Kuveyt'te 70 Binden Fazla Kişinin Vatandaşlığı İptal Edildi
04.09.2026 - 13:46 | Son Güncellenme: 04.09.2026 - 13:57
Kuveyt’te son iki yılda 70 binden fazla kişinin vatandaşlığı geri alındı. Birleşmiş Milletler verilerine göre bu sayı, ülkedeki Kuveyt vatandaşlarının yaklaşık yüzde 4,5’ine karşılık geliyor. Yetkililerin “vatandaşlığın arındırılması” söylemiyle yürüttüğü kampanya, sosyal devlet hizmetlerinden yararlananların sayısını azaltırken, vatandaşlığını kaybeden kişiler ve aileleri üzerinde ciddi insani ve psikolojik sonuçlar doğurdu. Bazı ailelerde bireyler sürgüne gönderilirken bazıları da herhangi bir vatandaşlığa sahip olmadıkları bir hukuki durumla karşı karşıya kaldı.
Vatandaşlık iptali kararnamelerinin peş peşe yayımlanmaya başlamasından bu yana, resmî gazete “Kuveyt el-Yevm”in çıktığı pazar günleri birçok kişi için haftalık bir kaygı gününe dönüştü. Kuveytliler gazetenin yayımlanmasını endişeyle bekliyor, ardından isimlerinin yeni listelerde bulunup bulunmadığını kontrol ederek bir hafta daha Kuveyt vatandaşı olarak kalıp kalmadıklarını öğrenmeye çalışıyor.
Şeyh Meşal el-Ahmed el-Cabir es-Sabah’ın Aralık 2023’te iktidara gelmesinin ardından vatandaşlık dosyalarının incelenmesi ve vatandaşlıkların geri alınması süreci 2024’ten itibaren hız kazandı. Emir, sahte belgeler, yanlış beyanlar ve diğer hileli yöntemlerle elde edilen vatandaşlıkların iptal edileceğini, Kuveyt hukukunda yasak olan çifte vatandaşlık vakalarının da takip edileceğini açıkladı.
Ancak uygulamanın kapsamı, vatandaşlığı yasal yollarla edinmiş farklı grupları da içine alacak şekilde genişledi. Bunlar arasında 1965 nüfus sayımıyla bağlantılı dosyalar kapsamında, 1965 veya öncesinden itibaren Kuveyt’te ikamet etmiş olması vatandaşlığa alınma kriterlerinden biri sayılan kişiler, ülkeye “büyük hizmetler” sundukları gerekçesiyle vatandaşlığa alınanlar, Kuveytli erkeklerle evlilik yoluyla vatandaşlık kazanan kadınlar ve yabancı babalardan doğan bazı Kuveytli kadınların çocukları bulunuyor.
Bu kişilerin önemli bir bölümü yıllar içinde aile kurdu; çocukları ve torunları Kuveyt vatandaşlığına bağlı bir hukuki statü altında doğup büyüdü. Bu nedenle vatandaşlığın geri alınması yalnızca kararın doğrudan muhatabını değil, bazı durumlarda çocuklarını ve torunlarını da zincirleme olarak etkiliyor.
“Asıl vatandaşlık” olarak nitelendirilen başka bir vatandaşlığı kanıtlayamayanlar ise vatansız kalma riskiyle karşı karşıya. Kuveyt’te yaklaşık 100 bin kişiden oluştuğu tahmin edilen Bidun topluluğu da uzun yıllardır benzer bir hukuki belirsizlik içinde yaşıyor.
Bidunların önemli bir bölümü Bedevi kabilelerden geliyor ve Kuveyt’in 1961’de bağımsızlığını kazanmasından önce yürütülen vatandaşlık kayıt süreçlerinin dışında kaldı. Kuveyt yönetimi bu kişileri resmî olarak “yasa dışı ikamet edenler” şeklinde tanımlarken insan hakları kuruluşları yaklaşık 100 bin kişilik grubun fiilen vatansız olduğunu belirtiyor. Bidunlar oy kullanma başta olmak üzere vatandaşlara tanınan birçok haktan yoksun bulunuyor.
Vatandaşlık statüsündeki bu köklü dönüşümün sonuçlarının tamamını ölçmek henüz mümkün değil. Ancak vatandaşlık politikasındaki sertleşme, Emir Meşal el-Ahmed’in 23 Mart 2025’te Ramazan ayının son günlerinde yaptığı konuşmada kullandığı ifadelerle de ilişkilendiriliyor.
Emir konuşmasında, “Kuveyt’i asıl sahiplerine, yapışmış kirlerden arındırılmış ve temiz biçimde teslim edeceğim.” ifadelerini kullandı.
Vatandaşlıkta “aslen” ve “sonradan” ayrımı
Kuveyt vatandaşlık kanunu, “aslen Kuveytli” olanlarla sonradan vatandaşlığa alınan kişiler arasında hukuki bir ayrım yapıyor.
