Roma Müzakereleri: Yedinci Tur, İsrail'in Güney Lübnan'dan Çekilmesinin Önünü Açar mı?
06.08.2026 - 17:51 | Son Güncellenme: 06.08.2026 - 18:07
Lübnan ile İsrail arasında İtalya'nın başkenti Roma'da sürdürülen müzakereler, çerçeve anlaşmasının imzalanmasından bu yana en kritik aşamasına girdi. Görüşmeler artık genel ilkelerin tartışılmasından sahada uygulamanın nasıl hayata geçirileceğine dönüştü. Tüm bunlar, İsrail'in tırmandırma politikasını sürdürdüğü ve Lübnan'ın iç siyasetinde bu müzakere sürecinin anlamlılığı konusundaki derin ayrışmanın derinleştiği bir ortamda yaşanıyor.
Lübnan ve İsrail heyetleri, 4-6 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilen yedinci turun ilk gününü tamamladı. Bu tur, Batı Zutar kasabasında birinci deneme aşamasının hayata geçirilmesinin ardından düzenlenen ilk görüşme olma özelliği taşıyor; söz konusu kasabada Lübnan ordusu, İsrail'in kasabanın çeperlerinden sınırlı çekilmesinin ardından konuşlanmıştı.
Bu turdaki müzakereler; İsrail'in çekilme haritaları, Lübnan ordusunun konuşlanma mekanizmaları ve anlaşmanın uygulanmasını izleyip denetleyecek uluslararası tarafın belirlenmesi gibi karmaşık operasyonel meselelere odaklanıyor.
Beyrut'ta dolaşan bilgilere göre Lübnan heyeti, bir sonraki çekilme aşaması için Bint Cübeyl ve Hayam kasabalarını model olarak önerdi. İsrail kuvvetlerinin hâlâ bazı bölümlerine hâkim olduğu en büyük sınır kasabalarından ikisi olan bu yerleşim yerleri için İsrail tarafı henüz kesin bir yanıt vermedi.
Lübnan heyeti ayrıca ateşkesin yeniden teyit edilmesini ve anlaşmanın uygulanmasını sekteye uğratan İsrail ihlallerinin durdurulmasını talep etti.
Gözlemciler, Bint Cübeyl ve Hayam'ın gündeme taşınmasının çok daha girift bir dosyayı açtığını vurguluyor; zira İsrail, "sarı hat" olarak bilinen sınırın içinde kalan kasabaların müzakere konusu yapılamayacağı görüşünde.
Mevcut turda dikkat çekici bir gelişme de kara sınırının tespiti meselesinin ilk kez gündem maddelerine alınması oldu. Lübnan, uluslararası alanda çizilmiş bu sınırların sahada da fiilen belirlenmesini istiyor.
İki taraf ayrıca saha düzenlemelerinin uygulanmasını denetleyecek üçüncü tarafın kimliği üzerinde de müzakere ediyor. ABD, Fransa ve İtalya'nın adları öne çıkıyor; ancak henüz bir uzlaşıya varılamadı.
Bu tur, 26 Haziran'da imzalanan çerçeve anlaşmasının devamı niteliğinde. Söz konusu anlaşma; deneme bölgelerinden başlayarak kademeli güvenlik düzenlemeleri çerçevesinde İsrail'in aşamalı çekilmesi karşılığında Lübnan ordusunun konuşlanmasını öngörüyordu.
Ne var ki ilk deneme, anlaşma maddelerinden fiili uygulamaya geçişin ciddi güçlükler barındırdığını gözler önüne serdi. İsrail'in ihlallerini sürdürmesi ve bazı taahhütlerin sahada yerine getirilememesi bu güçlüklerin başında geliyor.
İsrail ise müzakereleri maksimum baskı politikasıyla yönetmeye devam ediyor. Ek her çekilmeyi, başta Hizbullah'ın silahsızlandırılmasına ilişkin adımlar olmak üzere Lübnan ordusunun önceden atacağı güvenlik adımlarına bağlıyor; bu tutum İsrail'e müzakere masasında ek koz sağlıyor.
Müzakerelerle eş zamanlı olarak Lübnan'ın iç siyasetindeki kutuplaşma da keskinleşiyor. Hizbullah Genel Sekreteri Naim Kasım, İsrail ile doğrudan müzakerelere karşı çıkışını yineledi; bu sürecin Lübnan'a yalnızca "utanç, aşağılanma, hayal kırıklığı ve art arda gelen tavizler" getirdiğini savundu. Kasım, Lübnan yönetimini ulusal egemenliğe sahip çıkmaya, güneydeki İsrail varlığına son vermeye ve "bedelsiz tavizleri" durdurmaya çağırırken ulusal durumu onarmak için direniş ile iç diyalog kurulmasını da talep etti.
