Mavi Vatan Yasası Geliyor: Türk Deniz Yetki Alanları Kanunu'nun Detayları

Türk Deniz Yetki Alanları Kanunu taslağı, Ege, Akdeniz, Karadeniz ve Boğazlar üzerinden Türkiye’nin deniz yetki alanlarına ilişkin yeni başlıkları gündeme taşıdı. Taslağın kapsamı, DEHUKAM açıklamaları ve sürecin sonraki aşamalarına dair detaylar haberimizde.
Mavi Vatan Yasası Geliyor Türk Deniz Yetki Alanları Kanunu'nun Detayları

17.05.2026 - 12:29  |  Son Güncellenme:  21.05.2026 - 15:08

Türkiye'nin Ege ve Doğu Akdeniz'de deniz yetki alanlarına ilişkin hazırladığı "Türk Deniz Yetki Alanları Kanunu" taslağı gündemde. 1982 tarihli Karasuları Kanunu'ndan 44 yıl sonra gelecek düzenleme, Karadeniz ile Akdeniz'de 12 deniz milini, Ege'de mevcut 6 deniz milini tescil ediyor; Cumhurbaşkanı'na "Özel Statülü Deniz" ilan yetkisi tanıyor. DEHUKAM'dan ilk resmi açıklamalar yapıldı.

44 yıl sonra yeni bir deniz yasası: Karasuları Kanunu'nun ardından tahkim adımı

Türkiye, başta Ege ve Doğu Akdeniz olmak üzere kıyısı bulunan tüm denizler için yeni bir yasal çerçeve hazırlıyor. "Türk Deniz Yetki Alanları Kanunu" başlığını taşıyan taslak, Mayıs 1982'de yürürlüğe giren 2674 sayılı Karasuları Kanunu'ndan 44 yıl sonra hazırlanan en kapsamlı düzenleme niteliğinde.

Kamuoyuna yansıyan taslak çalışmaya göre yeni düzenleme; kıta sahanlığı, bitişik bölge ve münhasır ekonomik bölgeden (MEB) oluşan deniz yetki alanları ile diğer deniz alanlarına ilişkin hukuki çerçeveyi tek çatı altında topluyor.

Yasanın çekirdek maddesi: Karadeniz-Akdeniz'de 12 mil, Ege'de 6 mil

Taslağın temel maddelerinden biri Türkiye'nin karasuları sınırlarının ilk kez bir yasayla denizlere göre ayrı ayrı tescillenmesi. Buna göre Karadeniz ve Akdeniz'deki karasuları 12 deniz mili olarak yasa hükmüne bağlanırken Ege Denizi'nde mevcut uygulama doğrultusunda karasuları 6 deniz mili olarak kayıt altına alınıyor.

Ege'deki 6 millik mesafenin korunması, Türkiye'nin uzun yıllardır izlediği karşılıklı denge politikasının sürdürüldüğünü gösteriyor. Mevcut 6 millik rejimde Yunanistan'ın Ege'deki karasuları payı yaklaşık yüzde 40 seviyesinde; karasularının 12 mile çıkarılması durumunda bu oran yüzde 70'e yükseliyor, Türkiye'nin payı yüzde 10'un altında kalıyor, açık deniz alanları ise yüzde 50'lerden yüzde 20'ye geriliyor. Bu senaryoda Türk gemilerinin Akdeniz'e açılırken Yunan karasularından geçmeden ilerlemesi pratik olarak mümkün olmuyor. Yeni yasa, bu pozisyonu iç hukuka taşıyor.

Cumhurbaşkanı'na "özel statülü deniz" ilan yetkisi veriliyor

Taslağın en dikkat çekici maddelerinden biri, Cumhurbaşkanı'na tanınan yeni yetki alanı. Düzenlemeye göre Cumhurbaşkanı, Türkiye'nin henüz münhasır ekonomik bölge ilan etmediği alanları "Özel Statülü Deniz" olarak ilan edebilecek.

Türkiye'de halihazırda ilan edilmiş bulunan Finike Denizaltı Dağları Özel Çevre Koruma Bölgesi, Kuzey Ege ile Fethiye-Kaş Deniz Koruma Alanları gibi özel statülü deniz alanları zaten mevcut. Yeni yasayla bu alanlarda ekonomik ve ticari faaliyet göstermek isteyenlerin Türkiye'nin izin veya muvafakatine tabi olduğu net biçimde yasa maddesi haline geliyor.

Münhasır ekonomik bölge'de her faaliyet Türkiye'nin iznine bağlanıyor

Yeni düzenlemeyle Türkiye'nin Münhasır Ekonomik Bölgesi'nde gerçekleştirilecek her türlü ekonomik, bilimsel ve çevresel faaliyet doğrudan Ankara'nın iznine tabi olacak. Bu kapsam; enerji ruhsatları, sondaj izinleri, balıkçılık hakları, deniz altı kabloları ve bilimsel araştırmaları içeriyor.

Yasa ayrıca Türk bitişik bölgesinde gümrük, maliye, göç, sağlık ile kültür varlıkları ve sualtı kültürel mirasıyla ilgili mevzuatın ihlalini önleme ve cezalandırma konusunda Türkiye Cumhuriyeti'nin münhasıran yetkili olduğunu belirtiyor. Düzenleme, denizlerdeki kaçakçılık ve mevzuat ihlallerine karşı uygulama altyapısını güçlendiriyor.

