Putin Çin'de: Diyalog Masasında Yoğun Gündem
22.05.2026 - 09:47 | Son Güncellenme: 22.05.2026 - 11:19
Putin ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in görüşmesinde, Trump ile Xi arasındaki temaslarda ele alınan bazı başlıkların da gündeme gelmesi bekleniyor. Özellikle Putin’in, Trump-Xi görüşmelerinin Rusya’nın siyasi ve ekonomik çıkarlarını olumsuz etkileyebilecek sonuçlar doğurup doğurmadığı konusunda güvence aradığı değerlendiriliyor. Batı yaptırımları altındaki Rus petrolünün en büyük alıcısının Çin olması nedeniyle Moskova’nın ekonomik bağımlılığının giderek Pekin üzerinde yoğunlaşması da dikkat çekiyor.
Öte yandan Pekin ve Moskova yönetimleri, Financial Times gazetesinin dün yayımladığı Trump-Xi görüşmesine ilişkin haberlere yönelik sessizliğini korudu.
Haberde, Xi'nin Trump’a yaptığı görüşmede ‘’Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Ukrayna’yı işgalinden dolayı bir gün pişmanlık duyabileceğini’’ söylediği öne sürüldü.
Xi'nin eski ABD Başkanı Joe Biden ile yaptığı görüşmelere yakın kaynaklardan biri ise iki liderin Rusya ve Ukrayna konusunda ‘’açık ve doğrudan’’ görüşmeler gerçekleştirdiğini, ancak Xi'nin daha önce Putin veya savaş hakkında kişisel değerlendirmelerde bulunmadığını ifade etti. Kaynak, Trump ile yapılan görüşmede bunun değişmiş göründüğünü söyledi.
Putin ve Ukrayna savaşı
Çin, Rusya’nın 2022’de Ukrayna’ya yönelik saldırısından bu yana savaşta tarafsız görünmeye çalışan bir politika izliyor.
Pekin yönetimi bir yandan diyalog çağrısı yaparken diğer yandan Rusya’yı açık şekilde kınamaktan kaçınıyor. Çin ayrıca Batılı ülkelerin Moskova’ya askerî destek sağladığı yönündeki suçlamaları reddederken, ABD ve Avrupa’nın Ukrayna’ya silah desteğinin savaşı uzattığını savunuyor.
Putin de ziyaret öncesinde Çin ile ilişkileri öven açıklamalarda bulundu.
Rus lider, iki ülke ilişkilerinin ‘’eşi benzeri görülmemiş seviyeye’’ ulaştığını belirterek, 25 yıl önce imzalanan Dostluk ve İşbirliği Anlaşması’nın stratejik ortaklığın temelini oluşturduğunu söyledi.
Yakın Rusya-Çin stratejik ortaklığının küresel istikrar açısından önemli rol oynadığını belirten Putin, iki ülke arasındaki ticaret hacminin uzun süredir 230 milyar dolar seviyesini aştığını kaydetti.
Çin Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Guo Jiakun da dün düzenlediği basın toplantısında liderlerin görüşmede ikili ilişkilerin yanı sıra uluslararası ve bölgesel meseleleri ele alacağını söyledi.
Guo, Xi ile Putin’in liderliğinde Çin-Rusya dostluğunun daha da güçleneceğini ifade etti.
Şinhua Ajansı ise ziyaretin, Çin-Rusya stratejik koordinasyon ortaklığının 30. yılına ve iki ülke arasındaki Dostluk ve İşbirliği Anlaşması’nın 25. yılına denk geldiğine dikkat çekti.
Ajans, bu gelişmelerin iki ülke ilişkilerinin karşılıklı çıkarlar ve ortak iş birliği temelinde olgunlaştığını gösterdiğini belirtti.
Şinhua, ziyaretin ikili ilişkileri daha üst seviyeye taşımasının ve uluslararası sistemde yaşanan belirsizlikler karşısında ihtiyaç duyulan istikrara olumlu katkı sunmasının beklendiğini kaydetti.
Putin’in ziyaretiyle birlikte Çin, kısa süre içinde Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin diğer dört daimî üyesinin liderlerini ağırlamış oldu.
Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron aralık ayında Pekin’i ziyaret ederken, İngiltere Başbakanı Keir Starmer ocak ayında Çin’e gitmişti. Daha sonra ise Trump ve Putin ziyaretleri gerçekleşti.
Çin medyası, Trump ve Putin’in aynı ay içinde Pekin’de ağırlanmasının, Çin’in hem Washington hem Moskova ile ilişkileri yönetme kapasitesini ortaya koyduğunu savundu.
Wenchuan Stratejik Araştırmalar Merkezi’nden uluslararası ilişkiler uzmanı Jiang Li, Alaraby Al-Jadeed gazetesine yaptığı açıklamada, Ukrayna savaşının Putin ile Xi arasındaki görüşmenin gündem maddelerinden biri olacağını söyledi.
Li, bu yıl Çin-Rusya stratejik ortaklığının 30. yılı ile Dostluk ve İşbirliği Anlaşması’nın 25. yılı olduğunu belirterek, ziyaretin iki ülke ilişkilerinin gücünü yeniden teyit ettiğini ifade etti.
