Tarihi Adım: Mısır ve İran Soğuk Savaşı Sona Mı Eriyor?
05.06.2025 - 14:30 | Son Güncellenme: 05.06.2025 - 14:37
İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi’nin geçtiğimiz pazar günü Mısır’a gerçekleştirdiği ziyaret, tarihi bölgesel nüfuza sahip iki ülkenin karşı karşıya olduğu gergin bölgesel koşullar ortasında önemli bir diplomatik adım oldu.
Yaklaşık 40 yıldır diplomatik ilişkilerde kopma noktasına gelen iki ülke, 2023’ten bu yana olumlu gelişmeler kaydetti.
İki ülke arasındaki gerginlikler, Mısır’ın 1979’daki İran Devrimi’nin ardından İran Şahı Muhammed Rıza Pehlevi’yi ağırlamasıyla başladı.
İran’ın Tahran’daki bir meydana Cumhurbaşkanı Enver Sedat’a suikast düzenlemekle suçlanan Halid İslambuli’nin adını vermesiyle gerginlik daha da arttı. Ancak İslambuli’nin ismi, daha sonra Kahire ile gerginliği azaltmak için değiştirildi.
Arakçi, Kahire ziyaretinde Mısırlı mevkidaşı Bedir Abdulati ile düzenledikleri ortak basın toplantısında, iki ülkenin ilişkileri güçlendirmeyi hedeflediğini söyledi.
İranlı bakan, “İlişkilerin geliştirilmesinin önündeki engelleri aşma iradesine sahibiz ve bu yol artık her zamankinden daha açık” diye konuştu.
İran Dışişleri Bakanı’nın Kahire ziyareti, özellikle Hüseyin Camii’nde namaz kılması ve her ikisi de eski dışişleri bakanları olan Amr Musa ve Nebil Fehmi gibi Mısır’ın önde gelen diplomatik figürleriyle bir araya gelmesi bakımından dikkate değer bir sembol taşıdı.
Bu, İran’ın izlediği popüler diplomasi modeline işaret ettiği gibi, siyasi uzlaşıya ek olarak entelektüel ve kültürel yakınlaşma çabasını da gösterdi.
Söz konusu ziyaret aynı zamanda, iki ülkenin başta Gazze savaşı ve Kızıldeniz’in güvenliği olmak üzere bölgesel konularda işbirliğinin yanı sıra özellikle turizm ve ticaret alanlarında gelecekte daha yakın adımlar atacağının da bir göstergesi oldu.
Tam normalleşmeye doğru
Washington merkezli Uluslararası Politika Merkezi’nden (CIP) İranlı akademisyen Sina Toossi konuya ilişkin Fokus Plus’a verdiği demeçte, “İran Dışişleri Bakanı’nın Kahire ziyareti, Tahran ile Kahire arasındaki ilişkilerin on yıllardır süren soğukluğun ardından normalleşmesine yönelik ihtiyatlı ve daha kapsamlı bir girişimin bir parçası” dedi.
İki ülke arasındaki ilişkilerin 1979’da gerçekleşen İran devriminden bu yana ciddi şekilde gergin olduğunu belirten Toossi, Mısır’ın Şah’a sığınma hakkı vermesi ve İsrail ile barış anlaşması imzalamasının, İran için “kırmızı çizgiler” olduğunu vurguladı.
Bununla birlikte, İran Cumhurbaşkanı Mesud Pezeşkiyan ile Mısırlı mevkidaşı Abdulfettah Sisi’nin Ekim ayındaki BRICS zirvesinde yaptıkları görüşme de dahil olmak üzere, “karşılıklı olarak yeni bir sayfa açma arzusunu” yansıtan bazı yeni göstergeler ortaya çıktığına da dikkat çekti.
Bu ziyaretin jeopolitik açıdan çok hassas bir dönemde gerçekleştiğinin altını çizen Toossi, “Mısır, ABD’nin bölgedeki önceliklerinin değişmesiyle karşı karşıya kaldı ve Gazze’de devam eden savaş bağlamında hareket ediyor. ABD ise İran’a nükleer programı konusunda baskı yapıyor” dedi.
İranlı akademisyen, Tahran’ın bu ziyareti “bölgesel bir varlık ve nüfuza sahip olma kabiliyetini yansıtan diplomatik bir mesaj” olarak gördüğünü dile getirdi.
Kahire’nin de, özellikle Gazze’deki savaş ve Suriye’yi yeniden bütünleştirme girişimleri gibi bölgesel belirsizliklerin ortasında dış politika özerkliğini güçlendirmeye çalışabileceğini ekledi.
