Netanyahu’nun Mladenov’la Görüşmesi Gazze Anlaşmasını Yeniden mi Yazdı? 

Netanyahu-Mladenov görüşmesinin ardından İsrail’in Gazze’den çekilmesi, silahların tamamen tasfiye edilmesi şartına bağlandı. Hamas ilk mutabakata bağlı kalırken, yeni açıklamalar anlaşmanın ikinci aşamasının İsrail’in talepleri doğrultusunda yeniden şekillendirildiği tartışmalarını beraberinde getirdi. 
ozel-haber-netanyahu-nun-mladenov-la-gorusmesi-gazze-anlasmasini-yeniden-mi-yazdi

05.08.2026 - 16:16  |  Son Güncellenme:  05.08.2026 - 16:29

ABD Başkanı Donald Trump’ın Gazze’deki ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasının uygulanmasına yönelik yol haritasına varıldığını açıklamasının üzerinden yalnızca birkaç gün geçmişti ki anlaşmanın ana hatlarında dikkat çekici değişiklikler görülmeye başladı.

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov ile yaptığı görüşmenin ardından yayımlanan açıklamalarda, anlaşma maddelerinin yorumlanmasına ilişkin köklü değişiklikler yer aldı. Bu değişiklikler özellikle İsrail ordusunun Gazze Şeridi’nden çekilmesi ve Filistinli grupların silahlarıyla ilgili izlenecek yöntem konusunda öne çıktı.

Söz konusu dönüşüm, İsrail’in baskılarının mevcut mutabakatları yeniden şekillendirip şekillendirmediği ve ikinci aşamanın birkaç gün önce açıklanandan farklı bir rotaya girip girmediği sorularını gündeme getirdi.

Hamas, anlaşmanın ilk metnine bağlı kaldığını belirterek ara buluculardan resmî açıklama isterken, İsrail’in sahadaki askerî operasyonları ise sürüyor.

İsrail anlaşmayı yeniden şekillendiriyor

Gazze Şeridi’ndeki ateşkes anlaşmasının ikinci aşamasına ilişkin süreç, İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu ile “Barış Konseyi” Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov’un Kudüs’te gerçekleştirdiği görüşmenin ardından dikkat çekici bir dönüşüme sahne oldu.

ABD Başkanı Donald Trump

ABD Başkanı Donald Trump’ın savaşın sona erdirilmesine yönelik siyasi bir ilerleme olarak değerlendirilen yol haritasını açıklamasının üzerinden yalnızca birkaç gün geçmesine rağmen, anlaşmanın uygulanma mekanizmasında köklü değişiklikler ortaya çıktı.

Bu durum, ilk mutabakatların İsrail’in baskısı altında yeniden yazılıp yazılmadığına ilişkin geniş çaplı tartışmaları beraberinde getirdi.

Değişiklik yalnızca şekilsel ya da teknik ayrıntılarla sınırlı kalmadı. Anlaşmanın en hassas iki başlığını, yani İsrail’in Gazze’den çekilme takvimini ve Filistin direnişinin silahsızlandırılması meselesini doğrudan etkiledi.

Barış Konseyi tarafından yayımlanan açıklamaların birkaç gün önce duyurulan formülü artık yansıtmadığı yönündeki izlenim üzerine Hamas, Mladenov ve ara buluculardan gerçekte hangi şartlarda anlaşmaya varıldığına ilişkin resmî açıklama talep etti.

Eş zamanlı çekilmeden şartlı çekilmeye

Yol haritası ilk açıklandığında süreç, birkaç başlığın eş zamanlı ve dengeli biçimde uygulanmasına dayanıyordu.

Buna göre kapsamlı ateşkes sağlanacak, İsrail güçleri kademeli olarak çekilecek, esirler serbest bırakılacak ve çekilme takvimiyle eş zamanlı şekilde silahların kayıt altına alınmasına ilişkin düzenlemeler başlatılacaktı.

Ancak Netanyahu-Mladenov görüşmesinin ardından Barış Konseyi tarafından yayımlanan açıklama, dikkat çekici bir değişikliğe işaret etti.

Açıklamada, hafif ve ağır silahlarla tünelleri de kapsayan silahsızlandırma süreci tamamen tamamlanmadan İsrail ordusunun sarı hattın gerisine çekilmeyeceği belirtildi.

Bu değişiklik, İsrail’in çekilmesini eş zamanlı yürütülecek sürecin bir parçası olmaktan çıkararak, İsrail’in temel şartının yerine getirilmesinden sonra gerçekleşecek nihai bir sonuç hâline getiriyor.

Böylece Tel Aviv, anlaşmanın uygulanma hızını daha fazla kontrol etme imkânına kavuşuyor. Öte yandan çekilmenin geleceği, siyasi ve güvenlik açısından son derece karmaşık bir dosyaya bağlanmış oluyor.

