Mısır Dışişleri Bakanı’nın Ankara Ziyareti: Türkiye–Mısır İlişkilerinde Yeni Dönem

Mısır Dışişleri Bakanı’nın Ankara’ya yaptığı ziyaret, bölgesel dengelerin son derece hassas olduğu bir dönemde gerçekleşiyor. Bu ziyaret, iki ülke ilişkilerinin temkinli normalleşme aşamasından, geniş ölçekli stratejik planlama sürecine geçtiğini gösteriyor. İşte detaylar...
Redhwan Al-khutabi
Mısır Dışişleri Bakanı’nın Ankara Ziyareti: Türkiye–Mısır İlişkilerinde Yeni Dönem

13.11.2025 - 17:14  |  Son Güncellenme:  13.11.2025 - 17:19

Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati’nin, Dışişleri Bakanı Hakan Fidan’ın davetiyle gerçekleştirdiği bu ziyaret, iki ülke arasındaki Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin kurumsal çerçevesini şekillendiren ortak planlama grubunun ilk toplantısına sahne oluyor. Bu grup, Cumhurbaşkanları Recep Tayyip Erdoğan ve Abdulfettah es-Sisi’nin himayesinde, 14 Şubat 2024’te imzalanan ortak bildiriyle kurulan stratejik işbirliği konseyinin bir uzantısı niteliğinde.

Toplantılara iki ülkenin dışişleri bakanlarının başkanlık ettiği bu ortak planlama grubu, konseyin çalışmalarını hazırlayacak ve ekonomi, savunma, enerji gibi birçok alanda koordinasyonu güçlendirecek. Grup aynı zamanda bölgesel konularda da uyumu artırarak, 2026’da Kahire’de yapılması planlanan ikinci stratejik konsey toplantısının zeminini oluşturacak.

İlişkiler normale dönüyor

2013 olaylarının ardından yaşanan on yıllık gerginliğin ardından, Mısır–Türkiye ilişkileri 2022’nin sonundan itibaren yeniden canlanmaya başladı. Bu süreçte büyükelçiler atandı, bakan düzeyinde karşılıklı ziyaretler yapıldı.

Erdoğan ve Sisi.

2024 yılı ise gerçek anlamda bir dönüm noktası oldu. Cumhurbaşkanları Erdoğan ve Sisi’nin karşılıklı ziyaretleri, 17 işbirliği anlaşmasının imzalanmasıyla sonuçlandı. Böylece iki taraf da bu süreci, ilişkilerde yeni bir başlangıç olarak nitelendirdi.

Bugün Ankara ve Kahire, sadece siyasi barışma arayışında değil; karşılıklı çıkar ve bölgesel rol paylaşımına dayalı stratejik ortaklık anlayışıyla hareket ediyor.

Ekonomik işbirliği ön planda

Her iki başkent de ticaret hacmini 8,8 milyar dolardan 15 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. Savunma sanayii, enerji, ulaştırma, altyapı bağlantıları ve karşılıklı yatırımlar, Fidan ve Abdulati’nin gündemindeki başlıca başlıklar arasında.

Uzmanlara göre, ekonomi bu yakınlaşmanın lokomotifi olacak. Türkiye’nin Mısır’daki yatırımları 4 milyar doları aşarken, Kahire’nin Türk sanayii için Afrika’ya açılan bir kapı haline geldiği vurgulanıyor.

Masada sıcak dosyalar

Ankara’daki görüşmeler sadece ikili konularla sınırlı kalmayacak. Taraflar, bölgedeki kriz dosyalarını da masaya yatıracak.

Listenin başında Gazze meselesi var. Taraflar, ateşkesin kalıcı hale gelmesi ve uluslararası toplumun yeniden imar sürecine katkı sağlaması için birlikte çalışacak. Türkiye’nin, Filistin tarafının ateşkese bağlı kaldığını, ancak İsrail’in ihlallerini sürdürdüğünü vurgulaması; buna karşılık Mısır’ın sınır kapılarını yönetme ve insani yardımları koordine etme rolünün öne çıkması bekleniyor.

Suriye konusunda, iki ülke de toprak bütünlüğünün korunması ve kalıcı bir siyasi çözüm bulunması gerektiği görüşünde birleşiyor.

Libya dosyasında ise Ankara ve Kahire, güvenlik ve siyasi istikrarı sağlamaya yönelik çabalarını birleştirmeye çalışıyor. Zira her iki ülke de, Libya’daki istikrarsızlığın kendi ulusal güvenlikleri için doğrudan bir tehdit oluşturduğunun farkında.

Ayrıca, iki ülke de Sudan’daki savaşın devam etmesinden duydukları ortak kaygıyı dile getiriyor. Taraflar, ülkenin birliği ve egemenliğinin korunması gerektiğini, barışçıl çözümlerinden yana  olduğunu vurguluyor.

Buna paralel olarak, Doğu Akdeniz’deki enerji ve deniz güvenliği konuları da gündemde olacak. Taraflar, bölgenin rekabet değil, istikrar ve refah alanı haline gelmesi gerektiği görüşünde birleşiyor. Bu durum, Ankara ile Kahire’nin Doğu Akdeniz’e yönelik stratejik yaklaşımlarında yaşanan köklü değişimin de bir göstergesi.

Mısır’ın eski Ankara Büyükelçisi Dr. Abdulrahman Salahaddin, Fokus Plus’a yaptığı açıklamada şu değerlendirmelerde bulundu:“Mısır, Türk güçlerinin Gazze’deki operasyona katılımına karşı çıkmamalı. Aksine, Türkiye’nin ABD liderliğindeki askeri komuta merkezinde yer almasını desteklemeli. Ankara, Mısır ve Katar’la birlikte Hamas’ı silahsızlanma, güvenlik yetkilerinin devri ve Refah’taki savaşçıların teslimi konusunda ikna etmede rol oynayabilir.”

Diplomat ayrıca, Gazze’nin yeniden imarının yalnızca iki geçiş noktasından (Mısır veya İsrail), ABD onayı ve Körfez finansmanıyla yapılabileceğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Türk şirketlerinin, Gazze’de çalışabilmek için Mısırlı firmalarla ortaklık kurması ve Kahire hükümetiyle mutabakat sağlaması gerekecek. Bu konu, Mısır-Türkiye siyasi görüşmelerinde öncelikli olmalı. Kahire, bu işbirliğini Libya, Suriye ve Afrika Boynuzu gibi diğer dosyalarda da diplomatik kazanca çevirebilir.”

Rekabetten koordinasyona: Yeni Orta Doğu denklemi

Mısır Dışişleri Bakanı’nın Ankara ziyareti sıradan bir diplomatik temas değil; iki bölgesel aktörün rekabetten koordinasyona geçişinin güçlü bir sembolü.

Ankara ve Kahire bugün, ortak istikrarın bölgesel güvenliğin temeli olduğunu daha net görüyor. İki ülkenin ekonomik ve siyasi çıkarları, artık birbirine geçmiş durumda.

Bu çerçevede, Abdulati’nin Ankara ziyareti sadece diplomatik bir adım değil, aynı zamanda Orta Doğu’da yeniden şekillenen Türk–Mısır ekseninin önemli bir kilometre taşı olarak öne çıkıyor.