Toossi, İran rejimi içindeki bazı akımların, Kahire’yi hala Filistin davasının göz ardı edilmesi ve Washington’un bölgedeki politikalarının uygulanmasına katkıda bulunan bir aktör olarak görmesi nedeniyle, normalleşme sürecinin hala siyasi hassasiyetlerle dolu olduğu konusunda uyardı.
Ancak, İran iktidar yapısı içindeki hakim görüşün uzlaşmaya doğru ilerlediğini söyleyen Toossi, “Bu ziyaret bölgedeki dengelerde derin değişimlere yol açabilecek sessiz bir diplomatik yeniden konumlanma anlamına geliyor” diye konuştu.
İran’ın krizlerini aşması gerekiyor
İran konusunda araştırmacı olan Dr. Muhammed Khairy ise, İran Dışişleri Bakanı Arakçi’nin Kahire ziyaretinin, İran’ın komşu ve Orta Doğu'daki ülkeler ile yaşadığı anlaşmazlıkları çözme çabaları bağlamında gerçekleştiğini söyledi.
Fokus Plus’a görüş bildiren Khairy, Kahire’nin bu mesajları olumlu karşıladığını, son dönemde İranlı yetkililerin Kahire’ye yaptığı ziyaretlerin de bu yönde olduğunu belirtti.
İran Politika Analizi Arap Forumu’nda İran Düşünce Birimi Direktörü olan Khairy, açıklamasını şu ifadelerle sürdürdü:
“Ziyaretin sonuçları arasında, İsrail’in ateşkese varma konusundaki uzlaşmazlığı ve bölgede genişleme arzusu ışığında, Mısır’ın başta Filistin meselesi olmak üzere ortak konular hakkında koordinasyon ihtiyacına vurgu yapması da yer aldı.”
Khairy, Mısır’ın İran’dan, Orta Doğu bölgesinin güvenliğinin yanı sıra Kızıldeniz ve Babu’l Mendeb gibi önemli nakliye yollarının güvenliğini korumasını istediğini de dile getirdi.
İran’ın tüm taraflarla ilişkilerini iyileştirmesinin, son dönemdeki davranışları, özellikle de Orta Doğu’daki müttefikleri Husiler ve Hizbullah’a verdiği destek nedeniyle yaşadığı ekonomik krizin aşılması yönünde olumlu bir adım olduğunun da altını çizdi.
ABD-İran müzakerelerinin desteklenmesi
Öte yandan Mısır, Arakçi’nin ziyareti sırasında, Umman’ın himayesinde ABD ile İran arasında yürütülen müzakerelere verdiği desteği vurguladı.
Mısır Dışişleri Bakanı Bedir Abdulati, devletlerin atom enerjisinin barışçıl kullanımı haklarına saygı çerçevesinde, barışçıl bir siyasi çözümün doğru yol olduğunu vurguladı.
İran ve ABD, şu ana kadar nükleer konusunda beş tur müzakere gerçekleştirdi. Şimdi taraflar, karara bağlanması gereken kilit konularda ortak tutumları ortaya koyan bir anlaşma çerçevesine son şeklini vermeye çalışıyor.
ABD Başkanı Trump görüşmelerin iyi gittiğini ifade etse de, iki taraf İran’ın anlaşma kapsamında uranyum zenginleştirmeye devam etmesine izin verilip verilmeyeceği konusunda anlaşmazlık yaşıyor.
İran, uranyumu belirli bir ölçüde zenginleştirmesine izin verecek tatmin edici bir nükleer anlaşmaya varmak için daha fazla zaman kazanmaya ve bu konuda diplomatik çabalarda bulunmaya çalışıyor.
Trump, şu anda Tahran’ın bu hedefini reddederken, bir anlaşmaya varılamaması halinde İran’a yönelik bir saldırı başlatılabileceğine dair spekülasyonlar yapılıyor.
Mısır’la normalleşme adımları, özellikle Gazze, Suriye ve Kızıldeniz’de tırmanan bölgesel krizler ışığında, İran’ın Mısır’ın taleplerine ne ölçüde cevap vereceğine, özellikle de Arapların iç işlerine karışmamasına ve Filistin meselesinin bölgesel nüfuz aracı olarak kullanılmasına son vermesine bağlı gibi duruyor.
*Bu makalede yer alan fikirler yazara aittir ve Fokus+'ın editöryal politikasını yansıtmayabilir.