Gözlemciler ayrıca Barış Konseyi’nin daha sonra tam çekilme ifadesindeki “tam” kelimesini çıkardığına dikkat çekti.

Bu adım, İsrail’in çekinceleriyle uyumlu şekilde ifadeyi daha geniş yorumlara açık bırakma girişimi olarak değerlendirildi.

Silah meselesi : Ağır silahlardan tüm silahlara genişledi

Netanyahu görüşmesinin ardından ortaya çıkan en önemli değişikliklerden biri de silah meselesiyle ilgiliydi.

İlk mutabakat metninde, ağır silahların üçüncü bir Filistinli tarafın denetimindeki düzenlemeler kapsamında ele alınması gündemdeydi. Bunun, yeniden imarın başlatılmasına ve sivil yönetime geçişe imkân sağlayacak geçici bir adım olması öngörülüyordu.

Ancak yeni açıklamada sürecin kapsamı genişletilerek bireysel silahlar ve hafif silahlar da bu düzenlemeye dâhil edildi. Bunun yanı sıra tünel ağlarının da tasfiye sürecine alınacağı belirtildi. Bu durum, anlaşmanın niteliğinde köklü bir değişiklik anlamına geliyor.

Özellikle tüneller meselesi yalnızca coğrafi olarak geniş bir alana yayılmaları nedeniyle değil, İsrail’in büyük istihbarat, teknoloji ve askerî kapasitesine rağmen yıllardır süren savaş ve operasyonlar boyunca bu ağı tamamen ortadan kaldıramamış olması nedeniyle en karmaşık başlıklardan biri olarak görülüyor.

Bu nedenle birçok gözlemci, İsrail’in çekilmesi ve Gazze’nin yeniden imarının bu dosyanın kapatılmasına bağlanmasının, anlaşmanın uygulanmasını belirsiz bir zamana yayabileceği görüşünde.

Gazze’nin yüzde 70’i İsrail kontrolünde

Anlaşmanın yorumlanmasındaki değişiklik yalnızca siyasi boyutla sınırlı kalmıyor, Gazze’deki saha gerçekliğini de doğrudan etkiliyor.

İsrail’in tahminlerine göre ordu, Gazze Şeridi’nin yaklaşık yüzde 70’ini kontrol ediyor. Geçtiğimiz aylarda ise bu oran Gazze’nin yalnızca yarısına yakındı.

İsrail güçlerinin silahsızlandırma süreci tamamen tamamlanana kadar mevcut mevzilerinde kalması hâlinde, Gazze’nin kuzeyi, Gazze kenti, Han Yunus ve Refah’ın geniş bölümlerinde İsrail kontrolü fiilen devam edecek.

Bu durum, bölge sakinlerinin evlerine dönmesini, yeniden imar çalışmalarını ve sivil kurumların faaliyetlerini doğrudan etkileyecek.

Ayrıca İsrail’e, Gazze’nin güvenlik ve siyasi yönetiminin gelecekte nasıl şekilleneceğine ilişkin müzakerelerde kullanabileceği yeni bir saha avantajı sağlayacak.

Netanyahu siyasi kazanç elde ediyor

İsrail hükümeti, yol haritasının açıklanmasından bu yana bazı maddelere yönelik çekincelerini gizlemedi.

İsrail yönetimi, anlaşmanın ilk hâliyle Hamas’a yeterli güvence alınmadan büyük tavizler verildiğini savundu.

İsrail, Barış Konseyi’ne ve ABD’ye çeşitli noktalardaki itirazlarını iletti. Bu itirazların başında toplanan silahların imha edilmemesi, Katar ile Türkiye’nin doğrulama komitesine dâhil edilmesi ve İsrail ordusunun Uluslararası İstikrar Gücü’ne devredilecek bölgelerdeki hareket özgürlüğünün sınırlandırılması yer aldı.

Barış Konseyi Yüksek Temsilcisi Nikolay Mladenov ve İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu

Netanyahu-Mladenov görüşmesinin ardından, söz konusu çekincelerin önemli bir bölümünün yeni açıklamaya yansıdığı görüldü.

Bu durum, Netanyahu’nun anlaşmayı denetleyen kuruluşun resmî söylemini değiştirmeyi başarması nedeniyle İsrail kamuoyunda Başbakan açısından siyasi bir başarı olarak değerlendirildi.

İsrail medyası ayrıca Netanyahu’nun Mladenov’a, Hamas’ın askerî kapasitesi tamamen ortadan kaldırılmadan İsrail’in askerî operasyonlarını durdurmayacağını ve Gazze’den çekilmeyeceğini açıkça söylediğini aktardı.

Bu tutum, İsrail Savunma Bakanı Yisrael Katz ile bazı aşırı sağcı bakanların açıkladığı tutumla da örtüşüyor.

