz Boğazı büyük ölçüde kapalı kalmaya devam etse bile savaşı sona erdirebileceğine dair sızıntılarla da eş zamanlı olarak geliyor. Wall Street Journal gazetesine göre Washington, küresel ekonomi ve özellikle Körfez ülkeleri üzerindeki etkilerine rağmen boğazın yeniden açılması gibi karmaşık süreci daha sonraya bırakabilir. Bu doğrultuda gazete Washington'ın, Avrupa ve Körfez’deki müttefiklerine boğazı yeniden açma sorumluluğunu üstlenmeleri için baskı yapabileceğini aktardı.

Şantaj yolu

Körfez ülkelerinin Washington ile uzun süredir devam eden güvenlik ve ekonomik ortaklığına rağmen Trump, Beyaz Saray'a ulaşmadan önce bile bu ülkelere karşı açıkça şantaj yolunu izledi.

2015-2016 başkanlık kampanyası sırasında Trump, "Ortadoğu'da çok zengin ülkelerimiz var. Bizsiz var olamazlardı. Bize ödeme yapmalılar" demişti. Trump, ilk dönemindeyken Aralık 2017'de Ulusal Güvenlik Stratejisi'ni açıkladı ve bu strateji kapsamında Körfez ülkelerini işaret ederek, zengin ülkelerin savunma maliyetlerini ABD'ye ödemelerini talep etti.

Trump ayrıca, Suudi Arabistan önderliğindeki Ortadoğu'daki petrol üreten ülkelerden, Amerikan koruması’nı hatırlatarak, petrol fiyatlarını düşürmek için üretimi artırmalarını defalarca kez talep etti. 

Temmuz 2018'de Trump, özellikle yöneticileriyle iyi ilişkiler içinde olduğunu iddia ettiği Suudi Arabistan'dan, OPEC'in düşmanı olarak tanımladığı İran petrolünün kaybını telafi etmelerini talep etti. O dönemde Fox News'e verdiği bir röportajda Trump, Amerika Birleşik Devletleri, OPEC ülkelerinin birçoğuna koruma sağlıyor ifadelerini kullandı. Yine 2018'de Trump, Suudi Arabistan'ın Washington'dan askeri yardım almadan iki haftadan fazla dayanamayacağını iddia ederek, Suudi Arabistan'ı koruyoruz. Zengin bir ülke mi sanıyorsunuz? Kral Selman'ı seviyorum. Ama dedim ki, Majesteleri, sizi koruyoruz. Bizsiz iki hafta bile dayanamayabilirsiniz. Ordunuzun masraflarını ödemek zorundasınız. Ödemek zorundasınız. değerlendirmesinde bulundu. Trump bu açıklamaları Ekim 2018'de Mississippi'deki bir kampanya mitinginde, destekçilerinden gelen coşkulu alkışlar eşliğinde yaptı.

ABD Başkanı Trump ve Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman

Birkaç gün önce yaptığı bir açıklamada ise ABD Başkanı, Suudi Veliaht Prensi Muhammed bin Selman'ın Washington ve Riyad arasındaki mevcut durumu anlatırken kendisini övdüğünü iddia etti. Florida'da Suudi destekli bir yatırım forumunda konuşan Trump, Bunu beklemiyordu. Övülmeyi beklemiyordu. Beni sadece gerileyen bir ülkenin sıradan bir Amerikan başkanı sanıyordu. Ama şimdi bana karşı nazik olmak zorunda dedi. ABD Başkanı daha sonra sert söyleminin aksine daha uzlaşmacı bir ton benimseyerek Veliaht Prens Muhammed bin Selman'ı akıllı olarak nitelendirdi ve yönetimi altında insanların Amerika Birleşik Devletleri algısının önemli ölçüde iyileştiğini ekledi.

Bu doğrultuda ABD Başkanı anlaşmalar yoluyla Körfez ile bağları güçlendirmeye çalıştı ve Mayıs 2025'teki Suudi Arabistan, Katar ve BAE turu sırasında milyarlarca dolarlık yatırım anlaşmaları sağlamak için çalıştı. Trump o dönemde, Katar, Suudi Arabistan ve BAE'yi ziyaret ettik ve yaklaşık 5,1 trilyon dolar getirdik, bu hiç de fena değil demişti.

Bu noktada hatırlanması gereken en önemli konulardan biri ise Kuveyt'in işgalidir. Zira ABD, Körfez Savaşı sırasında Kuveyt'in ve bazı Arap komşularının talebi üzerine Irak'ın Kuveyt'i işgaline karşı koymak için düzinelerce ülkeden oluşan uluslararası bir koalisyona liderlik ettiğinde, bölge ülkeleri ve Almanya ile Japonya da dahil olmak üzere koalisyon üyeleri, Amerikan askeri müdahalesinin finansmanına katkıda bulunmak için 54 milyar dolar toplamıştı.

 

 

Kaynak : Alaraby Al-Jadeed