Nisan 2026’da yayımlanan 52 sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile “aslen Kuveytli” tanımı yeniden düzenlendi. Buna göre 1920’den önce Kuveyt’e yerleşmiş ve 14 Aralık 1959’a kadar olağan ikametini sürdürenler ile kanunda öngörülen soy bağı üzerinden bu kişilere bağlı olanlar bu kapsamda değerlendiriliyor.
Sonradan vatandaşlığa alınanların ve bazı durumlarda onların çocuklarının statüsü ise farklı hükümlere tabi. Vatandaşlığın geri alınması ve vatandaşlığın düşürülmesi de kanunda aynı hukuki işlem olarak değerlendirilmiyor ve bunların sonuçları bazı durumlarda çocuklara kadar uzanabiliyor.
Ağustos 2026’da yapılan yeni değişiklikle ise sonradan vatandaşlığa alınan kişilerin seçme, seçilme ve herhangi bir temsil organına atanma hakları kaldırıldı.
Vatandaşlık kararlarından Kuveyt kamusal yaşamında tanınan çok sayıda kişi de etkilendi. Doktorlar, akademisyenler, tarihçiler, din adamları, sanatçılar, sporcular ve eski diplomatlar vatandaşlığı geri alınanlar arasında yer aldı.
Bu isimlerden biri de Kuveyt’in eski Birleşik Krallık ve Kuzey İrlanda Büyükelçisi Bedr el-Avadî oldu. Avadî’nin vatandaşlığı, hayatını kaybetmiş babasının vatandaşlığının geri alınmasının ardından Ocak 2026’da zincirleme olarak iptal edildi. Eski diplomat daha sonra Bahreyn vatandaşlığı aldı ve Bahreyn Dışişleri Bakanlığı bünyesinde görevlendirildi.
Vatandaşlık iptalleri siyasi tutumlarıyla tanınan bazı isimleri de kapsadı.
Vatandaşlığı kaybetmenin günlük hayata etkisi
Resmî karar birkaç satırdan ibaret olsa da sonuçları ertesi günden itibaren kişinin hayatının birçok alanına yansıyor.
Kuveyt’te vatandaşlığı kaybetmek yalnızca pasaportun geçersiz hâle gelmesi anlamına gelmiyor. Vatandaşlık; oy kullanma hakkı, eğitim, burs, kamu ve askerî görevler, konut, sağlık hizmetleri, emeklilik, sosyal yardımlar, sübvansiyonlu gıda, bazı bankacılık hizmetleri, seyahat özgürlüğü ve hukuki statüyle doğrudan bağlantılı.
Bu nedenle vatandaşlığı iptal edilen kişilerin karşı karşıya kaldığı temel mesele yalnızca hangi hakları kaybettikleri değil, bundan sonra hayatlarını hangi hukuki ve ekonomik şartlar altında sürdürecekleri oluyor.
Vatandaşlığı geri alınanlara, karar sonrasında Kuveyt pasaportuyla seyahat edebilmeleri için sınırlı bir süre tanınıyor. Bu sürenin sonunda başka bir ülkeye ait pasaport veya geçerli seyahat belgesi temin edemeyen kişiler Kuveyt dışına çıkmakta güçlük yaşayabiliyor.
Çeşitli tanıklıklara göre statü düzenleme sürecinde kişilerden vatandaşlık belgelerini teslim etmeleri, parmak izi vermeleri ve yeni hukuki statülerine ilişkin belgeleri imzalamaları isteniyor.
Vatandaşlığını kaybeden bazı kişiler, bu işlemleri tamamlamamaları hâlinde ailelerinin özellikle eğitim ve sağlık hizmetlerine erişiminin etkilenebileceğini belirtiyor. Bu nedenle birçok aile süreci basit bir idari işlemden ziyade çocuklarının günlük yaşamındaki istikrarı korumak için yerine getirilmesi gereken zorunlu bir süreç olarak görüyor.
Bazı durumlarda çocuklar da anne veya babalarının vatandaşlığını kaybetmesi nedeniyle zincirleme olarak bu kararlardan etkileniyor. Bu kişilerin kesin sayısı bilinmese de çeşitli tahminlerde vatandaşlık iptallerinin dolaylı etkileriyle birlikte yüz binlerce kişiyi kapsayabileceği belirtiliyor.
İş, konut ve mülkiyet üzerindeki sonuçlar
Hukuki statü değişikliği çalışma hayatını da doğrudan etkiliyor. Yalnızca Kuveyt vatandaşlarına ayrılan kamu görevleri, vatandaşlığını kaybeden kişiler açısından erişilemez hâle geliyor.
Vatandaşlığın zorunlu koşul olduğu askerî ve güvenlik sektörlerinde çalışan bazı kişiler sivil görevlere aktarılabiliyor. Yönetici ve denetleyici konumlara erişimde de kısıtlamalar ortaya çıkabiliyor.
Vatandaşlığını kaybeden kişi aynı zamanda ailenin temel gelir kaynağıysa, bu değişiklik tüm hanenin ekonomik durumunu etkileyebiliyor.
