Netanyahu Güney Suriye’de: Güç Gösterisi mi, Yeni Bir Denklem Kurma Hamlesi mi?

İsrail Başbakanı'nın tartışmalı Güney Suriye ziyareti, bölgede yeni bir güç mücadelesinin habercisi mi? Şam'ın "açık ihlal" dediği bu hamle, sınırları kalıcı olarak değiştirme planının bir parçası mı? İşte detaylar...
Netanyahu Güney Suriye’de: Güç Gösterisi mi, Yeni Bir Denklem Kurma Hamlesi mi

21.11.2025 - 17:20  |  Son Güncellenme:  21.11.2025 - 17:27

İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun Güney Suriye’ye yaptığı sürpriz ziyaret, hem Şam’daki siyasi dengelerin Esed rejiminin düşmesinin ardından yeniden şekillendiği bir döneme denk geldi hem de Tel Aviv’in Suriye topraklarındaki askeri varlığını kalıcılaştırma çabalarıyla örtüştü. 

Öte yandan, uluslararası aktörlerin yürüttüğü güvenlik müzakerelerinin tıkandığı bir ortamda gerçekleşen bu ziyaret; İsrail iç kamuoyuna, Şam’a,

Washington’a ve tüm bölgeye çok yönlü mesajlar taşıdı.

Ziyaret, Suriye, Ürdün ve Birleşmiş Milletler tarafından yasadışı ve provokatif olarak tanımlansa da Netanyahu’nun amacı sadece sınır hattında poz vermek değildi. Tam tersine, dikkatle planlanmış bir hamleyle hem yeni bir güç gösterisi yapıldı hem de sahadaki denklemlerin yeniden şekillenmesi hedeflendi.

Askeri ve siyasi mesajlarla yüklü bir tur

Netanyahu’nun Suriye topraklarındaki tampon bölgeye yaptığı ziyaret, hükümetinin iç krizler karşısında hala güçlü olduğunu gösterme çabasının bir parçasıydı. Nitekim yolsuzluk dosyaları, Gazze, Batı Şeria ve Lübnan’daki askeri baskılar ve kamuoyu eleştirileri Netanyahu’nun üzerindeki baskıyı artırıyordu.

Bu ziyaretin dikkat çekici bir yönü de Netanyahu’ya eşlik eden heyetti: Güvenlik Bakanı, Dışişleri Bakanı, Genelkurmay Başkanı ve Şin Bet Başkanı. Bu tablo, ziyaretin sadece medya şovu değil, İsrail’in Güney Suriye’de stratejik bir düzen kurma niyetinin göstergesi olarak okundu.

Netanyahu’nun askerlere yaptığı konuşmada, görevin her an farklı bir seviyeye taşınabileceği vurgusu da İsrail kamuoyunu olası yeni operasyonlara ya da 2024 sonrası ele geçirilen bölgelerde kalıcı bir işgale hazırlama sinyali olarak değerlendirildi.

Şam’ın tepkisi: egemenliğe açık bir saldırı

Suriye Dışişleri Bakanlığı, ziyareti Suriye’nin egemenliğine ve toprak bütünlüğüne ağır bir darbe olarak nitelendirdi. Şam’a göre bu adım, İsrail’in Güney Suriye’de yeni bir fiili durum yaratma girişimiydi ve BM kararlarına açıkça aykırıydı.

Suriye Cumhurbaşkanı Ahmed Şara.

Bu sert tutum, Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın göreve gelmesinden sonra Suriye’nin benimsediği yeni dış politika çizgisiyle uyumlu. Şam yönetimi, on yılı aşan savaşın ardından devlet egemenliğini ve bölgesel konumunu yeniden tesis etmeye çalışıyor.

Suriye ayrıca diplomatik kanalları da devreye sokarak 1974’teki Ateşkes Anlaşması’nı hatırlattı ve BM’ye artan İsrail ihlalleriyle ilgili resmi başvurular yaptı.
Buna karşın Şam, ABD’nin arabuluculuğundaki müzakerelerde elini güçlendirmek için de bu sert çıkışı bir siyasi koz olarak kullanıyor. Tel Aviv’in geçici işgal alanlarını kalıcılaştırmasını engellemek istiyor.

Ürdün: Sınırımızın dibinde tehlikeli bir tırmanış

Amman yönetimi, Netanyahu’nun ziyaretini bölgesel istikrarı tehdit eden, tehlikeli bir provokasyon olarak tanımladı. 