Putin’in ziyaret zamanlamasının Trump’ın ziyaretiyle bağlantılı olmadığını belirten Li, Rus liderin ziyaretinin önceden planlandığını ve iki ülke arasındaki rutin diplomatik temasların parçası olduğunu kaydetti.
Trump’ın Çin ziyaretinin ise Orta Doğu’daki savaş nedeniyle iki kez ertelendiğini ifade eden Li, Pekin’in hem Washington hem Moskova ile ilişkileri aynı anda yürütmeye çalıştığını söyledi.
Li, Çin’in ABD ile istikrarlı ilişkiler kurmayı ve Rusya ile stratejik ortaklığı derinleştirmeyi birbirine zıt hedefler olarak görmediğini, bunun büyük güçler arasındaki dengeleri koruma yaklaşımının parçası olduğunu dile getirdi.
Trump da Şi ile yaptığı görüşmenin ardından Air Force One uçağında gazetecilere yaptığı açıklamada, Rusya konusunun görüşmede gündeme geldiğini söyledi.
ABD Başkanı, Washington-Moskova-Pekin arasında olası üçlü nükleer silah kontrol anlaşmasını gündeme getirdiğini belirtti.
Trump, “Oldukça olumlu karşılık aldım. Bu bir başlangıç.” ifadelerini kullandı.
Rusya’nın nükleer kapasitesini hem Washington hem Pekin açısından ortak endişe kaynağı olarak nitelendiren Trump, Ukrayna savaşının da Pekin’deki görüşmelerde ele alındığını kaydetti.
Beyaz Saray ise Financial Times’ın Xi'nin Putin’e ilişkin sözleriyle ilgili haberine yorum yapmadı.
Brookings Enstitüsünden Patricia Kim, Putin ziyaretinin Trump’ın Çin ziyaretindeki kadar gösterişli olmayabileceğini ancak Xi ile Putin arasındaki ilişkinin bu tür sembollere ihtiyaç duymadığını söyledi.
Kim, Çin-Rusya ilişkilerinin Çin-ABD ilişkilerine kıyasla daha güçlü ve istikrarlı görüldüğünü ifade etti.
Xi'nin Trump ile yaptığı görüşmenin ayrıntılarını Putin’e aktarabileceğini belirten Kim, görüşmeden somut sonuç çıkmamasının Moskova açısından rahatlatıcı olabileceğini söyledi.
Sibirya boru hattı
Güney Çin Üniversitesinden uluslararası ilişkiler uzmanı Yao Bin ise Batı yaptırımlarının ardından Çin ile ticaretin Rusya açısından daha kritik hâle geldiğini söyledi.
Rus petrolü ve doğal gazının, İran’a yönelik ABD-İsrail saldırıları sırasında Hürmüz Boğazı’nda yaşanan enerji kesintilerinin etkilerini azaltmaya katkı sağladığını belirten Yao, nisan ayında Çin’in Rusya’dan ithalatının yıllık bazda yaklaşık yüzde 40 artarak 13 milyar dolara ulaştığını söyledi.
Çin’in Rusya’ya ihracatının ise yüzde 25 artışla 10 milyar dolara çıktığını kaydetti.
AFP’ye göre Putin ile Xi arasındaki görüşmede ele alınacak başlıklardan biri de "Sibirya'nın Gücü 2" doğal gaz boru hattı projesi olacak.
Rusya’dan Çin’e Moğolistan üzerinden uzanması planlanan proje, Orta Doğu’dan deniz yoluyla taşınan enerjiye alternatif kara hattı oluşturmayı hedefliyor. Moskova yönetimi projeyi hızlandırmak istiyor.
Rus ekonomisinin Çin’e enerji ihracatına bağımlılığı giderek artarken, Asia Society’den Lyle Morris, Putin’in Çin desteğini kaybetmek istemediğini söyledi.
Morris, Putin’in Çin’in Orta Doğu’daki sonraki adımlarını da yakından takip ettiğini belirterek, Trump’ın Pekin’in bölgede daha aktif rol üstlenmesini istediğini açık şekilde dile getirdiğini söyledi.
Öte yandan Çin ile Rusya’nın, ABD-İsrail’in İran’a yönelik savaşı konusunda öncelikleri farklılık gösterebilir.
Singapur’daki Nanyang Teknoloji Üniversitesinden James Char’a göre Pekin, ekonomik faaliyetlerini sürdürebilmek için küresel deniz ticaret yollarındaki istikrara ihtiyaç duyuyor ve Hürmüz Boğazı’ndaki gerilimin mümkün olan en kısa sürede sona ermesini istiyor.
Buna karşılık Moskova ise tabloya farklı bir perspektiften yaklaşıyor. Rusya’nın, İran’daki çatışmalar nedeniyle Rus enerji ihracatına yönelik kısıtlamaların hafiflemesinden ekonomik olarak fayda sağladığı değerlendiriliyor.
Kaynak: Alaraby Al-Jadeed