Nobel Komitesi Trump Baskısı Altında
02.10.2026 - 10:39 | Son Güncellenme: 02.10.2026 - 10:39
Dünyanın gözleri, Nobel Barış Ödülü kazananının açıklanmasına sayılı günler kala Norveç'in başkenti Oslo'ya çevrildi. Bu yılki süreç, ödülü veren komite içinde eşi benzeri görülmemiş bir temkinlilik ve gerginlik havası eşliğinde geçiyor.
Bu atmosferin arkasında, ABD Başkanı Donald Trump'ın ödülü kazanmak için yürüttüğü siyasi girişimler ve açık talepler ile bunların tetiklediği, uluslararası çevrelerde geniş tartışmalara yol açan gelişmeler bulunuyor.
Bu gelişmelerin en dikkat çekicilerinden biri, geçen yılın kazananı Venezuelalı muhalefet lideri María Corina Machado'nun, ABD güçlerinin Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro'yu tutuklamasının ardından altın madalyasını Trump'a "onurlandırmak" amacıyla hediye etmesi oldu.
Nobel barış ödülü ve komitenin tercihleri
Bu hızla gelişen olaylar, beş üyeden oluşan komiteyi mercek altına aldı ve komiteyi doğrudan Trump'ın hedefi hâline getirdi.
Kurumun genel sekreteri Kristian Berg Harpviken, dış baskı girişimlerine alışkın olduklarını vurgulasa da, Oslo Barış Araştırmaları Enstitüsü başkanı Håkon Gjerløw başta olmak üzere gözlemciler ve uzmanlar, komitenin bu yıl güvenli ve tarafsız seçimlere yöneleceğini, yeni siyasi tartışmalara kapı aralayabilecek kişi veya kuruluşlardan uzak duracağını öngörüyor.
Uzmanlar, ABD'nin İran'a karşı sürdürdüğü savaş nedeniyle Trump'ın bu yıl Nobel Barış Ödülü'nü kazanamayacağına dikkat çekse de, ödülü belirleyecek komitenin onun etkisini yine de hissedeceğini belirtiyor.
Oslo Barış Araştırmaları Enstitüsünün vekil direktörü Håkon Gjerløw, beş kişilik komitenin bu yıl Trump'ın baskılarına direnebilecek bir isim seçmeye özen göstereceğini söyledi.
Reuters'a açıklama yapan Gjerløw, "Geçen yıl Nobel Barış Ödülü'yle ilgili yaşanan olayların, özellikle María Corina Machado'nun madalyasını sonradan Trump'a vermesinin, komitenin göz önünde bulunduracağı bazı değerlendirmeleri etkileyeceğini düşünüyorum" dedi.
Trump'ın Nobel komitesi üzerindeki baskısı
Gjerløw şöyle devam etti: "Komiteyi endişelendiren hususlardan biri, ödülü birine vermenin onu Donald Trump'ın baskısına maruz bırakıp bırakmayacağı... Komitenin, ödülün faydadan çok zarar getirip getirmeyeceğini de değerlendireceğini düşünüyorum."
Uzmanlara göre bu durum, ödülün Vatikan'daki Papa'ya, Uluslararası Ceza Mahkemesi'ne, Uluslararası Adalet Divanı'na ya da Birleşmiş Milletler'in işgal altındaki Filistin topraklarından sorumlu özel raportörü Francesca Albanese'ye verilmesi anlamına gelebilir.
Nobel Barış Ödülü kazananının 9 Ekim'de açıklanması bekleniyor.
Öte yandan, Vatikan'ın ABD kökenli ilk papası olan Papa Leo, Trump'ın ABD'nin İran'a karşı yürüttüğü savaşı eleştirmesi üzerine kendisini "zayıf" olarak nitelendirmesinin ardından, savaşa karşı çıkmayı kamuoyu önünde sürdüreceğini söyledi.
Papa'nın yapay zekâya ilişkin genel mesajı, diyalog ve çatışmaların barışçıl çözümüne yaptığı çağrı, göçmenlere saygı vurgusu ve insani çalışmaları, ödülü hak etmesi için yeterli gerekçeler olabilir.
Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü direktörü Kerim Hajaj ise Reuters'a yaptığı açıklamada, "Papa, sıradan bir dini figürden çok daha fazlasını temsil ediyor. O, önde gelen bir düşünce lideri hâline geldi" dedi.
Trump'ın Nobel komitesi üzerindeki baskıları, 2021 Nobel Barış Ödülü sahibi Filipinli-Amerikalı gazeteci Maria Ressa dahil birçok kişiyi hayrete düşürdü. Ressa, geçen yıl yaşananları "dehşet" içinde izlediğini söyledi.
Ressa, Eylül ayında Oslo'ya yaptığı ziyaret sırasında Reuters'a şöyle konuştu: "Zorbalığa başvuranlar dünyayı yönetmez... Uyduğumuz standartlar var. Güç, haklı olmak anlamına gelmez."
Kaynak: Al Araby TV