Güney Suriye’nin Ürdün sınırına bitişik olması nedeniyle bölgede yaşanacak her değişiklik doğrudan Ürdün’ün güvenliğine yansıyor.

Ürdün, İsrail’in sınır hattına bu kadar yaklaşmasını; mülteci hareketliliği, sınır düzenlemeleri ve güvenlik riskleri açısından ciddi bir tehdit olarak görüyor. Bu nedenle Amman, Güney Suriye’de yapılacak her düzenlemede kendisinin devre dışı bırakılmasına kesinlikle karşı.

Birleşmiş Milletler: Ziyaret kaygı verici

BM Genel Sekreteri’nin yaptığı açıklamada ziyaretin en hafif ifadeyle endişe verici olduğu vurgulandı. Çünkü Güney Suriye’de kırılgan bir ateşkes sürüyor; Şam’da liderlik değişikliğinin ardından siyasi düzen hala oturmuş değil; bazı bölgelerde güvenlik boşluğu bulunuyor; terör örgütlerinin hareketliliği artmış durumda ve Şam–Tel Aviv hattındaki güvenlik görüşmeleri çıkmaza girmiş durumda.

BM’ye göre bu şartlarda yapılacak her askeri hamle, tüm bölgeyi etkileyecek zincirleme bir krize yol açabilir. Özellikle Ürdün, Lübnan ve Irak’ın etkilenme ihtimali oldukça yüksek.

Şam–Tel Aviv arasındaki gizli müzakerelerin tıkanması

Aylar süren görüşmelerde son dönemde ciddi bir tıkanma yaşandığı belirtiliyor. İsrail’in 2024 sonrası Suriye’de işgal ettiği bölgelerden çekilmeyi reddettiği; buna karşılık Cumhurbaşkanı Ahmed Şara’nın 8 Aralık 2024 öncesi sınırlara tam dönüş şartını masadan kaldırmadığı ifade ediliyor.

Bu çıkmaz nedeniyle, İsrail’in askeri içerikli ziyaretlerini bir baskı aracı olarak kullandığı belirtiliyor.
Şam ise müzakerelere açık olsa da yeniden toparlanan bir devlet görünümünü kaybetmemek için tavizsiz bir pozisyonu koruyor.

Güneyde artan askeri hareketlilik

Esed rejiminin düşmesinden sonra İsrail, Güney Suriye’deki varlığını ciddi biçimde güçlendirdi: yeni askeri üsler ve konuşlanma noktaları kurdu, yüzlerce hava saldırısı düzenledi, Kuneytra ve Dera’daki köylere kara birlikleriyle girdi, Hermon dağına uzanan askeri yollar inşa etti.

İsrail başbakanı Binyamin Netanyahu.

İsrail bu hamlelerle Güney Suriye’de Lübnan’ın güneyindeki eski işgal bölgelerine benzeyen fiili bir tampon bölge oluşturmaya çalışıyor. Şam ise bunu kesin bir dille reddediyor.

Kaçak silah konusu: Sınırdaki kontrolsüzlüğün göstergesi

Yakın dönemde ortaya çıkan bir olay, bölgedeki istikrarsızlığın boyutunu gözler önüne serdi: İsrail’de görevli bazı askerlerin, Suriye’den ülke içine RPG, patlayıcı ve otomatik silah taşıyan bir kaçakçılık şebekesine karıştığı öne sürüldü.

Bu olay, İsrail’in sınırın bazı noktalarında kontrolü kaybettiğini; hatta daha geniş kaçakçılık ağlarının Güney Suriye’deki kaos ortamından faydalandığını gösteriyor.

Bölgesel denge mücadelesinin yeni sahnesi: Güney Suriye

Netanyahu’nun ziyareti tek başına bir olay değil; İsrail’in Güney Suriye’de oyunun kurallarını yeniden yazma girişiminin bir parçası.

Buna rağmen dengeler artık eskisi gibi değil: Şam, siyasi olarak toparlanıyor, Ürdün sınırının alev almasına izin vermiyor, BM, İsrail’in yeni maceralara atılmasını desteklemiyor, ABD ise çatışma değil, güvenlik anlaşması peşinde, İsrail içeride hem siyasi hem güvenlik açısından zorlu bir dönemden geçiyor.
Güney Suriye, bugün sıradan bir sınır hattı değil; bölgesel, uluslararası ve iç siyasi çatışmaların kesiştiği bir alan. Netanyahu’nun ziyareti de bu uzun mücadelenin yeni bir perdesinin açıldığını gösteriyor.