Suriye’nin Teröre Destek Veren Ülkeler Listesi’nden Çıkarılması Ne Anlama Geliyor?
25.08.2026 - 17:00 | Son Güncellenme: 25.08.2026 - 17:10
ABD Dışişleri Bakanlığı, eski Devlet Başkanı Hafız Esed yönetiminin terör örgütlerine destek verdiği suçlamasıyla listeye alınmasından yaklaşık 47 yıl sonra, Suriye’yi resmen teröre destek veren ülkeler listesinden çıkardı.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, pazartesi günü yaptığı açıklamada, bu adımla ABD Başkanı Donald Trump’ın Suriye halkına daha iyi bir gelecek kurma fırsatı verme sözünün yerine getirildiğini belirtti. Bessent, kararın Suriye’ye daha fazla yatırım yapılmasını teşvik ederek siyasi ve ekonomik istikrara katkı sağlayacağını ifade etti.
Washington, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile ABD Başkanı Donald Trump’ın 8 Temmuz 2026’da Türkiye’nin başkenti Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamında gerçekleştirdiği görüşmenin ardından, ülkenin teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarılması için resmi süreci başlatmıştı.
Gözden Kaçmasın
ABD, Suriye’yi 1979 yılında söz konusu listeye dahil etmişti. Bu karar, dış yardımlar, silah ihracatı ve bazı finansal işlemler üzerinde kısıtlamalara yol açarken, Suriye’nin küresel ekonomik sisteme yeniden entegre olmasının önündeki engellerden biri haline geldi.
Her ne kadar kararın siyasi bir sembol değeri bulunsa da asıl etkisi, yaklaşık 47 yıl boyunca ortaya çıkardığı hukuki ve finansal kısıtlamalardan kaynaklanıyordu. Çok sayıda banka, şirket ve uluslararası kuruluş, hukuki riskler ve uyum süreçleri nedeniyle Suriye ile çalışmaktan kaçınıyordu. Bu nedenle Suriyelilerin en çok merak ettiği konu şu: Bu kararın ardından Suriye açısından gerçekte ne değişecek?
Suriye’nin teröre destek veren ülkeler listesinde olması ne anlama geliyordu?
Suriye, 1979’dan bu yana ABD’nin teröre destek veren ülkeler listesinde yer alan az sayıdaki ülkeden biriydi. Bu kapsamda ülkeye yönelik ABD dış yardımları, silah ihracatı ve bazı “çift kullanımlı” ürünlerin ihracatı konusunda kısıtlamalar uygulanıyordu. Bunun yanı sıra çeşitli finansal ve hukuki engeller de bulunuyordu.
Söz konusu sınıflandırma, doğrudan yasak kapsamında olmayan işlemlerde bile çok sayıda banka ve şirketin Suriye pazarıyla çalışmaktan uzak durmasına neden oldu. Kurumlar, hukuki ve idari risklerle karşılaşma endişesi nedeniyle Suriye ile ekonomik ilişkilerini sınırladı.
Bu durum, ülkenin küresel ekonomik sisteme yeniden dahil olmasının önündeki önemli engellerden biri olarak değerlendiriliyordu.
Şimdi ne değişti?
ABD Dışişleri Bakanlığı’nın Suriye’yi teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarmasıyla birlikte, bu sınıflandırmadan doğrudan kaynaklanan hukuki kısıtlamalar kaldırıldı. Ayrıca uluslararası finans kuruluşları ve şirketlerin Suriye ile çalışmaktan kaçınmasına neden olan risklerin bir bölümünün azalması bekleniyor.
Karar, Suriye kurumlarıyla ekonomik ilişkiler kurulmasının önündeki önemli hukuki ve bürokratik engellerden birini ortadan kaldırırken, bankalar, şirketler ve yatırımcılar için Suriye pazarını yeniden değerlendirme imkanını genişletiyor.
Jusoor Araştırmalar Merkezi araştırmacısı Wail Alwan, daha önce Ultra Suriye’ye yaptığı açıklamada, yaptırımların kaldırılması ancak Suriye’nin teröre destek veren ülkeler listesinde kalması halinde ekonomik açılımın önünde hukuki ve bürokratik engellerin devam edeceğini belirtmişti.
Alvan, liste kararının kaldırılmasının ekonomik toparlanma ve kalkınma sürecinin önünü açacağını, özellikle özel sektörün güvenini artıracağını ifade etmişti. Ona göre yatırımların ülkeye gelmesi, Suriye’nin uluslararası piyasalar ve finans kuruluşlarıyla daha geniş bir entegrasyon sürecine girmesine bağlı.
Bu adımla birlikte ABD’nin Suriye’ye yönelik kapsamlı yaptırım programının kaldırılması ve ardından Aralık 2025’te Sezar Yasası’nın iptal edilmesiyle başlayan süreç, teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarılmayla tamamlanmış oldu.
Tüm ABD kısıtlamaları sona erdi mi?
Kararın önemine rağmen Suriye’nin teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarılması, ülkeye yönelik tüm ABD kaynaklı hukuki kısıtlamaların sona erdiği anlamına gelmiyor.
Suriye ile ilgili bazı hükümler farklı ABD yasalarında hala yürürlükte bulunuyor. Her ne kadar bu düzenlemelerdeki bazı kısıtlamaların uygulanmasından vazgeçilmiş olsa da 2003 tarihli Suriye Sorumluluk Yasası ve Lübnan Egemenliğini Yeniden Sağlama Yasası ile 2012 tarihli İran Tehdidini Azaltma ve Suriye İnsan Hakları Yasası bu kapsamda yer alıyor.
