Mozambik’de Tartışmalı Seçimlerin Ardından Başlayan Kriz Sonlandırılabilir Mi?

Mozambik’te yaşanan son olaylar, siyasi gerilimler, güvensizlik ve sosyal çatışmaları bir araya getiren krizleri gözler önüne seriyor.
Mozambik’de Tartışmalı Seçimlerin Ardından Başlayan Kriz Sonlandırılabilir Mi

21.01.2025 - 14:52  |  Son Güncellenme:  18.07.2025 - 10:43

Mozambik’te Ekim 2024’te düzenlenen son seçimlerden bu yana ağırlaşan, Aralık ayında kanlı olaylar yaşanan ve bu ay muhalefet liderinin sürgünden dönmesiyle daha da karmaşık hale gelen ciddi bir siyasi kriz yaşanıyor. 

Ülke, gerilimin tırmandığı bir ortamda yeni cumhurbaşkanını göreve getirmeye hazırlanırken, tırmanan kriz yüzlerce kişinin ölümüne ve binlerce kişinin de yerinden edilmesine neden oldu.   

Şiddet tırmanıyor 

Anayasa Konseyi’nin 49 yıldır iktidarda olan Mozambik Kurtuluş Cephesi’nin (FRELIMO) zaferini 25 Aralık’ta onaylamasının ardından büyük şehirlerinde şiddet olayları patlak verdi.  

Tartışmalı başkanlık seçimlerini kazanan Daniel Chapo’nun zaferinin açıklanmasının ardından başlayan şiddetli çatışmalarda aralarında iki polisin de bulunduğu en az 21 kişi öldü, 25 kişi de yaralandı. 

Şiddet olaylarının birçok büyük şehre yayılması nedeniyle güvenlik güçleri düzeni sağlamak amacıyla sokaklara takviye birlikler gönderdi. 

Ülkede yaşanan kaos, 27 Aralık’ta başkent Maputo’daki yüksek güvenlikli bir hapishaneden yaklaşık 6 bin mahkumun firar etmesiyle ciddi şekilde kötüleşti. 

Kaçış sırasında güvenlik güçleriyle çatışan en az 33 mahkum öldü ve 15’i de yaralandı. 

Bu olaylar, ülkedeki güvenlik durumunun kırılganlığını ve hükümetin güvenlik kurumları üzerindeki kontrolünün ne denli zayıf olduğunu gözler önüne serdi. 

Muhalefet, 7 Kasım 2024 tarihinde başkent Maputo’da iktidardaki FRELIMO partisine karşı en büyük gösteriyi düzenleyerek, bu kaos için önceden hazırlık yapmıştı. 

Protestoların öncesinde, 20 Ekim’de muhalefetteki Mozambik’in Kalkınmasında İyimser İnsanlar Partisi’nin (PODEMOS) avukatı Elvino Dias ile parti üyesi Paulo Guambe’nin öldürülmesi öfkeyi körükledi ve siyasi krizi derinleştirdi. 

Muhalefetin boykotu karşısında meclisin diyalog çabaları 

Öte yandan, Meclis Başkanı seçilen Margarida Talapa dikkat çekici bir adımla, ülkede tırmanan siyasi krizi durdurmak için bir girişimde bulunulması yönünde çağrıda bulundu. 

Talapa, 13 Ocak’ta bu göreve seçilmesinin ardından basına yaptığı açıklamada, siyasi eğilimleri ne olursa olsun tüm milletvekillerinin Mozambik halkının istekleri için çalışacağı bir sisteme olan bağlılığını vurguladı.   

Meclis Başkanı Margarida Talapa

Margarida Talapa ülke tarihinde yasama organına başkanlık eden ilk Müslüman ve üçüncü kadın oldu.  

Nampula bölgesinde 1962 yılında dünyaya gelen Talapa, meclis başkanlığı seçiminde milletvekili oylarının yüzde 80.5’ine tekabül eden 169 oy aldı. 

Talapa’nın diyalog girişimleri, seçilen milletvekillerinin yemin töreninin muhalif RENAMO ve Demokrasi Hareketi tarafından boykot edilmesiyle engellendi. 

