Pakistan Talibanı: İslamabad Yönetimiyle Artan Gerilim ve Bölgesel Çatışmalar

Afganistan’daki Taliban’ın Hindistan’la diplomatik teması yeniden kurduğu süreçte, Pakistan Talibanı (TTP) ile Pakistan yönetimi arasındaki gerilim arttı. Pakistan Kabil’e hava saldırıları düzenledi ve sınır hattında çatışmalar yaşandı.
Fokus+
Pakistan Talibanı İslamabad Yönetimiyle Artan Gerilim ve Bölgesel Çatışmalar

15.10.2025 - 15:01  |  Son Güncellenme:  15.10.2025 - 15:25

Afganistan'daki Taliban yönetimi, Hindistan ile diplomatik ilişkilerini yeniden kurarken, Pakistan ile Pakistan Talibanı (TTP) arasındaki gerilimler derinleşiyor. 

Geçtiğimiz hafta Hindistan, Taliban'ın 2021'de iktidara dönüşünün ardından kapalı kalan Afganistan büyükelçiliğini yeniden açarak, Kabil ile ilişkilerinde önemli bir adım attı. 

Bu gelişme, Taliban Dışişleri Bakanı Emirhan Muttaki’nin dört yıl aradan sonra gerçekleştirdiği Yeni Delhi ziyaretinin hemen sonrasına denk geldi.

Ziyaret sırasında Muttaki, Hindistan'ın Kabil’deki teknik misyonunu diplomatik temsilciliğe yükselteceğini ve diplomatların gönderileceğini belirtti. 

Bu bağlamda, Ocak ayında Dubai'de, üst düzey bir Hindistan Dışişleri Bakanlığı yetkilisi Muttaki ile bir araya gelmişti.

Hindistan Dışişleri Bakanlığı ise o dönemde, Yeni Delhi'nin "Afgan halkıyla uzun süredir devam eden ilişkilerini güçlendirmeye" kararlı olduğunu vurgulamıştı.

2021’de ABD’nin çekilmesinin ardından kapatılan büyükelçilik, 2022’de sınırlı insani ve ticari faaliyetlerle küçük bir misyon olarak faaliyet göstermeye başlamıştı.

Hindistan ile yakınlaşma ve Pakistan ile çatışma

Hindistan ve Afganistan, tarih boyunca dostane ilişkiler içinde oldu.

Son dönemdeki yakınlaşmaları ise ABD’nin Afganistan’dan çekilmesi ve Güney Asya’daki jeopolitik değişimlerin etkisiyle şekilleniyor. 

Taliban’ın 2021'de iktidara dönüşünden sonra ise Pakistan ile ilişkiler giderek kötüleşti.

Pakistan, komşusunu hem Kabil hem de Yeni Delhi'nin yardımıyla saldırılar düzenleyen militanlara ev sahipliği yapmakla suçluyor.

Her ne kadar Taliban Hareketi, Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin sert Hindu milliyetçisi yaklaşımıyla çelişen bir model olsa da, hükümeti, Taliban ile Pakistan arasındaki ilişkileri, hareketi İslamabad’dan uzaklaştırmak ve bölgede artan Çin nüfuzunun önünü kesmek için kaçırılmayacak bir fırsat olarak gördü.

Taliban Dışişleri Bakanı'nın Yeni Delhi ziyareti

Öte yandan İslamabad, eski Bangladeş Başbakanı Şeyh Hasina'nın devrilmesini ve geçen yıl Hindistan'a kaçmasını, 1971'deki yıkıcı bir savaşın ardından bağımsızlığını kazanmasından bu yana Pakistan ile kötü ilişkiler içinde olan Dakka ile uzlaşma fırsatı olarak gördü.

Taliban Dışişleri Bakanı'nın Yeni Delhi ziyareti, hareketin Pakistan komşusuyla ilişkilerinde en kötü gerginliğin yaşandığı dönemde gerçekleşti.

Bu gerginlik, geçen hafta iki ülke arasındaki sınırda Taliban hükümet güçleri ile Pakistan ordusu arasında şiddetli çatışmalara dönüştü.

İslamabad’dan Kabil’e Hava Saldırıları

Geçen hafta Pakistan savaş uçakları, Afganistan’ın başkenti Kabil’e hava saldırıları düzenleyerek, Müftü Nur Veli Mehsud başta olmak üzere Pakistan Talibanı’nın liderlerini hedef aldı.

Mehsud saldırıdan kurtulurken, Pakistan yetkilileri Mehsud tarafından kullanılan bir aracın hedef alındığını doğruladı.

Afganistan Savunma Bakanlığı ise bu saldırıyı "Afganistan ve Pakistan tarihinde eşi benzeri görülmemiş, şiddetli ve kışkırtıcı bir eylem" olarak nitelendirdi. 

İslamabad, askeri harekatını, Kabil'e karşı sabrının tükendiğini söyleyerek gerekçelendirdi.

Pakistan askeri sözcüsü Korgeneral Ahmed Şerif Çaudri, ülkesinin "Pakistan halkının hayatını korumak" için gereken her şeyi yaptığını vurguladı.