Vatandaşlığı geri alınan ve borcu bulunan kişilerin kalan kredi anaparasını kısa sürede ödemeleri istenebiliyor. Bu durum özellikle devletin sağladığı konut kredilerinden yararlanmış kişiler açısından ciddi bir mali yük oluşturuyor.
Haberde görüşlerine başvurulan bazı kişiler, Kuveyt Kredi Bankası’nın kalan kredi anaparasının tamamını görece kısa bir süre içinde ödemeleri gerekebileceğini kendilerine bildirdiğini aktarıyor. Devlet tarafından vatandaşlara sunulan konut kredileri 70 bin Kuveyt dinarına kadar çıkabiliyor.
Konut ve mülkiyet de önemli sorun alanlarından biri. Vatandaşlığı iptal edilen bazı kişiler, Kuveyt vatandaşlarına tanınan mülkiyet haklarından ve devlet desteklerinden artık aynı şekilde yararlanamadıklarını belirtiyor.
Devlet aracılığıyla konut edinmiş bazı aileler ise gayrimenkullerini güvendikleri bir Kuveyt vatandaşının adına kaydettirmek zorunda kaldıklarını anlatıyor.
Statü düzenleme ve itiraz engelleri
Birçok kişi açısından yeni statünün düzenlenmesi, yalnızca birkaç belgeyi tamamlamak anlamına gelmiyor. Yıllardır güvence altında olduğu düşünülen hukuki ve ekonomik statünün birkaç ay içinde yeniden kurulması gerekiyor.
Uygulamada vatandaşlığı iptal edilen kişilerden başka bir “asıl vatandaşlığı” kanıtlamaları ve ardından sınırlı bir süre içinde Kuveyt’teki yeni hukuki statülerini düzenlemeleri isteniyor.
Ancak kişi Kuveyt’te doğmuşsa, babası ve dedesi de ülkede doğmuşsa veya ailesi İngiliz himayesi döneminden bu yana Kuveyt’te yaşıyorsa başka bir ülkeye aidiyetini kanıtlamak son derece zor olabiliyor. Bazı ailelerin başka bir devletle bağlarını gösteren herhangi bir belgesi dahi bulunmuyor.
Binlerce kişinin, zincirleme olarak vatandaşlığını kaybedenler de dâhil olmak üzere, başka bir vatandaşlık kanıtlayamadığı belirtiliyor. Bu kişilerin hukuki statüsü “Kuveytli olmayan” olarak değiştiriliyor. Ancak bu durum tek başına hukuken vatansız ilan edildikleri anlamına gelmiyor; başka bir ülkenin vatandaşlığının henüz kanıtlanamadığını gösteriyor.
Vatandaşlık iptallerinin bir başka tartışmalı boyutu ise kararların gerekçelendirilmesi. Birçok vakada kişiye özgü ayrıntılı bir gerekçe açıklanmıyor ve bu durum kararlara karşı itirazı zorlaştırıyor.
Kuveyt makamları Mayıs 2025’te şikâyet ve itirazlar için çevrimiçi bir platform oluşturdu. Ancak söz konusu platform 2026’nın başından bu yana hizmet vermiyor. Bu nedenle 2026’da vatandaşlığı geri alınanlar ile daha önce başvuru yapan bazı kişiler bu kanalı kullanamıyor.
Kuveyt hukukunda vatandaşlık meseleleri “egemenlik tasarrufu” kapsamında değerlendirildiğinden yargıya başvuru imkânları da oldukça sınırlı. İnsan hakları kuruluşları ve Birleşmiş Milletler uzmanları vatandaşlık kararlarının yargısal denetime açık hâle getirilmesi ve etkili itiraz mekanizmaları oluşturulması çağrısında bulunuyor.
“Yasa dışı ikamet eden” statüsüne geçiş
Vatansız kalma endişesi Kuveyt açısından yeni bir mesele değil. 1959 tarihli vatandaşlık kanunu kapsamında oluşturulan komisyonlara kayıt yaptıramayan on binlerce Bedevi, ülkenin 1961’de bağımsızlığını kazanmasının ardından vatandaşlık dışında kaldı.
Bugün vatandaşlığını kaybeden ve başka bir vatandaşlık kanıtlayamayan bazı kişiler de benzer bir hukuki belirsizlikle karşı karşıya bulunuyor.
Bu kişiler, yıllardır gündelik hayatlarının doğal bir parçası olan kimlik belgeleri, eğitim, çalışma, seyahat, konut, gelir ve çocuklarının haklarının bir anda yeniden düzenlenmesi gereken dosyalara dönüşmesini “sivil ölüm” duygusuyla tarif ediyor.
Vatandaşlık belgesindeki statü değişse de kişinin doğduğu, büyüdüğü ve hayatını kurduğu ülkeyle bağı bir gecede ortadan kalkmıyor. Bu nedenle vatandaşlığını kaybedenler açısından mesele, yalnızca hukuki statü değişikliği değil, aynı zamanda “Artık Kuveytli değilsem kimim?” sorusuyla karşı karşıya kalmak anlamına geliyor.
Kaynak: AlArabyAlJadeed