Oturuma iktidardaki FRELIMO partisinden 171 ve 43 sandalye ile parlamentodaki en büyük muhalefet partisi haline gelen Podemos’tan 39 olmak üzere, toplam 250 milletvekilinden 210’u katıldı.   

Muhalefet liderinin dönüşü krizi yeniden alevlendirdi 

Diğer yandan, 9 Ocak tarihinde muhalefet lideri Venancio Mondlane’nin hükümeti ve siyasi gözlemcileri şaşırtan bir hareketle, kendi kendine uyguladığı sürgünden dönmesi krizde yeni bir dönüm noktası oldu. 

9 Ekim’de yapılan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin galibi olduğunu iddia eden Mondlane, partisinden iki kişinin öldürülmesinin ardından hayatından endişe ederek ülkeyi terk etmişti. 

Mondlane, Maputo Havaalanı’nda destekçilerinden oluşan büyük bir kalabalık tarafından karşılandı. 

Polis, Mondlane için düzenlenen destek gösterilerini göz yaşartıcı gaz kullanarak bastırdı. Güvenlik güçleri ve protestocular arasında yaşanan çatışmalarda birkaç kişi yaralandı. 

Mondlane ülkeye döner dönmez seçim sonuçlarını reddettiğini bir kez daha yeniledi. 

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde asıl kazananın kendisi olduğunu iddia eden Mondlane, destekçilerine kendi ifadesiyle “çalınan meşruiyetini geri alana kadar” protestolara devam etmeleri çağrısında bulundu. 

Mondlane’nin söylemleri, özellikle de seçilmiş cumhurbaşkanının göreve başlama zamanı yaklaşırken, yeni bir şiddet dalgası yaşanacağına dair korkuları artırdı. 

Yerel haberler, Mondlane’nin dönüşünün muhalefete yeni bir ivme kazandırdığını ve dönüşünden bu yana büyük şehirlerde protestolar düzenlendiğini gösteriyor. 

Mondlane, muhalefeti birleştirmek ve hükümet üzerinde daha fazla baskı oluşturmak amacıyla diğer muhalif siyasi güçlerle geniş bir koalisyon kurmaya çalıştı. 

Cumhurbaşkanının göreve başlamasıyla kriz kontrol altına alınabilir mi? 

Ülkede devam eden huzursuzluk büyük bir insani felakete yol açtı ve yaklaşık 5 bin kişi güvenlik arayışıyla Malawi ve Eswatini gibi komşu ülkelere kaçtı. 

Uluslararası insan hakları örgütleri ülkenin yıllardır gördüğü en kötü şiddet dalgasında en az 200 kişinin öldüğünü doğrularken, yerel tahminlere göre de protestoların başlamasından bu yana ölenlerin sayısı 278’i aştı. 

Kaosu alevlendirecek durum karşısında hükümet, beklenen gösterileri kontrol altına almak amacıyla seçilmiş Cumhurbaşkanı Daniel Chapo’nun göreve başlaması münasebetiyle 15 Ocak’ı ulusal tatil ilan etti. 

Ayrıca yetkililer, yemin töreni sırasında şiddetli protestoların yaşanabileceği beklentisiyle başkentte ve bazı büyük şehirlerde sıkı güvenlik önlemleri aldı. 

Mozambik Cumhurbaşkanı Daniel Chapo 

Bu gelişmeler, Mozambik’in başta doğal gaz ve madencilik olmak üzere doğal kaynak sektörlerine büyük ölçüde bağımlı olması nedeniyle, ülkenin giderek artan ekonomik zorluklarla karşı karşıya kaldığı bir dönemde yaşanıyor. 

Söz konusu zorluklara örnek olarak, Avustralya merkezli Syrah Resources şirketi, yatırımcıların kötüleşen güvenlik durumuyla ilgili endişelerini yansıtacak bir adımla, Balama bölgesindeki grafit madeninde yürüttüğü faaliyetleri askıya aldı. 

Mozambik’in özellikle Rovuma Havzası’ndaki dev doğal gaz projeleri, güvenlik sorunları nedeniyle artan zorluklarla karşı karşıya kaldı. 

Ülkenin Afrika kıtasındaki en önemli gaz ihracatçılarından biri olmasını sağlayan devasa doğal gaz rezervleri göz önüne alındığında, bu projeler Mozambik ekonomisinin geleceği açısından stratejik öneme sahip.