Çaudri, Afganistan'dan "topraklarının Pakistan'a karşı terörizm amacıyla kullanılmaması" yönünde talepleri olduğunu yineledi.

Pakistan Savunma Bakanı Havace Muhammad Asif

Pakistan Savunma Bakanı Havace Muhammad Asif ise,  Taliban yönetimini Pakistan Talibanı’nı desteklemekten vazgeçirmeye yönelik çabaların başarısız olduğunu ve sabrın tükendiğini belirtti.

Asif, "Artık yeter. Pakistan hükümeti ve ordusunun sabrı tükendi" diye ekledi.

Başbakan Şehbaz Şerif de, “Pakistan'ın savunmasında hiçbir taviz verilmeyeceğini ve her provokasyona güçlü yanıt verileceğini” vurguladı.

İçişleri Bakanı Muhsin Nakvi, Afganistan’ın “ateşle oynadığını” ve bunun sonuçlarına katlanması gerektiğini ve artık Pakistan'a düşmanca bakmaya cesaret edemeyeceğini söyledi.

Pakistan'ın Kabil'e düzenlediği hava saldırıları, Hayber Pahtunhva eyaletinde Pakistan Talibanı ile yaşanan şiddetli çatışmalardan sadece bir gün sonra gerçekleşti. 

Çatışmalar, grubun bu ayın 8'inde Afgan sınırı yakınlarında bir Pakistan askeri konvoyuna düzenlediği pusu sonrasında yaşandı ve bu saldırıda birkaç Pakistanlı asker hayatını kaybetti.

Pakistan Talibanı: Saldırılar Artıyor

Son aylarda Pakistan Talibanı’nın saldırılarında belirgin bir artış gözlemlendi. 

Her ne kadar Afgan Talibanı’ndan ayrı bir yapıya sahip olsa da benzer ideolojiyi paylaşan grup, Pakistan ordusu ve güvenlik güçlerini hedef alıyor. 

İslamabad, grubun militanlarının Hindistan’dan destek aldığını ve Afganistan topraklarını saldırı planlamada kullandığını ileri sürüyor.

İslamabad'daki askeri kaynaklara göre, Ocak-15 Eylül 2024 arasında yapılan saldırılarda 500’den fazla kişi hayatını kaybetti.

2024, Pakistan için on yılın en kanlı yılı olurken, 1.600’den fazla can kaybı yaşandı. 

Pakistan Talibanı, 1990'larda Afgan Talibanı ile birlikte savaşan ve 2001'deki Afganistan işgalinin ardından İslamabad'ın ABD'ye verdiği desteğe itiraz eden El Kaide bağlantılı Pakistanlı cihatçılar tarafından kuruldu.

Hareket, resmi olarak 2007 yılında Pakistan'ın güneybatısındaki Veziristan'da Beytullah Mehsud tarafından kuruldu.

Mehsud'un ölümünden sonra 2013 yılına kadar liderliği Hakimullah Mehsud üstlendi, ardından Molla Fazlullah ve son olarak Nur Veli Mehsud geldi.

Sınırın her iki yakasındaki Peştunlar

Pakistan Talibanı’nın üyelerinin büyük kısmı, Afgan Talibanı üyeleriyle aynı etnik kökene sahip Peştunlardan oluşuyor. 

Pakistan’ın kuzeybatısında, Afganistan sınırındaki aşiret bölgeleri, Pakistan Talibanı’nın (TTP) doğum yeri.

Örgüt, 2007-2009 yılları arasında İslamabad’ın 140 kilometre kuzeyinde bulunan Swat Vadisi'ni kontrol altına alarak, bölgede İslam hukukunun katı bir yorumunu dayatmış ve bu dönemde nüfuzunun zirvesine ulaştı.

2007-2014 yılları arasında ülke genelinde düzenlediği kanlı saldırılarla Pakistan’ı derinden sarsan TTP, daha sonra Pakistan ordusunun yoğun askeri operasyonlarıyla zayıflatıldı. 

Bu süreçte örgüt, sınırın Afganistan tarafına çekilmek zorunda kaldı ve Pakistan içindeki saldırı faaliyetlerini önemli ölçüde azalttı.

Ancak örgüt, 2015 yılında dönemin lideri Molla Fazlullah’ın ABD’ye ait bir insansız hava aracı (İHA) saldırısında öldürülmesinin ardından ciddi güç kaybı yaşasa da, Nur Veli Mehsud’un 2020 yılında liderliği devralmasıyla yeniden toparlanma sürecine girdi. 

Özellikle Taliban’ın Ağustos 2021’de Kabil’de yeniden iktidara gelmesiyle birlikte, Pakistan Talibanı da sahadaki etkinliğini artırarak saldırılarını yoğunlaştırdı.

Güney Veziristan’daki Mehsud kabilesine mensup olan Nur Veli Mehsud’un liderliğinde TTP, El Kaide’ye yakın veya geçmişte bağlantılı olan yaklaşık on farklı silahlı grubu bünyesine kattı.