Başbakan Nevvaf Salam ise sert bir karşılık verdi. Lübnan'ı "anlamsız destek savaşlarına" sürükleyenlerin İsrail'e en büyük hizmeti sunduğunu belirten Salam, Lübnanlıların bedelini ödemeye devam ettiği tercihlerden sorumluluk kabul edilmeden diyalog ve ulusal birliğin sağlanamayacağını vurguladı.
Yedinci Roma turu sona ererken tüm gözler, çerçeve anlaşmasının yazılı mutabakatlardan sahada somut adımlara dönüşüp dönüşemeyeceğine çevrildi. Müzakerelerin geleceği, Hizbullah'ın silahı ve İsrail ile ilişkiler konusundaki iç bölünme ise giderek derinleşiyor.
Temel soru yerli yerinde duruyor: Roma müzakereleri İsrail'in Güney Lübnan'dan kademeli çekilmesini sağlayabilecek mi, yoksa siyasi ve sahaya ilişkin karmaşıklıklar anlaşmayı müzakereler ile karşılıklı baskıların tutsağı olmaya mahkûm mu edecek?
Siyasi yazar ve araştırmacı Esad Beşara, Roma'dan sızdığı öne sürülen bilgilere —İsrail'in ateşkese ve çekilmelere uymayı reddettiğine, Bint Cübeyl ve Hayam önerisini kabul etmediğine— ilişkin sorular üzerine Lübnan'ın önündeki tek seçeneğin müzakere olduğunu söyledi. Beyrut'tan El Arabi televizyonuna konuşan Beşara, ateşkes anlaşmasının ihlal edilmediğini, yaşananların yalnızca Hizbullah'a ait tünellerin imha edilmesiyle sınırlı kaldığını; anlaşmanın ise savaşı ve İsrail'in ilerleme hamlelerini durdurduğunu ifade etti. Beşara'ya göre mevcut müzakerelerin amacı, İsrail'in savaşı yeniden başlatmasını ya da işgali genişletmesini önleyen çerçeve anlaşmasını ayakta tutmaktır. Beşara, ABD'nin bu sürecin dengeli bir garantörü olduğunu ve İsrail'e serbest alan tanımak yerine onu dizginlemek için açıkça çalıştığını vurguladı.
Siyasi yazar ve araştırmacı Rıdvan Akil ise Roma turundaki sonuçların Lübnan'ın beklentilerinin gerisinde kaldığını belirtti. İsrail'in tutumundan taviz vermediğini ve çeşitli bahaneler üretmeye devam ettiğini kaydeden Akil, İsraillilerin Nebatiye, Doğu Zutar gibi deneme bölgelerinden çekilmemelerini Hizbullah tünellerinin varlığıyla gerekçelendirdiğini; ancak bu tünellerin hedef alınması sırasında Lübnan ordusundan da kayıplar verildiğini hatırlattı. Tüm bunların Litani'nin güneyinde ve kuzeyinde bir felç haline yol açtığını, durumun örtülü bir işgale dönüştüğünü söyledi.
Akil, Bint Cübeyl ve Hayam meselesinin İsrail'in hayati çıkar hattı olarak gördüğü sarı bölgeden herhangi bir çekilmenin ne denli güç olduğunu gözler önüne serdiğini de vurguladı. İsrail'in bir ya da iki kasabadan çekilmesi halinde Lübnan'ın daha fazlasını talep edeceği kaygısıyla bu bölgeyi elinde tuttuğunu belirten Akil, Lübnan heyetinin dosyalarını titizlikle hazırladığını, önce diplomatik ve askeri heyetlerin birlikte çalıştığını, ardından ayrıştırıldığını aktardı. İsraillilerin ise Amerikalı arabulucu aracılığıyla bir sonraki oturumda Tel Aviv'den yeni bir yanıt sunacağını vaat ettiğini de sözlerine ekledi.
Akil, İsrail'in Bint Cübeyl'den çekilmesinin Lübnan ordusu açısından da bir sorun doğurduğuna dikkat çekti: Çevredeki köyler hâlâ işgal altında olduğundan ordu oraya ulaşamıyor; üstelik Ordu Komutanı Rudolf Hikel, İsrail kuvvetleriyle doğrudan temas kurmayı reddediyor. Hayam konusunda ise Merciyun ya da Bekaa üzerinden alternatif güzergâhlarla orduya erişim sağlanıp sağlanamayacağının tartışıldığını, ancak İsrail'in henüz net bir yanıt vermediğini belirtti.
Kaynakça : Al Araby TV