Boğazlar ve Marmara: İç sular statüsü hukuki zemine yeniden oturtuluyor

Türk Deniz Yetki Alanları Kanunu, İstanbul Boğazı, Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi'nin Türk iç sularının ayrılmaz bir parçası olduğunu hukuki zemine yeniden oturtuyor. Taslakta, Türkiye'nin Montrö Boğazlar Sözleşmesi dahil taraf olduğu milletlerarası antlaşmalardan doğan hak ve yetkilerinin saklı tutulduğu hükmüne yer veriliyor.

Bu hüküm, yabancı gemilerin Türk boğazlarından uğraksız geçişlerinin Montrö Boğazlar Sözleşmesi'ne ve 2019 tarihli Türk Boğazları Deniz Trafik Düzeni Yönetmeliği'ne göre devam edeceği anlamına geliyor.

DEHUKAM'dan resmi açıklama: "Esas gaye sorun çıkarmak değil"

Ankara Üniversitesi Deniz Hukuku Ulusal Araştırma Merkezi (DEHUKAM), Türk Deniz Yetki Alanları Kanunu taslağına ilişkin basın toplantısı düzenledi. DEHUKAM Müdürü Dr. Mustafa Başkara, Mavi Vatan kavramına ilişkin şu değerlendirmeyi yaptı: "Bizim anlayışımıza göre mavi vatanımız, sadece Türkiye'yi çevreleyen denizler değil, Türk bayrağını dalgalandıran bir geminin ulaşabildiği denizlerdir."

Toplantıda konuşan DEHUKAM Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Yücel Acer, taslağın Montrö Boğazlar Sözleşmesi ile çelişip çelişmeyeceğine yönelik soru üzerine şu açıklamayı yaptı: "Kesinlikle böyle bir husus olmayacak. Bu kanun Çanakkale Boğazı, Marmara Denizi ve İstanbul Boğazı'ndaki suların Türkiye'nin iç suları olduğu tezimizi hukuken bir kez daha güçlendirmiş olacak."

Acer, taslağın yasalaşması halinde Yunanistan ile bir sorun yaşanıp yaşanmayacağına ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı: "Bu taslağın esas gayesi sorun ortaya çıkarmak değil, özellikle Ege Denizi'ndeki sorunların çözüme kavuşturulması."

Cumhurbaşkanlığı Güvenlik ve Dış Politikalar Kurulu Başkanvekili Çağrı Erhan da süreçle ilgili şunları söyledi: "Türkiye bu kanun metnini hazırlarken herhangi bir ülkeyi paranteze alarak bir metin ortaya koymuş değil. Biz Türk milletinin uluslararası hukuktan kaynaklanan hak ve menfaatlerini dikkate alarak yapılan çalışmalar neticesinde ortaya çıkan bir metinden söz ediyoruz." Erhan, taslağın kısa süre içinde bir teklife ve akabinde kanuna dönüşeceğine inandığını da ifade etti.

8 Haziran 1995 TBMM Deklarasyonu geçerliliğini koruyor

Yeni yasa taslağı, Türkiye Büyük Millet Meclisi'nin 8 Haziran 1995'te oy birliğiyle kabul ettiği tarihi deklarasyonun geçerliliğini ortadan kaldırmıyor. Söz konusu karar, Yunanistan'ın Ege'de karasularını 6 milin üzerine çıkarması durumunda Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ne "askerî bakımdan gerekli görülenler de dahil olmak üzere her türlü yetkinin verilmesini" öngörüyor.

Türkiye'nin Ege'deki ulusal güvenlik tutumu, hem 1995 tarihli TBMM kararı hem de yeni yasa taslağıyla iç hukuki zeminde sürdürülüyor. Yeni düzenleme; Ege'deki kıta sahanlığı meselesinin yanı sıra deniz parkları ilanı, balıkçılığa yasak bölge düzenlemeleri ve AB destekli Deniz Mekânsal Planlama haritalarına ilişkin tartışmalar için de hukuki çerçeve sunuyor.

Türkiye'nin 27 Kasım 2019'da Libya ile imzaladığı deniz yetki alanları mutabakatıyla Doğu Akdeniz'de oluşturduğu hat ile KKTC ile yapılan anlaşmaların ardından, yeni yasayla bu pozisyonların iç hukukta tahkim edilmesi hedefleniyor.

Sürecin sonraki aşaması: Teklif ve TBMM gündemi

DEHUKAM yetkililerinin açıklamalarına göre çalışma henüz taslak aşamasında ve metnin teklif haline getirilmesinin ardından TBMM gündemine taşınması bekleniyor. Yasa metninin yakın dönemde Meclis'e sunulması öngörülüyor.

Yasalaştığı takdirde Türk Deniz Yetki Alanları Kanunu; karasuları, kıta sahanlığı, münhasır ekonomik bölge, özel deniz alanları ve stratejik deniz koruması başlıklarını tek çatı altında toplayan kapsamlı bir "deniz egemenliği kodu" niteliği taşıyacak.