Sudan Devrimi'nin Gençliği Nereye Gitti?
17.08.2026 - 10:50 | Son Güncellenme: 17.08.2026 - 11:13
Devrim sürecinde siyasi sahnenin ön sıralarında yer alan, değişim talebini dile getiren harekete etkin biçimde katılan bir kuşak, savaşın patlak vermesiyle birlikte kendini bambaşka bir gerçekliğin içinde buldu. Zorunlu göç, yurt dışına çıkış, gelir kaynaklarının yok olması ve insani ya da sivil çalışmalara yönelme gibi etkenler bu kuşağın önceliklerini kökten değiştirdi. Bir kısmı ise siyasetten tamamen uzaklaşmayı tercih etti. Tüm bunlar, bu kuşağın geleceğine ve savaş sonrası Sudan siyasi sahnesini şekillendirmedeki rolüne ilişkin derin soru işaretleri doğuruyor.
Bahri Direniş Komiteleri üyesi Ebu Zer Müdessir, Ultra Sudan'a yaptığı açıklamada, savaşın başlaması ve devlet hizmetlerinin çökmesiyle birlikte vatandaşları yalnız bırakmadıklarını vurguladı. Sudan'ın çeşitli eyaletlerinde acil durum odaları, aşevleri ve gençlik inisiyatifleri aracılığıyla tıbbi yardım, gıda, su ve koruma hizmetleri sunduklarını belirten Müdessir, "Sokaktan uzaklaşmadık; araçlarımız sokağın ihtiyacına göre değişti" dedi.
Müdessir, bugünkü çalışmalarının Aralık Devrimi'nin ruhunun doğal bir uzantısı olduğunu ifade etti. Devrimin maddi karşılık beklemeksizin yürütülen gönüllü bir eylem olduğunu hatırlatarak insani çalışmalarının da aynı anlayışla, vatandaşın hayatını ve onurunu korumak amacıyla sürdürüldüğünü söyledi. Siyasi ilgilerinin devam ettiğini de vurgulayan Müdessir, savaşın derhal durdurulması, demokratik sürecin ve sivil yönetimin yeniden tesisi ile tek ve profesyonel bir ulusal ordunun kurulması çağrısını yineliyor.
Hartum Direniş Komiteleri Koordinasyonları'nın eski sözcüsü Ömer Zehran ise pek çok gencin bugün, özellikle savaş koşullarında, hayatını ve geleceğini güvence altına almakla meşgul olduğunu; ancak bunun onların kamusal alandan çekildiği anlamına gelmediğini belirtti. Zehran, gençlerin siyasete olan ilgisinin bitmediğini, yalnızca dönüştüğünü söyledi: "Soru artık 'rejimi nasıl devirebiliriz?' değil, çok daha zor bir soru: 'İstediğimiz devleti nasıl inşa edeceğiz?'"
Devrim kuşağının gerçek sınavının, protestodan siyasete, tepkisel tutumdan proje üretimine ve parçalı gündemlerden bütünlüklü bir ulusal vizyona geçişte yattığını vurgulayan Zehran, "Sudan yalnızca gençlik meselesini savunacak birileri değil, ekonomi, eğitim, sağlık, adalet, dış ilişkiler ve kurumsal yapılanma konularında devlet projesi olan gençlere ihtiyaç duyuyor" dedi. Zehran sözlerini şöyle noktaladı: "Devrim kuşağı rolünü yitirmedi; ancak şimdi araçlarını değiştirmekle yükümlü: Protestodan siyasete, dağınık inisiyatiflerden bütünlüklü bir ulusal projeye, değişim talebinden devlet inşasına katılıma."
Nil Üniversitesi Siyaset Bilimi öğretim üyesi Mus'ab Muhammed ise devrim döneminde gençlerin siyasi sahnede etkin bir güç olarak öne çıktığını, ancak süregelen savaşın bu gençlerin faaliyet ortamını kökten değiştirdiğini ve hâkim söylemin artık savaş söylemi hâline geldiğini vurguladı. Gençlerin siyasi görünürlüğünün azaldığını, buna karşın toplumsal etkinliklerinin sürdüğünü belirten Muhammed, savaşın geleneksel anlamda siyasi liderler değil, acil durum odaları ve yerel ağlarla bağlantılı yeni yerel ve genç liderler doğurduğuna dikkat çekti. Savaşın gençlerin siyasi rolünü sona erdirmediğini, yalnızca bu rolün ağırlık merkezini doğrudan siyasi protestodan toplumsal örgütlenmeye, insani çalışmaya ve yerel meşruiyet inşasına taşıdığını ifade eden Muhammed, bu sürecin ileride geleneksel parti yapılarının dışında yeni bir genç siyasi seçkinler kuşağının doğmasına zemin hazırlayabileceğini öngördü.
Cezire Eyaleti'ne bağlı Hasaheysa Direniş Komiteleri üyesi Salah Babikir ise direniş komitelerinde ve devrimde çalıştığı dönemi en gurur duyduğu dönem olarak nitelendirdi. Bugün omuzlarındaki sorumlulukların ağırlaştığını, üniversite eğitimi ya da aile geçimi gibi gündelik yaşamın ayrıntılarıyla meşgul olduklarını belirten Babikir, siyasi çalışmaya ilgilerinin sürdüğünü ancak savaşı destekleyenler ile barışı savunanlar arasında gerçek bir fark göremediklerini söyledi. Her iki tarafın da yalnızca mevki elde etmek için geniş sloganlar attığını düşünen Babikir, bu tutumun siyasete bakışlarını değiştirdiğini ve mevcut sürecin kendilerine daha büyük bir siyasi deneyim kazandırdığını vurguladı.
Devrim kuşağı belki de yok olmadı; yalnızca mücadelesi değişti. Sokaklarda slogan atmak yerine bir kısmı artık yiyecek ve ilaç temin etmekle, ailesini korumakla ya da yerinden edilmişlere yardım etmekle meşgul. Asıl siyasi soru şu: Savaş sona erdiğinde bu gençler siyasete geri döner mi, yoksa savaş farklı önceliklere ve farklı liderlere sahip yeni bir kuşak mı doğurmuş olacak?
Kaynakça : Ultrasudan