Hamas ilk metne bağlı kalıyor

Hamas ise mutabakatlarda tek taraflı değişiklik yapılmasını reddetti.

Hareket, ikinci aşama kapsamında varılan anlaşmaya bağlılığını sürdürdüğünü, silah meselesinde atılacak her adıma karşılık İsrail’in çekilmesi ve askerî operasyonların durdurulması konusunda eş zamanlı ilerleme sağlanması gerektiğini vurguladı.

Hamas, anlaşmaya varılmasının ardından uygulama şartlarının değiştirilmesinin müzakere kurallarının değiştirilmesi anlamına geldiğini belirtti.

Hareket ayrıca son açıklamaların gerçekten ilk anlaşmayı mı yansıttığı, yoksa İsrail’in baskıları sonucunda mı yayımlandığı konusunda Mladenov ve ara buluculardan resmî yanıt istedi.

Hamas’a göre ikinci aşamanın ilan edilmesinden bu yana İsrail saldırılarının sürmesi ve onlarca kişinin hayatını kaybetmesi, yol haritasının üzerine kurulduğu temel ilkelerle çelişiyor ve anlaşmanın başarı ihtimalini tehdit ediyor.

Washington zorlu bir sınavla karşı karşıya

ABD Başkanı Donald Trump, yol haritasına desteğini açıklayarak bunu savaşın sona erdirilmesinin temeli olarak nitelendirmişti.

Ancak son gelişmeler, ABD yönetimini karmaşık bir siyasi sınavla karşı karşıya bıraktı.

Washington şimdi, ara bulucuların Hamas ile müzakere ettiği ilk formülü korumak ile İsrail’in çekilmesini silahsızlandırmanın tamamen tamamlanması şartına bağlayan yeni İsrail yorumunu benimsemek arasında bir tercih yapmak zorunda.

ABD’nin taraflardan birine açık biçimde yakınlaşması, anlaşmanın geleceği üzerinde doğrudan sonuçlar doğuracak.

Bu durum hem Filistinli grupların anlaşmayı uygulamayı kabul edip etmemesini hem de Washington’ın mutabakatların garantörü olma rolünü sürdürebilmesini etkileyecek.

Ara bulucular anlaşmanın çökmesini önlemeye çalışıyor

Siyasi anlaşmazlıklar tırmanırken Mısır, Katar ve Türkiye anlaşmayı korumaya yönelik girişimlerini sürdürdü.

Üç ülke ortak bir açıklamayla İsrail’in askerî operasyonlarını sürdürmesini, sivilleri ve sağlık tesislerini hedef almasını kınadı.

Açıklamada, bu ihlallerin anlaşmanın ikinci aşamasının uygulanmasını baltaladığı vurgulandı.

Ara bulucular, mutabakatların henüz uygulamaya geçmeden çökmesini önlemeye çalışıyor.

Özellikle sahada yaşanacak yeni bir tırmanışın, müzakereleri yeniden başlangıç noktasına döndürebileceği ve yol haritasının açıklanmasıyla oluşan ivmeyi tamamen ortadan kaldırabileceği belirtiliyor.

Anlaşma yeni bir aşamaya mı girdi?

Tüm gelişmeler, Netanyahu-Mladenov görüşmesinin protokol amaçlı sıradan bir toplantı olmadığını, Gazze anlaşmasının ikinci aşamasına yaklaşım açısından bir dönüm noktası oluşturduğunu gösteriyor.

Görüşmenin ardından yapılan açıklamalar, tam çekilmenin silahsızlandırmaya bağlanması, silahsızlandırma kavramının hafif silahları ve tünelleri de kapsayacak şekilde genişletilmesi ve İsrail güçlerinin kontrol ettikleri bölgelerde belirsiz bir süre daha kalması gibi başlıklarda İsrail’in yaklaşımına daha fazla yakınlaşıldığını ortaya koydu.

Anlaşma resmen çökmüş değil. Ancak taraflar arasındaki anlaşmazlık artık maddelerin nasıl yorumlanacağı ve ne şekilde uygulanacağı üzerinde yoğunlaşıyor.

Bu anlaşmazlık, anlaşmanın kaleme alınmasından dahi daha karmaşık bir sorun hâline gelebilir.

Askerî operasyonların devam ettiği ve her tarafın kendi şartlarında ısrar ettiği bir ortamda, ikinci aşamanın geleceği ara bulucularla ABD’nin karşılıklı yükümlülükler arasındaki dengeyi yeniden kurabilmesine bağlı görünüyor.

Aksi hâlde yol haritası, henüz uygulanmaya başlanmadan tarafların anlamı üzerinde anlaşmazlığa düştüğü siyasi bir belgeye dönüşebilir.