Mısır’da Hapishane Krizi: Açlık Grevleri ve İntiharlar
04.08.2025 - 12:56 | Son Güncellenme: 04.09.2025 - 11:01
Mısır hapishaneleri, çoğu Müslüman Kardeşler lideri olan çok sayıda siyasi tutuklunun başlattığı süresiz açlık greviyle yaşanan yeni bir gerilim ve protesto dalgasına tanık oluyor.
Gözlemciler tarafından “baskı ve tecrite karşı bir açlık çığlığı” olarak tanımlanan bu hareket, sistematik bir tecrit ve istismar politikasının ortasında, Mısır hapishanelerindeki insan hakları koşullarının ağır bir şekilde kötüleştiğini bir kez daha gözler önüne seriyor.
Mısır hapishanelerinde yaşananlar, muhalefeti sürekli bir “düşman” olarak gören genel siyasi yaklaşımdan ayrı düşünülemez.
Gözden Kaçmasın
Adalet ve merhamete giden tüm yolların tıkandığı bir ortamda, açlık grevleri artık sembolik bir araç değil, gerçek bir yardım çağrısı olarak görülüyor.
Bu eylemlere ciddi bir yanıt verilmemesi halinde, hapishanelerde yaşanacak psikolojik bir patlama olabilir.
Açlık sessizliğin karşısında bir silah
Bedir 3 Hapishanesi’nin ikinci bölümünde, 20 Haziran’dan bu yana en az 30 tutuklu, yıllardır maruz kaldıkları “misilleme eylemlerini” protesto etmek için açlık grevini sürdürüyor.
Açlık grevi yapan tutuklular arasında, Cumhurbaşkanlığı eski Genel Sekreteri Rifaa Tahtavi, Hasan Malik, Muhammed Baltacı, Usame Yasin ve Temmuz 2013 olaylarının ardından tutuklanan birçok önemli isim yer alıyor.
Siyasi tutukluların 5 Temmuz’da düzenlenen duruşmada hakimin huzurunda resmen ilan ettiği açlık grevi, aynı cezaevinde düzenlenen bir dizi protesto gösterisinin bir parçası.
Ancak bu sefer, hapishane içinden intihar girişimleri ve veda mesajlarından bahseden dokunaklı mektupların sızdırılmasının ardından işler daha da dramatik bir hal aldı ve tutuklular arasındaki derin umutsuzluğu yansıttı.
Hapishanelerden mektuplar
Sızdırılan mektuplardan biri, İskenderiye eski Vali Yardımcısı Hasan Brens’e aitti.
Hücresindeki koşulları “ölüm koğuşu” olarak nitelendiren Brens, mektubunda ziyaret, cemaatle ibadet ve haber alma hakkı olmadan geçirdiği 12 yıldan bahsetti.
Aynı zamanda Ulusal Güvenlik Ajansı’nın, mahkumlarla her türlü insani teması kasıtlı olarak kestiğini iddia etti.
Mısırlı yetkililer, 2021 yılı sonunda Bedir Hapishanesi’nin açılışında reform ve rehabilitasyon odaklı “yeni bir ceza felsefesi” başlatma sözü vermiş olsalar da içeriden gelen ifadeler farklı bir tablo çiziyor.
Bedir 3, ülkedeki bir diğer kötü şöhretli Akrep Hapishanesi’ne benziyor, ancak kameralar ve gece ışıklandırmasıyla sürekli gözetleme, yiyecek verilmemesi ve uzun süreli tecrit koşulları nedeniyle daha da kötü.
Söz konusu kriz, Bedir 3 Hapishanesi’nin ötesine, fiziksel ve psikolojik işkence ve aşağılayıcı “hoş geldin partilerine” ilişkin şikayetlerin tekrarlandığı Vadi Cedid ve 10 Ramazan gibi diğer hapishanelere de sıçradı.
Vadi Cedid Hapishanesi’nde 8. koğuştaki mahkumlar, bu ayın başlarında “temel ihtiyaçlarının yokluğunu” protesto etmek için süresiz açlık grevine gitti.
Geçtiğimiz haziran ayında, keyfi nakil ve toplu cezalandırma haberleri arasında, 10 Ramazan Hapishanesi’nden yedi siyasi tutuklu kayboldu ve akıbetleri hala bilinmiyor.
Bu hapishanelerden sızdırılan mektuplar, zorla tecrit, tıbbi tedaviye erişimin engellenmesi ve işkence altında ölümlere dair korkunç hikayeler içeriyor.
İnsan hakları örgütlerine göre bu hikayeler, söz konusu hapishanelerin rehabilitasyon merkezlerinden, istismar ve psikolojik çöküntülerin yaşandığı izole merkezlere dönüştüğünü gösteriyor.
İntihar bir hayatta kalma yolu
Avukatlar ve insan hakları örgütlerine göre, hapishanelerdeki psikolojik ve fiziksel istismar, yalnızca her gün yaşanan acılarla sınırlı kalmadı, aynı zamanda birçok tutukluyu bireysel ve toplu intihar girişimlerine de sürükledi.
Bu bağlamda, siyasi tutuklulardan Reda Sayed Ebu Gayt, bu ay mahkemede intihar girişiminde bulundu.
Son iki yılda, ziyaret haklarının reddedilmesi ve kötü muamele nedeniyle çoğu Bedir 3 Hapishanesi’nde olmak üzere 60’tan fazla intihar girişimi kaydedildi.
Konuya ilişkin haberlerde, ziyaretçilerin reddedilmesinin, özellikle siyasi tutuklulara karşı bir misilleme aracı olarak kullanıldığı vurgulanıyor.
İnsan hakları aktivistleri, bunu yasal güvencelerin sistematik bir ihlali olarak değerlendiriyor.
İnsan hakları örgütleri uyarıyor
18 Temmuz Uluslararası Nelson Mandela Günü’nde, Mısır merkezli ve uluslararası 11 insan hakları örgütü, Mısır hapishanelerindeki durumu “yüzlerce kişinin hayatını tehdit eden sistematik ihlaller” olarak nitelendiren ortak bir açıklama yayınladı.
Söz konusu açıklamada, İçişleri Bakanlığı, Milli Güvenlik Bakanlığı ve Başsavcılık bu ihlallerden tamamen sorumlu tutuldu.
Şeffaf bir soruşturma, tüzükte ziyaret hakkını güvence altına alan hükümlerin devreye sokulması ve keyfi yetkilerin kısıtlanması talep edildi.
İnsan hakları örgütleri ayrıca, Mısır’ın Mayıs 2022’de önerilen bir girişim olan İşkenceye Karşı Sözleşme Protokolü’nü imzalaması ve siyasi tutukluları serbest bırakması çağrısında bulundu.