Yeni dönemde örgüt, doğrudan sivil hedeflere yönelik saldırılar yerine, güvenlik güçleri ve ordu mensuplarını hedef almaya odaklanan bir strateji benimsemeye başladı.

Pakistan Talibanı’nın kesin üye sayısı tam olarak bilinmemekle birlikte, Birleşmiş Milletler’e (BM) göre örgütün 2.500 ila 6.000 arasında savaşçısı bulunduğu tahmin ediliyor.

Demografik ve Etnik Çakışma

Pakistan ile Afganistan arasındaki ilişkiler, yalnızca siyasi ve güvenlik düzeyinde değil; aynı zamanda demografik ve etnik boyutları da içeren karmaşık bir yapı arz ediyor. 

Bu çerçevede yaşanan sınır ötesi çatışmalar ve siyasi krizler, mülteci meselesi üzerinden daha da derinleşiyor.

İslamabad yönetimi, 2023 yılında yaklaşık 1,7 milyon Afgan göçmenin ülkeyi terk etmesi yönünde karar aldı. 

Bu kişilerin büyük bölümü, sınır eyaleti olan Hayber Pahtunhva bölgesinde yaşıyor. 

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği verilerine göre, Pakistan’da resmi olarak kayıtlı yaklaşık 1,3 milyon Afgan mülteci bulunurken, hükümet yetkilileri 1,7 milyon kişinin yasadışı şekilde ülkede kaldığını ifade ediyor.

Taliban’ın 2021’de yeniden iktidara gelmesinden bu yana, Pakistan, mültecilerin korunmasına yönelik herhangi bir uluslararası anlaşmaya taraf değil. 

Aynı zamanda mültecilerin temel haklarını güvence altına alan kapsamlı bir iç mevzuat da bulunmuyor. Bu koşullar altında, 2021 sonrası Pakistan’a sığınan Afganların sayısı 600.000'i aşmış durumda.

BM verilerine göre, bugüne dek 1,2 milyondan fazla Afgan vatandaşı Pakistan'dan geri dönmek zorunda kaldı. Yalnızca bu yıl içerisinde ülkesine dönen Afganların sayısı 443.000’in üzerinde.

Taliban’ın Tarihsel Arka Planı: Pakistan ile Derinleşen Bağlar

Taliban hareketi, 1979-1989 yılları arasında Sovyetler Birliği’ne karşı sürdürülen savaşın ardından, 1994 yılında ilk kez sahneye çıktığında Pakistan'dan önemli destek aldı. 

Ardından 1992’de Kabil'deki komünist rejimin çöküşü sonrasında mücahit gruplar arasında bir iç savaş yaşandı.

Hareketin kökleri, Sovyet işgali sırasında Pakistan topraklarında faaliyet gösteren dini okullara (medreselere) dayanıyor. Bu dönemde Taliban’ın liderliğini üstlenen Molla Muhammed Ömer, hareketi Peştun kimliği üzerinden şekillendirdi.

Pakistan’ın açık desteği ve ABD’nin zımni onayıyla Taliban, 1994 sonrasında hızlı bir ilerleme kaydetti. 

Ekim 1994’te Kandahar’ın kontrolünü kısa sürede ele geçirdikten sonra, 27 Eylül 1996’da başkent Kabil’e girerek iktidarı ele geçirdi. Bu süreçte Burhaneddin Rabbani hükümetini devirdi ve eski Cumhurbaşkanı Muhammed Necibullah’ı kamuoyu önünde idam etti.

Taliban yönetimine karşı direnişin sembol ismi olan Ahmed Şah Mesud, 2001 yılında El Kaide tarafından öldürülmeden önce Penşir Vadisi’nde silahlı mücadele yürütmeye devam etti.

11 Eylül 2001’de El Kaide’nin ABD’ye yönelik gerçekleştirdiği saldırıların ardından, Washington yönetimi ve NATO ortakları, Taliban’ın El Kaide lideri Usame bin Ladin’i teslim etmeyi reddetmesi üzerine 7 Ekim 2001’de Afganistan’a yönelik kapsamlı bir askeri operasyon başlattı.

Bu operasyonun sonucunda Taliban kısa sürede iktidardan düşürüldü. 6 Aralık 2001’de resmen teslim olan Taliban liderleri, El Kaide unsurlarıyla birlikte Afganistan’ın güneyine, doğusuna ve Pakistan’a kaçtı.

Yaklaşık 2.400 Amerikan askerinin hayatını kaybettiği, 2,3 trilyon doların üzerinde harcama yapılan bu savaş süreci, 2021 yılında ABD’nin Afganistan’dan çekilmesiyle sona erdi. Taliban böylece, yirmi yıl aradan sonra yeniden Kabil’de iktidara geldi.

ABD Başkanı Joe Biden, çekilme kararını savunduğu ulusa sesleniş konuşmasında, “Size yürekten söylüyorum, bunun doğru, akıllıca ve ABD için en iyi karar olduğuna inanıyorum" ifadelerini kullandı.

 

Kaynak: Arap Araştırma ve Politika Çalışmaları Merkezi  (Alaraby)