Somali için "Ya Devlet Başa" Deme Vakti
22.06.2026 - 15:40 | Son Güncellenme: 22.06.2026 - 15:48
Son dönemde Somali’nin başkenti Mogadişu’nun çeşitli bölgelerinde çatışmalar yaşanıyor. Bu çatışmalar, çoğunlukla devlet güvenlik güçleri ile geçmişte devletin farklı kademelerinde görev yapmış, bugün ise muhalif bir konumda bulunan silahlı gruplar arasında meydana geliyor.
Somali’de merkezî devlet otoritesinin çöküşünün ardından silahlı grupların sayısı ve etkisi önemli ölçüde arttı. Uzun yıllar boyunca devlet kurumlarının zayıf kalması, çeşitli grupların kendi güvenlik ve güç yapılarını oluşturmalarına zemin hazırladı. Bu silahlı grupların yurt dışından destek gördüklerine dair, açık ya da gizli olsun, halk nezdinde yaygın bir kanaat bulunuyor. Bu düşüncenin temelinde ise Somali’nin sahip olduğu stratejik konum ve jeopolitik önemi yatıyor.
Somali, Afrika’nın en doğusunda yer alıyor; Hint Okyanusu ile Kızıldeniz arasında stratejik bir konuma sahip. Aynı zamanda deniz yoluyla Yemen’e komşu olan ülke, dünya ticaretinin en önemli geçiş noktalarından biri olan Babülmendep Boğazı’nın hemen yakınında yer alıyor.
Bu nedenle Somali, tarih boyunca olduğu gibi günümüzde de jeopolitik ve jeostratejik rekabetlerin etkisi altında kalıyor; bölgesel ve küresel güçlerin çıkar çatışmalarına zaman zaman sahne olan bir coğrafya. Ülkenin sahip olduğu stratejik konum, dış müdahaleleri ve vekâlet savaşlarını teşvik eden önemli unsurlardan biri olarak görülüyor.

Oysa güçlü ve istikrarlı bir devlet düzeninin tesis edilebilmesi için güvenlik alanında meşru güç kullanma yetkisinin yalnızca devlete ait olması gerekiyor. Devlet otoritesi dışında faaliyet gösteren silahlı yapıların varlığı, kamu düzeninin sağlanmasını güçleştirmekte, toplumsal huzuru tehdit etmekte ve ülkenin siyasi istikrarını zayıflatmakta.
Somali’nin kalıcı barışa, güvenliğe ve kalkınmaya ulaşabilmesi için hukukun üstünlüğüne dayanan, güçlü kurumlara sahip ve güvenlik yetkisinin yalnızca devlet tarafından kullanıldığı bir sistemin inşa edilmesi hayati önem taşıyor. Tarih boyunca olduğu gibi bugün de düzenin, güvenliğin ve istikrarın temeli, güçlü devlet otoritesi.
Somali tarihinde yasa dışı silahların toplanması yeni bir uygulama değil. Nitekim bugün Somali’nin en güvenli bölgeleri arasında gösterilen Puntland ve Somaliland’da, 1994-2002 yılları arasında yasa dışı silahların toplanmasına yönelik operasyonlar gerçekleştirilmiş ve bu süreç zaman zaman ciddi çatışmalara sahne olmuştu. Ancak Somaliland Başkanı Muhammed Hacı İbrahim Egal ile Puntland lideri Abdullahi Yusuf Ahmed’in kararlı tutumları ve halkın desteği sayesinde bu süreç başarıyla tamamlanmıştı.
Kanaatim odur ki eğer o dönemde bu mücadele verilmemiş ve bu bedeller ödenmemiş olsaydı, söz konusu bölgelerde bugün görülen istikrar ve güvenlik ortamı da tesis edilemezdi. Bu nedenle Somali’nin kuzey bölgelerinde de yasa dışı silahlara karşı devletin kararlı bir mücadele yürütmesi gerekiyor. Aksi takdirde Somali halkının hak ettiği huzur ve güvenliğe kavuşması zor olacak.
Özellikle seçim dönemlerinde ortaya çıkan gayrimeşru ağır silahlı gruplar, bazı bölgeleri âdeta bir savaş alanına çevirmekte ve sivillerin ağır bedeller ödemesine neden olmakta. Bunun önüne geçmenin yolu, silah bulundurma ve kullanma yetkisinin yalnızca devletin güvenlik kurumları ile kanunen yetkilendirilmiş mercilerle sınırlandırılmasından geçiyor.
“Ya devlet başa, ya kuzgun leşe” sözü bu gerçeği ifade ediyor. Devletin güçlü olduğu yerde hukuk, düzen ve güvenlik hâkim olur; devlet otoritesinin zayıfladığı yerde ise kargaşa, belirsizlik ve çatışma kaçınılmaz hâle gelir. Somali’nin geleceği, hukukun üstünlüğünü esas alan güçlü bir devlet yapısının inşasına ve güvenlik alanında meşru otoritenin tesis edilmesine bağlı.