Suriyeli-Amerikalı gazeteci Eymen Abdunnur, Ultra Suriye’ye yaptığı açıklamada, bu yasalar kapsamında Suriye’ye ilişkin hükümlerin tamamen kaldırılmasının farklı bir yasama süreci gerektirdiğini belirtti. Bunun için Temsilciler Meclisi ve Senato’dan yeni bir düzenlemenin geçmesi ve ABD Başkanı tarafından imzalanması gerekiyor.
Dolayısıyla alınan son karar, Suriye’nin önündeki en önemli hukuki engellerden birini kaldırıyor ancak iki ülke arasındaki ekonomik ve finansal ilişkilerin tamamen kısıtlamalardan arındığı anlamına gelmiyor.
Bankalar ve şirketler hemen geri döner mi?
Bankacılık sektörü, listenin kaldırılmasının etkilerinin en hızlı görülebileceği alanlardan biri olarak öne çıkıyor. Özellikle finansal uyum süreçlerinden kaynaklanan risklerin azalması bekleniyor.
Ancak bu durum, küresel bankaların Suriye ile hemen yeniden çalışmaya başlayacağı anlamına gelmiyor. Çok sayıda finans kuruluşu, geçmiş yıllarda hukuki ihlal, uyum sorunları ve olası yaptırımlar nedeniyle Suriye ile işlem yapmaktan kaçındı.
Listenin kaldırılması bu endişelerin bir bölümünü azaltabilir ve zaman içinde para transferleri ile bankacılık işlemlerini kolaylaştırabilir. Ancak uluslararası finans kuruluşlarının Suriye bankacılık sistemine yeniden güven duyması ve sistemin küresel standartlara uyum sağlayabildiğini göstermesi gerekiyor.
Aynı durum şirketler ve yatırımcılar için de geçerli. Karar, Suriye pazarına girişin önündeki önemli engellerden birini kaldırıyor ancak tek başına yatırımların ülkeye akmasını garanti etmiyor.
Yatırım için sadece yaptırımların kalkması yeterli değil
Eymen Abdunnur, daha önce yaptığı açıklamada yaptırımların ve sınıflandırmaların kaldırılmasının tek başına Suriye’yi yatırım için cazip bir ülke haline getirmeyeceğini belirtmişti.
Şirketlerin yatırım yapabilmesi için şeffaflık, iyi yönetişim, güvenlik, bağımsız yargı, güçlü bir bankacılık sistemi, yatırım yasaları ve mülkiyet haklarının korunması gibi daha geniş kapsamlı güvencelere ihtiyaç duyuluyor.
Bu şartlar arasında para ve kâr transferlerinin kolaylaştırılması, açık bir hukuki ortamın oluşturulması, tahkim merkezlerinin kurulması, istikrarlı gümrük süreçleri ile enerji maliyetleri ve altyapı imkanlarının geliştirilmesi de bulunuyor.
Bu nedenle Suriye’nin teröre destek veren ülkeler listesinden çıkarılması, ülke ekonomisinin dışa açılması için daha geniş bir fırsat sunuyor ancak bu fırsatın doğrudan yatırımlara dönüşmesini tek başına sağlamıyor.
Ekonomik etkinin büyüklüğü, Suriye hükümetinin iç reformları tamamlayabilmesine, hukuki ve kurumsal yapıyı güçlendirmesine ve önümüzdeki dönemde siyasi ile güvenlik istikrarını sağlayabilmesine bağlı olacak.
Ekonominin ötesinde siyasi bir anlam
Siyasi açıdan bakıldığında karar, onlarca yıl boyunca Washington ile Şam arasındaki kopukluğun en önemli unsurlarından biri olan teröre destek veren ülke sınıflandırmasının kaldırılmasıyla ilişkilerde yeni bir döneme işaret ediyor.
Sınıflandırmanın kaldırılması için resmi süreç, Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara ile ABD Başkanı Donald Trump’ın 8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenen NATO Zirvesi kapsamındaki görüşmesinin ardından başlamış, ABD Dışişleri Bakanlığı’nın süreci tamamlamasıyla resmileşmişti.
Karar, ABD’nin yeni Suriye yönetimine yönelik yaklaşımında bir değişime işaret ederken, Esed yönetimi döneminden kalan hukuki ve siyasi mirasın önemli başlıklarından birini de ortadan kaldırıyor.
Şam yönetimi bu süreçte uluslararası ilişkilerini genişletmeye ve küresel kurumlar ile pazarlardaki konumunu yeniden kazanmaya çalışıyor.
Kararla eş zamanlı olarak ABD, daha önce El Kaide bağlantılı olarak değerlendirdiği ve sonrasında Heyet Tahrir eş-Şam adını alan eski Nusra Cephesi’ne yönelik kalan sınıflandırmayı da kaldırdı. Washington, Temmuz 2025’te Heyet Tahrir eş-Şam’ı yabancı terör örgütleri listesinden çıkarmıştı. Bu süreç, Suriye’de Esed yönetiminin devrilmesinin ardından yaşanan dönüşümlerin bir parçası olarak ilerledi.
Kaynakça : Ultrasyria.ultrasawt